Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1409, sondan 4828. ayet; 10. sure ve Yunus Suresinin 45. ayetidir. Yunus Suresi 45. ayetinin kelime sayisi 20, harf sayısı 87 ve toplam ebced değeri ise 6102 olarak hesaplanmıştır. Yunus Suresinin toplam ebced değeri 536028 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (15) ل (8) ر (4) bulunuyor.
Arapça Metin
ويوم يحشرهم كان لم يلبثوا الا ساعة من النهار يتعارفون بينهم قد خسر الذين كذبوا بلقاء الله وما كانوا مهتدين
Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün, sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi, aralarında tanışırlar. Allah’a kavuşmayı yalan sayanlar, ziyana uğramış ve doğru yolu bulamamışlardır.
Allah’ın huzurunda hesap vermek üzere mahşerde toplanan insanlar, kıyametin dehşetini ve âhiret hayatının sonsuzluğunu anladıklarında dünyadaki hayatlarının veya –daha zayıf bir görüşe göre– kabirde kaldıkları sürenin (bk. Zemahşerî, II, 192) “sadece günün bir saati kadar” kısa sürmüş bir hayat olduğunu (krş. Nâziât 79:46), hâlâ birbirlerini tanıdıklarına göre uzun bir süre ayrı kalmadıklarını, dolayısıyla kabirde bulundukları sürenin de çok fazla olmadığını düşüneceklerdir. Fakat daha sonra insanların dünyada yakınlığı bulunanlarla bağı kopacak, herkes başının derdine düşecek, dünyadaki iman ve ameline göre ya mutlu ve sevinçli olacak ya da kederlere boğulacaktır (bk. Abese 80:34-42); Allah’ın huzuruna çıkartılacaklarına, dünyada iken yapıp ettiklerinin hesabını vereceklerine inanmayan ve bunun sonucunda doğru yolda yaşama sorumluluğunu duymayanlar o gün en büyük hüsranla karşılaşacaklardır. Allah onları mahşerde topladığı vakit, kendilerine öyle gelir ki sadece gündüzün görüşüp tanışacakları bir saati kadar (dünyada) kalmışlar.
Mehmet Okuyan
(Allah) o gün onları, (dünyada) sanki günün ancak aralarında birbirleriyle tanışabilecekleri bir saati kadar kalmış gibi toplayacaktır. Allah ile karşılaşmayı yalanlayıp doğru yola gelmemiş olanlar elbette zarara uğramışlardır.
Onları huzuruna toplayacağı gün, gündüzün bir saatinden başka, dünyada durmamış gibidirler; birbirleriyle tanışırlar. Allah'a kavuşmayı yalanlayıp da doğru yolu tutmayanlar, hüsrana uğramışlardır.
Onları toplayacağımız gün; dünyada, ancak birbirleri ile tanışabilecekleri kadar kısa olan, gündüzün bir saati kadar yaşamış gibi gelecek kendilerine. Allah'a kavuşmayı yalanlayıp, doğru yola yönelmemiş olanlar, gerçekten hüsrana uğramışlardır.¹
1- Bu ve buna benzer birçok ayetten de açıkça anlaşıldığı gibi “kabir hayatı” denen bir hayat yoktur. Dolayısıyla kabir azabıyla ilgili söylenen şeylerin tamamı uydurmadır. Kabir azabı olsaydı azap görenler, yeniden diriltildiklerinde hiç bir saat kadar yaşamış olduklarını zannederler miydi. Bir saat işkence görmüş olmak, insana bir ömür kadar uzun gelmez mi?
Ahmet Akgül
(Allah’ın) Onları toplayacağı günde, sanki onlar dünyada sadece gündüzün bir parçası (kadar) kalmışlar da, aralarında tanışıyorlarmış gibi olacaklardır. Allah'a kavuşmayı (huzuruna çıkacaklarını) inkâr edip de, (hidayetten mahrum kalanlar,) elbette en büyük ziyana uğrayacaklardır. Zaten onlar hidayete ermiş (kimseler) değildi.
O gün onları tapısında öyle bir toplar ki kendilerini, dünyada sanki bir günün bir saati kadar eğlenmişler sanırlar. Aralarında tanışırlar, birbirlerini tanırlar. Allah'a kavuşacaklarını inkar edenler, şüphe yok ki zarara uğrarlar ve doğru yolu da bulamazlar.
Ve o gün Allah, onları huzuruna topladığı zaman, onlara öyle gelecek ki, yeryüzünde sanki sadece tanışmalarına yetecek kadar kısa bir süre, yani gündüzün bir saati kadar kalmış gibi olacaklar, vaktiyle Allah'ın huzuruna çıkarılacakları uyarısına, yalan gözü ile bakan ve bu yüzden doğru yolu tutmaktan geri duranlar, o gün bütün bütün yanılmış ve kaybetmiş olacaklar.
Allah'ın onları mahşerde toplayacağı gün, sıkıntının şiddetinden, sanki gündüzün bir kısmında, birbirleriyle tanışacak kadar bir süre dünyada birlikte yaşadıklarını hatırlarlar. Allah'ın huzurunda hesaba çekilmeyi ve cezayı yalanlayanlar hüsrana uğramışlardır. Doğru yola girmeye istekli de değillerdi.
Onları bir araya toplayacağımız gün dünyada sanki gündüzün bir anı kadar bile kalmadıklarını sanarak kendi aralarında tanışırlar. [2]Allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlamış ve doğru yola girmemiş olanlar zarara uğramışlardır.
2.Yani kıyamet günü Allah onları dirilttiğinde onlara adeta dünyada veya kabirlerinde sadece gündüzün bir saati kadar bir süre kalmışlar gibi gelir. İşte böyle bir günde onlar birbirlerini tanıyacaklardır.
Ali Bulaç
Gündüzün bir saatinden başka sanki hiç ömür sürmemişler gibi onları bir arada toplayacağı gün, onlar birbirlerini tanımış olacaklar. Allah'a kavuşmayı yalanlayanlar gerçekten hüsrana uğramışlardır. Onlar hidayete ermiş (kimseler) değildi.
Sanki (dünyada ve kabirlerinde) gündüzün bir saatinden başka durmamışlar gibi, Allah hepsini mahşere sevkedeceği gün, aralarında tanışacaklardır. Allah'ın huzuruna çıkacaklarını inkâr edip de hidayet yolunu tutmamış olanlar, muhakkak en büyük ziyana uğramışlardır.
Onları diriltip topladığımız gün, ancak gündüzden bir saat kadar (dünyada) beklemiş olduklarını sanacaklar. Kendi aralarında tanışacaklar. Daha önce Allah ile karşılaşmayı inkâr edenler ve doğru yolda olmayanlar, işte o gün zarar ederler.
(Allah) o kıyamet günü (onları) topladığı zaman (onlara öyle gelecek ki yeryüzünde) sanki sadece tanışmalarına yetecek kadar gündüzün bir saati kadar kalmışlar. (Vaktiyle) Allah'ın huzuruna çıkarılacakları uyarısını yalanlayan ve doğru yola girmekten geri duranlar (işte o zaman) en büyük kayba uğramış olacaklar.
İlla da kabir azabı görmek isteyenlere sormak lazım; “kabir azabı diye bir şey olsaydı, cehennem ehli yeniden diriltildiklerinde kabirde yaşadıkları işkence dolu hayatı unutarak sadece dünyada bir saat kadar yaşamış olduklarını zannederler miydi?” Aynı konuyu anlatan diğer ayetlere bakalım: “Orada ancak bir gün kaldınız” (Taha 20:104)“Allah inkâr edenlere: ‘Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?’ diye sorar. Onlar da ‘Bir gün veya günün bir kısmı kadar’ derler. Allah: ‘Az bir süre kaldınız. Keşke siz bunu bilmiş olsaydınız.’ buyurur.” (Müminun 23:112-114) Dünya-ahiret ilişkisini ortaya koyan bu ayetlerin kabir azabı neresindedir? Ayrıca hesap günü henüz olmamış, mizan kurulmamış, suçlular, suçsuzlar, haklılar, haksızlar, ödüller, cezalar belli olmamış… böyle bir durumda kabir azabından nasıl bahsedilebilir?
Diyanet İşleri (Eski)
Onları toplayacağı kıyamet günü, sanki gündüz, birbirleriyle sadece tanışacakları bir saat kadar kalmış gibidirler. Allah'ın karşısına çıkmayı yalan sayanlar kaybetmişlerdir.
Allah’ın onları, sanki günün ancak bir saati kadar kaldıklarını zanneder vaziyette yeniden diriltip toplayacağı gün aralarında birbirleriyle tanışırlar. Allah’ın huzuruna varmayı yalanlayanlar elbette zarara uğramışlardır. Zira onlar doğru yola gitmemişlerdi.
Onları topladığımız gün, sanki gündüzden bir saat kadar (dünyada) kalmışlar gibi birbirlerini tanırlar. ALLAH ile karşılaşmayı yalanlayanlar kaybedenlerdir. Doğruyu da bulmamışlardır.
Allah'ın onları haşredip toplayacağı günde, sanki onlar dünyada gündüz bir parça kalmışlar da aralarında tanışmışlar gibi olacak. Allah'ın huzuruna çıkacaklarına inanmamış ve doğru yolu tutmamış olanlar hiç şüphesiz en büyük ziyana uğramış olacaklar.
Sanki gündüzün bir saatinden başka durmamışlar gibi hepsini mahşere sevkedeceği gün beyinlerinde tanışacaklar, Allahın karşısına çıkacaklarını tekzib edib de doğru yolu tutmamış olanlar hakıkat husrana düşmüş bulunacaklar
O gün (kıyamet günü, Allah) hepsini bir araya toplayacak. Sanki onlar gündüzün bir saatinden başka (bir müddet) eğlenmemişlerdir. Birbirini tanıyacaklardır. Allahın karşılarına çıkacaklarını yalan sayıb da doğru yolu tutmamış bulunanlar muhakkak en büyük zarara uğramışdır.
(Allah'ın) onları (mahşerde) toplayacağı gün, sanki (onlar dünyada) gündüzün bir saatinden başka kalmamış gibidirler; aralarında birbirlerini tanıyacaklardır. Allah'a kavuşmayı yalanlayanlar muhakkak hüsrâna uğramış ve hidâyete eren kimselerden olmamışlardır.
Onlar, diriltilip kaldırıldıkları gün, sanki gündüzün bir saati kadar kalmış olduklarını zannederler ve onlar, kendi aralarında birbirlerini iyi tanırlar. İşte doğru yol üzerinde olmadıkları için, Allah ile karşılaşıp hesap vermeyi yalanlayanlar, kendilerine yazık etmiş olanlardır.
O gün Allah onları sanki gündüz bir saat kadar kalmışlar gibi bir halde toplayacak. Onlar da kendi aralarında birbirlerini tanıyacaklardır [⁴]. Allah/a kavuşmayı yalan sayanlar hem ziyankâr olmuşlar, hem uçmak yolunu bulamamışlardır.
İsmail Hakkı İzmirli Yunus Suresi 45. Ayet Açıklaması
[4] Birbirlerini unutacak kadar vakit geçirmemişlerdir.
Kadri Çelik
Gündüzün bir saatinden başka sanki (dünyada) hiç durmamışlar gibi onları bir araya toplayacağı gün (hiç ayrılmamışlar gibi) birbirlerini de tanıyacaklardır. Allah'a kavuşmayı yalanlayanlar gerçekten hüsrana uğramışlardır. Onlar zaten hidayete ermiş kimseler değillerdi.
O gün Allah onları diriltip mahşerde topladığı zaman, yaşadıkları bir ömür, insanlara o kadar kısa gelecek ki, sanki gündüz vakti aralarında tanışıverdikleri kısacık bir an kadar yeryüzünde kaldıklarını zannedecekler. İşte o zaman, dünya hayatının geçici zevkleri uğruna ebedî mutluluğu kaybetmenin ne büyük bir gaflet olduğunu anlayacaklar. Evet, günün birinde Allah’ın huzuruna çıkarılacakları gerçeğini inkâr eden ve bunun en doğal sonucu olarak doğru yola girmekten kaçınanlar, o Gün korkunç bir hüsrana uğrayacaklar!Ey Peygamber! Sana diş bileyen, seni ortadan kaldırmak için türlü komplolar hazırlayan zâlimler, şunu iyi bilsinler ki:
Onları bir araya toplayacağı gün sanki tanışacakları Gündüz’den bir saat kadar kalmış gibidirler.
Allah ile karşılaşmayı yalanlayanlar kesinlikle hüsrana düşmüştür.
Hidayete ermiş değillerdi.
Allah, onları mahşerde toplayınca onlara (dünya hayatı); sanki birbirleriyle görüşüp tanıştıkları bir günün, bir anı kadar gelecek. Allah’a kavuşacaklarını yalanlayarak doğru yolu bulamayanlar, işte o gün perişan olacaklardır.
Ve o Gün Allah onları [huzuruna] topladığı zaman [onlara öyle gelecek ki yeryüzünde] sanki sadece tanışmalarına yetecek kadar (kısa bir süre), sadece gündüzün bir saati kadar kalmışlar; 65 (vaktiyle) Allah'ın huzuruna çıkarılacakları uyarısını yalanlayan ve [bu yüzden] doğru yolu tutmaktan geri duranlar (o Gün) bütün bütün yanılmış, kaybetmiş olacaklar.
Onların hepsini bir araya toplayacağı o gün, sanki gündüzün bir vaktinde birbirleriyle tanışacakları bir zaman kadar kalmış olduklarını sanacaklar. Allah ile karşılaşmayı hesaba katmayıp doğru yolda gitmeyenler kesinlikle kaybetmiş olacaklar. 20/103- 104, 30/55- 56, 46/35, 210/17, 45/34- 35, 59/19
Ve o Gün gelip de Allah onları bir araya topladığı zaman, onlara (dünyada) sanki birbirleriyle tanışmalarına yetecek kadar, yalnızca gündüzün bir saatinde kalmışlar (gibi gelecek);[1622] doğrusu, Allah’ın huzuruna çıkarılacakları gerçeğine yalan gözüyle bakan ve doğru yola yönelmemekte ısrarcı davranan kimseler (o gün) hepten kaybetmiş olacaklar.
Mustafa İslamoğlu Yunus Suresi 45. Ayet Açıklaması
[1622] Bu cümleyi şöyle çevirmek de mümkündür: “Ve sanki yalnızca gündüzün bir saatinde kaldıklarını (sandıkları bir hayatın ardından), o gün Allah onları bir araya toplayınca birbirleriyle tanışacaklar.” Mahşer hakkındaki Kur’anî tasvirlerin mefhumuna, tercih ettiğimiz çeviri daha uygun düşmektedir. Dünya hayatının kısalığı üzerine krş: 20:104.
Ömer Nasuhi Bilmen
O gün ki onları (mahşere) toplayacaktır. Sanki (dünyada) gündüzün bir saat kadar kalmış gibi olacaklardır. Birbirlerini tanıyacaklardır. Allah Teâlâ'ya çıkacaklarını yalan sayanlar, muhakkak ki hüsrâna uğramışlardır. Ve doğru yola ermiş olmamışlardır.
Kıyamet günü Allah hepsini bir araya toplayacak. Dünyada, gündüzün ancak bir saati kadar yaşamış gibi gelecek kendilerine. O şekilde ki sadece birbirlerini görünce tanıyacakları kadar yaşadıklarını sanacaklar. Allah'a kavuşmayı yalan sayıp da doğru yolu tutmamış olanlar, en büyük kayba uğramışlardır. [79, 46; 20, 104; 70, 11-15; 23, 101; 77-15]
Onları bir araya toplayacağı gün, sanki onlar sadece gündüzün, görüşüp, tanıştıkları bir sa'ati kadar dünyada kalmış olurlar. Allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlayıp, yola gelmemiş olanlar, en büyük ziyana uğramışlardır.
Onları bir araya toplayacağı gün sanki gündüzün, tanışmayla geçen bir saati dışında dünyada bulunmamış gibi olurlar. Allah ile karşılaşmayı yalan sayanlar kaybedeceklerdir. Onlar yola gelmiş değillerdir.
Onları toplayacağı gün, sanki gündüz birbirleriyle tanışacakları bir zaman kadar kalmış gibidirler. Allah ile karşılaşmayı yalanlayıp doğru yolda olmayanlar kaybetmişlerdir.
Allah onları huzurunda topladığı gün, dünyada sanki gündüzün az bir vakti kadar kalmış gibidirler ve birbirlerini tanımaktadırlar. Allah'a kavuşmayı yalan sayıp da doğru yolu bulamayanlar ise hüsrana düşmüşlerdir.
Onları huzuruna toplayacağı gün, gündüzün bir saatinden başka, dünyada durmamış gibidirler; aralarında tanışırlar. Allah'a kavuşmayı yalanlayıp da doğru yolu tutmamış bulunanlar, hüsrana uğramışlardır.
daħı ol gün kim ķoparavuz anları taman döllenmediler gibi ya'nį sinde illā bir śā'at gündüzden biribirini bileler aralarında. bayıķ ziyānlu oldı anlar kim yalan duttılar Tañrı’yı görmekliġi daħı olmadılar ŧoġru yol dutıcılar.
Ol gün ki ḥaşr iderüz anları, ṣanasın ki durmadılar sinlerinden, illā bir sā‘atgündüzden, bilişürler biri biri‐y‐ile. Taḥḳīḳ ziyānlu oldı ol kişiler ki yalan‐ladılar Allāh ḥażretine durmaġı. Daḫı doġrı yol üstine durmadılar.