Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2351, sondan 3886. ayet; 20. sure ve Tâhâ Suresinin 3. ayetidir. Tâhâ Suresi 3. ayetinin kelime sayisi 4, harf sayısı 15 ve toplam ebced değeri ise 2397 olarak hesaplanmıştır. Tâhâ Suresinin toplam ebced değeri 387758 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طه hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) ه (0) bulunuyor.
2,3. (Ey Muhammed!) Biz, Kur’an’ı sana sıkıntı çekesin diye değil, ancak (Allah’ın azabından) korkacaklara bir öğüt (bir uyarı) olsun diye indirdik.[353]
Rivayete göre, Hz.Peygamberin çok ibadet ettiğini gören Kureyş müşrikleri, “Allah, bu Kur’an’ı Muhammed’e sıkıntı çeksin diye indirdi” demeleri üzerine bu âyet inmiştir.
Diyanet İşleri (Yeni) Tâhâ Suresi 3. Ayet Tefsiri
Resûlullah’ın ve müslümanların çok zor şartlar altında bulundukları bir dönemde inen sûre, insanlık için bir lutuf olan Kur’an’ın ne yüce bir makamdan geldiğine dikkat çeken, muhataplarına mânevî huzur ve tatmin sağlayan, moral gücünü yükselten ifadelerle başlamaktadır. 2. âyetin “mutsuz olasın diye” şeklinde çevirdiğimiz kısmını “eziyet, zahmet çekesin diye” şeklinde tercüme etmek mümkündür. Her iki mânaya göre âyetten çıkan sonuç şu olmaktadır: Kur’an’ın getirdiği ilâhî mesajın amacı, insanın yaşama sevincini kırmak veya yok etmek değil, yaratılış amacına uygun bir sorumluluk bilinci taşıyanlara yol göstermek, hatırlatma ve uyarılarda bulunmaktır. Bazı müfessirler Resûlullah’ın tebliğ görevi esnasında çektiği sıkıntıları ve gece ibadetinden ötürü tâkatten düştüğünü anlatan rivayetlerle bağ kurarak ve ibadette maksadın meşakkat olmadığını belirtmek için âyete, Kur’an’ın insanı güç yetiremeyeceği şeylerle sorumlu tutmak üzere gelmediği mânasını vermişler; bazıları da burada, Hz. Peygamber’in hep bu sıkıntılı duruma mahkûm kalmayıp güçlü ve itibarlı olacağı ve değerinin bilineceği günlere de kavuşacağı yönünde müjde verildiği yorumunu yapmışlardır (bk. Taberî, XVI, 137; Râzî, XXII, 3-4). Âyetlerin indiği dönemle ilgili rivayetler ışığında, hemşehrilerinin hakikatleri görmemekte ve elleriyle yaptıkları putları tanrı edinmekte direnmeleri karşısında mâneviyat kırıklığına uğrayan Hz. Peygamber’e teselli verildiği, Kur’an’ın, ancak insan olmanın sorumluluğunu taşıyanlar ve bunun hakkını verememekten korkanlar için öğüt ve uyarı etkisi yapacağı bildirilerek bu bilinçten yoksun olanlar için kendisini helâk etmemesi gerektiğine imada bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Mehmet Okuyan
3,4. Yeri ve en yüksek gökleri yaratan (Allah)’ın indirmesi olarak saygı duyanlara sadece (gerçeği) hatırlatmak için (gönderdik).
1- Derin saygı ve içten sevgi beslediği; üstün ve yüce görmenin sonucu olarak hayranlık duyduğu yüce varlıktan ayrı düşme, uzak kalma endişesini taşıyan.
Ahmet Akgül
Ancak ‘içi titreyerek korku duyanlara’, öğütle-hatırlatma (olmak üzere ve hayatlarını disiplin ve düzene soksunlar diye gönderdik).
[1], [2], [3] Hz. Muhammed (s.a.a)’in, geceleri, sabahlara dek namaz kıldığı, nefsine eziyet olmak üzere tek ayağının üstünde durduğu ve ayaklarının altı şiştiği rivâyet edilmiştir. İlk âyette ey insan diye Hz. Muhammed (s.a.a)'e hitab edilmektedir. Bu kelimeyi, ayağını yere bas anlamına gelen "Tıh" diye okuyanlar da vardır.
Abdullah Parlıyan
Sadece Allah'tan korkan herkese, bir öğüt, bir uyarı olsun diye indirdik.
2-3. Biz sana bu Kur'an'ı sıkıntıya düşesin diye indirmedik. Yalnızca, (Allah'a karşı gelmekten) sakınanlara bir öğüt, bir uyarı olsun diye (indirdik).
Hz. Muhammed peygamberlikle görevlendirildikten sonra gece gündüz koşuşturuyor, çırpınıyor insanların hidayeti için deyim yerindeyse adeta kendisini helâk ediyordu. Onun bu durumunu gören Mekkeli müşrikler; “Allah Muhammed’i sıkıntıya sokmak içi peygamber yaptı” diyordu. Bunun üzerine bu ayet nazil oldu. Yoksa Hz. Peygamber’e indirilen Kur’an’ın evrensel mesajlarıyla insana önerilen ahlakî disiplin onun yaşama duygusunu daraltmak maksadına değil, insanın doğru ve eğrinin ne olduğu konusundaki şuurunu artırmak gayesine dayanmaktadır.
Diyanet İşleri (Eski)
2,3,4. Kuran'ı sana, sıkıntıya düşeşin diye değil, ancak Allah'tan korkanlara bir öğüt ve yeri ve yüce gökleri yaratanın katından bir Kitap olarak indirdik.
2,3,4. Biz Kur'ânı sana zahmet çekesin diye değil, ancak (Allahdan) korkacak kimselere bir öğüd ve yerle o yüce yüce gökleri yaradanın tedricen indirdiği bir (kitâb) olmak üzere indirdik.
1 Bu iki âyet: “(Ey Muhammed!) Biz bu Kur’an’ı sana, sadece Allah’tan hakkıyla korkanlara bir öğüt olsun diye indirdik, yoksa (insanlara) güçlük çıkartasın diye değil.” şeklinde de tercüme edilebilir.
Muhammed Esed
Yalnızca, [Allah'tan] korkan herkese bir öğüt, bir uyarı olsun diye (indirdik):
[2546] Haşyet için bkz: 2:74 not 181; 10:62, not 83. Allah’tan korkmak, korku terbiyesine sahip olmaktır. Korkuya tutsak olmamanın en iyi yolu budur. İnsanın korkusunu sadece Allah istismar etmez. Bir önceki âyette bahsedilen mutluluğa ulaşmanın bedeli işte bu haşyettir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ancak korkar kimselere bir öğüt (olmak üzere indirdik).