

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadîsi Buhari -Nevâkîtü's - Salât» bahsinde tahrîc etmişdir. Onu Ebu Dâvûd, Nesâî, imam Ahmed b. Hanbel, İbni Huzeyme ve başkaları Ebu Saîd-i Hudrî (Radiyallahû anh) 'dan tahrîc etmişlerdir. Hadîsin o rivayetteki metni şöyledir : «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde akşam namazını kıldık; ama yatsı için gecenin aşağı yukarı yarısı geçmeden yanımıza çıkmadı. (Yanımıza geldiği vakit) : «Şüphesiz ki insanlar namazlarını kıldılar; yataklarına yattılar, sizler ise namazı beklediğiniz müddetçe elbette namazda olmakda dâimsiniz. Eğer zâıflerin za'fı, hastaların hastalığı, hacet sahiplerinin ihtiyâcı olmasaydı ben, bu namazı mutlaka gecenin yarısına te'hîr ederdim!, buyurdular. Bu hadîsi İbni Mâce yine Ebu Saîd (Radiyallahû anh) dan şu lâfızlarla tahrîc etmişdir: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) akşam namazını kıldırdı. Sonra gecenin yarısı oluncaya kadar (mescide) çıkmadı. Sonra çıkarak cemaata namazı kıldırdı; ve: «Eğer zayıflarla hastalar olmasaydı ben, bu namazı gece yarısına te'hîr etmek isterdim; buyurdu.» Tirmîzî dahî bu mânâda bir hadîsi Hz. Ebu Hureyre'den rivayet etmişdir. Bakî': Geniş yer, sâhâ; demekdir. Ağaçlı olması yahut hiç olmassa içinde ağaç kütükleri bulunması şarttır. Buthân'ın, Medine'de bir vâdî olduğunu önce görmüşdük. Bu hadîsde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ne ile meşgul olduğu bildirilmemiş yalnız: «Kendine âid bir işle biraz meşgul bulduk» denilmişdir. Taberânî 'nin «Mu'cem»inde sahih bir rivayetle Hz. Câbir'den nakledildiğine göre Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o anda ordu techîzi ile meşgul imiş. Hadîsin râvîsi Ebu Müse'l-Eş'ar î (Radiyallahû anh) aslen Yemenlidir. Eş'arîler kabilesine mensûbdur. Bu kabile Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in zuhurunu Yemende işitmişler, içlerinden Ebu Mûse'l-Eş'arî elliüç kişi ile birlikde Medine'ye hicrete karar vermişler ve bir gemiye binerek yola çıkmışlar. Denizde fırtınaya tutularak Habeşistan sahillerine sığınmışlar. Orada yedi sene kalmışlar. Bu esnada Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in amcası oğlu Ca'fer b. Ebî Tâlib ile buluşmuşlardır. Hz. Ca'fer, onlara kendisi ile bir cemaatın Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından Habeşistan'a gönderildiğini söylemiş; ve bir kaç zaman için onların da Habeşistan'da kalmalarını teklif etmiş. Onlar da bunu kabul ederek Habeşistan'a inmişler. Nihayet hepsi birlikde Medine yolunu tutmuşlar. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i Hayber'in fethi esnasında görmüşler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hem Ca'fer (Radiyallahû anh) 'in hem de Ebu Mûsâ'nın kaafilelerine ganimet mallarından hisseler ayırmış; kendilerini taltif etmişdir. Eş'arîler, Medine'ye geldiklerinde Buthân vadisi sahasına inmişlerdir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.