Onun olduğunu yalanlayan bulunmaz
O kimini alçaltır, kimini de yükseltir!
Her bir sarsılışla yer sarsıldığında
5,6. Dağlar parçalanarak, dağılıp toz olunca
5,6. Dağlar parçalanarak, dağılıp toz olunca
Biri uğurlulardır, ne mutlu uğurlulara !
Biri uğursuzlardır, ne kötüdür uğursuzlar!
Dinde özden olanlar, cennette öncüdürler
Nimet cennetlerindedirler
Altın işlemeli tahtların üzerinde
Karşı karşıya yaslanacaklar
17,18. Akan pınarlardan doldurulmuş kâselerle, ibriklerle, bardaklarla, kocalmayan yavrular dolaşırlar yanlarında!
17,18. Akan pınarlardan doldurulmuş kâselerle, ibriklerle, bardaklarla, kocalmayan yavrular dolaşırlar yanlarında!
Ne başları ağrır ondan, ne de sersem olurlar
20,21,22,23,24. Yaptıkları işlerin ödülleri olaraktan, beğendikleri yemiş, diledikleri kuş eti, sadefinde olan inciler gibi güzel gözlüler verilecek onlara
20,21,22,23,24. Yaptıkları işlerin ödülleri olaraktan, beğendikleri yemiş, diledikleri kuş eti, sadefinde olan inciler gibi güzel gözlüler verilecek onlara
20,21,22,23,24. Yaptıkları işlerin ödülleri olaraktan, beğendikleri yemiş, diledikleri kuş eti, sadefinde olan inciler gibi güzel gözlüler verilecek onlara
20,21,22,23,24. Yaptıkları işlerin ödülleri olaraktan, beğendikleri yemiş, diledikleri kuş eti, sadefinde olan inciler gibi güzel gözlüler verilecek onlara
20,21,22,23,24. Yaptıkları işlerin ödülleri olaraktan, beğendikleri yemiş, diledikleri kuş eti, sadefinde olan inciler gibi güzel gözlüler verilecek onlara
25,26. Ne bir boş söz, ne de günah işitirler orada, ancak, bir söz, selâmdır, selâm !
25,26. Ne bir boş söz, ne de günah işitirler orada, ancak, bir söz, selâmdır, selâm !
Uğurlu bulunan kimselere gelince, ne iyidir uğurlular
Onlar, dal bastı kirazlar
Kat kat olmuş muzlar arasında
31,32. Çağlayanlar yanındalar, bol meyva var!
31,32. Çağlayanlar yanındalar, bol meyva var!
33,34. Ne günü geçen, ne de yasağı olan bir yığın yemiş, yüksek döşekler!
33,34. Ne günü geçen, ne de yasağı olan bir yığın yemiş, yüksek döşekler!
35,36,37,38. Biz onları uğurlu olanlarçin yeniden yaratmışız, eşlerini seven körpe, kız oğlan kız yaratmışızdır !
35,36,37,38. Biz onları uğurlu olanlarçin yeniden yaratmışız, eşlerini seven körpe, kız oğlan kız yaratmışızdır !
35,36,37,38. Biz onları uğurlu olanlarçin yeniden yaratmışız, eşlerini seven körpe, kız oğlan kız yaratmışızdır !
35,36,37,38. Biz onları uğurlu olanlarçin yeniden yaratmışız, eşlerini seven körpe, kız oğlan kız yaratmışızdır !
Sonrakilerden de birtakımı uğurludurlar
41,42,43,44. Uğursuz olan kimselere gelince; ne kötüdür uğursuzlar, onlar sam yelinde, sıcak bir havada —Ne serin, ne faydalı— zifirden bir gölgede bulunacaklar !
41,42,43,44. Uğursuz olan kimselere gelince; ne kötüdür uğursuzlar, onlar sam yelinde, sıcak bir havada —Ne serin, ne faydalı— zifirden bir gölgede bulunacaklar !
41,42,43,44. Uğursuz olan kimselere gelince; ne kötüdür uğursuzlar, onlar sam yelinde, sıcak bir havada —Ne serin, ne faydalı— zifirden bir gölgede bulunacaklar !
41,42,43,44. Uğursuz olan kimselere gelince; ne kötüdür uğursuzlar, onlar sam yelinde, sıcak bir havada —Ne serin, ne faydalı— zifirden bir gölgede bulunacaklar !
Onlarsa, bundan önce, keyiflerine düşkündüler
Büyük günah üzere, ayakların dirediler
«Biz ölüp de, toprak olup, kemik olduktan sonra dirilecek miyiz?
Eski atalarımız da mı?» dediler
Diyesin ki: «Hem öncekiler, hem de sonrakiler
Belli bir günün atanan vaktinde, toplanacaklar!»
Sonra siz, ey yalanlayan sapkınlar!
Zakkum ağacından yiyeceksiniz !
Karınlarını onunla doldururlar
Üstüne de bir sıcak su içerler!
Suya doymaz deve gibi içerler!
İşte bu, onların ceza gününde konacakları şeydir
57,58,59. Sizleri biz yarattık, niçin inanmazsınız? Döktüğünüz belsuyunu görmüyor musunuz? Onu siz mi yarattınız? Biz mi yaratmaktayız?
57,58,59. Sizleri biz yarattık, niçin inanmazsınız? Döktüğünüz belsuyunu görmüyor musunuz? Onu siz mi yarattınız? Biz mi yaratmaktayız?
57,58,59. Sizleri biz yarattık, niçin inanmazsınız? Döktüğünüz belsuyunu görmüyor musunuz? Onu siz mi yarattınız? Biz mi yaratmaktayız?
Biz, ölümü sizin aranızda ölçümlemişiz, biz geçirmişlerden değiliz !
Değiştirip sizin kılığınızı, bilmediğiniz biçimde, yeniden sizi yaratmaktan âciz değiliz
Önceden olan yaratılışı, pek iyi bilirsiniz, düşünmüyor musunuz?
Söyleyiniz, ektiğiniz şeyleri
Onu siz mi bitirirsiz? Yoksa biz mi bitiririz?
Eğer biz dileseydik, onu çerçöp kılardık, siz de şaşırırdınız!
66,67. «Borca battık, elimiz boştur!» diyeceksiniz!
66,67. «Borca battık, elimiz boştur!» diyeceksiniz!
İçtiğiniz suyu görmüyor musunuz?
Bulutlardan onu siz mi indirirsiniz? Yoksa, biz mi indirmekteyiz?
Dileseydik biz onu acı yapardık, niçin şükretmezsiniz
Sürterek, çıkarılan ateşi görmez misiniz?
Siz mi onun ağacını yarattınız? Yoksa biz mi yarattık?
Biz, onu hem bir ibret, hem çöl yolcularıyçin bir mata kıldık
Ulu Tanrın adına tespih edesin
Hayır, yıldızların yerlerine ant içerim ben
Bilirseniz, o büyük bir anttır
Bu kerim olan bir Kur'andır
Ona ancak, arınmış olanlar dokunabilir
Âlemlerin sahibi Allah katından inmiş!
Siz bu sözü hor mu görürsünüz?
Onu yalanlamak azığınız mı?
O zaman bakıp duracaksınız
Bizse O'na, sizden daha yakınız, görmezsiniz?
Ceza görmiyecek olduktan sonra
Eğer sizler gerçekseniz, onu geri getirin
Eğer hakka yakın olanlardansa
Dinlenme vardır, azık vardır, nimet dolu cennet dahi var!
Selâm sana, uğurlu olanlardan!
Eğer o, yalan sayan, sapkınlık eden kimselerdense
93,94. Kaynar sudur azığı, cehennem ateşidir, durağı!
93,94. Kaynar sudur azığı, cehennem ateşidir, durağı!
Ulu Tanrın adına tespih edesin