Ey inanmış olanlar, söz verip, bağlanmış olduğunuz bir şeyi, yerine getirin, sizlere haram kılınmış olan hayvanlardan başkası helâl olmuştur, Hacılık bürgüsiyle bürünmüş olaraktan avlanmak haram, Allah dilediği şeyi hükmeder
Ey inanmış olanlar! Allahın nişanlarına, savaş haram olan aya, hac kurbanına, belli olmasıyçin boynuna gerdanlık takılan kurbanlara, Allahın erdemiyle, hoşnutluğun kazanmakçin, kutlu eve gelenlere saygı gösterin, haccı bitirince avlanırsınız, sizleri Kabe'den uzak tuttuklarıyçin, o ulusa karşı hıncınız kabarıp da, taşkınlık yaptırarak size günah işletmesin, iyilikle, sakınçlık üzerine yardımlaşınız, günah ile taşkınlık üzerine yardımlaşmayın, Allahtan sakınınız, iyi bilin, Allahın azabı katı
Ölmüş olan hayvan, kan, domuz eti Allahtan başkasının adına boğazlanan, boğulan, sopa ile vurulan, yüksekten düşen, boynuzla ölen, yırtıcı hayvanın parçaladığı hayvanların eti size haramdır, kestiğiniz hayvan başka, dikili taşlarda boğazlanan, fal oklariyle üleşilen dahi haramdır, bu, buyrumdan çıkmaktır, artık bugün kâfirler dininizi yıkmaktan umutların kestiler, onlardan korkmayınız, benden korkunuz, sizinçin dininizi bugün olgunlaştırdık, tümledim de nimetim sizlere, sizin için din olarak İslâmlıktan hoşnudum, açlıktan sıkılıp da, günah dilememekçin, onlardan yeyin, Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Onlar «Ne helaldir?» diye sorarlar, diyesin ki: «Size arı şeyler helaldir, yırtıcı olan Allahın öğrettiği yolda yetiştirilip, öğretilen hayvanların avladığı şeyler dahi helaldir, yeyiniz bunların tuttuklarından, o şeyde Allahın adını anın, Allahtan sakınınız, Allah çabuk hesaplıdır»
Bugün size arı şeyler helâl olmuştur, kitaplı olanların yemeği size, sizinki de onlara helâl kılındı, mihirlerin ödemek, sakıncı bulunmak, zina etmemek, dost tutmamak üzere, inanlı bulunan, ya da sizden önce kitap verilmiş olan utlu bir kadın size helaldir, kim inanı tanımazsa İşleri boşa gider, o, ahrette ziyan edenlerdendir
Ey inanmış olanlar! Namaz kılmak isterseniz, yüzünüzü, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, elinizi başınıza sürünüz, topuklara değin ayakları yıkayın, eğer cünüp iseniz, hemen arının, hastaysanız, ya da yolcu iseniz, ya ayak yolundan çıkmış iseniz, ya kadına dokunmuşsanız, su bulamazsanız, temiz bir toprakla silinesiniz, bu topraktan yüzünüze, elinize sürünüz, Allah size zorluk vermek istemez, oysa sizi arılamak, size olan nimetini tümlemek dilemektedir, olur ki şükredesiz
Allahın size olan nimetini anınız, «işittik, esledik» dediğinizde, sizlere bağladığı ahdi anasınız, Allah bilir gönüllerde olanı
Ey İnanmış olanlar! Allah için doğrulukla, tanıklıkta bulunun, bir ulusa karşı olan hıncınız, sizi haksızlığa götürmemeli, adalet yapın, bu sakınca daha yakın, Allahtan korkasınız, Allah haberlidir ne yaparsanız
İnanmış olarak, yararlı iş görenlere, Allah hem bağışlamak, hem de büyük sevap vadeder
Kâfir olup, bizim âyetlerimizi yalanlamış olanlarsa cehennemliktir
Ey inanmış olanlar! Allahın size olan nimetini anınız, hani size bir ulus el uzatmak istemişti, onların ellerini sizden uzaklaştırdı, Allahtan sakınınız, inanmışlar dayanalar Allaha
Allah, İsrail oğullarından ahdalmıştı, onlardan on iki başkan çıkardık, Allah buyurdu ki: «Eğer siz namaz kılar, zekât verir, peygamberlerime inanırsanız, onlara yardım eder, Allah için iyi, güzel sadaka verirseniz, sizinle ben bileyim, bağışlayıp sizin günahlarınızı, altından ırmaklar akan cennetlere koyarız sizi, bundan sonra kim küfrederse doğru yoldan sapmıştır o»
Ahitlerin bozmaları yüzünden, lanet ettik onlara, onların yüreklerin katılaştırdık, sözleri yerinden değiştirdiler, öğütlenen şeyden paylarını unuttular, birçoğunun yaptıkları hainliği bilirsin, bağışla sen onları, vazgeç, Allah sever iyilik eyliyenleri
«İsa’lıyız» diyenlerden dahi misakların almışız, öğütlenen şeyden paylarını unuttular, kıyamete değin, biz onların arasına düşmanlıkla, iğrenme koymuşuz, Allah bildirecek onlara, yapmış olduklarını
Ey kitaplı olanlar! Kitapta gizlemiş bulunduğunuz şeylerin birçoğunu, açık bildiren birçoğunu da bağışlayan, peygamberimiz size gelmiştir, açıkça bildiren kitapta bile, Allahtan sizlere aydınlık geldi
Hoşnutluğun arayana, Allah bu kitapla, esen yola iletir, kendi izniyle onları karanlıktan aydınlığa çıkarıp, doğru yola götürür
Meryem oğlu Mesih'e «Allah» diyenler kâfir oldular, Meryem oğlu Mesih'i, Mesih'in anasım, yeryüzünde olanları, hep yoketmek isterse, Allaha kim ne yapar? Göklerle, yerin mülkü, bu ikisi arasında olanlar da, hep Allahındır, istediğini yaratır, Allahın her şeye gücü yetişir
Yahudilerle, İsa'lılar diyorlar ki: «Biz Allahın oğullarıyız, dostlarıyız!», onlara diyesin ki: «Öyledir de, günahlarınız yüzünden Allah size niçin azap veriyor? Ancak, siz de Allahın yarattığı insansınız, dilediğini bağışlar, dilediğin azap eder, göklerle yerin mülkü, ikisinin arasında olan da, Allah içindir, ona dönülecektir»
Ey kitaplı olanlar! Peygamberlerin arası uzadığı bir zamanda «Müjdeleyici, bizi kocundurucu gelmemiştir» dememenizçin, size açıklayan, müjdeleyen, kocunduran peygamberimiz geldi, Allahın her şeye gücü yetişir
Ne zaman Musa, ulusuna demişti ki: «Ey ulusum! Allahın size olan nimetini anınız, o sizlerden peygamberler, padişahlar yarattı, âlemlerden hiç kimseye vermediği bir şeyi, o size vermiştir
Ey ulusum ! Allahın sizlere vermiş olduğu, kutsal yere giriniz, sakın geri dönmeyin, ziyanla dönersiniz»
Dediler ki: «Ey Musa ! Orda zorba bir ulus var, onlar çekilmedikçe, bizler hiç giremeyiz, eğer onlar çıkarlarsa, biz de hemen gireriz»
Korkanların içlerinden sakınç olan ikisi, Allahın nimetine ermiş idiler, dediler ki: «Kapıdan bastırınız, hemencek girer iseniz, herhalde yenersiniz, eğer inanmışsanız, Allaha dayanınız»
Dediler ki: «Ey Musa! Onlar orduda oldukça, bizler hiç giremeyiz, sen Tanrınla bile gidip, onlarla çarpışasın, biz burda otururuz»
Musa dahi dedi ki: «Ey Tanrım! Ben yalnız kendimle, kardeşime söz geçiririm, taşkın olan ulusla ayır bizim aramızı»
Allah buyurdu ki: «O yer onlara, kırk yıl haram olmuştur, çölde şaşkın şaşkın dolaşıp duracaklardır, taşkın olan ulusa kayırmıyasın»
Onlara Âdem'in iki oğlunun haberini hakkiyle anlatasın, ne zaman ki onlar birer kurban kesmiştiler, birinin kurbanı onaylanarak, ötekinin kurbanı onaylanmayınca, dedi ki: «Ben seni öldüreceğim!», öbürü de dedi ki: «Allah ancak sakınçlardan onaylar
Sen beni öldürmek için elini uzatsan da, ben seni öldürmek için elimi uzatamam, âlemlerin Tanrısı Allahtan korkarım
Ben isterim, sen benim günahımla birlikte, kendi günahını da yüklenesin de cehennemlik olasın, işte budur zalimlerin cezası»
Hemen nefsine uyup, öldürdü kardeşini, imdi ziyan işliyenlerden oldu
Kardeşinin ölüsünü, ne yolda örtmesini göstermekçin Allah ona bir karga yolladı, «Yazık bana, ben bu karga gibi olup da, kardeşimin ölüsünü gömemedim!» dedi, hemen pişman olanlardan oldu
Bundan dolayı, İsrail oğullarına, kitapta yazmıştık ki: (Bir kimseyi öldürmemiş olanı öldüren, ya da yeryüzünde fesatçılık eyliyen kimse, bütün insanları öldürmüş gibi olur, birini kurtaran da, bütün insanları kurtarmış demek), onlara belgelerle, peygamberlerimiz gelmiştiler, bundan sonra, onların birçoğu yeryüzünde aşırılık ettiler
Allah ile peygambere karşı savaş yapanlar azapları, öldürülmek, asılmak, elleri ayakları verevine kesilmek, ülkeden çıkarılmak gibi şeylerdir, bu horluktur onlar için dünyada, ahretteyse, onlara ulu azap var
Yalnız siz onları yenmeden önce tövbe ederlerse bağışla, iyi bilin Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Ey inanmış olanlar! Allahtan sakınınız, ona yol arayınız, yolunda savaşınız, ola ki kurtulursunuz
Kâfirlere gelince, yeryüzünde ne varsa, bir kat daha artiğiyle, hepsi onların olsa, kıyamette azaptan kurtulmakçin verseler de, onlardan onaylanmaz, onlar için ağrıtıcı azap var
Ateşten dışarı çıkmak isterler, oradan çıkamazlar, onlar için sürüp giden azap var
Allahtan bir azap gelmek üzere, yaptıkları şeye ceza olarak erkek olsun, dişi olsun hırsızların ellerini kesiniz, Allah emre, Allah bilge
Bir kimse, bir günah yaptıktan sonra tövbe yaparak iyi işler görürse, Allah onu yarlıgar, Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Bilmez misin, göklerin de, yerin de mülkü Allahın? İstediğin azap eder, istediğin bağışlar, Allahın her şeye gücü yetişir
Ey peygamber! Yürekleri inanmayıp, dilleriyle: «inandık!» diyenlerden, küfre koşanlardan, Yahudilerden, yalan söze kulak tutanlardan, sıkıntıya düşmiyesin, onlar sana gelmeyen başka bir ulusu dinlemekteler, sözlerin yerlerini değiştirirler, «Size değişmiş olan söylenirse onaylayın, söylenmezse kaçının!» diye ısmarlıyorlar, Allah kimin sapmasını isterse, Allaha karşı bir şey gelmez elinden, işte böylelerinin yüreklerin, Allah temizlemek istememiştir, onlar hordur dünyada, ahrette de onlara ulu azap verilir
Yalan söze kulak veren, haram yiyen onlardır, onlar sana gelirlerse, hükmet aralarında, ya da onlardan yüz çeviresin, yüz dönerlerse, sana zararları dokunmaz, hükmedersen adaletle hükmeyle, Allah sever âdil olanları
Onlar nice ister senin hükmünü? Yanlarında Tevrat var, orda Allahın hükmü bulunur, bundan sonra, yüz döndürüp giderler, işte bunlar inanmış değillerdir
Biz, onlara doğru yolu gösteren, aydınlık bulunan Tevrat'ı indirmişiz, kendilerin hakka veren peygamberler, Yahudilere bununla hükmederler, onların bilginleri, danışmanları onunla hükmederler, çünkü onlar, Allahın kitabını korumayla emrolunmuştur, onlar buna tanıktırlar, insanlardan korkmayınız, benden korkunuz, benim âyetlerimi değersiz şeylerle değiştirmeyin, Allahın indirdiği şeyle, yargılamayan kimse kâfirdir
Biz onlara orda yazdık ki: «Cana candır; göze göz; buruna burundur; kulağa kulak; dişe diştir; yaraya kısas; kim kısastan vazgeçerse günahı bağışlanır, Allahın indirdiği şeyle hükmetmiyen kimseler, işte bunlar zalimdirler»
Bunların izlerinden, ellerinde bulunan Tevrat'ı gerçekleyen Meryem oğlu İsa'yı göndermiştik, ona İncil de verdik, içersinde hem doğru yol, hem de aydınlık vardır, ellerinde bulunan Tevrat'ı gerçekliyor, doğru yolu gösteriyor, sakınçlara öğüttür
İncil'i tutanlar, Allahın indirdiği şeyle hükmeylesinler, Allahın indirdiği şeyle, hükmeylemeyen kimseler, işte bunlar taşkındırlar
Önce gelen kitabı gerçekleyerek, onu tanık tutmak üzere hak olarak sana kitap indirdik, Allahın indirdiği şeyle, aralarında hüküm kılasın, uyarak onların havalarına, sana haktan gelen şeyden çevrilme, sizden her birinize bir şeriat, bir yol verdik, eğer Allah isteseydi, sizi bir tek ümmet yapardı, lâkin, size gelen şeyle, sınamak içindir, hayırlı işlere koşunuz hemen, hepinizin dönüşü yalnız Allaha, ayrılmış olduğunuz şeyi size bildirecektir
Allahın indirdiği şeyle, aralarında hükmeyleyesin, uyma havalarına, onlardan çekin, Allahın indirdiği şeyin bir nicesinden seni caydırmasınlar, senden yüz dönerlerse, iyi bilesin ki onları, — birtakım günahları yüzünden — cezaya uğratacak, insanların çoğu taşkınlık etmektedir
Bilgisizlik gününün hükmünü mü isterler? Yakın inanan insanlara Allahtan daha güzel hükmeyleyen kim olur?
Ey inanmış olanlar! Yahudilerden, İsa'lılardan dost edinmeyin, onlar dosttur birbirine, sizden biri, onlardan dost tutacak olursa, bu da onlardan olur, Allah zalim olan bir ulusu, doğru yola götürmez
Yürekleri hasta olan kimselerin, onlara koşuşarak: «Başımıza bir dert gelmesinden korkuyoruz» dediklerini görürsün, olabilir ki Allah ya bir fetih verir, ya da kendi katından bir iş yapar da, onlar gizledikleri şeyden pişman olurlar
İnanmış olanlar diyecekler ki: «Sizinle birliğiz» diye, olanca güçleriyle ant içenler bunlar mı? Onların işleri boşa gitmiştir, kendileri ziyandadır
Ey inanmış olanlar! içinizden kim dininden dönerse Allah başka bir ulus getirecektir, o, onları sever, onlar da, onu sever, inanmış olanlara yumuşak bulunurlar, kâfirlere serttirler, Allah için çabalarla, ayıplıyan kimsenin, ayıbından çekinmezler, bu Allahın erdemidir, verir dilediğine, Allah geniş, Allah bilici
Ancak, sizin dostunuz, Allahla peygamberi, inanlı olanlarla namaz kılanlar, zekât verenler, rükû edenlerdir
Allah ile, peygamberine, İnanlı olanlara dostluk edenler, Allahın bölüğüdür, hem de üstün gelirler
Ey inanmış olanlar! Sizden önce kendilerine kitap verilmiş bulunanlardan, dininizle alay eden, onu eğlenceye alan kimselerle, kâfirlerle dost olmayın, inancınız varsa, Allahtan sakınınız
Onlar, namaza çağrıldığında, onunla alay edip, eğlenceye alırlar, İşte bunlar akılsız ulusturlar
Diyesin ki: «Ey kitaplı olanlar! Hem Allaha, hem de bize inene, bizden önce gelene de, inanmış olmakla mı, bizi hoş görmezsiniz? Şüphe yok ki sizler buyrumdan dışardasız»
Diyesin ki: «Allahın katında, ceza olarak, bundan daha kötüsünü, size salık vereyim mi? Allahın lânetlediği, üzerine kakıdığı, içlerinden kimini maymun, kimini de domuz yaptığı, şeytana tapınan kimselerdir, işte bunlar durumları pek kötü, yolun doğrusundan sapmış olanlar
Onlar size: «inan ettik» diyerekten gelirler, halbukiyse onlar küfrederek girerler, küfrederek çıkarlar, Allah iyi bilir onların gizlemiş oldukların
Onlardan birçoğunun günaha, taşkınlığa, haram olan yemeğe koştukların görürsün, ne kötü şey işlerler
Onların bilginleri, danışmanları, onları günah söz söylemekten, haram yemekten alıkoysaydılar a, ne kötüdür yaptıkları
Yahudiler dediler ki: «Allahın eli sıkı», elleri bağlansın Yahudilerin böyle dedikleri için, lanete uğrayalar, Allahın elleri açık, nice istiyorsa, azığı öyle verir, Tanrından sana inen, onların birçoğunun taşkınlığın, kâfirliğin arttırır, biz onların arasına, kıyamet gününe dek düşmanlık, sevgisizlik bıraktık, ne zaman ki savaş ateşini yandırmak isterlerse, Allah onu söndürür, yeryüzünde fesada uğraşırlar, Allah sevmez fesadeden kimseleri
Kitaplı bulunanlar, inanarak sakınmış olsalardı, örterdik onların kötülüklerin, nimetli olan cennetlere koyardık
Eğer onlar Tevrat ile İncil'i, Tanrıları katından onlara geleni de, elde tutsalardı, yerin göğün nimetini yerlerdi, onlardan bir bölük taşkınlık etmez, çoklarının yaptıkları kötüdür
Ey Peygamber! Sana Tanrın katından indirilmiş olanı eriştiresin, eğer bunu yapmazsan, peygamberlik ödevini yapmamış sayılırsın, Allah seni insanlardan korur, Allah kâfir olan bir ulusu, doğru yola iletmez
Diyesin ki: «Ey kitaplılar! Size Tanrınızdan gelmiş olanları, Tevrat ile İncil'i, tutmadıkça, dince bir şey değilsiniz, Tanrından sana gelen, onların birçoğunun taşkınlık etmesiyle, küfretmesin arttırır, kâfir olan bir ulusu kayırmayasın
İnanlı olanlarla, Yahudilerden, yıldıza tapanlardan, İsa'lılardan, Allah ile son güne inan getirip de, yararlı iş görenlere, ne bir korku var, ne de kaygılanırlar
İsrail oğullarından, biz ant almıştık, onlar için peygamberler göndermiştik, her ne zaman, bir peygamber canlarını sıkacak bir şey getirir ise, birtakımın yalanlayıp, birtakımın öldürdüler
Bir kargaşa gelmiyecek sandılar, kör oldular, sağır oldular, sonra Allah yarlıgadı onları, yine sonra, birçokları hem kör oldu, hem sağır, Allah görür yaptıkları işleri
Meryem oğlu Mesih'e «Allah» diyenler kâfirdir, Mesih demişti ki: «Ey İsrail oğulları! Hem benim, hem de sizin tanrınız olan Allaha tapasınız, Allaha eş koşana, imdi Allah haram kıldı cenneti, durağı da ateştir, zalimlere yardımcı bulunmaz
«Allah üçün üçüncüsü» diyenler kâfir oldular, bir Tanrıdan özge, hiçbir Tanrı bulunmaz, söylemiş oldukları şeyden vazgeçmezlerse, kâfir olanlarına ağrıtıcı azap var
Allaha tövbe yapıp, bağışlanmaların istemezler mi? Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Meryem oğlu Mesih, ancak bir peygamberdir, ondan önce, nice nice peygamberler geçmiştir, anası da doğrudur, yemek yemekteydiler, bak, biz belgeleri nice açıklıyoruz, yine bak ki, onlar nice iftira eder
Diyesin ki: «Allahı bırakarak, sizin için bir zarar, hiçbir kâr edemiyen şeye mi tapıyorsunuz?» Allah işitici, Allah bilici
Diyesin ki: «Ey kitaplı olanlar! —haksız yere— dininizde aşırılık etmeyin, önce sapmış olanların havasına uymayın, çoklarını bunlar yoldan azdırdı, doğru yoldan kendileri de sapmış bulunuyorlar»
İsrail oğullarından kâfir olanlara, Davut ile Meryem oğlu İsa'nın dillerince lânet olundu, bu onların azgınlığı, bu onların taşkınlığı yüzünden
Yaptıkları kötülükten vazgeçmezlerdi, ne kötü şey işlediler!
Onlardan birçoğunun, kâfirlerden dost tuttuğun görürsün, kendi üzerlerine, Allahın gadabını çekmiş olan kimselerin yaptıkları ne kötüdür, azap içre onlar sonsuz kalırlar
Allaha, peygambere, ona indirilene inanmış olsalardı, onları dost edinmezlerdi, onların pek çoğuysa, buyrumu tutmamıştır
Her halde göreceksin inanmış olanların en koyu düşmanları Yahudiler'le, Hakka eş koşanlardır, yine de göreceksin inanmış olanlara dostlukça daha yakın «İsa’lıyız» diyenlerdir, çünkü aralarında keşişlerle rahipler vardır, bunlar büyüklenmezler
Peygambere inen şeyi işittiklerinde, hak olduğu bilmeleri yüzünden, gözlerinden yaşlar aktığını görürsün, «Ey Tanrımız, biz inandık, bizi tanıklardan kıl
Bize ne oldu ki, Allah katından gerçekten gelene inanmıyoruz? Tanrımızdan bizi onatlara katmasını umarız» demektedirler
Öyle dedikleriyçin, Allah onlara altından ırmaklar akan cennetler verecektir, orda sonsuz kalırlar, işte budur iyilik edenlerin cezası
Kâfir olan kimselerle, bizim âyetlerimizi yalanlayanlar, işte bunlar cehennemlik
Ey inanmış olanlar! Allahın sizlere helâl kıldığı iyi şeyleri, haram kılmayın, taşkınlık etmeyiniz, Allah sevmez taşkınları
Allahın sizlere helâl olarak, arı olarak vermiş olduğu azıktan yeyin, inanmış olduğunuz Allahtan sakının
Düşünmeden, yanılarak edilen antlarınızdan Allah size sormıyacak, bilerek yaptığınız antları soracak size, imdi bunun kefareti evinizde yenilen, ya da giyilen bir şeyin ortancasiyle, on yoksulu doyurmak, ya giydirmektir, ya da bir köle salmak, bunları bulamıyan üç gün oruç tutmalı, ettiğiniz antların kefareti işte budur, andınızda durunuz, böylece Allah size âyetlerin açıklar, ola ki şükredersiz
Ey inanmış olanlar! Şarap, kumar, tapma taşları, fal okları murdar bir şeydir, şeytan işidir, ondan kaçınasınız, ola ki kurtulasız
Herhalde şeytan şarapla, kumar yüzünden aranızda düşmanlık, sevgisizlik çıkarmak, Allahı anmaktan, namaz kılmaktan sizi alıkoymak ister, vazgeçmek istemez misiniz?
Allaha başeğiniz, Peygambere başeğiniz, uyanık bulununuz, eğer yüz dönerseniz, bizim peygambere düşen açıkça eriştirmektir
İnanmış olanlarla, yararlı iş görenimi — inanında durarak, iyi işler gördükçe, sakınarak inandıkça, yine sakınarak iyilik ettikçe— haram olandan önceki yedikleri sorulmaz, Allah sever iyilik eyliyenleri
Ey inanmış olanlar! Görmedikleri halde, Allah kendisinden, kimlerin korkmakta bulunduğun ayırdetmekçin, elinizin, mızraklarınızın yetiştiği avı, haccederken yasak etmekle sizi denemekledir, bundan sonra kim aşırı giderse onun için ağrıtıcı azap var
Ey inanmış olanlar! İhramdayken, av öldürmeyiniz, kim bilerek öldürürse, cezası —içinizden adaleti seven — iki kişinin hükmü üzere, öldürdüğü hayvan gibi bir davardır, bu hayvan Kebeye kurban olacak, ya da bunun kefareti, yoksulları doyurmak, ya buna denk oruç tutmak gerektir, tatmasiyçin işinin ağırlığın, geçmiş olan şeyi Allah bağışlar, yine dönüp bu günahı yapandan Allah alır öcünü, Allah emre, Allah öc alır
Deniz avı, denizden çıkarılanı yemek helaldir size, bundan siz de, yolcular da faydalanınız, İhramdayken, kara avı haramdır, katında toplanılacak Allahtan sakınınız
Allah, kutsal bir ev olan Kâbeyi, kutsal olan ayı, kurbanla, nişanlanmış davarları da, insanlara geçim için vermiştir, işte bunlar Allahın hem göklerde, hem de yerde, ne varsa bildiğini, her şeyi de hakkiyle bildiğini anlamanız içindir
Biliniz ki Allahın hem azabı katıdır, Allah hem bağışlayıcı, hem de yarlıgayıcı
Peygambere düşen şey, ancak, eriştirmektir, açık, gizli niderseniz Allah bilir
Kötülerin çokluğu, seni şaşırtırsa da, diyesin ki : «Pisle, temiz bir düzeyde olamaz»; ey akıllı olanlar! Allahtan sakınınız, ola ki kurtulursuz
Ey inanmış olanlar! Açığa vurulunca, hoşunuza gitmiyen şeylerden sormayınız, eğer Kur'an inerken onu sormuş bulunsaydınız, size açıklanırdı, Allah onu bağışladı, Allah bağışlayıcı, Allah halimdir
Sizden önce, bir ulus da bunları sormuş idi, sonra bu yüzden onlar kâfir oldular
Allah, sütünü sağmamakçin ayrılan, putlara adanmış olan, ikiz doğuran, yük vurulmayan develer yaratmamıştır, kâfirler yalanla Allaha iftira eder, pek çokları akılsızdır
Onlara: «Allahın indirdiğiyle, peygambere geliniz!» denildiğinde, «Atalarımızdan bulduğumuz bize yeter» diyorlar, ya onların itaları hiçbir şey bilmiyen, doğru yola gitmiyen kimseler olsa da mı?
Ey inanmış olanlar! Size kendiniz gerek, siz doğru yol tuttukça, sapkın olan, size zarar veremez, Allahadır hepinizin döneyi, yaptığınız şeyi size bildirir
Ey inanmış olanlar! Biriniz ölürken, vasiyet vaktinde sizden iki doğru adam tanık olmalı, taşradayken ölüm yaklaşırsa size, sizden olmayan başka tanıklar bulunur da, kanmazsanız, namazdan sonraya tutun onları, «Biz bununla bir nesneyi değiştirmeyiz, yakınımız olsa da, Allah için tanıklığı saklamayız, yoksa günah edenlerden oluruz» diyerekten Allaha ant içsinler
Bunların yalanı anlaşılırsa, onların yerine mirasçılardan iki tanık bulunsun, «Bizim tanıklığımız, bunlarınkinden daha doğrudur, biz aşırı gitmedik, aşırı gidersek zalimlerden olalım» diyerek Allaha ant içirilir
İşte bu yol, tanıklığın yönetiminde olması, ya da ant içtikten sonra iki tanığın antlariyle, yalan çıkmak korkusu bakımından daha iyidir, Allahtan sakınınız, işitiniz ki, Allah buyrum dışı bulunanları doğru yola iletmez
Allah peygamberleri topladığı bir günde: «Siz ne cevap aldınız?» diye onlara sorar, onlar: «Biz bir şey bilmiyoruz, sen bilirsin göze görünmeyeni» diye cevap verirler
Allah, o gün diyecek ki: «Ey Meryem oğlu İsa! Ananla, sana olan nimetimi anasın, hani, seni kutsal bir ruh ile pekitmiş idik, beşikteyken de, yaşlıyken de insanlarla konuşurdun, hani sana kitap ile hikmeti, Tevrat ile, İncil'i de öğretmiş idik, hani benim iznimle, sen çamurdan bir kuş yapıp üflemiştin, benim iznimle kuş olmuştu, hani, benim iznimle, bir gözsüzü, bir de ala tenliyi sağaltmış idin, hani benim iznimle, sen ölüleri diriltmiş idin, hani İsrailoğullarının ellerini senden çekmiştik, hani sen onlara belgeler getirdiğinde kâfir olanları: «Bu açık bir büyüdür» demiştiler
Hani, on ikilere: «Hem bana, hem de benim peygamberime inan getirin» diye, anlatmış idim, «inan ettik, başeğdik, sen bize tanık ol» demiştiler
Hani on ikiler: «Ey Meryem oğlu İsa! Tanrın bize gökten sofra gönderebilir mi?» dediklerinde, İsa dedi ki: «Siz inanlı iseniz Allahtan sakınınız»
Dediler ki: «Ondan yemek isteriz, böylecene gönlümüz sükûn bula, bize gerçek dediğini bilelim, Ona tanıklardan olalım»
Meryem oğlu İsa dedi ki: «Ey Allahım! Gökten bize sofra indir, bizden öncekilere de, bizden sonrakilere de bayram günümüz ola, senden belge olarak, bize azık ver, azık verenlerin hayırlısısın»
Allah buyurdu ki: «Ben sofrayı size indiririm, bundan sonra içinizden her kim kâfir olursa, âlemlerden kimseye yapmadığım azabı, ona yaparım»
Allah, Meryem oğlu İsa'ya: «Ananla beni, Allahtan ayrı, iki Tanrı tutasınız dedin mi?» diye sorduğunda, o da: «Sen kutsalsın, hakkın olmayan şeyi, ben söylemiş değilim, söyleseydim, sen bilirdin, içimi sen bilirsin, ben bilemem sendekini, gözle görünmiyeni iyi bilen sensin» diye cevap verir
Ben onlara: «Hepimizin Tanrımız olan Allaha tapın!» diye buyurduğun şeyden başka bir şey söylememişim, içlerinde bulunduğum sürece onlara tanık idim, benim ruhumu aldıktan sonra da sen idin gözeten, sen her şeye tanıksın
Onlara azap edersen, onlar senin kullarındır, bağışlarsan sen emresin, sen bilge
Allah buyurur ki: «Bugün gerçeklerin gerçekliği fayda verir, altlarından ırmaklar akan cennetler var onlara, orda tüm sonsuz kalırlar», Allah onlardan hoşnut, onlar Allahtan hoşnut, bu büyük bir onmadır
Göklerin, yerin mülkü, bunlarda bulunanlar da, Allah içindir, onun her bir şeye gücü yetişir