Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 858, sondan 5379. ayet; 6. sure ve En'am Suresinin 69. ayetidir. En'am Suresi 69. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 47 ve toplam ebced değeri ise 3898 olarak hesaplanmıştır. En'am Suresinin toplam ebced değeri 933851 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وما على الذين يتقون من حسابهم من شيء ولكن ذكرى لعلهم يتقون
Takvâ sahibi müminler yani Allah’a ve O’nun kanunlarına saygı duyup bunları ihlâl etmekten sakınan müslümanlar, şayet Allah’ın âyetlerine dil uzatan zalimlerin yanında bulunmak zorunda kalırlarsa, belki sakınırlar ve vazgeçerler diye onları uyarmalıdırlar. Bu durumda kendileri de sorumluluktan kurtulurlar. Abdullah b. Abbas’ın belirttiğine göre bazı sahâbîler, inkârcıların her tarafta Kur’an’a dil uzattıklarını söyleyerek, bu durum karşısında onlardan uzaklaşmaları mecbur kılınırsa Harem-i şerif’te bulunmalarının bile imkânsız hale geleceğinden endişe ettiklerini belirtmişler, bunun üzerine ruhsat mahiyetindeki 69. âyet nâzil olmuştur (Begavî, Meâlimü’t-Tenzîl, II, 105).
Âyette herkesin hesabının (sorumluluk) kendisine ait olduğu belirtilerek, bir bakıma, müslümanların görevinin, ne pahasına olursa olsun, diğerlerinden gelen saçma itirazlara, haksız tenkitlere cevap yetiştirmek, böylece faydasız, hatta daha da inatlaşmaya yol açabilecek polemiklere girmek olmadığı, sadece işin doğrusunu beyan edip uyarmanın yeterli bulunduğu anlatılmak istenmiştir. Nitekim 70. âyetin başlangıcı da bunu göstermektedir.
Mehmet Okuyan
[Takvâ] (duyarlılık) sahiplerine, onların (inkârcıların) hesabından herhangi bir şey (sorumluluk) yoktur. Fakat umulur ki [takvâ]lı (duyarlı) olurlar diye (gerçekleri onlara) hatırlatmak (gerekir).
(Gerçi Allah rızası için zulüm ve kötülükten) Korkup sakınanlar üzerinde, onların (böylesi zulüm yapanların) hesabından herhangi bir şey (sorumluluk) yoktur. Ancak (bu Kur’an) bir hatırlatmadır. Umulur ki sakınıp (hidayete ulaşacaklardır).
Çekinenler, onların meclislerinde bulunsalar da onların sorumluluğundan bir şey gelmez kendilerine, üstlerine düşen ödev, çekinsinler, sakınsınlar bu işten diye öğüt vermektir ancak.
Yollarını, Allah'ın kitabıyla bulan kimselere inanmayanların yaptıklarından dolayı hiçbir sorumlulukları yoktur. Böylesi günahkarlara bu Kur'ân, sadece bir nasihattan ibarettir. Belki böylece onlar da, yollarını Allah ve kitabıyla bulmuş olurlar.
Allah'a sığınanlara, emirlerine yapışanlara, günahlardan arınıp, azaptan korunanlara, o zâlimlerin, müşriklerin dînî-şer'i hesabından bir sorumluluk yoktur. Fakat bu bir hatırlatma, bir öğüttür. Umulur ki, Allah'a sığınırlar, emirlerine yapışırlar, günahlardan arınıp, azaptan korunurlar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranırlar, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olurlar.
Gerçi Allah'dan korkanlara, o alay edenlerin hesabından bir şey (zarar) düşmez. Fakat müminler üzerine, onlara kötü işlerini hatırlatmak ve nasihat etmek vardır; olur ki sakınırlar.
Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlara, o (inanmaya)nların hesabından dolayı bir sorumluluk yoktur. Fakat (günahkârlar, olur ki) Allah'a karşı gelmekten sakınırlar diye onlara nasihat etmek gerekir.
Hem (Allah'a karşı gelmekten) sakınmakta olanlara onların (o kâfirlerin)hesâbından birşey yoktur; fakat (mü'minler için, onlara iyiliği emretmek cihetiyle) bir hatırlatmak (borcu) vardır! Tâ ki onlar (da) sakınsınlar.
Ayetlerimiz hakkında ileri geri konuşanların verecekleri hesaptan, Allah’dan korunanların hiçbir sorumluluğu yoktur. Ancak (onların yaptıkları yanlışlar) bir hatırlatmadır ki, belki aynı yanlışları yapmaktan korunurlar.
Gerçi Allah’ın emirlerini güzelce uygulayan, günah işlemekten de titizlikle sakınan kimseler, bu zâlimlerle oturmaya devam etseler bile, onların yaptıklarından hiçbir şekilde sorumlu tutulmayacaklardır fakat onları uyarmak amacıyla, İslâm’ı alay konusu yaptıkları anda, derhâl meclislerini terk ederek bunu protesto etmek gerekir ki, belki akıllarını başlarına alırlar da, bu tür çirkin davranışlardan artık sakınırlar!
çünkü Allah'a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar onlardan hiçbir şekilde mesul değildirler. Böyleleri sadece [günahkarlara] nasihatte bulunmakla yükümlüdürler, 59 belki böylece berikiler Allah'a karşı sorumluluklarının bilincine varırlar.
Gerçi sorumlu davrananlara, onların hesabından hiçbir sorumluluk yoktur. Fakat onlara da bir hatırlatma vardır, belki sakınıp korunurlar. 2/41, 24/54, 51/55, 87/9-10
Gerçi, sorumluluk bilincini kuşananlar onlardan hiçbir şekilde sorumlu değildirler; fakat bir hatırlatmadır, umulur ki onlar da sorumluluk bilincini kuşanırlar.
Allah'ın azabından sakınan müttakilere, iman etmeyenlerin hesabından dolayı bir sorumluluk yoktur. Fakat uhdelerine düşen, belki onlar da inanıp küfürden ve cehennemden sakınırlar diye, bir nasihattan ibarettir.
Müttaki: İttika (korunma) masdarından ism-i fail olup bu da, başta küfür ve şirk olarak kişinin, kendisine âhirette zarar verecek olan haram ve günahlardan sakınarak, tâ nihayette cehennem azabından sakınmasıdır.
Süleyman Ateş
Korunanlara, o(inanmaya)nların hesabından bir sorumluluk yoktur, ama belki (inanıp) korunurlar diye bir hatırlatmak lazımdır.
(9) Daha sonra inen ve bu iki âyete atıfta bulunan Nisâ Sûresi âyeti ise, bu uyarıyı tekrarlamakta ve “Yoksa siz de onlar gibi olursunuz” şeklinde bir ikaz içermektedir. 4:140’a bakınız.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah'tan korkanlarla onların hesabından bir şey yoktur ama yine de bir hatırlatma olmalı. Belki sakınırlar.