Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
2087, sondan
4150. ayet;
17. sure ve
İsrâ Suresinin
58. ayetidir.
İsrâ Suresi 58. ayetinin kelime sayisi
18, harf sayısı
73 ve toplam ebced değeri ise
4688 olarak hesaplanmıştır.
İsrâ Suresinin toplam ebced değeri
473063 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
وان من قرية الا نحن مهلكوها قبل يوم القيمة او معذبوها عذابا شديدا كان ذلك في الكتاب مسطورا
وانمنقريةالانحنمهلكوهاقبليومالقيمةاومعذبوهاعذاباشديداكانذلكفيالكتابمسطورا
Ve-in min karyetin illâ nahnu muhlikûhâ kable yevmi-lkiyâmeti ev mu’ażżibûhâ ‘ażâben şedîdâ(en)(c) kâneżâlike fî-lkitâbi mestûrâ(n)
Ne kadar memleket varsa hepsini kıyamet gününden önce ya helâk edeceğiz, ya da şiddetli bir azapla cezalandıracağız. İşte bu, Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış bulunuyor.[319]
Toplumların tabiî ömürlerini tüketip yok olmaları da “helâk” kavramı içinde değerlendirilmelidir.
Halkı zalim olmadığı takdirde hiçbir ülkenin helâk edilmeyeceğini bildiren âyet (Kasas
28:59) dikkate alındığında burada helâk edileceği veya şiddetli bir şekilde cezalandırılacağı bildirilen ülkeler halkı yoldan çıkmış olanlardır. Önceki âyetlerle ilişki kurup değerlendirildiğinde bu âyet öncelikle Allah’ın birliğini ve Hz. Muhammed’in peygamberliğini tanımamakta direnen, müslümanlara karşı haksız, zalim ve baskıcı tutumlarını sürdüren putperest Araplar’a karşı bir uyarıdır; onlara, “Ya bu yanlış tutumda ısrar etmekten vazgeçersiniz ya da eskilerin başına gelmiş olanlar sizin de başınıza gelir” denilmektedir. Çünkü “Bu, kitapta yazılıdır” yani Allah’ın şaşmaz yasasıdır. İnkârcılık, ahlâk bozukluğu ve zulümle birlikte varlığını sürdürebilmiş hiçbir uygarlık yoktur. Kur’an bu gerçeğe geçmiş kavimlerden sık sık örnekler vermektedir.
(Halkı günaha saplanmış) ne kadar şehir varsa hepsini kıyamet gününden önce ya helak eder ya da şiddetli bir azaba uğratırız. Bu (uygulamamız), Kitapta yazılı bir (hükmümüz)dür.
Ne kadar ülke varsa hepsini kıyamet gününden önce toplumsal bozulmadan dolayı ya helâk edecek veya en çetin bir şekilde onlara azap edeceğiz. Bu, kitapta yazılıdır.
Hiçbir belde¹ yoktur ki, Kıyamet Günü'nden önce biz onu yok etmeyelim veya şiddetli bir azap ile azaplandırmayalım. Bu Kitap'ta² kayıtlıdır.
1- Halkı müşrik olan, zulmeden. 2- Bu, ilahi yasamız gereğidir.
Hiçbir ülke (veya şehir) istisna olmamak üzere (haksızlık ve ahlâksızlıkları nedeniyle) kıyamet gününden önce Biz onu (ya) bir yıkıma uğratacağız, veya onu şiddetli bir azapla azaplandıracağız; bu (muhakkak) kitapta (kader programında) yazılıdır.
Hiçbir şehir yoktur ki biz o şehri, kıyametten önce helak edip hak ile yeksan etmeyelim, yahut şiddetli bir azaba uğratmayalım. Bu, kitapta yazılmıştır, taktir edilmiştir.
Kıyamet günü gelmeden önce, helak edip ortadan kaldırdığımız veya zorlu bir azapla azaplandırdığımız hiçbir toplum yoktur ki, bunların hepsinin durumları, bir kitapta yazılı olmuş olmasın, yani herşey ve herkes, Allah'ın koyduğu değişmez yasalara bağlıdır.
Kıyamet gününden önce, kesinlikle bizim helâk etmeyeceğimiz veya ağır bir ceza ile cezalandırmayacağımız hiçbir memleket yoktur. Bu, sicilde, bilgi işlem merkezinde, Levh-i Mahfuz'da yazılmıştır.
Bizim kıyamet gününden önce helak etmeyeceğimiz veya şiddetli bir azabla azaplandırmayacağımız hiç bir ülke (memleket) yoktur. Şüphesiz bu, Kitap'ta [2] yazılıdır.
Hiç bir ülke (veya şehir) olmasın ki, kıyamet gününden önce biz onu (ya) bir yıkıma uğratacağız veya onu şiddetli bir azabla azablandıracağız; bu (muhakkak) o kitapta yazılıdır.
Hiç bir memleket (halkı) yoktur ki, kıyamet gününden önce biz onu (öldürerek) helâk etmiyelim, yahut şiddetli bir azab ile azablandırmıyalım. Bu, Levh-i Mahfuzda yazılıdır.
Kıyamet gününden evvel helak etmediğimiz veya şiddetli bir şekilde azaplandırmadığımız hiçbir şehir kalmayacaktır. Bu, Kitabda yazılı olarak bulunuyor.
Hiçbir kent yoktur ki, kıyamet gününden önce, onu yoketmiyelim; ya da, katı azapla ona ceza vermiyelim; bu, kitapta yazılmıştır
(Yoldan çıkmış) ne kadar millet/toplum varsa hepsini kıyamet gününden önce (günahkârca gidişinden ötürü) ya ortadan kaldıracağız ya da şiddetli bir azapla cezalandıracağız. Bu hüküm, varlık kanunlarının kaydedildiği kitapta evrensel bir yasa olarak yazılmıştır.
Kıyamet gününden önce ortadan kaldırmayacağımız veya çetin azaba uğratmayacağımız bir şehir yoktur. Bu, Kitap'da yazılıdır.
Ne kadar ülke varsa hepsini kıyamet gününden önce ya helâk edecek veya en çetin bir şekilde azaplandıracağız. Bu, Kitap'ta (levh-i mahfuz'da) yazılıdır.
Müfessirlerce tercih edilen yoruma göre, âyetteki «helâk»ten maksat, alelâde ölüm, «azap»tan maksat ise, katledilmek veya çeşitli musibetlere maruz kalmak suretiyle ölümdür.
Hiç bir ülke yok ki diriliş gününden önce onu yok edecek veya şiddetli bir biçimde cezalandıracak olmayalım. Bu, kitapta yazılmış bulunuyor.
Hiç bir şehir (halkı) yoktur ki, kıyamet gününden önce biz onu helak etmeyelim, yahut şiddetli bir azab ile azablandırmayalım. Bu, Kitap'ta (Levhi Mahfuzda) yazılıdır.
Hiç bir memleket de yoktur ki biz onu Kıyamet gününden evvel helâk edecek veya şiddetli bir azâb ile ta'zib eyliyecek olmıyalım, kitabda bu mestur bulunuyor
Hiçbir memleket haaric olmamak üzere biz onları kıyamet gününden evvel ya helak edeceyiz, yahud şiddetli bir azâb ile azâblandıracağız. Bu, o kitabda (böylece) yazılıdır.
Hiçbir şehir yoktur ki, biz kıyâmet gününden önce helâk edicileri veya şiddetli bir azâb ile azâb edicileri olmayalım. Bu, kitabda (Levh-i Mahfûz'da) yazılmıştır.
Şüphesiz ki biz kıyamet gününden önce bir kasabayı/ şehri ya yok edici veya şiddetli bir şekilde azap edicileriz. Bunların hepsi bir kitaba yazılmıştır.
Hiçbir kasaba yoktur ki kıyamet gününden evvel onu helâk etmiş olmayalım veya şiddetli bir azap ile [⁹] azap etmeyelim. Bu cihet kitapta [¹⁰] yazılıdır.
[9] Katil, kıtlık ve saire gibi.[10] Levh-i Mahfuz'da.
Ne kadar ülke varsa hepsini kıyamet gününden önce ya helâk edecek veya en çetin bir şekilde azap edeceğiz. Bu hüküm kitapta yazılıdır.
(Bu ayet, kâfirlerin kendi memleketlerinin tehlike veya azaptan uzak olduğu konusundaki zanlarını ortadan kaldırmak amacındadır. Ayet her memleketin zaman eseri veya Allah’ın azabı ile helâk edileceğini bildirmektedir.)
Kıyâmet Gününden önce, azgınlıklarından dolayı büyük bir âfet göndererek helâk etmediğimiz, ya dasavaş, kıtlık, salgın hastalık gibi şiddetli bir azapla cezalandırmadığımız hiçbir ülke yoktur ve bundan sonra da olmayacaktır. Bu hüküm, varlık kanunlarının kaydedildiği kitapta evrensel bir yasa olarak yazılmıştır. Eğer “Allah neden insanları imana getirmek için gökten mûcizeler göndermiyor?” diyorsanız, şunu iyi bilin ki:
Hiçbir şehir yoktur ki biz, Kıyamet günü’nden önce orayı helâk edecek veya şiddetli bir azap ile cezalandıracak olmayalım.
Bu, Kitap’da satır satır yazılmıştır.
Bizim o (ana) kitapta,1 kıyamet gününden önce helâk edeceğimizi veya çok şiddetli bir şekilde cezâlandıracağımızı yazmadığımız hiç bir ülke yoktur.
1 O, “ana kitap,” Levh-i Mahfuz’dur.
Ve [unutmayın ki], Kıyamet Günü'nden önce ortadan kaldırmayacağımız ya da [günahkarca gidişinden ötürü] zorlu bir azapla azaplandırmayacağımız bir toplum yoktur; 69 bu (olacakların) hepsi kitabımızda 70 yazılıdır.
Hiçbir toplum yoktur ki; kıyamet gününden önce onu ya helak etmişiz, ya da onu şiddetli bir şekilde cezalandırmışızdır. İşte bu kitapta/yeryüzünde kalıntılar şeklinde yazılmıştır. 22/42...48, 38/12...14, 37/137-138
Ve (yoldan çıkmış) hiçbir toplum yoktur ki, Biz onun helâkini Kıyamet Günü’nden önce kararlaştırmamış, ya da şiddetli bir azap ile cezalandırmamış olalım: Bu daha baştan kayıt altına alınmış ilâhî yasa gereğidir.[2287]
[2287] Zımnen: Allah’tan başkalarına tanrılık yakıştırmak, kula kul olmayı ve kulları kul etmeyi beraberinde getirir; bu da tahakküm ve zulme yol açar. Bunlar ise bir toplumun kıyametini hazırlar. İşte “ilâhî yasa” budur. Helâk ile ‘azâb arasında şöyle bir farktan söz edilebilir: Helâk doğa yasalarının kullanılarak sapmış toplumların cezalandırılması, ‘azâb ise çözülme sürecine girmiş toplumların ilâhî yasalara uygun olarak çöküşe doğru yol almasıdır. Helâk aniden tabiat kullanılarak gerçekleşirken, ‘azâb bir süreç içerisinde insanlar eliyle de gerçekleşir.
Ve hiçbir ülke yoktur ki, illâ onu Kıyamet gününden evvel Biz ya helâk ederiz veya onu şiddetli bir azap ile muazzep kılarız. Bu, kitapta yazılmış bulunmaktadır.
Hiç bir şehir yoktur ki kıyamet gününden önce Biz orayı imha etmeyelim veya şiddetli bir azaba uğratmayalım. Bu, kitapta (Levh-i Mahfuz'da) yazılıdır. [11, 101; 65, 8-9]
Hiçbir kent yoktur ki biz, kıyamet gününden önce onu yok edecek, yahut ona şiddetli bir şekilde azabedecek olmayalım. Bu, Kitapta yazılmıştır.
(Mezardan) kalkış gününden önce etkisizleştirmeyeceğimiz ya da çetin bir azaba uğratmayacağımız kent yoktur. Bunlar, o Kitapta yazılıdır.
Kıyamet gününden önce helak etmeyeceğimiz veya şiddetli bir azapla cezalandırmayacağımız bir ülke yoktur. Kitapta yazılı olan işte budur.
Hiçbir belde yoktur ki, kıyamet gününden önce onu yok etmiş veya şiddetli bir azaba uğratmış olmayalım. Bu, kitapta böylece yazılmıştır.
Hiçbir kent/medeniyet dışta kalmamak üzere, kıyamet gününden önce hepsini ya helâk edeceğiz yahut da şiddetli bir azapla azaplandıracağız. İşte bu, Kitap'ta satır satır yazılmış bulunuyor.
daħı degül hįç köy illā biz helāk eyleyicilerüz anı ķıyāmet gücünden ilerü yā 'aźāb eyleyicilerüz aña 'aźāb ķatı. oldı şol lavḥ’da yazılmış.
Daḫı hīç bir şehr ve iḳlīm yoḳdur illā biz anı ḫarāb ider‐biz ḳıyāmet günin‐den burun. Yā ‘aẕāb ider‐biz ehline, ḳatı ‘aẕāb eylemek. Ol levḥ‐i maḥfūẓdayazılmışdur.
Elə bir məmləkət yoxdur ki, qiyamət günündən əvvəl Biz onun əhalisini məhv etməyək və ya onu şiddətli əzaba düçar etməyək. Bu, kitabda (lövhi-məhfuzda) yazılmışdır!
There is not a township but We shall destroy it ere the Day of Resurrection, or punish it with dire punishment. That is set forth in the Book (of Our decrees).
There is not a population but We shall destroy it before the Day of Judgment or punish it with a dreadful Penalty:(2244) that is written in the (eternal) Record.*
2244 These verses are a commentary on the last clause of the last verse. "The Wrath of thy Lord is something to take heed of." The godless thoughtlessly challenge Allah's Wrath, but do they realise its nature? Even the best of us must be moved with terror when we think of its consequences, were it not for His unbounded Mercy. Those who deny the Hereafter fail to realise its terrible Portents. They ask for Portents and Miracles now, but do they realise that their coming means destruction and misery to those who reject faith? They will come soon enough. The whole world will be convulsed before the Day of Judgment. The part of the wise is to prepare for it.