Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1697, sondan 4540. ayet; 12. sure ve Yusuf Suresinin 101. ayetidir. Yusuf Suresi 101. ayetinin kelime sayisi 21, harf sayısı 103 ve toplam ebced değeri ise 7622 olarak hesaplanmıştır. Yusuf Suresinin toplam ebced değeri 497284 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (19) ل (14) ر (4) bulunuyor.
Arapça Metin
رب قد اتيتني من الملك وعلمتني من تأويل الاحاديث فاطر السموات والارض انت ولي في الدنيا والاخرة توفني مسلما والحقني بالصالحين
Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat.”
Diyanet İşleri (Yeni) Yusuf Suresi 101. Ayet Tefsiri
Hz. Yûsuf, mülkü ve onu yönetmek için gerekli olan olayları yorumlama ilmini kendisine yüce Allah’ın verdiğini, dünyada da âhirette de kendisini yönetip himaye eden velîsinin Allah olduğunu zikrederek O’na şükranlarını arzediyor ve dünyada insana verilen imkânların “iyi bir insan ve iyi bir müslüman olma” amacına hizmet etmesi gerektiğini vurguluyor (velî hakkında bilgi için bk. Bakara 2:257; Nisâ 4:2,138-140; En‘âm 6:14).
Rivayete göre Hz. Ya‘kūb Mısır’da oğlunun yanında yıllarca yaşadı. Vasiyeti uyarınca naaşı, Filistin’de defnedilmiş bulunan babası Hz. İshak’ın yanına gömüldü. Hz. Yûsuf babasından sonra yirmi üç yıl daha yaşadı. Onun naaşını da Mısırlılar mermer bir sandukaya koyarak Nil yatağına gömdüler. Mısırlılar onu çok sevdikleri için kendi memleketlerinde kalmasını istemişlerdi. Daha sonra Hz. Mûsâ onun naaşını bularak babası Hz. Ya‘kūb’un yanına götürüp defnetti (Râzî, XVIII, 216).
Mehmet Okuyan
Rabbim! Elbette otoriteden bana (bir pay) verdin ve bana (rüyada görülen) olayların yorumundan da bir kısmını öğrettin. Göklerin ve yerin yoktan yaratanı! Sen dünyada da ahirette de benim dostumsun. Beni müslüman olarak vefat ettir ve beni iyilere kat!”
“Ey Rabbim! Bana hükümranlık verdin ve bana sosyal olguların yorumunu da öğrettin. Ey gökleri ve yeri yoktan yaratan! Sen dünyada da âhirette de benim sahibimsin. Beni Müslüman olarak öldür ve beni iyiler arasına kat!”[226]
Bayraktar Bayraklı Yusuf Suresi 101. Ayet Açıklaması
[226] Fâtır kelimesi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, IX, 503-505.
Erhan Aktaş
“Rabbim! Bana yöneticilik verdin ve bana hadislerin¹ yorumunu öğrettin. Ey göklere ve yere yasalarını koyan!² Sen, dünyada da ahirette de velimsin; canımı müslüman³ olarak al ve beni sâlihlerin⁴ arasına kat.”
(Ve Hz. Yusuf:) “Rabbim, Sen bana mülkten (bir pay ve onu yönetme imkânını) verdin, sözlerin (ve düşlerin) yorumundan (bir bilgi) öğrettin (“ehadis”in = konuşulanların, rüyaların ve olayların yorumunu ilham ettin) . Ey göklerin ve yerin yaratıcısı, dünyada ve ahirette benim (tek ve gerçek) Velim Sensin. Müslüman olarak benim hayatıma son ver ve beni salihlerin arasına kat” (duasını etmişti).
Rabbim, sen bana saltanat ihsan ettin ve rüya yormasını bellettin. Ey gökleri ve yeryüzünü yaratan, sensin benim dostum, yardımcım dünyada da, ahirette de, beni Müslüman olarak öldür ve düzgün, iyi kullarına kat beni.
“Ey Rabbim! Bana mülk ve saltanat verdin, olayların altında yatan gerçekleri kavrayıp, açıklama bilgisi de verdin. Ey göklerin ve yerin yaratıcısı! Dünyada ve ahirette benim yanımda ve yakınımda olan, beni koruyup destekleyen sensin. Benim canımı müslüman olarak al ve beni dürüst, erdemli insanlar arasına kat.”
“Rabbim, bana devletten saltanattan payımı verdin. Bana, meselelerin, olayların tahlilini, ilmî esaslara dayalı yorumunu, doğacak sonuçları hesap edebilmeyi, akıl yürütmeyi, rüyaların tâbirini öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Sen dünyada da âhirette, ebedi yurtta da benim velimsin, işlerimi havale ettiğim hâmimsin, emrinde olduğum otoritesin. İslâm'ı yaşayan müslüman olarak benim ruhumu alıp ölümümü gerçekleştir. Beni dindar, ahlâklı, hayır-hasenât sahibi mü'minler, sâlihler, peygamberler zümresine kat.”
Rabbim! Sen bana mülkten bir pay verdin ve bana rüyaların yorumunu öğrettin. Ey göklerin ve yerin yaratıcısı! Dünyada da ahirette de benim velim sensin. Benim canımı Müslüman olarak al ve beni salihlerin arasına kat."
'Rabbim, Sen bana mülkten (bir pay ve onu yönetme imkanını) verdin, sözlerin yorumundan (bir bilgi) öğrettin. Göklerin ve yerin yaratıcısı, dünyada ve ahirette benim velim Sensin. Müslüman olarak benim hayatıma son ver ve beni salihlerin arasına kat.'
Ey Rabbim! Sen, bana mülkten bir nasip verdin ve bana rüyaların tâbirinden bir ilim öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Sen dünyada ve ahirette benim yardımcımsın; beni müslim olarak vefat ettir ve beni sâlihlere kat.”
“Ey Rabbim! Şüphesiz Sen, bana saltanat ve imkân verdin. Rüya ve olayların yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri açıp yaratan, dünyada ve ahirette sahibim Sen’sin. Beni Müslüman olarak vefat ettir. Ve salihlere kavuştur.”
«Tanrım bana mülk verdin, bana sözün yorumunu öğrettin, ey gökler ile yeri yaratan; dünyada, ahrette her işim sana, İslâmlıkla al canımı, onat kişilere kavuştur beni»
“Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin (rüyaların, olayların) yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette benim yegâne dostum, yardımcım sensin. Benim canımı Müslüman olarak al ve beni dürüst ve erdemli insanların arasına kat!”
"Rabbim! Bana hükümranlık verdin, rüyaların yorumunu öğrettin. Ey göklerin ve yerin yaradanı! Dünya ve ahirette işlerimi yoluna koyan sensin; benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat."
«Ey Rabbim! Mülkten bana (nasibimi) verdin ve bana (rüyada görülen) olayların yorumunu da öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Sen dünyada da ahirette de benim sahibimsin. Beni müslüman olarak öldür ve beni sâlihler arasına kat!»
Rivayet olunduğuna göre Hz. Ya’kub Mısır’da oğlunun yanında 24 sene yaşadıktan sonra vefat etti. Önceden yaptığı vasiyet üzerine nâşı, Şam’da defnedilmiş bulunan babası İshak’ın yanına gömüldü. Hz. Yusuf da babasından sonra 23 yıl daha yaşadı. Onun nâşını da Mısırlılar mermer bir sandık içine koyarak Nil’e gömdüler. Mısırlılar onu çok sevdikleri için onun kendi memleketlerinde kalmasını istemişlerdi. Daha sonra Hz. Musa onun nâşını bularak babası Ya’kub’un yanına götürüp defnetti.
Edip Yüksel
"Rabbim, sen bana hükümranlık verdin ve rüyaların yorumunu öğrettin. Yeri ve göğü ayırarak yaratansın. Dünya ve ahirette sensin benim Velim (sahibim). Canımı Müslüman olarak al ve beni iyilere kat."
"Ey Rabbim! Sen bana dünya mülkünden nasip verdin ve bana rüyaların tabirinden bir ilim öğrettin. Ey gökleri ve yeri yoktan var eden Rabbim! Benim velim sensin, benim canımı müslüman olarak al ve beni salih kulların arasına kat!"
Elmalılı Hamdi Yazır Yusuf Suresi 101. Ayet Açıklaması
Hasılı, ne zamanki, Yusuf'a vardılar, yani Yusuf'un daha önce kardeşlerine tenbih edip istediği gibi, başta babaları olmak üzere bütün aile bireyleri topluca Mısır'a gelip Yusuf'un yanına vardılar. Rivayet olunur ki, Yusuf ve Melik, yanlarında dört bin asker, birtakım devlet adamları ve Mısır halkından çok sayıda insan, gelen kafileyi karşılamaya çıkmışlardı. Yakub Aleyhisselam, oğlu Yahuda'ya dayanarak yürüyordu, karşıdan gelen kafileye ve atlılara bakıp, "Ey Yahuda, şu karşıdaki adam Mısır'ın Firavun'u mu?" diye sordu. O da "Hayır, Firavun değil, oğlun" dedi. Yaklaştıkları zaman Yusuf'dan önce Yakup selam verdi ve "Selam sana ey hüzünleri gideren" dedi.
Elmalılı (Orijinal)
Yarab, sen bana mülkten bir nasıb verdin ve bana elhadisin te'vilinden bir ılim öğretdin, Gökleri, yeri yaradan rabbim!: Benim Dünya ve Âhırette veliym sensin beni müslim olarak al ve beni salihîne ilhak buyur
«Ya Rab, Sen bana mülk (-ü saltanat) verdin ve sözlerin te'vîlini öğretdin. Ey gökleri ve yeri yaratan, sen, dünyâda da, âhiretde de benim yârimsin. Benim canımı müslüman olarak al. Beni saalihler (zümresin) e kat».
“Rabbim! Bana mülkden (bir nasib) verdin ve bana rüyâların ta'bîrinden (bir ilim) öğrettin. Ey gökleri ve yeri hakkıyla yaratan! Sen, dünyada da âhirette de benim velîmsin (gerçek dostumsun). Canımı Müslüman olarak al ve beni sâlih kimseler arasına kat!”(2)
(2)“Şu âyet, kıssa-i Yûsuf’un (as) (Yûsuf Aleyhisselâm’ın hikâyesinin) en parlak kısmı ki, Azîz-i Mısır olması (Mısır’da yüksek bir makāma gelmesi), peder ve vâlidesiyle görüşmesi, kardeşleriyle sevişip tanışması olan, dünyada en büyük saâdetli ve ferahlı bir hengâmda (anda), Hazret-i Yûsuf’un (as)mevtini (ölümünü) şöyle bir sûrette haber veriyor ve diyor ki: ‘Şu ferahlı ve saâdetli vaziyetten daha saâdetli, daha parlak bir vaziyete mazhar olmak için, Hazret-i Yûsuf kendisi Cenâb-ı Hakk’tan vefâtını istedi ve vefât etti, o saâdete mazhar oldu. Demek o dünyevî lezzetli saâdetten daha câzibedar (çekici)bir saâdet ve ferahlı bir vaziyet kabrin arkasında vardır ki, Hazret-i Yûsuf Aleyhisselâm gibi hakīkat-bîn(hakīkati gören) bir zât, o gāyet lezzetli dünyevî vaziyet içinde gāyet acı olan mevti istedi, tâ öteki saâdete mazhar olsun.’ ” (Mektûbât, 23. Mektûb, 108)
İlyas Yorulmaz
“Rabbim, bana mülk verdin, bana sözleri yorumlamayı öğrettin. Gökleri ve yeri yaratan, dünya ve ahirette benim velîm (koruyup gözetenim) yalnızca sensin. Canımı müslüman olarak al ve beni senin razı olduğun doğru işleri yapanların arasına kat” diye dua etti.
Münacat tariki ile «— Yâ Rab! Bana Mısır/ın mülkünü verdin, rüya tâbirini de öğrettin, ey gökleri, yeri yaratan! Dünyada ve âhirette benim işlerimi gören sensin. Müslüman olarak ruhumu al, beni salihlere [⁴] ilhak et».
İsmail Hakkı İzmirli Yusuf Suresi 101. Ayet Açıklaması
[4] Babalarım olan enbiyaya.
Kadri Çelik
“Rabbim! Bana hükümranlık verdin ve bana (rüyada görülen) olayların yorumundan öğrettin. Ey göklerin ve yerin yaratanı! Dünya ve ahirette velim sensin; benim canımı Müslüman olarak al ve beni salihlere kat.”
“Ey Rabb’im; buhükümranlığı bana sen bahşettin ve rüyada görülen olayları yorumlama ve meselelerin hakikatine nüfuz etme bilgisini bana sen öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan yüce Rabb’im; bu dünyada da, âhirette de benim yegâne dostum, yardımcım sensin! Senden ne makam istiyorum, ne şöhret, ne de servet! Bunlardan daha kalıcı ve hayırlı bir şey istiyorum: Beni son nefesime kadar, buyruklarına yürekten boyun eğen bir Müslüman olarak yaşat, bir Müslüman olarak canımı al ve mahşerde beni, salih kullarının arasına kat ya Rab!”
-“Rabbim! Bana Mülk’den / İktidar Gücü’nden verdin.
Olaylar’ın yorumunu öğrettin.
Yer’i ve Gökler’i yoktan ilk yaratan olarak sen, Dünya ve Âhiret’te benim velîyy’imsin.
Beni müslüman olarak vefat ettir!
Beni Salihler’e kat!”.
(Ve devamla): “Ey Rabbim! Sen bana hükümranlık nasip ettin, olayların açıklanmasına1 dâir (ilimler) öğrettin. Ey göklerin ve yerin yaratıcısı! Dünyada da âhirette de benim sahibim, Sensin. Beni, Müslüman olarak vefat ettir ve beni, iyi (kullarının) arasına kat.” (diye, duâ etti.)
“Ey Rabbim! Bana nüfûz ve iktidar bahşettin; 101 olayların altında yatan gerçekleri kavrayıp açıklama bilgisi verdin. 102 (Ey) göklerin ve yerin yaratıcısı! Dünyada ve ahirette benim yanımda yakınımda olan/beni koruyup destekleyen Sensin: canımı, bütün varlığıyla kendini Sana adamış biri olarak al ve beni dürüst ve erdemli insanların arasına kat!”
“Rabbim! Bana güç ve iktidarı sen verdin, rüyaların/olayların altında yatan gerçeği sen öğrettin. Ey gökleri ve yeri eşsiz bir şekilde yaratan! Dünyada ve ahirette benim velim sensin;1 varlığımı sana adamış biri olarak benim canımı Müslüman olarak al2 ve beni iyilerin arasına dâhil et!”3 12/257, 7/196, 22/132, 3/102-193, 34/69
“Rabbim! Doğrusu, bana iktidarı sen bahşettin! Yine Sen öğrettin bana olayların doğru yorumunu![1921] (Ey) gökleri ve yeri yoktan var eden: Hem bu dünyada hem öte dünyada yârim, yardımcım Sensin! Canımı, varlığını Sana adamış biri olarak al ve beni iyiler arasına kat!”
Mustafa İslamoğlu Yusuf Suresi 101. Ayet Açıklaması
[1921] Bir önceki âyetteki ‘Alîm ve Hakîm esması ışığında: İnsanın öğrenmesi ‘Alîm isminin, iktidar Hakîm isminin tecellisi. Bu ikisi birleşince dünya ve âhiret saadeti gerçekleşir (Benzer bir mesaj için bkz: 18: 83-98).
Ömer Nasuhi Bilmen
«Yarabbi! Muhakkak ki, Sen bana mülkten verdin ve hadiselerin bir kısım te'vilini bana öğrettin. Ey göklerin ve yerin Hâlıkı! Benim dünyada da ahirette de velîyy-i nîmetim Sen'sin. Beni müslüman olarak öldür ve beni sâlihlere kavuştur.!»
“Ya Rabbî! Sen bana iktidar ve hakimiyet verdin. Kutsal metinleri ve rüyaları yorumlama ilmini öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünya'da da, âhirette de mevla'm, yardımcım Sen'sin. Sana tam itaat içinde bir kul olarak canımı al ve beni hayırlı ve dürüst insanlar arasına dahil eyle! ” [6, 14. 84; 7, 126; 40, 34]
Rabbim, bana bir parça mülk verdin ve bana düşlerin yorumunu öğrettin. Ey göklerin ve yerin yaratıcısı! dünyada da, ahirette de benim yarim sensin! Beni müslüman olarak öldür ve beni iyilere kat!
“Rabbim (Sahibim)! Bana yönetimden bir pay verdin, olayları yorumlamayı(tevil) öğrettin. Ey göklerin ve yerin yaratıcısı! Bu dünyada da öbür dünyada da benim en yakınım(velim) sensin. Canımı teslim olmuş (Müslüman) olarak al. Beni iyilerin arasına kat.”
-Rabbim! Bana güç verdin, rüyaların yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaradan! Dünya ve ahirette velîm sensin; benim canımı müslüman olarak al ve beni salihler arasına kat!
“Yâ Rabbi, Sen bana saltanat verdin, rüya tabirini öğrettin. Dünyada da, âhirette de benim dostum ve yardımcım Sensin, ey gökleri ve yeri yoktan yaratan! Sana teslim olmuş bir kul olarak canımı al ve beni iyiler arasına kat.”
"Rabbim, sen bana mülk ve saltanattan bir nasip verdin. Olayların ve düşlerin yorumundan bana bir ilim öğrettin/olayların ve düşlerin yorumu konusunda beni eğittin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Benim dünyada da âhirette de Velî'm sensin! Beni müslüman/sana teslim olmuş olarak öldür ve beni barışsever hayırlı kullar arasına kat!"
İy Çalabum, didi. Yūsufı baña sen virüpdürsin Mıṣr pādişāhlıġını daḫı.Ögretdüñ sen baña düşler ta‘bīrini tā gökleri yaradan Allāh yirleri daḫı ya‐radan Allāh. Sen yine emrüme mütevellīsin dünyāda ve āḫiretde. Yine cānumı al Müselmān‐iken. Daḫı beni ṣāliḥlerden yitişdür, didi.