Rahman (olan; dünyada yarattığı her varlığını ve tüm kullarını esirgeyip koruyan, isyan ve kusurlarına bakmayıp yine de bütün ihtiyaçlarını karşılayan ve düzelip ıslah olmaları için fırsat ve mühlet tanıyan, O çok merhametli Allah)
Ki Kur’an’ı (gönderip) belletti.
(Allah C.C) İnsanı (üstün meziyet ve faziletlerle) halk etti.
Ona beyanı (iletişim kurmayı ve duygularını başkalarına anlatmayı) öğretti.
(Yörüngelerindeki hareketleri Allah tarafından) Belirlenmiş olan Güneş ve Ay, çok ince bir hesaba göre (hareket etmektedir) .
(Ot ve çiçek cinsinden) Bitki(ler) ve ağaçlar (Rahman olan Allah’a) secde halindedir.
Gökyüzünü de O yükseltti (ve bütün âlemde mizanı) dengeyi yerleştirdi.
Sakın ha, (her türlü) ölçüde taşkınlık ederek haksızlık yapmayın (dengeyi ve düzeni bozmayın).
(Her çeşit) Tartıyı adaletle yapın, terazide eksiklik koymayın. (İslami, ilmi ve insani ölçüleri taşmayın.)
Yer(yüzüne) gelince, onu da (mevcut bütün) varlıklar için (en mükemmel şartlarda yaratıp) yayıp ortaya koyandır.
Orada meyveler ve salkımlı hurmalıklar vardır.
Yapraklı taneler ve güzel kokulu bitkiler(le donatılmışlardır).
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlamaya kalkışırsınız? (Ey gafil insan, Allah’ın lütfettiği hangi nimet ve fazileti, kendi gayret ve marifetinizle kazandığınızı sanırsınız?)
(Allah) İnsanı (Hz. Adem A.S.’ı), ateşte pişmiş gibi (çınlayan) kuru bir (süzme) çamurdan (çömlek misali heykel oluşumundan) yaratmıştır.
Cann'ı (cinnleri) de 'yalın-dumansız bir ateşten' (enerji-elektrik cinsinden) yaratmıştır.
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (değerini ve Mevlâ’dan geldiğini anlamayıp) yalanlamaya kalkışırsınız?
O (Allah) iki Doğu’nun da Rabbidir, iki Batı’nın da (bütün yönlerin ve ülkelerin) Rabbidir.
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (basite alıp) yalanlamaya kalkışırsınız?
Birbirleriyle kavuşmak üzere (Allah suları acı ve tatlı olan) iki denizi (bir boğazda) salıvermiştir.
İkisi arasında (suların yoğunluk farklılığı yüzünden) bir engel vardır; birbirlerinin sınırını geçmemektedir.
Şu halde Rabbinizin hangi nimetini (değersiz sanıp) yalanlamaya kalkışırsınız?
(O denizlerin her ikisinden de) İnci ve mercan çıkıverir.
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (nankörlük ve şükürsüzlükle) yalanlamaya kalkışırsınız?
Denizde koca dağlar gibi yükselen gemiler O'nun (sayesinde dolaşıp gezmektedir).
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (onların kıymetinin farkında bile olmayıp) yalanlamaya kalkışırsınız?
(Yer) Üzerindeki her şey fanidir (gelip geçici birer gölgedir).
(Hakiki ve daimi varlık ise) Sadece Celâl ve İkram sahibi Rabbin vechidir (ki O’nun Zatı Bâki’dir).
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (ciddiye almayıp) yalanlamaya kalkışırsınız?
Göklerde ve yerde olan ne varsa (her türlü ihtiyacını) O'ndan ister. O (Allah C.C) her gün (her an farklı) bir “şe’n”de (ayrı birişteve meşguliyettedir).
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (kendiliğinden oluşmuş sanıp) yalanlamaya kalkışırsınız?
Ey (yeryüzüne gönderilmiş ve mükellefiyet yükletilmiş) iki ağırlık (olan ins ve cinn), yakında (ahirette hesabınızı görmek üzere) sizin için de vakit bulacağız (sizi hep böyle başıboş bırakmayacağız).
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (hâlâ önemini kavramayıp) yalanlamaya kalkışırsınız?
Ey cinn ve ins(an) toplulukları! Haydi gücünüz yeterse, göklerin ve yerin (köşe) bucaklarından geçip gidin! Bunu ancak üstün bir güç ve kudretle (büyük servetlerle elde edilen yüksek bir teknolojiyle) başarabilirsiniz. (Yoksa öyle kolaylıkla engelleri-mesafeleri aşıp uzaydaki duraklara ulaşamazsınız.)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (şükrünü yapmayıp) yalanlamaya kalkışırsınız?
İkinizin de üzerine ateşten yalın bir alev ve (bakır gibi erimiş) kıpkızıl bir duman salıverilir de kendinizi koruyamazsınız.
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (gaflet ve cehalet damarıyla) yalanlamaya kalkışırsınız?
(Kıyamet günü) Gök yarılıp yağ gibi erimiş olarak kıpkırmızı bir gül halini aldığı (âlemdeki her şeyin Allah’ın nurunun yansımaları ve enerjinin değişik dalga boyları olduklarının anlaşıldığı) zaman (ne yapacaksınız?)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (ucuz ve lüzumsuz sayıp) yalanlamaya kalkışırsınız?
İşte o gün, ne insana ne cinne; (kendi suçu ve sorumluluğu dışında başkasının) günahından sorulmayacaktır.
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (“bunlar bizim hakkımızdır, malımızdır” mantığıyla) yalanlamaya kalkışırsınız?
(Çünkü o gün) Suçlu-günahkârlar, simalarından tanınacak da alınlarındaki (saçlarından) ve ayaklarından yakalanacaklardır.
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (gaflet ve cehalet mantığıyla) yalanlamaya kalkışırsınız?
İşte bu, suçlu-günahkârların kendisini yalanladıkları cehennemdir (ki tüm kâfirler ve zalimler oraya doldurulacaktır).
Onlar, kendisiyle (cehennem ateşiyle) alabildiğine kaynar hale getirilmiş (pis) su arasında (çaresizce zahmet ve zillet içinde) dönüp-kıvranacaklardır.
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (başka sebeplere bağlayıp) yalanlamaya kalkışırsınız?
Rabbinin makamından korkanlara (O’nun huzurunda günah işlemekten utananlara, biri dünyada diğeri ahiret hayatında) iki cennet vardır.
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (dalâlete dalıp) yalanlamaya kalkışırsınız?
(Bu iki cennet) Çeşit çeşit 'inceliklere ve güzelliklere' (veya her türden sık bahçelere) sahip (bulunan kutlu mekânlardır).
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (küçümseyip, azımsayıp) yalanlamaya kalkışırsınız?
İkisinde de (sürekli) akmakta (ve gönülleri ferahlatmakta) olan iki pınar vardır.
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (kendi hakkınız ve kazancınız sanıp) yalanlamaya kalkışırsınız?
İkisinde de her (çeşitten ve mükemmel lezzette) meyveden iki çift vardır.
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (inkâr ve itiraza başlayıp) yalanlamaya kalkışırsınız?
Astarları, ağır işlenmiş atlastan yataklar üzerinde yaslanırlar. İki cennetin de meyve-devşirmesi (oradakilere) yakın (kolay) dır.
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (doğal hakkınız sanıp) yalanlamaya kalkışırsınız?
Orada (aşk ve sadakat) bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş, (güzellik ve tazelikleri gönül okşayan öyle) kadınlar vardır ki, daha önce kendilerine ne bir insan ne de bir cinn dokunmuş değildir. (Sürekli temiz ve bâkire kalacaklardır.)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (inanmayıp, anlamayıp) yalanlamaya kalkışırsınız?
(O cennet kızları) Sanki onlar yakut ve mercan gibidirler (huriler göz alıcı ve çalımlıdır).
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (şeytana kanıp) yalanlamaya kalkışırsınız?
İyilik ve ihsanın karşılığı da (hem dünyada hem ahirette) yine iyilik ve güzellikten başkası mıdır? (Her insan ancak ettiklerini bulacak ve ektiklerini biçmiş olacaktır.)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (helâl-haram ölçülerine aldırmayıp) yalanlamaya kalkışırsınız?
Bu ikisinin ötesinde iki cennet daha vardır (ki bu Sohbet-i Resulüllah ve Rü’yetullahtır).
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (benlik ve bencillik yapıp) yalanlamaya kalkışırsınız?
(Bu cennetler) Alabildiğine yemyeşil ve ağaçlıktır (coğrafyası, havası ve hayatı çok özel ve mükemmel yaratılmıştır).
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (hesaba katmayıp) yalanlamaya kalkışırsınız?
İçlerinde durmaksızın fışkırıp-akan iki pınar vardır.
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (secdeye kapanmayıp) yalanlamaya kalkışırsınız?
İçlerinde (her türden) meyveler, (çok nefis) eşsiz-hurma ve nar (çeşitleri) vardır.
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (sıhhat ve şifa kaynağı olduğunu kavramayıp) yalanlamaya kalkışırsınız?
Orada huyları ve endamı tertemiz-cezbedici, (güzellik kraliçesi) hanımlar vardır.
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (iman huzurunu ve İslam şuurunu algılamayıp) yalanlamaya kalkışırsınız?
(Onlar muhteşem) Otağlar (ve mükemmel ortamlar) içinde korunmuş (ceylan gözlü) huri kızlarıdır.
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (ahiret ve cennet şuuruna varmayıp) yalanlamaya kalkışırsınız?
(Öyle ki) Bunlardan (cenneti kazanmış mü’min bahtiyarlardan) önce kendilerine (cennet hurilerine) asla bir insan ve bir cinn dokunmamıştır.
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (sonsuz ve sorunsuz cennet hayatını kazanmaya harcamayıp) yalanlamaya kalkışırsınız?
Yeşil yastıklara ve çarpıcı güzellikteki döşeklere (ve halılara) yaslanıp (huzurun ve mutluluğun tadını çıkaracaklardır).
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini (Onun rızası ve davası yolunda kullanmayıp) yalanlamaya kalkışırsınız?
Celâl (ihtişam) ve ikram sahibi olan Rabbinin adı ne Yücedir (ki her türlü övgü ve şükür ona layıktır).