65. Talak Suresi Meali

Ey Nebi! (Son çare olarak) kadınları boşamak zorunda kaldığınız zaman, onları boşamadan sonraki iddet (bekleme süre)lerini (âdet halinden temizlenmelerini) dikkate alarak boşayın ve bu süreyi iyi hesaplayın (üç defa adet görmelerine kadar bekleyin). Rabbiniz olan Allah'a karşı gelmekten sakının! Boşanmış eşleri (zina gibi) açık bir edepsizlik yapmadıkça, iddet süresince (o ana kadar kocalarıyla birlikte paylaştıkları) evlerinden çıkarmayın, kendileri de (izinsiz) çıkıp gitmesinler. Bunlar, Allah'ın koyduğu sınırlardır. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, kendisine yazık etmiş olur! Bilemezsin, olur ki Allah, bundan sonra (iddet süresi içinde) yeni bir durum ortaya çıkarır (gönülleri uzlaştırıp birleşme ortamı yaratır).
İddet müddetlerini doldurduklarında (ayrı ayrı iki defa boşadığınız eşlerinizi) ya meşru ölçüler içerisinde (nikâhınız altında) tutun veya onlardan meşru ölçülere göre ayrılın ve (her iki durum için de) içinizden iki âdil kimseyi şahit tutun. Şahitliği Allah için dosdoğru yapın! İşte bütün bunlar Allah'a ve ahiret gününe inanan kimselere verilen öğütlerdir. Kim Allah'ın koyduğu hükümler konusunda duyarlı ve bilinçli davranırsa, (Allah) ona (selamete) ulaşacak bir çıkış yolu açar.
Ve ona beklemediği ve tahmin etmediği yerden rızık verir. Kim Allah'a dayanıp güvenirse O, ona yeter. Hiç kuşku yok ki Allah her emrini gerçekleştirir. Çünkü Allah her şey için bir ölçü belirlemiştir.
Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla (hastalıktan ya da adet düzensizliğinden dolayı) âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah'ın bu hükümleri konusunda duyarlı ve bilinçli davranırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.
Bütün bu (anlatılan hükümler) Allah'ın size indirdiği emridir. Kim Allah'ın bu hükümleri konusunda duyarlı ve bilinçli davranırsa, Allah onun günâhlarını bağışlar ve ona büyük mükâfatlar verir.
(Boşadığınız ve sürelerini bekleyen) kadınları gücünüz nispetinde, (bekleme süreleri sona erinceye kadar) oturduğunuz evlerin bir bölümünde (ihtiyaçlarını karşılayarak) oturtun. Çıkıp gitmeleri için onlara baskı yapmayın! Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar onların geçimlerini sağlayın! Sizin için (çocuğu) emzirirlerse (emzirme) ücretlerini de verin ve aranızda uygun bir şekilde anlaşın! Eğer (anlaşmakta) güçlük çekerseniz, çocuğu bir başka kadın emzirebilir.
Geniş imkânları olan, nafakayı genişliğine göre versin. Rızkı kısıtlı tutulan da artık Allah'ın kendisine verdiği kadarıyla versin. Allah, hiç kimseyi, ona verdiği imkândan fazlasıyla yükümlü kılmaz. Allah, her güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.
(Bu direktiflere karşı çıkmayın. Nitekim) yeryüzünde nice beldelerin halkları vardır ki, Rablerinin ve O'nun resullerinin emrine karşı gelip azdılar, böylece Biz de onları çetin bir hesaba çektik ve onları (yaptıkları yüzünden) benzeri görülmedik bir azapla cezalandırdık.
Böylece onlar kendi yaptıklarının cezasını tattılar ve yaptıklarının sonu (dünyada) yıkım oldu.
Allah, onlar için ahirette de (dünyada yaptıklarına karşılık) şiddetli bir azap hazırlamıştır. O halde ey inanan akıl sahipleri! Allah'ın emir ve yasakları konusunda bilinçli olun! Zira Allah, size öğütlerle dolu ve şeref kaynağı olan bir zikir (Kur'an) indirmiştir.
İnandıktan sonra güzel ve faydalı işler yapanları, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size Allah'ın apaçık ayetlerini okuyan bir resul göndermiştir. Kim Allah'a inanır, faydalı ve güzel işler yaparsa, Allah onu, altından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere koyacaktır. Ayrıca Allah, ona çok güzel rızıklar ihsan edecektir.
Allah O'dur ki, yedi (kat) sema ve yerden de bir o kadarını yaratmıştır. Allah'ın (yaratıcı) iradesi, bütün bu yarattıkları aracılığıyla kesintisiz tecelli eder ki Allah'ın her şeye kadir olduğunu ve her şeyi yasalarıyla kuşattığını göresiniz.