

Zeyn İbnü'l-Müneyyir şöyle demiştir: "İmam Buharî'nin kullandığı bu başlıktan ilk bakışta anlaşılan şudur; İslam ülkesinde yaşayan gayr-i müslimlerin yağmur duası talepleri geri çevrilebilir. Fakat bu başlıktan böyle bir sonuç çıkarılması çok açık değildir. Hocalarımızın bir kısmı Abdullah İbn Mesud hadisi ile bu başlık arasında tam bir uyum bulunmadığını düşünmüşlerdir. Çünkü burada müşriklerin yardım talebi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bedduasının ardından gelen kuraklık ve kıtlıktan sonra olmuştur. Zaten müşriklerin Resulullah'tan (s.a.v.) bu kuraklığın bitmesi için dua etmesini istemeleri ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in duası da yaşanan bu kuraklıktan sonradır. Buna göre kafirlerin kuraklığa düşmeleri için beddua eden imamın kendisi ise bedduası kabul olduktan sonra kafirler yağmur yağması İçin dua istemeye gelince üzerine onlara dua eder."
Özetle söylemek gerekirse burada kullanılan başlığın kapsamı nakledilen rivayetten daha geniştir. Fakat şunu söylemek mümkündür: Kullanılan başlık rivayette söz konusu edilen (bedduadan sonra dua etmek) duruma uygundur. Diğer durumlar da aynı kapsamda değerlendirilir. Zaten müşriklerin Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bedduası veya herhangi bir beddua olmaksızın doğrudan Allah'ın musibet vermesi dolayısıyla kuraklığa düştükten sonra dua istemeleri arasında bir fark olmamalıdır. Zira her iki durumda da müminlere muhtaç olan ve onlar karşısında eziklik hisseden onlardır. Çünkü kuraklıktan kurtulmak için onların duasını istemişlerdir.
Bununla birlikte hocamızın işaret ettiği durum İmam Buharî'nin başlıktaki ifadede (bir şart edatı) cevabını niçin zikretmediğini açıklıyor olabilir. Zikredilmeyen cevap için şu ihtimaller söz konusu olabilir: 1. Herhangi bir şart söz konusu olmaksızın istekleri karşılanır, 2. Müşriklere bu belanın gelmesi İçin beddua eden bizzat kendisi ise onların isteklerini karşılayabilir, 3. Asla isteklerine olumlu cevap vermez.
Bu kıssada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem dışındaki kimselerin de aynı uygulamayı yapabileceklerine dair herhangi bir işaret bulunmamaktadır. Görünen o ki, bu durum Resulullah'a (s.a.v.) has olan bir uygulamadır. Çünkü o bu şekilde hareket etmenin bir fayda sağlayacağını bilmektedir. Halbuki kendisinden sonra gelen yöneticiler için böyle bir durum söz konusu değildir. Bununla birlikte Müslümanların yöneticisi kafirlerin batıldan uzaklaşıp hakka döneceklerini veya böyle bir uygulamanın Müslümanlara yarar sağlayacağını düşünüyorsa aynı şekilde beddua etmesi mümkündür de denebilir. Her şeyin en doğrusunu sadece Allah bilir.
Ebu Süfyan'ın "Sen geldin ve bize akrabalık ilişkilerini iyi tutmamızı emrettin" derken kasdettiği şudur: Senin bedduan yüzünden helak olanlar akrabalarındır. Bu yüzden senin onlara dua ederek akrabalık bağlarını kesmemen ve iyileştirmen gerekir. باب: الدعاء إذا كثر المطر: حولينا ولا علينا. 14. Şiddetli Yağmur Yağdığı Zaman "Allah'ım, Çevremize Yağdır, Üzerimize Değil! Diye Dua Etmek

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.