Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
1131, sondan
5106. ayet;
7. sure ve
A'raf Suresinin
177. ayetidir.
A'raf Suresi 177. ayetinin kelime sayisi
9, harf sayısı
47 ve toplam ebced değeri ise
4151 olarak hesaplanmıştır.
A'raf Suresinin toplam ebced değeri
1054938 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
المص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ا (11)
ل (4)
م (4)
ص (0) bulunuyor.
ساء مثلا القوم الذين كذبوا باياتنا وانفسهم كانوا يظلمون
ساءمثلاالقومالذينكذبواباياتناوانفسهمكانوايظلمون
Sâe meśelen(i)-lkavmu-lleżîne keżżebû bi-âyâtinâ veenfusehum kânû yazlimûn(e)
Âyetlerimizi yalan sayan ve ancak kendilerine zulmeden bir kavmin durumu ne kötüdür!
Allah dileseydi o kişiyi âyetlerinden yararlandırarak yüceltirdi. Fakat o bunu istemedi, bulunduğu yere saplanıp kaldı, kendini dünyaya kaptırdı, yükselmeyi değil dünyaya çakılıp kalmayı tercih etti. Fıtratındaki yüksek ruhî ve zihnî melekeler onu imana çağırırken o nefsânî tutkularının peşinden gitti. Bu durumda gerçek anlamda insanlık değerini ve ayrıcalığını da yitirdiği için 176. âyette böyle bir insanın psikolojik durumu, sıcaktan veya başka herhangi bir sıkıntıdan dolayı dilini sarkıtıp devamlı soluyan, kovulsa da kendi haline bırakılsa da durumunu değiştirmeyen köpeğin haline benzetilmiştir. Bunca işaretlere ve kanıtlara rağmen o gibi insanlar da durum ve tutumlarını değiştirmemektedir. 177. âyette de bu tip insanların böyle bir aşağılık duruma düşmelerinin, yüce Allah’ın âyetlerini yalanlamaktan, onları hiçe saymaktan başka bir sebebinin bulunmadığı, yani insanın içine düştüğü kötülüğün sebebinin yine onun kendisi olduğu ifade buyurulmuştur. Ama –178. âyette de işaret edildiği gibi– en geniş planda hidayet de dalâlet de Allah’ın takdirine bağlıdır. Onun için insan daima Allah’a yönelmeli, her zaman O’nun yardım ve desteğine muhtaç olduğu bilincini korumalıdır.
Ayetlerimizi yalanlayan ve böylece kendilerine haksızlık etmiş olanların hâli ne kadar da kötüdür!
Âyetlerimizi yalanlayan ve kendine zulmedegelen gürûhun durumu ne kötü misaldir!
Âyetlerimizi yalanlayan ve böylece kendilerine haksızlık eden halkın durumu ne kötüdür.
Ayetlerimizi yalanlayanların ve (sapkınlık ve azgınlıklarıyla) yalnızca kendi nefislerine zulmedip (hüsrana uğrayanların) örneği (ve akıbeti) ne kötü (ve ürkütücü bir haldir).
Ne de çirkin bir örnektir delillerimizi yalanlayıp kendilerine zulmedenlerin hali.
Ayetlerimizi yalanlayan ve yaratılış gayesine aykırı hareket edenlerin durumu ne kötüdür.
Âyetlerimizi yalanlayan, doğru yoldan, İslâm'dan uzak durarak isyan ile, inkâr ile kendilerine yazık etmeyi, birbirlerine zulmetmeyi alışkanlık haline getiren kavimler ne kadar kötü, çirkin benzetmelere, anlatımlara konu oluyor.
Ayetlerimizi yalanlayarak sadece kendi kendilerine haksızlık eden topluluğun durumu ne kadar da kötüdür!
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve yalnızca kendi nefislerine zulmedenlerin örneği ne kötüdür.
Âyetlerimizi yalanlayıp ancak kendi nefislerine zulmeden topluluğun hâli ne kötüdür?
Ayetlerimizi yalanlayıp da kendilerine zulmeden toplumun örneği, ne kötü örnektir!
Bizim âyetlerimizi, yalanlayan kimselerin örnekleri ne kötüdür, onlarsa zulmeder kendilerine
Ayetlerimize gerekli ilgiyi göstermeyenlerin ve yaratılış gayesine aykırı hareket edenlerin durumu ne kötüdür.
Ayetlerimizi yalan sayan, kendine zulmeden millet ne kötü bir misaldir!
Âyetlerimizi yalanlayan ve kendilerine zulmetmiş olan kavmin durumu ne kötüdür!
Ayetlerimizi yalanlayan ve yalnızca kendi kendilerine haksızlık eden topluluğun örnekliği ne kötüdür!
Âyetlerimizi inkâr edip, sırf kendilerine zulmeden o kavmin hali ne kadar kötüdür!
Ne çirkin meselı var âyetlerimizi tekzib eden o kavmin ki sırf kendilerine zulm ediyorlardı
Âyetlerimizi yalanlayarak sırf kendilerine zulm etmekde olanlar güruhunun haali ne kötüdür!
Âyetlerimizi yalanlayan ve kendilerine de zulmetmekte olan kavmin misâli ne kötüdür!
Ayetlerimizi yalanlayan ve kendilerine haksızlık edenlere, bu topluluğun misali ne kadar kötüdür.
Âyetlerimizi yalan sayıp ancak kendilerine zulüm edenlerin hâli ne çirkin misal teşkil eder!
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve yalnızca kendi nefislerine zulmedenlerin örneği pek de kötüdür!
Evet, ayetlerimizi yalanlayan ve böylelikle, bizzat kendilerine yazık etmiş olan insanların durumu, ne kötüdür! Bu duruma düşmek istemiyorsanız, değer yargılarını Allah’tan, yani O’nun kitabından almalı, onun rehberliğinde hayat programınızı çizmelisiniz. Zira:
Bizim âyetlerimizi yalanlamış ve kendi nefislerine zulmetmiş Kavim ne kötü bir misâldir!
Kendi kendilerine zulmederek âyetlerimizi yalanlayan bir toplum, ne kötü bir örnektir.
Ayetlerimizi yalanlamaya kalkan toplumun hali ne kötüdür: çünkü işledikleri haksızlıklar (sadece) kendilerini yıkıma götürür.
Ne berbattır, ayetlerimiz karşısında yalana sarılan ve böylece kendilerine zulmedip yazık eden toplumun örneği! 6/21, 7/36- 182, 11/24, 45/21
Ne berbattır âyetlerimizi yalanlayan bir toplumun hâli; üstelik onlar (böyle yapmakla) kendilerine zulmetmiş oluyorlar.[1295]
[1295] Zulmün nasıl anlaşılması gerektiğiyle ilgili bkz: âyet 148’in ilgili notu.
O kavmin meseli ne çirkindir ki, Bizim âyetlerimizi tekzîp ettiler ve kendi nefislerine de zulmeder oldular.
Âyetlerimizi yalan sayarak sırf kendi kendilerine zulmeden o kimselerin hali, ne çirkin bir ibret levhasıdır!
Ayetlerimizi yalanlayan ve kendilerine de zulmeden topluluğun durumu ne kötüdür!
Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılan ve yanlışı kendilerine yapıp duran toplulukların hali ne kötüdür!
Ayetlerimizi yalanlayan ve böylece kendine zulmeden kavmin örneği ne kötü!
Âyetlerimizi yalanlayanların misali ne kötüdür! Onlar ancak kendilerine yazık ediyorlar. (25)
(25) Doğru yola iletenin de, saptıranın da Allah olduğunu bildiren âyetlerin yanlış yorumlanmasını önleyecek birçok âyet-i kerime vardır ki, bu iki âyet de onlar arasındadır. Anlatılan vak’a, tam anlamıyla bir kronolojik seyir izlemekte ve yanlış bir yoruma ihtimal bırakmamaktadır. Buna göre, kıssası anlatılan kimseye (1) önce Allah âyetlerini vermiş, (2) sonra o bundan sıyrılıp çıkmış, (3) bunun üzerine şeytan da onu peşine takmıştır. İlâhî iradenin rolü ise, bu olayın tahlili sırasında belirtilmekte ve “Dileseydik Biz onu yüceltirdik” buyurulmaktadır. Ancak İlâhî iradenin o şekilde tecellî etmemesinin nedeni de yine o kişinin kendi tercihidir; çünkü o, semâvî olandan yüz çevirmiş ve “yere saplanmıştır.” Bütün bunlardan dolayı da Allah ona hidayet vermeyi ve âyetleriyle yüceltmeyi dilememiştir. Yoksa Allah hiç sebepsiz yere kulunu inkâra ve sapıklığa zorlayıp sonra da onu cezalandırmış değildir. “Allah dilediğini doğru yola iletir, dilediğini de saptırır” şeklindeki ifadeleri içeren âyetlerin, böyle bir arka planının bulunduğu dikkatten uzak tutulmamalıdır. Nitekim bu mealdeki âyetlerden biri de hemen bu kıssayı izlemekte (178. âyet) ve konuya iyice açıklık getirmektedir.
Ayetlerimizi yalanlayan topluluğun vücut verdiği örnek ne kötüdür! Onlar öz benliklerine zulmediyorlardı.
yavuz oldı meŝeldin yaña ķavum anlar kim yalan duttılar āyetlerümüzi daħı gendüzilerine oldılar žulm eylerler.
Ne yaman meẟeli vardur ol ḳavmüñ ki yalanladılar bizüm āyetlerümüzi. Daḫı nefslerine ẓulm eylediler.
Ayələrimizi yalan hesab edib özlərinə zülm edənlər barəsində çəkilən məsəl necə də pisdir!
Evil as an example are the folk who denied Our revelations, and were wont to wrong themselves.
Evil as an example are people who reject Our signs and wrong their own souls.