Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
4146, sondan
2091. ayet;
40. sure ve
Mü'min Suresinin
13. ayetidir.
Mü'min Suresi 13. ayetinin kelime sayisi
14, harf sayısı
53 ve toplam ebced değeri ise
3744 olarak hesaplanmıştır.
Mü'min Suresinin toplam ebced değeri
360656 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ح (0)
م (6) bulunuyor.
هو الذي يريكم اياته وينزل لكم من السماء رزقا وما يتذكر الا من ينيب
هوالذييريكماياتهوينزللكممنالسماءرزقاومايتذكرالامنينيب
Huve-lleżî yurîkum âyâtihi ve yunezzilu lekum mine-ssemâ-i rizkâ(an)(c) vemâ yeteżekkeru illâ men yunîb(u)
O, size âyetlerini gösteren, sizin için gökten bir rızık indirendir. Ancak O’na yönelen, düşünüp ibret alır.
Bir önceki âyetin sonunda Allah, zâtını “yüce ve ulu” şeklinde nitelemişti; burada ise kendi yüceliği ve ululuğunun bazı kanıtlarını göstermektedir. “İşaretler” (âyât), Allah’ın varlığına, birliğine, yaratıp yönetmesine delâlet eden varlık ve olaylar; “gökten indirilen rızık” ise gerek insanların gerekse bitkilerin ve hayvanların yararlandığı yağmurdur. Burada ayrıca insanın zihnini ve gönlünü bu ilâhî işaretlere açık tutup onlardan gerekli sonuçları çıkarması, bunun için samimi bir yöneliş ve arayış içinde olması, içten bir bağlılıkla Allah’a yönelip O’na kulluk ve dua etmesi gerektiği de belirtilmektedir.
“O’nun dereceleri yüksektir” diye çevirdiğimiz refîu’d-derecât tamlamasındaki refî‘ kelimesi hem “yüksek” hem de “yükselten” anlamına geldiğinden âyetin bu bölümü iki farklı şekilde yorumlanmıştır (meselâ bk. Râzî, XXVII, 42-43; Şevkânî, IV, 555; İbn Âşûr, XXIV, 106-107):
a) “Allah’ın dereceleri yüksektir”; yani Allah, kendisinin saygınlığını ve yüceliğini gösteren sayılamayacak derecede üstün niteliklere sahiptir; bu sebeple dua ve ibadete de ancak O lâyıktır; O’nu bırakarak hangi türden olursa olsun asla O’nun derecesine ulaşması düşünülemeyecek varlıkları tanrı yerine koyup onlara tapmak akıl ve iz‘anla bağdaşmaz. b) “Allah, dereceleri yükseltendir”; meleklerin, peygamberlerin, sevdiği ve himayesine aldığı diğer kullarının derecesini yükselten O’dur. Şu halde maddî ve manevî alanda sağlıklı ve hayırlı gelişme de ancak O’nun lutuf ve inâyetiyle mümkündür. Çünkü O, “Arşın sahibidir”; yani mutlak hükümranlık O’nundur, bütün varlık ve olayların yönetimi ve nihaî kaderi O’nun elindedir.
Râzî, 15. âyet metninde vahyin “ruh” kelimesiyle ifade edilmesini özetle şöyle açıklar: “Ruhlar, ilâhî bilgiler ve kutsal hakikatlerle hayat kazanır; vahiy ruhlara bu bilgileri ve hakikatleri kazandırdığı için ruh diye anılmıştır. Ruh, canlı olmanın sebebi, vahiy ise belirtilen mânevî hayata ulaşmanın sebebidir” (XXVII, 44). Yüce Allah, kullarından dilediğine, yani peygamberlerine vahiy indirmek suretiyle dinî ve ahlâkî hayatları bakımından bireyler ve toplumlar için bir ruh ve can değerinde olan lutufta bulunmuş olmaktadır. Son ilâhî vahiy olan Kur’an da bu anlamda ruh olarak isimlendirilmiştir (Zuhruf
42:52).
Âhiret gününde bütün yaratılmışlar veya semavî varlıklarla dünyevî varlıklar ya da yaratıcıyla kulları bir araya geleceği için 15. âyette o gün “buluşma günü” şeklinde nitelendirilmiştir. Bu buluşmayı, zalimlerle mazlumların veya insanlarla onların dünyadayken yaptıkları işlerin buluşması olarak açıklayanlar da vardır (Zemahşerî, III, 365; Şevkânî, IV, 555; İbn Âşûr, XXIV, 109).
Size delillerini gösteren ve sizin için gökten rızık indiren O’dur. Allah’a yönelenden başkası (gerçeği) hatırlamaz.
Gökten rızık indirilmesi ile kastedilen yağmurun vesile olduğu bitkilerin ürün vermesidir.,Burada belirtildiği üzere, yönelmek “sebep”, gerçeği hatırlayıp öğüt almak ise “sonuç”tur.
Âyetlerini size gösteren ve gökten size rızık indiren O'dur. Ancak O'na yönelenler öğüt alır.
O, size ayetlerini¹ gösteren, sizin için gökten rızık indirendir. Ancak, gönülden yönelenler öğüt alırlar.
1- Göstergelerini, kanıtlarını.
O (Allah) size ayetlerini (böyle) gösteriyor ve sizin için gökten (maddi ve manevi) rızık indiriyor. (Ama) İçtenlikle (Allah'a) yönelenden başkası öğüt alıp-düşünmez (durumdadır).
Öyle bir mabuttur ki delillerini göstermededir size ve rızıklandırmak için gökten yağmur yağdırmadadır size ve ona dönen kişiden başkası ibret ve öğüt almaz bundan.
O Allah ki, size apaçık alametlerini ve delillerini gösteriyor ve size gökten rızıklar indiriyor. Ama ancak O'na yönelip gönül verenlerden başkası, bundan bir ders çıkarmaz.
O, size kudretinin, büyüklüğünün ve birliğinin delillerini gösterendir. Sizin için gökten rızık indirendir. Yalnızca Allah'a yönelip, gönülden bağlı olanlar düşünüp ibret alıyor.
O, size ayetlerini gösteriyor ve sizin için gökten rızık indiriyor. (Allah'a) yönelenden başkası öğüt almaz.
O, size ayetlerini gösteriyor ve sizin için gökten rızık indiriyor. İçten (Allah'a) yönelenden başkası öğüt alıp-düşünmez.
O'dur ki, size (kudret ve azametine delâlet eden) alâmetlerini gösteriyor, sizin için gökten bir rızık (sebebi olan yağmur) indiriyor. Fakat ancak küfürden dönen (Allah'ın alâmetlerinden ibret alır ve gerçeği) anlar.
Size ayet ve delillerini gösteren, gökten sizin için bir rızık indiren O’dur. Fakat O’na yönelenlerden başka bunu idrak eden yok.
Size belgelerin gösteren O'dur, gökten size azık indiren de O, ancak, yöneyenler öğüt alır
O (Allah, varlığına, eşsizliğine, benzersizliğine ve büyüklüğüne delalet eden) âyetlerini size gösteriyor ve sizin için gökten rızık indiriyor. (Bunlardan) ancak O'na yönelen düşünüp ibret alır.
Size mucizelerini gösteren, size gökten rızık indiren O'dur. Allah'a yönelenden başkası ibret almaz.
Size âyetlerini gösteren, sizin için gökten rızık indiren O'dur. Allah'a yönelenden başkası ibret almaz.
Gösterilen «âyetler» ilâhî kudrete delâlet eden hârika eserler ve kemal yollarını gösteren şeylerle; indirilen «rızık» da, rızkın sebebi olan yağmur, güneş ve hava ile izah edilmiştir.
O ki size ayetlerini (kanıtlarını ve işaretlerini) göstermekte ve sizin için gökten bir rızık indirmektedir. Tümüyle yönelip teslim olandan başkası ibret almaz.
Size âyetlerini gösteren, sizin için gökten bir rızık indiren O'dur. Fakat onları ancak gönül verip düşünenler anlar.
Odur ki size âyetlerini gösteriyor ve sizin için Semâdan bir rızık indiriyor, fakat ancak gönül veren anlar
Ki O, âyetlerini size göstermekde, sizin için gökden rızık indirmekde olandır. (Şirkden tevbe ile îmâna) dönecek kimseden başkası (âyâtı Hakdan) ibret almaz.
O (Allah), size delillerini gösteren ve gökten size bir rızık indirendir. Fakat (O'na)yönelen kimseden başkası ibret almaz.(3)
(3)“Gözün nûru, nûr-ı îmanla (îman nûruyla) ışıklanırsa ve kavîleşirse (kuvvetlenirse), bütün kâinât gül ve reyhanlar (güzel kokular) ile müzeyyen (süslü) bir Cennet şeklinde görünür. Gözün gözbebeği de, bal arısı gibi bütün kâinât safhalarında menkuş (nakşedilmiş) gül ve çiçek gibi delillerinden, bürhanlarından alacağı ibret, fikret (düşünme), ünsiyet (dostluk) gibi usâre (öz su) ve şıralarından vicdanda o tatlı, îmanlı balları yapar. Eğer o göz küfür zulmetiyle (karanlığıyla) kör olursa; dünya, genişliğiyle berâber bir hapishâne şekline girer. Bütün hakāik-ı kevniye (yaratılışa âid bütün hakīkatler), nazarında gizlenir. Kâinât ondan tevahhuş eder(yabancılaşır).” (İşârâtü’l-İ‘câz, 65)
O Allah, size pek çok işaretler (ayetler) gösteren ve gökten sizin için rızık indirendir. Bunları ancak, samimi olarak Allah’a yönelen birileri düşünebilir.
Size mûcizeler gösteren, gökten size rızk indiren O/dur. Bu mûcizeleri tevhide dönenlerden başkası hatırlamaz.
O, size ayetlerini göstermekte ve sizin için gökten rızık indirmektedir. İçten (Allah'a) yönelenden başkası hatırlayıp kendine gelemez.
O Allah ki, kâinâtın her zerresinde size kudret, adâlet ve merhametinin apaçık delillerini göstermektedir; örneğin, sizin için gökten yağdırdığı yağmur sayesinde, size nice besleyici gıdalar göndermektedir. Ne var ki, tertemiz bir kalple Allah’a yönelen müminlerden başkası bunları düşünüp öğüt almaz.
Size âyetlerini gösteren, Gök’ten size rızık indiren O’dur.
(Allah’a) Yönelen kimseden başkası düşünüp anlamıyor.
Size mûcizelerini gösteren, sizin için gökten rızık indiren1 Odur. Fakat bunları ancak Ona gönül verip düşünenler anlar.
1 Gerek yağdırdığı yağmurlarla yerden bitkiler yaratarak, gerekse Peygamberlerine ilâhî kitaplarla mükemmel hükümler göndererek…
SİZE [her türlü] işaretlerini gösteren, sizin için gökten rızık indiren O'dur: Ama Allah'a yönelmiş olanlardan başkası [bundan] bir ders çıkarmaz.
Zira O’dur size gökten rızık indirerek delillerini gösteren. Ama Allah’a yönelenden başkası bunu kavrayamaz. 13/1...5, 27/59...64
O’DUR size (varlık) delillerini gösteren ve size semadan rızık indiren: Yönünü O’na çevirenlerden başkası bundan ders almaz.[4180]
[4180] Ra’d sûresinin 27. âyetiyle karşılaştırınız.
O, o (Hâlık-ı Azîm)dir ki size âyetlerini gösteriyor ve sizin için gökten bir rızk indiriyor. (Bu âyetleri Hakk'a) Rücu edenlerden başkası anıp düşünemez.
Size kudret ve hikmetine dair delillerini gösteren, gökten size rızık indiren O'dur. Fakat ancak gönülden Allah'a dönen kimse düşünüp ibret alır.
O'dur ki, size ayetlerini gösteriyor ve sizin için gökten rızık indiriyor, (rızkın sebebi olan yağmur, güneş ve hava veriyor). Ancak (O'na) yönelen öğüt alır.
Size ayetlerini gösteren, gökten sizin için rızık indiren O’dur. Allah'a yönelenden başkası, bu bilgiyi doğru kullanamaz.
Size belgelerini göstermek için gökten size rızık indiren O'dur. Ama hakka yönelenden başkası düşünmez.
O Allah ki, size âyetlerini gösterir ve gökten sizin için rızık indirir. Fakat Ona yönelenlerden başkası böyle şeylerden ibret almaz.
O O'dur ki size ayetlerini gösteriyor ve sizin için gökten bir rızık indiriyor. O'na yönelenden başkası öğüt alamaz.
ol oldur kim gösterür size nişānlarını daħı indürür sizüñ içün gökden rūzį. daħı ögütlenmez illā ol kim dönesidür.
Ol Allāhdur size āyetlerini gösteren, daḫı size gökden rızḳ indüren. Daḫıögütlenmez, illā Allāha dönen kişiler.
Sizə ayələrini (mö’cüzələrini, dəlillərini) göstərən, göydən ruzi (hər şeyi göyərdən yağış) endirən məhz Odur. (Bu ayələrdən) ancaq (tövbə edib Rəbbinə) dönən (Ona şərik qoşmaqdan imtina edən) kimsə ibrət alar!
He it is who showeth you His portents, and sendeth down for you provision from the sky. None payeth heed save him who turneth (unto Him) repentant.
He it is Who showeth you his Signs, and sendeth down sustenance for you(4374) from the sky: but only those receive admonition who turn (to Allah..*
4374 Lest it should be thought that Allah's Grace did not meet the Sinner again and again and offer Allah's Mercy again and again, it is pointed out that Allah's Signs were freely vouchsafed everywhere and continuously, and that every kind of means was provided for man's "Sustenance" or growth and development, physical, mental, and spiritual. But only those could take advantage of it who turned their attention to Allah, who submitted their will to Him.