

Bu bölümde, zengin de olsa borçluya süre tanımanın fazileti konusu ele alınmaktadır. Alimler, ödeme gücüne sahip kişinin tarifi konusunda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bir görüşe göre, kendisinin ve nafakasını vermek zorunda olduğu kimselerin masraflarına yetecek mala sahip olan kimsedir. Sevrî, İbnü'l-Mübarek, Ahmed ve İshak şöyle derler: Yanında elli dirhem para veya bunun değeri kadar altın bulunan kişi ödeme gücüne sahiptir.
Şafiî şöyle demiştir: Kazanma gücüne sahip bir kimse, bir dirhemi de olsa ödeme gücüne sahip sayılır. Nefsinde bir zayıflık bulunması ve bakmakla görevli olduğu birçok kişinin bulunması durumunda bin dirhemi de bulunsa fakir olabilir. Bir görüşe göre, ödeme gücüne sahip olan ve olmayan kişiyi belirlemede örfe başvurulur. Kendi seviyesinde olan kişiler bakımından zengin sayılan kimsenin ödeme gücü var kabul edilir. Bunun aksi de geçerlidir. Mutemed olan görüş budur. Önceki görüşler ise, dilenmesi caiz olan ve zekat alabilecek durumda olan kişilerin tarifini belirlemeye yöneliktir.
باب: من أنظر معسرا 18- Ödeme Zorluğu İçinde Olan Borçluya Süre Tanımak حدثنا هشام بن عمار: حدثنا يحيى بن حمزة: حدثنا الزبيدي، عن الزهري، عن عبيد الله بن عبد الله: أنه سمع أبا هريرة رضي الله عنه، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: (كان تاجر يداين الناس، فإذا رأى معسرا قال لفتيانه: تجاوزوا عنه، لعل الله يتجاوز عنا، فتجاوز الله عنه). Müslim şöyle rivayet etmiştir: "Ödeme güçlüğü içindeki borçluya süre tanıyan veya alacağını bırakan kişiyi Allah arşının gölgesinde gölgelendirir."
Yine Müslim, Ebu Katade'den merfu olarak şöyle rivayet etmiştir: "Kim, kıyamet gününün sıkıntılarından kurtulmak isterse ödeme güçlüğü içindeki borçluya süre tanısın veya alacağını almasın." Nesaî'nin rivayetinde şöyle yer almaktadır: "Borçlu zengin ise alacağımızı al, fakir ise alma, alacağımızı ona bırak." Vazgeçme / bırakmak sözcüğünün kapsamına; süre tanımak, alacakta indirim yapmak ve güzel bir şekilde tahsil etmek girer.
Bu ve önceki hadis yalnızca Allah için yapılan küçük iyiliklerin pek çok büyük günahı sileceğini göstermektedir. Yine bu hadis, bir iyiliği bizzat yapmasa bile bunu emreden kişi için de sevabın söz konusu olduğunu göstermektedir. Tüm bu çıkarımlar "Bizden öncekilerin şeriatlarına dair bir hüküm, bizim şeriatımızda övgü ile yer aldığında ona uymak bizim hakkımızda da güzel olur" şeklindeki temel prensibe dayanmaktadır.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.