Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2865, sondan 3372. ayet; 25. sure ve Furkan Suresinin 10. ayetidir. Furkan Suresi 10. ayetinin kelime sayisi 17, harf sayısı 63 ve toplam ebced değeri ise 6346 olarak hesaplanmıştır. Furkan Suresinin toplam ebced değeri 292301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
تبارك الـذي ان شاء جعل لك خيرا من ذلك جنات تجري من تحتها الانهار ويجعل لك قصورا
Meâlindeki “yoldan çıkma”nın metindeki karşılığı dalâlet, “doğru yolu bulma”nın karşılığı da hidayet kavramlarıdır. Dalâletin asıl anlamı, çölde yolculuk yapanın yolunu kaybetmesi; hidayet de doğru yolu izlemesi veya yolunu kaybetmişken bir rehberin yardımıyla tekrar doğru yolu bulmasıdır. Buna göre inkârcıların, Kur’an’ı Hz. Muhammed’in uydurduğu, onun peygamberlik nitelikleri taşımadığı, büyülenmiş biri olduğu gibi iddiaları âyette çölde yolunu kaybetmeye benzetilmekte; böyle davrandıkları sürece doğru yolu da bulamayacakları ifade edilmektedir. 8. âyette bildirildiğine göre Hz. Peygamber’in düşmanları, onun özel hazinelere, mülklere sahip olması gerektiğini savunuyor, bunların bulunmayışını peygamberlik davasını boşa çıkaran bir eksiklik olarak göstermeye çalışıyorlardı. 10. âyete göre yüce Allah dilerse resulüne maddî nimetler olarak onların söylediklerinden daha güzellerini de verir, bunu önleyebilecek hiçbir güç yoktur; buna rağmen eğer vermemişse peygamberi için böylesini daha uygun gördüğünden dolayı vermemiştir. Allah, dilerse birine her türlü ilim ve mârifetin kapılarını açarken dünyalık kapılarını da kapar; başkasına da bunun aksini uygun görür (Râzî, XXIV, 53). Resulü Muhammed’e de vahiy ve nübüvvet kapılarını açmış, buna karşılık dünyevî nimetlerinden yararlanma imkânını kısıtlamıştır. Kimin için neyin hayırlı olduğunu ancak Allah bilir. Bu sebeple –Mekkeli putperestlerin kanaatlerinin aksine– insanlar, sahip oldukları maddî nimetlerin çokluğuna göre değil; iman, ilim, irfan, ahlâk, iyi niyet ve güzel işler gibi konulardaki mânevî mertebelerine göre değerlendirilmelidir.
Mehmet Okuyan
Şanı yüce olan (Allah) dilerse sana bunların söylediklerinden çok daha iyisini, altlarından ırmaklar akan bahçeler verir ve senin için özel saraylar da yaratır.
Müşriklerin mucize isteklerine karşılık Yüce Allah dilemesi halinde onların söylediklerinden çok daha iyisini verebileceğini ifade ederek, onların söylediği gibi “bir bahçe” değil, “pek çok bahçe”, bahçelerin görsel olarak da güzellikler içerebileceğini ve altlarından ırmaklar çağıldayan bir durum arz edebileceğini ifade etmektedir.
Bayraktar Bayraklı
Dilerse sana bunların dediklerinden daha iyisini, içinden ırmaklar akan bahçeleri verebilecek ve senin için köşkler yapabilecek olan Allah, yüceler yücesidir.
Dilerse, sana onların dile getirdiği bu şeylerden daha hayırlısını, içlerinde derelerin aktığı cennetler, köşkler ve saraylar verebilecek olan Allah ne yüce, ne cömerttir.
Sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olursa, sana onların teklif ettiklerinden daha hayırlısını, altından ırmaklar akan Cennet konakları verecek, saraylar ihsan edecek olan Allah yüceler yücesidir.
Ne yücedir O Allah ki, dilerse sana, bu dediklerinden (hazine ve bahçelerden) daha hayırlısını verir; ağaçları altından ırmaklar akan cennetler, sana köşkler de yapar.
Allah, bol bereketler sahibidir ve çok yücedir. İsterse, bu dediklerinden daha yararlı, altlarında nehirler akan Cennetleri sana verir. Sana (ahirette) saraylar yaratır.()
Şanı yüce ve cömert olan (Allah), dilediği takdirde senin için bu (dediklerin)den daha hayırlı olan, altından ırmaklar akan cennetler var eder; yine senin için (orada) köşkler, yalılar inşa eder.
«Bunlardan daha iyisi» denirken, kâfirlerin, Hz. Peygamber’e değer vermek için kendisinde aradıkları imkânlara işaret olunmaktadır.
Cenab-ı Allah, Irak bölgesindeki münbit arazileri, İran şehinşahlarının ve Rum imparatorlarının saraylarını müslümanlara nasip etmek suretiyle bu vâdini gerçekleştirmiştir.
Edip Yüksel
Dilerse sana, bunlardan daha iyi olan, içlerinden ırmaklar akan cennetler (bahçeler) ve köşkler verebilen O çok yücedir.
(Allahın şânı) ne yücedir ki O, dilerse sana bunlardan daha hayırlı olmak üzere (bu dünyâda dahi) altından ırmaklar akıb duran cennetler verir, senin için saraylar yapar.
Dilerse sana bu dediklerinden daha iyisini, ağaçları altından ırmaklar akar uçmaklar veren, sana köşkler yapan [⁶] Tanrı/nın hayır ve bereketi pek çoktur.
İsmail Hakkı İzmirli Furkan Suresi 10. Ayet Açıklaması
[6] Fakat bu hususu daimî ikametgâh olan âhirete bıraktı.
Kadri Çelik
Dilediği takdirde, sana bundan daha hayırlısı olarak altından ırmaklar akan cennetler veren ve senin için köşkler kılan (Allah her zaman) bereket kaynağıdır!
Dilediği anda sana bunlardan çok daha hayırlısını, yani içerisinde ırmaklar çağıldayan cennet bahçelerini verebilecek ve senin için köşkler, saraylar kurabilecek kudrete sahip olan Allah, gerçekten ne yüce, ne mübarektir!
Dilerse sana, [onların dile getirdiği] bu şeylerden daha hayırlısını -içlerinde derelerin, ırmakların çağıldadığı hasbahçeler- verebilecek ve senin için köşkler, konaklar yapabilecek olan (Allah) ne yüce, ne cömerttir!
O, öyle cömert ve öyle yücedir ki dilerse sana ondan daha iyisini; tabanından ırmakların çağladığı cennetler verir ve sana köşkler ve saraylar bahşeder. 9/38, 13/26, 29/64, 40/39
O öyle yüce öyle cömerttir ki, isterse senin için bu (dediklerin)den daha hayırlı olan, zemininden ırmaklar akan cennetler var eder; yine senin için (orada) köşkler, yalılar inşâ eder.
Hayır ve nîmeti pek ziyâde olan zât ki (Allah) eğer dilerse sana ondan daha hayırlısını, altlarından ırmaklar akan güzide bostanlar (nâsip) kılar ve senin için köşkler vücuda getirir.
Hayır ve bereketi ne muazzamdır o Zatın ki dilediği takdirde senin için bundan daha iyisini, içinden ırmaklar akan cennetleri verir. Senin için orada saraylar yaptırır. [17, 93]
Dilediği takdirde sana ondan daha hayırlısını, alt tarafından ırmaklar akan cennetler verebilecek ve senin için köşkler yapabilecek olan (Allah) çok yücedir.