

İbn Reşîd İmam Buharî'nin kullandığı bu konu başlığı ile ilgili olarak şu açıklamalarda bulunmuştur: "İmam Buharî bu konu başlığını herhangi bir kayda tabî tutmaksızm mutlak olarak zikretmiştir. Bu yüzden söz konusu başlık, bir kimsenin herhangi bir mazereti dolayısıyla imam, cemaat veya münferid olarak oturduğu yerde namaz kılması konularını kapsamına alabilir. Başlığın altında zikredilen hadislerin, oturarak namaz kılma hükmünü mazeretin bulunması durumu ile kayıtlaması da bu ihtimali desteklemektedir. Bununla birlikte kullanılan başlık, oturarak namaz kılma hükmünün herhangi bir kayıt olmaksızın mazereti olan veya olmayan herkes için geçerli olduğu yorumuna da açıktır. Fakat sağlıklı bir kimsenin farz namazları oturarak kılmasının yasak olduğuna dair icma bulunduğu için, bu son ihtimal farz namazlar için geçerli değildir."
Îbnü't-Tîn başta olmak üzere bazı alimlerin naklettiğine göre Ebu Ubeyd, İbnü'l-Macişun, Kadî İsmaîl, İbn Şa'ban, İsmaîlî ve Davudî gibi alimler Imran İbn Husayn hadisinin nafile namazla ilgili olduğunu söylemişlerdir. Tirmizî'nin naklettiğine göre Süfyan-ı Sevrî de bu görüştedir. Onun ifadeleri şöyledir: "Herhangi bir kimse mazereti dolayısıyla oturarak namaz kılarsa ayakta kılan kimse gibi sevap alır. İmam Buharî'nin Kitabü'l-cihad'ta Ebu Musa'dan naklettiği merfu bir rivayete göre: "Bir kul hastalanır veya yolculuğa çıkarsa daha önce sağlıklı ve mukîm iken işlediği amellerin sevabını hiç eksilmeden alır."
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Imran hadisindeki mutlak ifadenin dışında kalır. Çünkü O'nun oturarak kıldığı namaz ile ayakta kıldığı namaz arasında ve aynı durumda erkek ve kadının kıldıkları namaz arasında da bir sevap/mükafat bakımından hiçbir fark yoktur, Nitekim İmam Müslim, Ebu Davud ve Nesaî'nin Abdullah İbn Amr'dan naklettikleri şu rivayet bu görüşü desteklemektedir: "Bana Resulullah'ın s.a.v. Bir kimse oturarak namaz kılarsa ayakta namaz kılanın aldığı sevabın yarısını alır’ dediği nakledilmişti. Ben de bir defasında Nebi (s.a.v.)'in oturarak namaz kıldığını gördüğüm için şaşırmış ve elimi başıma vurmuştum. Bunun üzerine Resuî-i Ekrem (s.a.v.) bana: "Neyin var senin ey Abdullah?" diye sordu. Ben de durumu anlattım. Resulullah (s.a.v.) benim verdiğim cevap üzerine şöyle buyurdu: "Doğru, fakat ben sizden birisi gibi değilim!"
Bu rivayetlerde kişinin ne şekilde oturacağı konusu açıklanmamıştır. Dolayısıyla kişi ne şekilde oturursa otursun namazı geçerli olacaktır. Fakat hangi oturma şeklinin daha faziletli olduğu konusunda görüş ayrılıkları bulunmaktadır. İmam Şafiî dışındaki üç büyük mezhep imamına göre bağdaş kurarak oturmak faziletli iken, İmam Şafiî'nin görüşüne uygun olarak yayılarak oturmanın da caiz olduğu söylenmiştir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.