Ey Nebi! Kadınları boşayacağınız zaman, iddet¹ sürelerini gözeterek boşayın ve iddetlerini sayın. Rabb'iniz Allah'a karşı takva sahibi olun. Açıkça fahşa² yapmadıkça onları evlerinden çıkarmayın; onlar da çıkmasınlar. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, kesinlikle kendisine haksızlık etmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah bundan sonra yeni bir hadis³ ortaya çıkarıverir.
1- Evliliği sonra eren kadının yeniden evlenebilmesi için beklemesi gereken süre. Bu süre üç adet ve üç temizlik süresidir. Bu da üç ay demektir. 2- Her türlü aşırılık. Edepsizlik, hayâsızlık. 3- Durum.
Bekleme süreleri tamamlandığında onları ma'rufa¹ uygun olarak tutun veya ma'rufa uygun olarak onlardan ayrılın. Ve sizden adalet sahibi iki kişi tanık olsun. Tanıklığı, Allah için yerine getirin. İşte Allah'a ve Ahiret Günü'ne inananlara verilen öğüt budur. Kim Allah için takva sahibi olursa, Allah, ona bir çıkış yolu nasip eder.
1- İyi, doğru, yararlı, güzel olan. Toplumsal değer yargılarına göre ve toplumsal uzlaşı ile doğru olduğu kabul edilen. Vahye uygun olan. 2- Sağlam yapın.
Ve Allah, ona ummadığı yerden rızık verir. Kim Allah'a tevekkül¹ ederse, O, ona yeter. Kuşkusuz Allah, buyruğunu yerine getirir. Allah, her şey için bir ölçü belirlemiştir.
Kadınlarınızdan adet görmekten kesilenler ve adet görmeyenlerden¹; kuşku duyarsanız, o zaman onların iddetleri² üç aydır. Hamile kadınların bekleme süresi ise doğum yapıncaya kadardır. Kim Allah için takva³ sahibi olursa, Allah ona işinde kolaylık sağlar.
1- Kimi çevirilerde, “adet görmeyenler” ifadesine, “henüz” sözcüğü de ilave edilerek; “henüz adet görmeyenler”, yani “çocuk yaşta oldukları için ay hali olmayanlar” şeklinde yanlış anlam verilmektedir. Oysaki bu ifadenin çocuk yaşta olmakla bir ilgisi yoktur. Adet görmeyenler ifadesinden kasıt biyolojik olarak “ay hali” olamamaktır. Zira kimi bayanlar ya hiç ay hali olmamakta ya düzensiz (uzun aralıklarla) olmakta veya belli bir yaştan sonra ay halinden kesilmektedirler. Zaten ayette kullanılan olumsuzluk edatı henüz anlamındaki “lemma” edatı değil, kesinlikle olmayacak anlamındaki “lem” olumsuzluk edatı bulunmaktadır. 2- Bekleme süreleri. 3- Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.
Oturduğunuz yerin bir bölümünde gücünüz yettiğince onları oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için, zarar verecek bir şey yapmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar onlara karşılıksız yardımda bulunun. Sonra emzirirlerse ücretlerini verin. Aranızda konuşarak ma'ruf bir şekilde anlaşın. Eğer bir zorlukla karşılaşırsanız o zaman emzirme işini başkasına yaptırın.
Varlık sahibi olanlar, varlıklarına göre karşılıksız yardım etsinler. Durumu müsait olmayan da Allah ne verdiyse ondan versin. Allah, bir kimseyi, kendisine verdiğinden fazlasıyla sorumlu tutmaz. Allah, zorluğun ardından bir kolaylık verecektir.
Nice kasaba halkı, Rabb'lerinin buyruğuna ve O'nun Resûllerine başkaldırdılar da Biz de onları şiddetli bir hesaba çektik ve onları korkunç bir azapla cezalandırdık.
İman eden ve sâlihâtı¹ yapan kimseleri, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için, Allah'ın apaçık olan ayetlerini size okuyan bir Resûl gönderdi. Kim, Allah'a iman eder ve sâlih² olanı yaparsa, Allah onu, içinden ırmaklar akan ve içinde kesintisiz olarak sürekli kalacakları Cennetlere koyar. Allah, onu en iyi şekilde rızıklandıracaktır.
Allah, yedi göğü ve benzer şekilde yeryüzünü yaratandır. Allah'ın her şeye gücünün yettiğini, Allah'ın bilgisinin her şeyi kuşattığını bilesiniz diye, buyruğu onlar arasında iner durur.¹
1- Allah'ın buyruğu yer ile gök üzerinde ortaya çıkmaktadır. (Tecelli etmektedir.) Onun yasaları, bütün varlıklar üzerinde egemenliğini sürdürmektedir.