Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
3895, sondan
2342. ayet;
37. sure ve
Sâffât Suresinin
107. ayetidir.
Sâffât Suresi 107. ayetinin kelime sayisi
3, harf sayısı
15 ve toplam ebced değeri ise
1888 olarak hesaplanmıştır.
Sâffât Suresinin toplam ebced değeri
259791 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Ve fedeynâhu biżibhin ‘azîm(in)
Biz, (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık.
Kaynaklarda verilen ayrıntılı bilgilere göre Hz. İbrâhim, rüyasında aldığı buyruğu yerine getirmeye karar verip gerçekleştirmek üzereyken, bu tutumuyla Allah tarafından tâbi tutulduğu büyük teslimiyet sınavını kazandığı için Allah Teâlâ, Cebrâil aracılığıyla (Zemahşerî, III, 307) görkemli bir koç göndererek oğlunun yerine bunu kurban etmesini istemiş, İbrâhim de öyle yapmıştır. Hz. İbrâhim, daha önce yakılmayı göze alacak derecede tehlikelere göğüs gererek putperestlere karşı mücadele verdiği gibi bu defa da evlâdını kurban etme buyruğuna da tereddütsüz boyun eğmiş; bu büyük özveriye karşı yüce Allah hem onun vaktiyle ateşte yanmasını önlemiş hem de şimdi oğlunu ölümden kurtarmıştır. 105 ve 110. âyetlerde iki defa tekrar edilen, “İşte iyileri biz böyle ödüllendiririz” ifadesi bu lutuflara işaret etmekte; 108-109. âyetlerde de İbrâhim’in sonraki bütün kuşaklar arasında selâm ve saygıyla anılmasının sağlandığı, isminin ebedîleştirildiği bildirilmektedir. Nitekim bugün de Hz. İbrâhim kitâbî dinlerde saygın bir yere sahiptir. Biz müslümanlar, bütün peygamberleri derin bir saygıyla andığımız gibi özellikle “Allahümme salli...” ve “Allahümme bârik...” diye başlayan dualarımızda Peygamber efendimizin yanında Hz. İbrâhim’e de dua ederiz.
Biz (oğlunun yerine) ona büyük bir kurban fidye vermiştik.
Biz ona kurtuluş bedeli olarak büyük bir kurban verdik.
Ona fidye¹ olarak büyük bir kurbanlık verdik.²
1- Bedel. 2- 100'den 107'ye kadar olan ayetlerde anlatılan olay, 106'ncı ayette de açıklandığı gibi bir beladır, yani denemedir, sınavdır. Bu sınav, Allah'ın emri olarak değil, İbrâhîm'ın rüyası bağlamında gerçekleşmiştir. Bu sınavla Allah'a olan bağlılığın ne denli güçlü ve samimi olduğu; bir babanın oğlunu dahi feda edecek boyutta bir teslimiyet ortaya konmaktadır. Yoksa Allah'ın İbrahim'e oğlunu kurban etmesi gibi bir emri yoktur. Bir kimsenin en çok sevdiği bir varlıktan bile tereddüt etmeden vaz geçmesinin teslimiyeti anlatılmaktadır. Allah ise bu teslimiyeti bir kurbanlıkla karşılamıştır. Üzerinde durulması gereken İbrahim'in oğlunu kurban etmeye niyetlenmesi değil, teslimiyeti ve Allah'ın bu teslimiyete verdiği karşılıktır. Bu ayetlerin bu olay üzerinden verdiği mesaj Allah'a teslimiyet ve sadakattir. Yoksa Allah'ın nedensiz olarak bir cana kıyılmasını istemesi düşünülemez. Bu tarz bir düşünce Allah'a atılmış en büyük iftira olur.
Ve ona büyük bir kurbanı fidye (oğlu İsmail’i kesmekten kurtuluş bedeli) olarak gönderdik.
Ve onun yerine, kesilmek üzere büyük bir koç ihsan ettik.
Biz kurban edeceği oğluna bedel, büyük bir kurban koç verdik.
Kurban edilecek yaşa gelmiş bir kurban kesme sorumluluğu karşılığında oğlunu kurban edilmekten kurtardık.
Biz ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.
Ve ona büyük bir kurbanı fidye olarak verdik.
(Oğlunu kesmeğe karşılık) ona büyük bir kurbanlık, (semiz koç) fidye verdik.
Biz, büyük bir kurban ile fidyesini verdik.
Ona, büyük bir de kurban gönderdik !
Biz ona (İsmail'in) kurtuluş fidyesi olarak büyük bir kurban verdik.”
İşte o günden beri inananların her şeylerini Allah yolunda feda edebileceklerine dair kararlılıklarını göstermek üzere kurban kesiyorlar. Ancak bu iş sadece senede bir defa kurban kesmekle olmaz. Hz. İbrahim ve İsmail örneğinde olduğu gibi sevilen her şeyin yeri ve zamanı gelince Allah için verilebilmesiyle olur.
Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.
107, 108, 109, 110, 111. Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik. Geriden gelecekler arasında ona (iyi bir nam) bıraktık: İbrahim'e selam! dedik. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandır.
Son Peygamber’in ümmeti ona salâtü selam okurken Hz. İbrahim’i de anar, onu hayırla yâdederler.
Ve biz ona fidye olarak büyük bir kurban verdik.
Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.
Dedik ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik
Ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.
Ve (oğluna bedel) ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.
Fidye olarak o’na büyük bir hayvan kesmesini emrettik.
Ona oğluna bedel büyük bir koç verdik [²].
[2] Bu civan Hazret-i İsmail veya Hazret-i İshak'tır.
Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.
Biz de, İsmail’in kurtuluş fidyesi olarak İbrahim’e büyük bir kurbanlık koç verdik. İşte o günden beri müminler, Allah yolunda her şeylerini seve seve fedâ etmeye hazır olduklarını göstermek üzere, kurban bayramında kurban keser, böylece ataları İbrahim’in izinden gittiklerini gösterirler.
Ona çok büyük bir kurbanı fidye / kurtulma bedeli verdik.
Ve ona büyük bir kurbanlığı da fidye olarak1 verdik.
1 Yani; “İbrahim’e oğlunun yerine kesilmek üzere bir kurbanlık verdik.” Zîrâ İbrahim (a.s) bir oğlu olursa Allah yolunda kurban edeceğini adamıştı. Adak yerine gelmeyince, bu fidye onun yerine getirilmesi için Allah tarafından gönderilmiş ve böylece adak da yerine getirilmiştir. Bu âyete dayanarak Ebû Hanife: “Çocuğunu kurban etmeyi adayana bir koyun kesmek vacip olur.” kanaatine varmıştır.
Ve fidye olarak o'na büyük bir kurban 43 verdik,
Biz ona çocuğun yerine fidye olarak büyük bir kurban kesmesini emrettik. 22/26.30
Ve Biz ona fidye olarak muhteşem bir kurban verdik;[4024]
[4024] Yani bir sonraki âyetle birlikte: Allah-insan ilişkisinde mesafe bulunduğu sahte duygusunun geçersizliğini ifade eden kurban ibadetini teşri kılarak, İbrahim ve oğlunun anısını ebedîleştirdik.
Ve O'na bir büyük kurbanlık bedel verdik.
Oğluna bedel ona büyük bir kurbanlık verdik.
Ve fidye olarak ona büyük bir kurbanlık verdik.
Ona, onun yerine kurban edeceği büyük bir koç verdik.
Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık koç vermiştik.
Oğlunun yerine, ona büyük bir kurbanlık verdik.
Ve ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.
daħı fidā eyledük aña [240a] ulu ķoçı.
Daḫı aña fidā virdük, ulu ḳurbānlıġ‐ıla.
Biz ona böyük bir qurbanlıq (Habilin qurbanlıq qoçunu) əvəz verdik.
Then We ransomed him with a tremendous victim.
And We ransomed him with a momentous sacrifice:(4103)*
4103 The adjective qualifying "sacrifice" here, 'azim, (great, momentous) may be understood both in a literal and a figurative sense. In a literal sense it implies that a fine sheep or ram was substituted symbolically. The figurative sense is even more important. It was indeed a great and momentous occasion, when two men, with concerted will, "ranged themselves in the ranks" of those to whom selfsacrifice in the service of Allah was the supreme thing in life. In this sense, said Jesus, "he that loseth his life for my sake shall find it", (Matt.
10:39 ). (R).