Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
2765, sondan
3472. ayet;
23. sure ve
Mü'minûn Suresinin
92. ayetidir.
Mü'minûn Suresi 92. ayetinin kelime sayisi
6, harf sayısı
32 ve toplam ebced değeri ise
2824 olarak hesaplanmıştır.
Mü'minûn Suresinin toplam ebced değeri
343363 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
عالم الغيب والشهادة فتعالى عما يشركون
عالمالغيبوالشهادةفتعالىعمايشركون
‘Âlimi-lġaybi ve-şşehâdeti fete’âlâ ‘ammâ yuşrikûn(e)
91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.
İnkârcıların en büyük yalanlarından biri Allah’ın çocuk edindiği yolundaki iddiaları, diğeri de Allah’tan başka tanrılar bulunduğu şeklindeki bâtıl inançlarıdır. Müşrik Araplar, melekleri Allah’ın kızları sayar, putlarının tanrısal güçlere sahip olduğunu ileri sürerlerdi. Âyette Araplar’ın bu bâtıl telakkilerinin yanında, Hz. Îsâ’nın Tanrı’nın oğlu olduğunu ileri sürerek ona ilâhî nitelik ve işlevler yükleyen hıristiyanların da kastedildiği düşünülebilir (Râzî, XXIII, 117). Sonuç olarak Tanrı mutlak, sonsuz, sınırsız ve ortaksız irade, güç ve hâkimiyet sahibi varlık demektir. Âyetin devamı bu gerçeği dile getirmekte ve eğer iki tanrı varsa mantıkî olarak evrende iki yönetim alanı doğacağını, her tanrının kendi iktidar sahasında kendi yönetimini sürdüreceği gibi, ayrıca tanrıların birbiriyle hâkimiyet yarışına gireceklerini bildirmekte; bu suretle evrenin düzeninin bozulacağına işaret etmektedir. Allah, gerek varlığı gerekse yaratma ve yönetimi açısından kendisinin ortağı, dengi bulunduğu anlamına gelebilecek her türlü nitelemelerden, iddia ve isnatlardan münezzehtir.
Görünmeyeni ve görüneni bilendir. (Müşriklerin) ortak koştuklarından yücedir.
Allah, gaybı/görünmeyeni ve görüneni de bilendir. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden çok yücedir.
O, gizliyi de açığı da bilir. Onların şirk koştuklarından çok yücedir.
(O Allah) Gaybı (görünmeyen âlemi) ve müşahede edilebileni (eksiksiz olarak) Bilendir; onların ortak koştuklarından (ve yakışıksız sıfatlardan) Beridir (Münezzehtir) ve Yücedir.
Gizliyi de bilir, görüneni de; gerçekten de yücedir şirk koşanların ona eş tanıdıkları şeylerden.
O, kullarının algı ve tasavvurlarının erişemediği şeyleri de, onların akıl ve duygularıyla algıladıkları şeyleri de tamamen bilir. Bunun içindir ki, onların kendisine yakıştırdıkları her türlü vasıftan ve ortaktan mutlak olarak yücedir.
Allah duyu ve bilgi alanı ötesini, gayb âlemini ve görülen âlemi bilir. O, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında kendisine ortak koşan müşriklerin, ortak koştukları şeylerden çok yüce ve münezzehtir.
bk. Kur’ân-ı Kerim,
10:18.
Gaybı da görüneni de bilendir. Onların ortak koştuklarından yücedir.
Gaybı ve müşahede edilebileni bilendir; ortak koştuklarından yücedir.
Allah, gaybın ve hazırın âlimidir; O, müşriklerin koştukları şirklerden çok yücedir.
O, görünen ve görünmeyen âlemleri bilendir. O, kâfirlerin kendisine eş koşmalarından çok yücedir.
Bilir hem görüneni, hem de görünmiyeni, eş koşmuş oldukları nesneden; Allah yücedir
(O,) insanların algı ve tasavvurlarının erişemediği şeyleri de onların akıl ve duyu yoluyla tanıklık edebildikleri şeyleri de bilir. O, müşriklerin koştukları ortaklardan çok yücedir.
O, görülmeyeni de, görüleni de bilir. Koştukları ortaklardan yücedir.
Allah, gaybı da şehâdeti de bilendir. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden çok yüce ve münezzehtir.
Gayb ve şehâdet, iki ayrı bilgi alanını ifade eder. Gayb alanına giren malumat, akıl ve duyu organlarının idrak gücünü aşan, ancak bir kısım kabiliyetlerin bir ölçüde sezebildikleri, bununla beraber, en doğru bir şekilde vahiy yolu ile bize intikal eden bilgilerdir. Esasen gayb alanı, bilgiden ziyade bir iman alanıdır. Nitekim Bakara sûresinin başında da işaret edildiği gibi, «Âmentü»de ifadesini bulan iman esasları hakkındaki bilgilerimiz, bu tür bilgilerdir.
Şehadet ise, gaybın aksine, tecrübe ve müşahede sahasına giren duyulur âlem ile bu âleme ait eşya ve olayları ifade eder.
Tüm sırları ve tanık olunanları Bilendir; onların ortak koştukları şeylerden yücedir.
Allah, gaybı da, açık olanı da bilir. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden çok yüce ve münezzehtir.
O gayb-ü şehadetin âlimi, binaenaleyh onların koştukları çok yüksek
(Öyle Allah ki) gizliyi de, aşikârı da bilendir O. İşte O, (kâfirlerin kendisine) katdıkları eşlerden (münezzehdir), çok yücedir.
Görünmeyeni ve görüneni hakkıyla bilendir; şirk koştukları şeylerden pek yücedir.
Allah bilinmeyenleri de, açıkta olanları da bilendir. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.
O gizliyi, aşikârı bilir, onların şerik koştukları şeyden tamamıyle yücedir.
O görünmeyeni de görüneni de bilendir; onların ortak koştuklarından yücedir.
O Allah ki, yaratılmışların algılama sınırları ötesinde bir âlem olangayb’ı da bilir, akıl ve duyularla kavranabilen şehâdet âlemini de. Evet, Allah onların ilâhlık pâyesi vererek kendisine ortak koştukları her şeyin üzerinde ve ötesindedir, çok yücedir! Bütün bu uyarı ve delillere rağmen, hâlâ inkârcılıkta ısrar ederlerse:
Şehadet’in ve Gayb’ın bileni, şirk koşacakları şeylerden uzaktır / çok yücedir.
O görülmeyeni de görüleni de bilendir ve O, onların ortak koştukları şeylerden çok yücedir.
O kullarının algı ve tasavvurlarının erişemediği şeyleri de, onların akıl ve duyu yoluyla tanıklık edebildikleri şeyleri 55 de künhüyle bilir; ve bunun içindir ki, onların Kendisine yakıştırdıkları her türlü eşten ve ortaktan mutlak olarak yücedir!
O, bilinen ve bilinmeyen her şeyi bilendir. Allah onların ortak koştukları şirk unsurlarından münezzehtir, çok yücedir. 6/59, 10/18
O, insan idrakinin algılamaktan âciz olduğu şeylerin de, algılayabildiği şeylerin de sırrına vâkıftır: nitekim O, onların Zâtına yakıştırdıkları her türlü ortaktan berîdir.
Gaib olanı da, âşikâre bulunanı da bilendir. İşte onların şerik koştuklarından müteâlidir.
Görünmeyen ve görünen, gizli ve âşikâr her şeyi bilen Allah, onların iddia ettikleri şerikleri olmaktan yücedir. [10, 18]
(O), görünmeyeni ve görüneni bilir; onların ortak koştukları şeylerden yücedir.
Görünmeyeni de, görüneni de bilen odur. Allah, onların oluşturdukları ortaklardan uzaktır.
O, gizliyi de açığı da bilendir, onların koştukları şirklerden çok yücedir.
O, görünen ve görünmeyen âlemleri bilir; onların ortak koştuğu şeylerden de yücedir.
Gözle görülmeyeni de görüleni de bilendir O. Uzaktır onların ortak koştuklarından.
ġāybı bilici daħı ḥāżırı; daħı yüce oldı andan kim şirk eylerler.
Tañrı Ta‘ālā bilicidür gizlü ve āşikārı. Pes yüceldi anlar şirk getürgen nes‐neden.
O, qeybi də, aşkarı da bilir. Allah (müşriklərin) Ona qoşduğu şəriklərdən çox ucadır!
Knower of the invisible and the visible! and exalted be He over all that they ascribe as partners (unto Him)!
He knows what is hidden and what is open: too high is He for the partners they attribute to Him!(2932)*
2932 To suppose that Allah has a son or a family or partners or companions is to have a low idea of Allah, Who is high above all such relationships. He is the One True God, and there can be none to compare with Him.