Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
1486, sondan
4751. ayet;
11. sure ve
Hûd Suresinin
13. ayetidir.
Hûd Suresi 13. ayetinin kelime sayisi
18, harf sayısı
75 ve toplam ebced değeri ise
6291 olarak hesaplanmıştır.
Hûd Suresinin toplam ebced değeri
537792 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ا (10)
ل (5)
ر (4) bulunuyor.
ام يقولون افتريه قل فأتوا بعشر سور مثله مفتريات وادعوا من استطعتم من دون الله ان كنتم صادقين
اميقولونافتريهقلفأتوابعشرسورمثلهمفترياتوادعوامناستطعتممندوناللهانكنتمصادقين
Em yekûlûne-fterâh(u)(s) kul fe/tû bi’aşri suverin miślihi mufterayâtin ved’û meni-steta’tum min dûni(A)llâhi in kuntum sâdikîn(e)
Yoksa “onu (Kur’an’ı) uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Allah’tan başka gücünüzün yettiklerini de (yardıma) çağırıp, siz de onun gibi uydurma on sûre getirin.”
İnkârcılar Hz. Muhammed’in peygamber olduğuna inanmıyor, Kur’an’ın bir vahiy ürünü değil, kendisinin uydurduğu düzmece bir kitap olduğunu, ancak insanlar tarafından kabul edilmesi için Allah’tan gelen bir vahiy olarak ileri sürdüğünü iddia ediyorlardı. 13. âyet onların bu iddialarına cevap vermekte ve herhangi bir insanın da böyle üstün meziyetlerle donatılmış bir kitabı getirebileceğine inanıyorlarsa, Allah’tan başka yardıma çağırabilecekleri yüksek düzeyli edip, şair ve benzeri kimseleri de çağırarak Kur’an’ın tamamının değil sadece on sûresinin benzerini getirmelerini istemek suretiyle onlara meydan okumaktadır. Bu miktar Yûnus sûresinin (10) 38. âyeti ile Bakara sûresinin 23. âyetinde bir sûreye kadar indirilmiş olmasına rağmen Arapça’yı en güzel bir şekilde kullanan müşrikler buna cesaret edemedikleri gibi bir âyetin benzerini dahi yapamamışlardır. 14. âyette ise Hz. Peygamber’in, inkârcılara hitaben, “Eğer size cevap veremezlerse, biliniz ki Kur’an ancak Allah’ın ilminin eseri olarak indirilmiştir ve O’ndan başka tanrı yoktur” demesi emredilerek, Allah’tan başka hiçbir kimsenin böyle bir kitabı ortaya koyamayacağına işaret edilmekte ve Kur’an’ın Allah’ın ilmiyle indirildiği, O’ndan başka tanrı olmayıp böyle bir kitabın indirilmesinde hiçbir kimsenin katkısı bulunmadığı vurgulanmaktadır. Âyetin sonundaki “Artık teslimiyet gösterecek misiniz?” cümlesi de bütün bu olup bitenlerden sonra inkârcıların Kur’an’ın Allah kelâmı olduğuna inanmaları ve müslüman olmalarının gerektiğine dikkat çekmekte ve onları gerçeği kabule çağırmaktadır. İnkârcılarsa Kur’an’ın bu meydan okumasına ilim ve fikirleriyle cevap vermekten âciz kaldıklarını görünce kılıçlarıyla karşılık vermeye kalkışmışlar, bu sebeple müslümanlarla aralarında birçok savaş meydana gelmiştir (Kur’an’ın meydan okuması konusunda bilgi için bk. Bakara
2:23).
Bazı müfessirler 14. âyetin müslümanlara hitap ettiğini belirterek âyeti şöyle yorumlamışlardır: Eğer inkârcılar Kur’an sûrelerinin benzeri on sûreyi getiremezlerse, biliniz ki Kur’an Allah’ın ilminin eseri olarak indirilmiştir, beşer gücü böyle bir kitabı getirmekten âcizdir ve Allah’tan başka tanrı yoktur. Bu sebeple siz teslimiyet gösterip müslümanlığınızda sebat etmelisiniz. Çünkü siz her ne kadar inkârcıların aczi ortaya çıkmadan önce müslüman oldunuzsa da, onların Kur’an’ın on sûresinin benzerini getirmekten âciz kalmaları sizin basiretinizi ve imanda sebatınızı daha da kuvvetlendirmiş olmalıdır (bk. Şevkânî, II, 552-553).
Yoksa “Onu (Muhammed) uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Doğruysanız Allah’tan başka, gücünüzün yettiklerini çağırın da onun benzeri uydurulmuş on sure getirin!”
Hz. Muhammed’e “müfteri” suçlamasıyla ilgili benzer mesajlar: Yûnus
10:38; Nahl
16:101; Enbiyâ
21:5; Furkân
25:4; Secde
32:3; Sebe’
34:8; Şûrâ
42:24; Ahkâf
46:8.,Bu ayet [tehaddî] denen “meydan okuma” ayetlerinin üçüncüsüdür. Bütün Kur’an’la ilgili herhangi bir meydan okuma olmamıştır. Meydan okuma ayetleri sırasına göre (yaklaşık 60-70 surelik meydan okuma için) İsrâ
17:88, Tûr
52:34; (on surelik için) Hûd
11:13; (tek sürelik için ise) Yûnus
10:38 ve Bakara
2:23-24’tedir.
Yoksa, “onu kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru iseniz, Allah'tan başka çağırabildiklerinizi yardıma çağırın da onun gibi uydurulmuş on sûre getirin.”
Yoksa “Onu uydurdu.” mu diyorlar? De ki: “Eğer, doğru söylüyorsanız haydi ona benzer on sure getirin. Allah'tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın.”
Yoksa (Senin için, Kur'an’ı) “O uydurdu” mu diyorlar? (Onlara) De ki: “Siz bu sözünüzde sadık, samimi ve gerçekçi iseniz, Allah’tan başka gücünüz yettiklerinden de kimi (yardıma) çağırırsanız çağırın (böylece), Onun gibi (Kur’an’a benzer; hepsinden vazgeçtik, hiç değilse) on sure uydurup meydana getirin (de görelim) .”
Yoksa kendi uyduruyor mu diyorlar? De ki: Hadi, gerçekseniz, Allah'tan başka gücünüz kime yetiyorsa, kimlere güveniyorsanız onları da çağırın da hep beraber, buna eşit on sure meydana getirin.
Yoksa, Kur'ân'ı Peygamber mi uydurdu diyorlar? De ki: Haydi öyleyse Kur'ân'a benzetebilmek için uyduracağınız on sûre getirin; ve sözünüzde doğrulardan iseniz Allah'tan başka gücünüzün yettiği kimseleri de yardıma çağırabilirseniz çağırın.
Yoksa:
“Kur'ân'ı Peygamber uydurdu” mu, diyorlar. Sen de onlara:
“Haydi siz de, onun sûrelerine benzer uydurulmuş on sûre getirin. Eğer iddianızda doğru iseniz, Allah'ın dışında, kulları durumundakilerden çağırabileceklerinizin hepsini çağırın.” de.
Yoksa: "Onu kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer doğru sözlü iseniz onun surelerinin benzeri on tane uydurulmuş sure getirin ve Allah'tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın."
Yoksa: 'Onu kendisi uydurdu' mu diyorlar? De ki: 'Haydi siz, yalan üzere uydurulmuş olarak onun benzeri on sûre getirin ve eğer doğruysanız, Allah'tan başka çağırabildiklerinizi çağırın.'
Yoksa, Kur'ân'ı kendisi uydurdu mu, diyor müşrikler? O halde şöyle de: “- Haydin onun gibi uydurma on sûre getirin ve bunun için, Allah'dan başka gücünüzün yettiğini de çağırın. Eğer doğru söylüyorsanız, bunu yaparsınız.”
Yoksa “o bunu uydurdu” mu diyorlar? De ki: Uyduruk da olsa, bunun benzerinden on sure getirip ortaya koyun. Allah’tan başka çağırabildiklerinizi de çağırın. Eğer (bu iddianızda) doğru iseniz…
Onlar: «Onu uydurdu mu?» diyorlar, diyesin ki: «sözünüzde gerçekseniz, Allahtan başka, gücünüz yettiğini çağırınız da onun gibi, on sürelik uydurmalar getirsinler»
Yoksa Kur'an'ı kendisi uydurdu mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru sözlü iseniz, Allah'tan başka çağırabildiklerinizi (yardıma) çağırın ve siz de onun gibi uydurma on sure getirin.”
Bkz.
2:23,
10:38,
17:88Burada inkârcılardan, Kur’an’daki ilahi metinler ayarında on sûreye denk gelebilecek bir eser ortaya koymaları isteniyor. Onlar bunu yapamayınca, Bakara
2:23 ve Yunus
10:38. âyetlerinde olduğu gibi belagat ve tesirde onun ayarında herhangi bir sûre getirmeleri isteniyor. Üstelik getirecekleri bu çalışmanın illa da hakikat ifade eden bir eser olması gerekmiyor, uydurma bir çalışma da olabilir yeter ki belagat ve fesahat bakımından eşit durumda olabilsin.Kur’an’ı Muhammed uyduruyorsa, onu susturmak için bundan daha büyük fırsat mı olur? Sizler güzel edebiyat yapan, şiirler yazan söz ustaları değil misiniz? İşte size fırsat! Onun uydurduğunu iddia ettiğiniz herhangi bir sûre gibi bir ya da birkaç sûre yazacaksınız, olup bitecek.
Senin için: "Onu uydurdu" diyorlar, öyle mi? De ki: "Öyleyse onun surelerine benzer uydurma on sure meydana getirin, iddianızda samimi iseniz, Allah'tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın."
Yoksa, «Onu (Kur'an'ı) kendisi uydurdu» mu diyorlar? De ki: Eğer doğru iseniz Allah'tan başka çağırabildiklerinizi (yardıma) çağırın da siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin.
Bu meydan okumanın Arapçayı en güzel bir şekilde kullananlara yöneltilmesi dikkat çekicidir. Daha sonra inen âyet-i kerimelerle bu miktar üç âyete kadar indirilmesine rağmen onlar buna da cesaret edememişler ve kılıçla karşılık vermek zorunda kalmışlardır. Bu sonuç Kur’an’ın Allah kelâmı olduğunun büyük bir delilidir.
"Onu (Kuran'ı) o uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Haydi ona benzer, uydurulmuş on sure getirin. ALLAH'tan başka tüm dostlarınızı da çağırın, doğru sözlülerseniz!"
Kuran'ın matematiksel sistemi taklid edilemez.
Yoksa "onu kendi uydurdu" mu diyorlar? O halde sen de onlara de ki: "Haydi siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin. Allah'dan başka çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın. Eğer doğru söylüyorsanız" (bunu yaparsınız).
Yoksa, onu kendi uydurdu mu diyorlar? Öyle ise de; haydin onun gibi uydurma on sûre getirin, Allahdan başka gücünüzün yettiğini de çağırın, eğer doğru söylüyorsanız bunu yaparsınız
Yoksa onu (Kur'ânı) kendisi mi uydurdu diyorlar? De ki: «O halde haydi siz de onun gibi on sûre getirin düzme ve uydurma olarak. Allahdan başka kime gücünüz yetiyorsa (kime güveniyorsanız) onları da (yardıma) çağırın, eğer (iddianızda) doğrucular iseniz.
Yoksa: “Onu (o Kur'ân'ı, kendisi) uydurdu” mu diyorlar? (Habîbim, yâ Muhammed!) De ki: “Eğer (iddiânızda) doğru kimseler iseniz, o takdirde onun benzeriuydurulmuş on sûre getirin! (Yardım için) Allah'dan başka gücünüzün yettiklerini de çağırın!”(1)
(1)“(Âyet-i kerîme diyor:) ‘Kur’ân’ın mecmûuna (tamâmına) olmasın da, yalnız on sûresinin nazîrini(benzerini) getiriniz! Haydi on sûresine mukābil (karşılık) hakīkī doğru olarak bir nazîre getiremiyorsunuz; haydi hikâyelerden, asılsız kıssalardan terkîb ediniz! Yalnız nazmına ve belâğatına (ifâdesindeki güzelliğe)nazîre olsun getiriniz! (...) Yoksa din, can, mal, ıyâlleriniz (âileleriniz), dünyada da âhirette de tehlikeye düşecektir!’ (...) İşte hiçbir âkıl (akıl sâhibi), husûsan o zamanda Cezîretü’l-Arab’daki (Arab yarımadasındaki) adamlar, husûsan Kureyşîler gibi zekî adamlar, bir tek edîbleri (edebiyatçıları), Kur’ân’ın bir tek sûresine nazîre yapıp, Kur’ân’ın hücûmundan kurtulmasını te’mîn ederek, kısa ve kolay yolu terk edip, can, mal, ıyâlini tehlikeye atıp, en müşkilâtlı yola sülûk eder (gider) mi? Elhâsıl, meşhur Câhız’ın dediği gibi: ‘Muâraza-i bil-hurûf (harflerle karşı koyma) mümkün olmadı, muhârebe-i bi’s-suyûfa (kılıçla savaşmaya) mecbûr oldular!’ ” (Zülfikār, 19. Mektûb, 85-86)
O’nu (Kur’an’ı) kendisi uydurdu diyorlar ise, onlara deki “Uydurulmuş bu Kur’an ın benzeri on sure meydana getirin ve eğer doğru söylüyorsanız, Allah’dan başka, o’nun benzerini uydurmak için gücünüzün yettikleri kim varsa çağırın.
Yoksa onu uydurdu mu derler [¹]. Onlara de ki: dâvanızda gerçek iseniz onun gibi on sûre uydurup getirin, Allah/tan başka gücünüz yetenleri de çağırın.
Yoksa: “Onu kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Öyleyse siz de yalan üzere uydurulmuş benzeri on sure getirsenize ve eğer doğru sözlüler iseniz Allah'tan başka gücünüzün yettiğini de çağırın!”
Yoksa inkâr edenler, “Kur’an’ı Muhammed uydurdu!” mu diyorlar? O zaman onlara de ki: “Eğer benim gibi okuma yazması bile olmayan bir kişi; böyle muhteşem sûreler ‘uydurabiliyor’ ise, o hâlde; Haydi, siz de ifâde güzelliğinde, ortaya koyduğu mükemmel hayat tarzında Kur’an’la boy ölçüşebilecek bir kitap, veya en azından Kur’an sûreleri ayarında on tane uydurulmuş sûre meydana getirin bakalım! Eğer Kur’an’ı Muhammed uydurduysa, onu susturmak için bundan daha iyi bir fırsat olabilir mi? Öyle ya, İslâm’ı yok etmek için bunca zahmet çekmeye, malınızı mülkünüzü, çoluk çocuğunuzu bu uğurda fedâ etmeye ne gerek vardı? Onun ‘uydurduğu!’ sûreler gibi birkaç sûre yazarsınız, olur biter. Zira hepiniz güzel söz söyleme sanatını iyi bilen edebiyat ustalarısınız. ‘Yok buna tek başımıza güç yetiremeyiz’ diyorsanız, o zaman Allah’tan başka yardıma çağırabileceğiniz kim varsa, becerisine güvendiğiniz bütün şâirlerinizi, edebiyatçılarınızı, filozoflarınızı, ilim ve fikir adamlarınızı çağırın! Çağırın da, hepiniz el ele vererek güzellik ve doğrulukta Kur’an’la boy ölçüşebilecek on sûre, hadi ondan da vazgeçtik, hiç değilse bir tek sûre yazın; tabii eğer bu iddianızda samîmî iseniz...
Yoksa, “Onu uydurdu!” mu diyorlar?
De ki:
-“Doğru söyleyen / sadık idiyseniz, hadi, uydurulmuş onun benzeri on sûre getirin!
Allah’tan başka çağırabilceğiniz kimseleri de çağırın!”.
Yahut: “O (Kur’an’ı) kendisi uydurdu”mu diyorlar? (Ey Muhammed! Onlara); “eğer doğru söylüyorsanız haydi siz, Allah’tan başka çağırabileceğiniz kim varsa (hepsini yardıma) çağırarak, onun benzeri on sûre uydurup getirin (bakalım).”1 de.
1 Bu, çok önemli bir meydan okumadır. Zîrâ Allah’tan başka hiçbir düşünce ve sistem, bu kadar net bir şekilde kendi sistemini tartışmaya açamaz, hattâ açma cesaretinde bile bulunamaz. Bu da Kur’an’ın tam bir hikmet olduğunun ispatıdır. Bu meydan okumaya o günkü ve bugünkü kâfirlerden, tarih boyunca bir cevap gelmemiştir ve gelemeyecektir. Hattâ bu meydan okuma Kur’an’ın tümünden, bir âyete kadar indirilmesine rağmen. Bk. (Bakara: 23, Yûnus: 38, İsrâ: 88, Tûr: 34)
ve bunun içindir ki: “Onu [Kur’an'ı] [Muhammed'in kendisi] uydurdu!” 23 diyorlarsa, [onlara] de ki: “Madem öyle, doğru sözlü kimselerdenseniz, 24 o zaman, onunkilerle aynı değerde insan zihninden çıkma on sure getirin (de görelim); hem [bu iş için] Allah'tan başka kimi [yardıma] çağırabilirseniz çağırın.
Yoksa: – Bu Kuran’ı kendisi uydurdu mu diyorlar? De ki: – Eğer iddianızda samimi iseniz Allah ile aranıza koyduğunuz herkesi yardıma çağırın da uydurulmuş on sure de siz getirin bakalım. 10/38, 17/88, 46/8
Yoksa “onu o uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Madem öyle, eğer dürüstseniz haydi Allah dışında gücünüzün yetip elinizin erdiği herkesi yardıma çağırın; siz de onun seviyesinde ‘uydurulmuş’ (!)[1702] on sûre getirin de (görelim)![1703]
[1702] İnkârcı muhataplara nükteli bir meydan okuma. Parantezli ünlem, kelimede içkin olan ince ironiye işaret eder.
[1703] Bakara 24 ve Yûnus 38’de bu meydan okuma mutlak olarak herhangi bir sûre içindir. Buradaysa “on sûre getirin” şeklinde yer almaktadır. Bu, bazı müfessirleri Yûnus sûresinin Hûd’dan sonra indiği sonucuna götürmüştür (İbn Atıyye). Menâr sahibi bu meydan okuyuşun kıssalar için geçerli olduğunu söyler.
Yoksa, «O'nu kendisi uydurdu?» mu diyorlar? De ki: «Onun mislinden on sûre uydurmalar olarak getiriniz, Allah Teâlâ'dan başka gücünüz yettiği kimseleri de davet ediniz, eğer sâdık kimseler oldunuz ise.»
Yoksa “Kur'ân'ı kendisi uydurmuş. ” mu diyorlar. De ki: “İddianızda tutarlı iseniz, haydi belagatte onunkine benzer on sûre getirin, isterse kendi uydurmanız olsun ve Allah'tan başka çağırabileceğiniz herkesi de yardımınıza çağırın! [2, 23; 10, 38]
Kur’ân, önce Kur’ân ayarında bir söz, bir eser ortaya koymalarını isteyerek insanlara, meydan okudu. Onlar, bunu yapamayınca, belagat ve tesirde onun ayarında, bari on sûre miktarında bir nazire istedi (10,38-39). Sonra bu ayette “Söylenen şeylerin gerçek olması da şart değil, uydurma, rast gele şeyler dahi söyleyebilirsiniz!” diye serbestlik tanıdı. Bunu da yapamadılar. Bu hem arap ediplerinin en mahir oldukları alandaki aczlerini, hem de putlarının aczlerini ortaya koymuş oluyor, böylece Kur’ân’ın Allah kelamı olduğu kesinleşiyordu.
Yoksa, "O'nu uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Öyleyse siz de onun benzeri on uydurulmuş sure getirin; eğer doğru iseniz Allah'tan başka, çağırabildiklerinizi de (yardıma) çağırın (da bunu yapın)!"
Yoksa onu (Kur’an’ı), o uydurdu mu diyorlar? Onlara de ki “İddianızda samimi iseniz, Allah ile aranıza koyduklarınızdan çağırabileceğiniz herkesi çağırın da bunun dengi on sure uydurup getirin bakalım.”
[*] Dûn, sözlükte, üstün zıddı, en üst mertebeden beri, ondan aşağıca, yakın, önce ve başka anlamlarına gelir. Açıklamalar böl. "Dûn = Allah'a Karşı Aracılık" başlıklı yazıya bkz.
Yoksa:-Onu kendisi uydurdu mu diyorlar? De ki: -Ona benzer uydurulmuş on sûre getirin. Eğer doğru iseniz Allah'tan başka gücünüzün yettiği kimseleri de çağırın!
Yoksa “Onu kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: O zaman, Allah'tan başka kimi yardıma çağırabiliyorsanız çağırın ve uydurma şeylerle dolu da olsa, ona benzer on tane sûre getirin—iddianızda doğru iseniz.
Yoksa, "Onu uydurdu" mu diyorlar! De ki: "Öyleyse hadi, onun benzeri, uydurma on sure de siz getirin; eğer doğru sözlüler iseniz, Allah'tan başka çağırabildiklerinizi de çağırın."
belki eydürler “yalan baġladı anı.” eyit “getürüñ on sūretler ancılayın yalan baġlanmış daħı oķıñ anı kim gücüñüz yitti Tañrı’dan ayruķ eger olasız girçekler.”
Eydürler mi ki: Öz yanından yalan söyledi Ḳur’ānı. Eyit: Pes siz daḫı getü‐rüñüz anuñ gibi on sūre yalan‐ıla düzülmiş. Daḫı ḳıġıruñuz size yardım eylemege kime gücüñüz yitişse insden ve cinden Tañrı Ta‘ālādanözge, eger siz girçek iseñüz.
Yoxsa (müşriklər): “Onu (Qur’anı) özündən uydurdu!” - deyirlər. (Onlara) de: “Əgər doğru deyirsinizsə, onun kimi özünüzdən on surə uydurub gətirin və (bu işdə) Allahdan başqa, kimi bacarırsınızsa, onu da köməyə çağırın.
Or they say: He hath invented it. Say: Then bring ten surahs, the like thereof, invented, and call on everyone ye can beside Allah, if ye are truthful!
Or they may say, "He forged it," Say, "Bring ye then ten suras forged, like unto it, and call (to your aid) whomsoever ye can, other than Allah.- If ye speak the truth!(1510)*