56. Vâkı'a Suresi Meali

Koptumu o Vakı'a bir
Olmaz vak'asına yalan diyen dil
Yer bir sarsılış sarsıldığı
Dağlar bir serpiliş serpildiği
Hepsi dağılıp berhevâ bir hebâ olduğu
Siz de üç sınıf olduğunuz zaman
Ki sağda «Ashabı meymene»: Ne «Ashabı-meymene!»
Solda «Ashabı meş'eme»: Ne «Ashabı -meş'eme!»
İlerde sabikun, işte o sabikun
11,12. Onlar ne'ıym Cennetlerinde mukarrebun
11,12. Onlar ne'ıym Cennetlerinde mukarrebun
Murassa' tahtlar üstünde
Karşı karşıya kurulmuşlar
Pırlanır etraflarında muhalled evlâdlar
Kübler ve ibrıklerle me'ıynden bir piyâle
Ne başları ağrıtılır ondan ne de irer zevâle
Meyve beğendiklerinden
Kuş etti istediklerinden
Saklı inci timsalleri gibi
İşledikleri amellere mükâfat için
Ne bir boş lâf işidirler orada ne de bir te'sîm
Ancak bir kelâm: Selâmen selâm
Ashabı yemîn ise ne Ashabı yemîn
Sıvama muzlar içinde
Ne eksilir, ne men'edilir
Biz etmişizdir de onları yeniden inşa
36,37. Kılmışızdır bir yaşıd ebkâri şeyda
36,37. Kılmışızdır bir yaşıd ebkâri şeyda
Ve bir çok âhirînden
Eshabi şimal ise ne Eshabi şimal!
Ve zifirden bir zılli mağmum içinde
Ne serin ne de kerîm
Çünkü onlar bundan evvel mütrefîn: Keyflerine düşkün şımarık müsrifîn idiler
Ve büyük cinayete ısrar ediyorlardı
Ve diyorlardı ki: Öldüğümüz ve bir toprak, bir yığın kemik olduğumuz vakıt mi? Cidden biz mi mutlak ba'solunacakmışız?
Ya evvelki atalarımız da mı?
De ki: Muhakkak bütün evvelîn ve âhirîn
Lâbüd cem' olunacaklar mikatına ma'lûm bir günün
Sonra siz, ey sapgın münkirler!
Lâbüd yersiniz de bir ağaçtan, zakkumdan
Doldurursunuz da karınlarınızı ondan
İçersiniz de üstüne o hamîmden
İçersiniz hüyam ılletine tutulmuş kanmak bilmez develer gibi
İşte bu onların konuklukları o din günü (ceza günü)
Biz, yarattık sizi hâlâ tasdık etmiyecek misiniz?
Şimdi gördünüzmü o döktüğünüz menîyi?
Sizmi yaratıyorsunuz onu yoksa bizmiyiz yaratan
Biz takdir ettik aranızda o ölümü ve bizim önümüze geçilmez
Kılıklarınızı değiştirmek ve sizi bilemiyeceğiniz bir neş'ette inşa etmek üzereyiz
Her halde ilk neş'eti biliyorsunuz o halde düşünseniz a
Şimdi gördünüzmü o ekdiğiniz tohumu?
Sizmi bitiriyorsunuz onu? Yoksa bizmiyiz bitiren?
Onları elbet bir çöpe çeviriverdik de şöyle geveler dururdunuz:
Her halde biz çok ziyandayız
Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!..
Şimdi gördünüzmü o içdiğiniz suyu?
Sizmi indiriyorsunuz onu buluttan yoksa bizmiyiz indiren?
Dilesek onu acı bir çorak ediverirdik o halde şükretseniza
bir de gördünüzmü o çakdığınız ateşi?
Sizmi inşa ettiniz onun ağacını? Yoksa bizmiyiz inşa eden?
Biz onu hem bir muhtıra kıldık hem de bir istifade: alandaki muhtaclar için
O halde tesbih et rabbine azîm ismiyle
Artık yok, o nücumun mevkı'lerine kasem ederim
ve filhakika o, bilseniz çok büyük bir kasemdir
ki hakıkaten o bir Kur'ani Kerîmdir
Öyle bir kitabda ki mahfuz tutulur
ona tertemiz temizlenmiş olanlardan başkası el süremez
Rabbül'âlemînden indirilmedir
Şimdi bu kelâma siz yağ mı süreceksiniz?
Ve rızkınızı tekzibiniz mi kılacaksınız?
O halde haydiseniz'â can hulkuma geldiği vakıt
ki siz o vakıt bakar durursunuz
Biz ise ona sizden yakınizdir ve lâkin görmezsiniz
Evet haydiseniz'â dîne boyun eğmiyecek, ceza çekmiyecekseniz,
onu giri çevirseniz'â! da'vanızda doğru iseniz
Amma o mukarrebînden ise
artık bir revh-u reyhan ve bir Cenneti ne'îm
Ve amma Eshabi yemînden ise
artık selâm sana Eshabi yemînden
Ve amma o tekzib eden sapgınlardan ise
her halde konukluğu hamîm
Ve yaslanacağı Cahîmdir
İşte budur hakikat hakkulyakîn
Haydi tesbih et Rabbına azîm ismiyle