Bu kitabın indirilmesi, emre olan, bilge olan Allah katından
Biz göklerle, yeri hak olarak, belli bir zaman için yarattık ancak, küfredenler kocundurulan şeyden yüz çevirirler
Diyesin ki: «Allahtan başka, taptıklarınız, yeryüzünde ne yaratmış gösterin bana, yoksa, göklerde onlara ortak mı var? Gerçekseniz, bundan önce gelmiş olan ya bir kitap, ya bir bilgi kırıntısı elinizdeyse, getirin bana!»
Allahı bırakıp da, kıyamete değin —kendisine cevap vermiyen için— tapmakta bulunandan daha sapkın kim olur? Onların haberi yok, bunların çağrısından
İnsanlar haşrolunca, onlar düşman bunlara, onlara tapınmış olduklarını tanımayacaklar!
Açık âyetlerimiz onlara okununca, onlara gelmiş olan hak için, kâfirler dediler ki: «Bu belli bir büyüdür !»
«Onu kendi uydurdu mu?» diyorlar; diyesin ki: «Onu ben uydursaydım, Allahtan gelecek olana karşı, beni savunamazdınız, bu yoldaki sizin yaygaranızı O iyi bilir, aramızda O'nun tanıklığı yetişir, O'dur bağışlayıcı, O'dur yarlıgayıcı»
Diyesin ki: «Peygamberler içinde ben ilk gelen değilim, bana da, size de O ne yapar bilemem, ben yalnız bana vahyolunan şeye uyarım, ben ancak açık bir kocunduranım»
Diyesin ki: «Bu Allah katındansa, siz de onu tanımamış iseniz, Yakup oğullarından bir tanık onun benzerine tanıklık ederek, inanmış ise, siz de kasalırsanız ne düşünürsünüz? Zulmeyliyen bir ulusu evet, Allah doğru yola iletmez!»
İnanmış olanlara, küfredenler dediler ki: «Bunda hayır olsaydı, onlar bizi geçmezlerdi»; bununla onlar, doğru yolu bulmayınca: «Bu eski bir yalandır!» diyeceklerdir
Hem bir önder, hem bir rahmet olarak bundan önce Musa'nın kitabı vardı; Arap dili üzere bu kitap onu gerçeklemede, zalimleri kocundurmak, iyileri müjdelemek içindir
«Tanrımız Allah!» deyip, doğru yola gidenlerçin, ne bunlara korku var, ne de kaygılanırlar
İşte bunlar cennetliktir, yaptıkları yüzünden, orda sonsuz kalırlar
Biz insanlara, anasına, atasına iyilikle ısmarladık, zorlukla taşıdı anası onu, zorlukla doğurdu, gebeliği, sütten ayırması otuz ay; yiğitliğe erende, kırk yaşına değende: «Tanrım! Bana kolaylık ver; ben anama, atama, verdiğin nimetlere şükredeyim, seni hoşnut kılacak yararlı iş göreyim, neslimi onat kıl, ben sana tövbe kıldım, ben de İslâm olanlardanım!» dedi o
İşte bunların, yaptıkları şeylerin, en güzellerin onaylarız, vazgeçeriz onların kötülüklerinden, onlara söz verilen, gerçek bir vait olarak cennetliktirler
Anasına, atasına: «Of, sizin elinizden, beni haşirle mi korkutuyorsunuz? Benden önce, nice nice bir hayli nesil geçti» diyenler için, anası, babası Allaha sığınırlar: «Vaydır senin haline, gel inan Allahın va'di doğrudur!» demektedirler, hemen o da der ki: «Bu ancak eskilerin masalları!»
İşte bunlara, inden, cinden kendilerinden önce geçen ümmetlere olduğu gibi, söz hak olmuştur, onlar ziyandalar
Her bireri için de, yaptıkları şeyden dereceler var, yaptıkları şeyler onlara ödenecek, zulmolunmazlar da
Kâfirler, ateşe gösterilince: «Dünya dirliğinde, temiz şeylerinizi yok eylediniz, orada faydalandınız; yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayıp, emirden dışarı çıktığınızdan, bugün horlayıcı azapla cezalanacaksınız!» denilecektir
An Ad'in kardeşini de, hani o Ahkaf'ta bulunan ulusunu kocundurmuştu, ondan önce de, ondan sonra da, kocunduranlar gelmişlerdi, «Ancak Allaha tapın, ben sizin için, ulu günün azabından korkarım!» demiş idi ya
Dediler ki: «Sen Tanrılarımızdan döndürmek için mi geldin bizlere? Eğer sen gerçeksen, bize söz verdiğini hemen getiresin de»
O dedi ki: «Onu ancak Allah bilir, gönderildiğim şeyi size eriştiririm, bilgisiz bir ulus görürüm sizi»
Söz verilen şeyin, kendi yurtlarına yöneldiğin görünce, dediler ki: «Bu yağmur getiren bir bulut bize»; O da dedi ki: «Hayır, o çabuk gelmesini istemiş bulunduğunuz acıklı azabı getiren bir yel !
Tanrının buyrumuyla yok eder o her şeyi»; ancak, evleri görünür oldular, günah eden ulusa, böyle ceza veririz
Evet, sizi yerleştirmemiş olduğumuz bir yerde, onları yerleştirdik; kulak verdik, göz verdik, gönül verdik onlara; kulakları, gözleri, gönülleri de bir işe yaramadı, çünkü Allahın âyetlerin tanımadılar, alay ettikleri şey kendilerin sarmıştır
Sizin yürenizde, nice kentler yok etmiş idik, belgeleri dahi açıklamıştık, umulur ki dönerler
Allahı bırakarak, yaklaşmak için, Tanrı edindikleri, onları kurtarsa ya ! Onlara görünmez oldu öbürleri, işte onların yalanı, işte iftira ettikleri !
Kur'anı dinlemek üzere, cinden birkaç kişiyi sana göndermiş idik; hazır olduklarında dediler ki: «Susunuz!»; iş bittiğinde, kocundurmak üzere, kendi uluslarına dönüp gittiler
Dediler ki: «Ey ulusumuz! Hem hakka, hem doğru yola ileten, Musa'dan sonra öncekileri gerçekliyen bir kitabı işittik!
Ey ulusumuz! Allaha çağıranı cevaplayınız, O'na inanasınız, bağışlar nicenin günahlarını, acıklı azaptan korur sizleri
Allaha çağırana kim cevap vermez ise, yeryüzünde kaçınmakla kurtulamaz, Allahtan başka da dostları yoktur, işte bunlar açık bir sapkınlık içindedirler»
Görmüyorlar mı, gökleri de, yeri de yaratan, bunları yaratmaktan yorulmayan, Allahın ölüleri diriltmeye gücü yetişir, evet, O'nun her şeye gücü yetişir
O gün, küfredenler ateşe gösterilip: «Nasıl, bu hak değil miymiş?» diye sorulduğunda, derler ki: «Evet Tanrımız!»; Allah buyurur ki : «Küfrünüz yüzünden azabı tadın !»
Peygamberler arasından, azim sahibi olanlar gibi sen dahi sabret, onlar için ivetleme, söz verilen şeyi gördükleri gün ancak, gündüzün bir saatinde durmuşlarca olurlar, bu bir eriştirmedir, buyrum dışı bir ulustan başkası mı yok olur?