Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4855, sondan 1382. ayet; 54. sure ve Kamer Suresinin 9. ayetidir. Kamer Suresi 9. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 44 ve toplam ebced değeri ise 2959 olarak hesaplanmıştır. Kamer Suresinin toplam ebced değeri 118436 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Peygamberlerin yalancılıkla itham edilip türlü eziyetlere mâruz bırakıldıkları konusunda Hz. Nûh’un hayatı önemli bir örnek teşkil etmektedir ve Kur’an onun verdiği mücadeleyi oldukça ayrıntılı biçimde değişik vesilelerle gözler önüne sermiştir (Hz. Nûh ve tûfan hakkında bk. Yûnus 10:71-73; Hûd 11:25-49; Nûh 71:1-28). 12. âyetin son kısmında Nûh kavminin tûfan ile helâk edileceği yönündeki ilâhî takdire veya gökten inen sularla yerden fışkıranların birbirine denk olduğuna değinildiği yorumları yapılmıştır. Sonuncu yoruma göre bu kısmı, “Böylece sular önceden belirlenmiş ölçüye göre birleşti” şeklinde çevirmek mümkündür (Şevkânî, V, 142; Elmalılı, VII, 4641). 13. âyette gemi kavramı kullanılmadan niteliklerine değinilmiştir; başka âyetlerde bu anlama gelen fülk kelimesi geçmektedir. Burada gemiyi anlatmak üzere hangi maddelerden imal edildiği bilgisinin verilmesinde, Nûh’a hazır bir gemi gönderilmiş olmayıp onun tarafından yapıldığına, daha önce bu işi bilmediği halde ilâhî vahiy ile bunun kendisine öğretilmiş olduğuna işaret vardır (İbn Âşûr, XXVII, 184). “Mıhlar” diye çevrilen düsür kelimesinin tekili olan disâr, “eğser, geminin tahtalarını birbirine bağlayan râbıta, kenet, perçin veya halat” anlamlarına da gelir (Elmalılı, VII, 4641).
17. âyette geçen ve “Andolsun ki Kur’an’ı düşünülsün diye kolaylaştırdık. Düşünecek yok mu?” diye çevrilen ifade 22, 32, 40. âyetlerde de aynen yer almakta, böylece Kur’an’ın üzerinde düşünülüp öğüt alınacak bir kitap olduğu, onun bu aydınlatıcı özelliğini önceki kavimlere dair verdiği örneklerle daha da canlı duruma getirdiği halde muhataplarınca gösterilen duyarsızlığa vurgu yapılıp bu tutum kınanmaktadır (Zemahşerî, IV, 46). Bu âyetteki “düşünecek” diye çevrilen müddekir kelimesini “ibret alan, öğüt alan, ders çıkaran” şeklinde de tercüme etmek mümkündür. “Düşünecek yok mu?” cümlesi, “Hayırlı olanı isteyen var mı ki yardım edilsin!” mânasıyla da açıklanmıştır (Taberî, XXVII, 96-97). Öte yandan buradaki “kolaylaştırma” anlamına gelen lafızdan hareketle Kur’an’ın kendine özgü ifade özellikleri, anlaşılma ve ezberlenmesinin kolay oluşu gibi hususlar üzerinde durulmuştur (meselâ bk. İbn Âşûr, XXVII, 187-190).
Mehmet Okuyan
Onlardan önce Nuh’un halkı da (gerçeği) yalanlamış, kulumuzu yalanlayarak “(O) cinlenmiştir.” demişlerdi. (Tebliğden vazgeçirilmeye) zorlanmıştı.
Kendilerinden önce Nuh kavmi de yalanlamıştı; böylece kulumuz (Nuh) u yalancı saymışlar ve: "Delidir" diyerek (hakaret yağdırmışlardı) . O baskı altına alınıp zorla engellenmeye çalışılmıştı.
Bunlardan önce Nuh milleti de, O'nu yalanlamıştı. Onlar kulumuz Nuh'u, yıllarca yalancı saymakta ısrar ettiler, O'na deli dediler ve tebliğden vazgeçmeye zorlandı.
Onlardan önce Nuh kavmi de Nûh'u yalanladı. Bizi ilâh tanıyan, candan müslüman olarak bize bağlanan, saygılı kulumuzu yalanlamakta ısrar ettiler.
“Cinlere mahkûm olmuş biridir, delidir.” dediler. Nûh'a bağırıp çağırıldı, tebliği engellendi, eza ve cefa edilerek kovuldu.
Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanlamış ve kulumuz Nuh'u yalancılıkla suçlayıp; ‘‘O delinin biridir'' diyerek onun mesajını her yönden engellemişlerdi.
Onlardan (Mekkelilerden) önce Nûh kavmi (de peygamberlerini) yalanladı; öyle ki kulumuzu yalanladılar ve: “(O) bir delidir!” dediler ve (o kadar ki Nûh, tebliğden zorla)engellenmişti.
Onlardan önce, Nûh’un kavmi de inkâr etmişti. Onlar da kulumuz Nûh’u yalanlamış ve “O bir delidir!” demişlerdi. Böylece Peygamber, büyük baskı ve eziyetlerle karşılaşmış ve görevini yapmasına engel olunmuştu.
Kendilerinden önceki Nûh toplumu da (Peygamberlerini) yalanladı. Onlar, kulumuzu yalanlamakla kalmayıp bir de: “delidir.” dediler. (İşte o, böyle) engellendi.
BUNLARDAN, [şimdi yeniden dirilmeyi inkar edenlerden] önce Nûh'un kavmi de o'nu yalanlamıştı; onlar kulumuzu yalanlamışlar ve “O, bir delidir!” demişlerdi, (ve bundan dolayı) o kovulup defedilmişti. 6
Evet onlardan önce de Nuh kavmi de yalana sarılmış ve kulumuz Nuh’u yalancılıkla suçlayıp; ‘‘O delinin biri’’ diyerek onun mesajını her yönden engellemişlerdi. 23/23...26
ONLARDAN önce, Nûh kavmi de yalanlamıştı: hem kulumuzu[4810] yalanlamışlar hem de dönüp “O bir delidir” demişlerdi. Ve o (davet yolunda) engellenmişti.[4811]
Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanlamıştı. Kulumuzu yalanladılar ve: "Cinlenmiştir" dediler. Ve o(na çeşitli eziyetler yapılarak tebliğden) menedildi.