Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4018, sondan 2219. ayet; 38. sure ve Sâd Suresinin 48. ayetidir. Sâd Suresi 48. ayetinin kelime sayisi 8, harf sayısı 38 ve toplam ebced değeri ise 3172 olarak hesaplanmıştır. Sâd Suresinin toplam ebced değeri 227837 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure ص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ص (0) bulunuyor.
Mekke putperestlerinin İslâm davetini reddetmedeki akıl almaz ısrarları ve küstahça davranışları karşısında Hz. Peygamber’e geçmiş peygamberlerin ve diğer sâlih kulların güçlü iradeleri, basiretli tutumları hatırlatılmaktadır. Onlar, dünyada sıkıntı çekseler bile âhiret yurdunu asla unutmadıkları için bu sayede Allah kendilerini günahlardan arındırmış, ruhlarını ismet (günahsızlık) sıfatıyla donatmış; bu sayede Allah katında seçkinler ve iyiler arasında yer almışlardır. Bu âyetlerin ifadesine göre anılan şahsiyetler şu üç değerli lutfa mazhar olmuşlardır: a) Allah onları günahlardan korumuştur; b) Kendilerini seçkinler arasına almıştır; c) İyilerden olmuşlardır. Bu mazhariyetlerin sebebi ise onların “âhiret yurdunu hatırda tutmadaki samimiyetleri”dir, bu husustaki titizlik ve kararlılıklarıdır. Çünkü genellikle insanı dünya hayatında bazı zevkleri tatma arzusu veya bazı sıkıntılardan kurtulma telâşı kötülüklere itmekte; dinin ve ahlâkın buyruklarını yerine getirmekten uzaklaştırmakta; böylece o kişi zevk arzusu ve elem korkusuyla kolayca kötülüklere teslim olabilmektedir; bu ise dinî ve ahlâkî bakımdan tam bir çöküştür. İşte insanı bu çöküşten kurtaracak olan da âhiret bilincinin canlı olmasıdır. Çünkü bu bilinç insanda şu inancı güçlendirecek ve etkin kılacaktır: Allah’ın buyruk ve yasalarını hiçe sayarak dünyada bazı zevkleri tatsak bile bunlardan çok daha fazlasını âhirette kaybedeceğiz;
Mehmet Okuyan
İsmail’i, Elyesa’yı, Zülkifl’i de hatırla! Hepsi de en hayırlılardandır.
45 - 48. âyetler, peygamberlerin günahtan mâsum olduklarına delâlet etmektedir. Çünkü Cenab-ı Hak mutlak olarak hepsinin «iyiler»den olduğuna hükmetmiştir. Buna mukabil mümin ile münkirin âkıbeti de şöyle anlatılmıştır:
Edip Yüksel
İsmail'i, Elyesa'ı ve Zülkifl'i de anımsa; hepsi iyilerdendi.
1 Elyesa ve Zü’l-Kifl hakkında, tefsirlerde geçen rivâyetlerin tamamı Yahûdî kaynaklı olduğu için biz bunların hiç birisine itibar etmeyerek, “bu iki zat, Allah’ın haklarında bize bilgi vermediği iki Peygamberidir” demekle yetiniyoruz. En doğrusunu Allah bilir.
Muhammed Esed
İsmail'i, Elyesa'yı 43 ve [o'nlar gibi] kendisini [Bize] adayan 44 herkesi an: onların tümü hayırlı kimselerdi!
Elyasa (a.s.), İlyas (a.s.)’ın İsrailoğulları üzerine halifesi olup, sonra kendisine peygamberlik verilmiştir. Zülkifl (a.s.) hakkında 21,85 âyetine bkz. Son cümle, peygamberlerin günahsız olduklarının delilidir.
Süleyman Ateş
İsma'il'i, Elyesa'ı, Zülkifil'i de an. Hepsi de iyilerdendir.