Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
2926, sondan
3311. ayet;
25. sure ve
Furkan Suresinin
71. ayetidir.
Furkan Suresi 71. ayetinin kelime sayisi
9, harf sayısı
35 ve toplam ebced değeri ise
1880 olarak hesaplanmıştır.
Furkan Suresinin toplam ebced değeri
292301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
ومن تاب وعمل صالحا فانه يتوب الى الله متابا
ومنتابوعملصالحافانهيتوبالىاللهمتابا
Vemen tâbe ve’amile sâlihan fe-innehu yetûbu ila(A)llâhi metâbâ(n)
Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o, Allah’a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner.
Tövbe (tevbe), kulun bir vicdan muhasebesi neticesinde duyduğu pişmanlığın ardından inkâr ve isyandan, her türlü kötülükten gönüllü bir vazgeçişi ve ona bir daha dönmeme kararlılığını ifade eder. Kur’an birçok âyette, bu şekildeki bir dönüşü son derece değerli bulur; –işlenen kötülükten dolayı pişmanlık duyup sağlam bir iradeyle vazgeçmeye karar verilmesi, ilgili kötülüğün tamamen terkedilmesi ve ona bir daha asla dönülmemesi şartıyla– inkâr, şirk gibi en büyük günahlar da dahil olmak üzere bütün bâtıl inanç, düşünce, kötü duygu ve davranışlar için yapılan tövbelerin makbul ve bunun, tövbe yapanın o günahtan dolayı günahlarını affettirmeye yeterli olduğunu bildirir. Burada da ifade buyurulduğu üzere, inkârdan dönüş iman etmekle, kötü amellerden dönüş ise bunların yerine iyi ve erdemli işler yapmakla olur. Ancak bütün bunlar psikolojik bir motife dayanması halinde mümkün olduğu için Hz. Peygamber, “Tövbe, günahtan dolayı pişmanlık duyup af dilemektir” buyurmuştur (Müsned, VI, 264; İbn Mâce, “Zühd”, 30). 70. âyette Allah Teâlâ’nın, bu şekilde tövbe eden birinin günahlarını (seyyiât) iyiliğe (hasenât) dönüştüreceği ifade buyurulmuştur. Tefsirlerde âyetin bu son ifadesi genellikle üç şekilde yorumlanmıştır: a) Allah, onların tövbe etmezden önce işledikleri kötülüklerden doğan günahlarını sevaba çevirir ve kıyamet gününde bu kötülüklere iyilikmiş gibi karşılık verir (meselâ bk. Taberî, XIX, 47-48). Bu yoruma göre tövbe sayesinde günah, sadece affedilmekle kalmıyor, aynı zamanda sevaba dönüşmüş oluyor. Bu yorum aşırı bulunarak âyete bizim tercih ettiğimiz şu anlam da verilmektedir: b) Allah, onların tövbe etmezden önceki kötü hallerini tövbe ettiklerinde iyi hallere çevirir ve onlar bundan böyle inkâr yerine iman ederler, isyan ve günah yerine itaat ve takvâya yönelirler; tövbe etmezden önce kötü insan iken tövbe sayesinde Allah’ın da yardımıyla iyi insan, iyi mümin olurlar (Zemahşerî, III, 105; Râzî, XXIV, 112). c) Şevkânî, bazı sahâbîlerin ve daha başka âlimlerin, âyetin bu cümlesi hakkındaki görüşlerini şu şekilde özetler: Buradaki “değiştirme ve çevirme” (tebdîl), sadece “affetme” anlamına gelir. Yani Allah onların söz konusu günahlarını affedecektir, yoksa onları iyiliklere çevirmeyecektir (IV, 103). Bununla beraber son iki yorum arasında bir fark görülmemektedir. Affedilenlerin cezalarının kaldırılması, âkıbetlerinin kötüden iyiye çevrilmesidir.
(O’na) yönelip iyi iş(ler) yapan kişi Allah’a tam yönelmiş olur.
Önceki ayetlerde sayılan günahları yapanlar eğer tevbe ederlerse Yüce Allah’a yapılacak tevbenin yani yönelişin önünde hiçbir engelin olmadığı bu iki ayette ifade edilmektedir. Tevbe ve ıslahın cezaları düşürmesiyle ilgili bkz. Âl-i İmrân
3:89, dipnot 8.
Kim tövbe eder ve yararlı iş yaparsa bilsin ki onun tövbesi kesinlikle Allah'a ulaşacaktır.
Kim tevbe eder ve salihatı yaparsa, kuşkusuz o, bağışlanmış olarak Allah'a döner.
Kim tevbe eder ve amel-i salih işlerse, O Allah-u Teâlâ’ya tevbesi makbul (olmuş ve O’nun rızasına kavuşmuş) olarak dönecektir.
Kim tövbe eder ve iyi işlerde bulunursa şüphe yok ki o, Allah'a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner.
Zaten kim tevbe eder, sonra da dürüst ve yararlı işler yaparsa, şüphe yok ki gereği üzere, Allah'a yönelen işte odur.
Günah işlemekten vazgeçip Allah'a itaate yönelerek tevbe eden, gevşekliği bırakıp, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçiren, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayan, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olan, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyen, şüphesiz tevbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner.
Kim tevbe eder ve salih amel işlerse şüphesiz o kabul görmüş olarak Allah'a döner.
Kim tevbe eder ve salih amellerde bulunursa, gerçekten o, tevbesi (ve kendisi) kabul edilmiş olarak Allah'a döner.
Kim tevbe eder de salih amel işlerse, muhakkak ki o, tevbesi makbul bir şekilde Allah'a döner.
Kim tevbe edip yararlı işler yaparsa, o (makbul bir kul olarak) Allah’a dönüş yapmış demektir.
Tövbe yapıp yararlı iş görenler, bağışlanmış olarak Allaha dönecekler
Her kim tevbe edip sorumlu davranır ve faydalı işler yaparsa, şüphesiz o, Allah'a, tevbesi kabul edilmiş olarak döner.
Kim tevbe edip yararlı iş işlerse, şüphesiz o, Allah'a gereği gibi yönelmiş olur.
Kim tevbe edip iyi davranış gösterirse, şüphesiz o, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner.
Tevbe edip iyi davrananlar ise ALLAH'a gereği gibi dönmüş olur
Ve her kim tevbe edip iyi davranış gösterirse, şüphesiz o, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner.
Ve her kim tevbe edip de salâh ile çalışırsa o muhakkak Allaha makbul olarak döner
Kim (günâhlardan) tevbe (ve rücû') eder, güzel amel (ve hareket) de de bulunursa muhakkak o, Allaha — tevbesi makbul ve (Allahın) rızâsına erişmiş olarak — döner.
İşte kim tevbe edip sâlih amel işlerse, artık şübhesiz ki o, tevbesi kabûl edilmiş olarak Allah'a döner.
Tövbe eden ve doğru işler yapan birisi için, tövbe edilecek makam Allah’dır.
Her kim tövbe eder ve iyi amel işlerse Allah/a, sevap ve mükâfatına nâil olarak döner [¹].
[1] Veya Allah'ı kendisinden hoşnut ederek döner.
Kim tevbe eder ve salih amellerde bulunursa, gerçekten o, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner.
Evet, her kim içtenlikle tövbe eder ve ardından güzel davranışlar ortaya koyarsa, muhakkak o, tövbesi kabul edilmiş olarak Allah’a dönmüş olur.
Kim tevbe ettiyse, salih bir amel işlediyse, şüphesiz o, tevbe makamı olarak Allah’a yönelir.
(Zâten) tevbe eden ve (inandığı) iyi işleri yaşayan kimse, şüphesiz (böyle davranarak), Allah’a gerçekten tevbe etmiş olur.1
1 Yani gerçek tevbe böyle yapılır. Bu âyet; “Kim tevbe edip (inandığı) iyi işleri yaşarsa, şüphesiz o, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah’a döner” şeklinde de tercüme edilebilir.
Zaten kim ki tevbe eder ve [sonra da] dürüstçe, erdemlice davranırsa, gereği üzere Allah'a yönelen işte odur.
Evet kim günahlardan dönüş yapıp doğru ve güzel işler yaparsa, işte o, tövbesi kabul edilmiş olarak Allah’a yönelmiş olur. 2/177, 17/25, 39/53...61, 63/10
Kaldı ki her kim dönüş yapar ve sorumlu davranırsa, işte sadece böyleleri Allah’a gereği gibi yönelmiş sayılacaktır.
Ve her kim tövbe etmiş ve sâlih amelde bulunmuş olursa Artık şüphe yok ki o Allah Teâlâ'ya rızasını kazanmış olarak döner.
Kim tövbe edip, güzel ve makbul işler yaparsa, gereğince tövbe eden işte odur. [4, 110; 9, 104; 39, 53]
Kim tevbe eder ve faydalı iş yaparsa o, makbul bir kimse olarak Allah'a döner.
Kim dönüş yapıp iyi iş yaparsa gerçekten Allah tevbesini kabul etmiş olur.
Kim tevbe eder ve doğruları yaparsa, O, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner.
Onun için, tevbe edip de güzel işler yapan kimse, tevbesi makbul olarak Allah'a döner.
Kim tövbe edip hayra ve barışa yönelik iş yaparsa, hiç kuşkusuz tövbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner.
daħı her kim tevbe eyledi daħı işledi eyü iş pes bayıķ ol döne Tañrı’dın yaña dönmeklıķ.
Daḫı kim ki tevbe eylese, daḫı ‘amel‐i ṣāliḥ işlese, pes ol Tañrıya döner,yaḫşı dönmek.
Hər kəs tövbə edib yaxşı iş görsə, o, şübhəsiz ki, Allaha tərəf yaxşı bir dönüşlə (Allahın rizasını qazanmış halda) dönər.
And whosoever repenteth and doeth good, he verily repenteth toward Allah with true repentance.
And whoever repents and does good has truly turned to Allah with an (acceptable) conversion;-