Kitabın indirilişi çok güçlü ve her şeyi bilen Allah tarafındandır.
Hayatının uzunca bir döneminde işlediği günahları bağışlayan, tövbeyi kabul eden ve hesabı çok şiddetli olan yalnızca tek ilah O dur ve dönüş de O’nadır.
Allah’ın ayetleriyle mücadeleyi yalnızca inkâr edenler yapıyor. Onların şehirlerde dolaşması, seni aldatmasın.
Daha önceden Nuh kavmi ve onlardan sonra da bir topluluk (ahzab) yalanlamıştı. Her ayrı inanç sahibi topluluk, kendilerine gelen elçiyi yakalayıp yok etmek için saldırmış, batıl inançlarıyla hakkı yok etmek için mücadele etmişlerdi. Bende onları yakalamıştım. Şimdi bak bakalım onların sonu nasıl olmuş?
İşte böylece, Rabbinin sözü, (dünya hayatında) doğruları inkâr edenler üzerine gerçekleşmiş ve onlar ateşin içine gireceklerden olmuşlardır. 7. Arşı yüklenen ve o arşın çevresinde olanlar (melek) överek (hamd ederek) Rablerini yüceltirler, Rablerine inanır ve yeryüzündeki inananlar için bağışlanma dilerler. “Ey Rabbimiz! Sen merhamet ve ilminle her şeyi kuşatırsın. Tövbe edip, senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennemin azabından koru.”
“Rabbimiz! Onları ve onlardan salih amel işleyen atalarını, eşlerini ve zürriyetlerini vaat ettiğin adn cennetlerine koy. Şüphesiz ki en güçlü olan ve her şeyin hükmünü veren sensin.”
“Rabbimiz! Onları ve onlardan salih amel işleyen atalarını, eşlerini ve zürriyetlerini vaat ettiğin sürekli kalacakları bahçelere koy. Şüphesiz ki en güçlü olan ve her şeyin hükmünü veren sensin.”
“Onları kötülüklerden koru. Sen kimi o kıyamet gününün kötülüklerinden korursan, o kişiye merhamet etmişsindir. Bu da o kul için büyük bir kurtuluştur” diye dua ederler.
O gün doğruları inkâr edenlere seslenilir “Allah’ın öfkesi sizin kendi nefsinize duyduğunuz öfkenizden daha büyüktür. Zira iman etmeye davet edildiğinizde, doğruları reddedip inkâr etmiştiniz.”
İnkârcılar “Rabbimiz bizi iki defa öldürdün ve bize iki defa hayat verdin. Biz şimdi hatalarımızı kabul ediyoruz. Şimdi bu azaptan bir çıkış yolu yok mu?” derler.
Siz dünya hayatında Allah’a, O’nun bir olduğuna çağrıldığınız zaman, ret edip inkâr etmiş ve Allah’a ortaklar koşulduğunda Allah’ın ortakları olduğuna inanmıştınız. Artık burada (hesap gününde) hüküm vermek, yüce ve büyüklüğünde sınırsız olan Allah’a aittir.
O Allah, size pek çok işaretler (ayetler) gösteren ve gökten sizin için rızık indirendir. Bunları ancak, samimi olarak Allah’a yönelen birileri düşünebilir.
Doğruları inkâr edenlerin hoşuna gitmese de sen, Allah’a ait olan dinde aracı koymadan yalnızca Allah’a dua et.
Ulaşılmaz derecelerin ve arşın sahibi olan Allah, kendi emrinden olmak üzere vahiy meleğini kullarından dilediğine, doğru ile yanlışların ayrıştırıldığı hesap günü ile insanları uyarması için gönderir.
O gün inkârcılar Allah’ın huzurundalar ve onların yaptıkları her şey açığa çıkar ve onlardan hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz. O hesap günü, var olanların tamamı bir olan, her şeyin üzerinde mutlak güç sahibi Allah’a aittir.
Bugün her nefse, kazandığının karşılığı ödenir ve asla haksızlık yapılmaz. Şüphesiz ki bugün Allah hesabı çok çabuk görendir.
Yaklaşan kıyamet günüyle onları uyar. Kızgınlıklarını yutup, kalplerin boğaza düğümlendiği zamanda, zulmedip haksızlık yapanların, koruyucuları olmadığı gibi, sözleri dinlenecek aracıları (şefaatçileri) da yoktur ki itaat etsinler.
Allah gözlerin hainliğini ve kalplerin gizlediklerini bilir.
Allah adaletle hüküm verecektir. Allah’dan başka kulluk ettikleri ise hiçbir şeye karar verecek değillerdir. Muhakkak ki Allah her şeyi işiten ve her şeyi görendir.
Onlar yeryüzünde hiç dolaşmıyorlar mı? Kendilerinden daha güçlü ve yeryüzünde daha çok eser bırakmış olan onlardan öncekilerin akıbetleri nasıl olmuş, bakmıyorlar mı? Allah onları günahlarıyla birlikte yakalamış ve onların Allah’dan başka koruyanları da yoktur.
Böylece onlara elçiler açık delillerle gelmiş, sonra onlar elçileri inkâr etmişler ve bundan dolayı Allah onları yakalayıvermişti. Şüphesiz ki Allah çok güçlü olup, hesap sorması da çok şiddetlidir.
Biz Musa’yı ayetlerimizle ve kesin ikna edici açık kanıtlarla göndermiştik.
Firavun’a, Haman’a ve Karun’a. Onlar da “Sihirbaz, yalancı” demişlerdi.
Musa onlara bizim katımızdan gerçek doğruları getirdiği zaman “Onunla beraber iman edenlerin erkek çocuklarını öldürün, kadınlarını bırakın yaşasınlar” dediler. İnkâr edenlerin yaptıkları tuzaklar boşa çıkmıştır.
Firavun “Beni bırakın, Musa’yı öldüreyim de o Rabbine yalvarsın dursun. Ben, onun sizin dininizi değiştirmesinden ve yeryüzüne (Musa’nın öğrettikleri ile) bozgunculuğun yayılmasından korkuyorum” dedi.
Musa “Ben, büyüklenen ve hesap gününe inanmayanların tümünden, benimde Rabbim, sizinde Rabbiniz olan Allah’a sığındım” dedi.
Firavun ailesinden iman etmiş ve imanını gizlemiş olan birisi “Bir adamın “Benim Rabbim Allah” demesinden dolayı, onu öldürecek misiniz? Rabbinizden size açık ayetler getirmiş, eğer yalan söylüyorsa yalanı kendinedir. Yok, eğer doğru söylüyorsa, size vaat ettiklerinin bir kısmı sizin başınıza isabet edecektir. Allah ölçüsüz davranan yalancıları doğru yola ulaştırmaz” dedi.
Musa “Ey kavmim! Bu gün yeryüzündeki şeyler görünüşte sizin olabilir. Bize Allah’ın azabı geldiğinde kim yardım edebilir ki?” dedi. Firavun “Ben size ancak gördüğümü gösteriyorum ve sizi dosdoğru bir yola sevk ediyorum” dedi.
İman eden birisi “Ey kavmim! O toplulukların başına gelenin bir benzerinin sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum.”
“Nuh, Ad, Semud ve onlardan sonrakilerin başlarına gelen bela gibi. Allah kullarına asla zulmetmeyi dilemiyor.”
Ey kavmim! Birbirinizi yardıma çağıracağınız günün azabının, sizin üzerinize gelmesinden korkuyorum.”
“O gün geldiğinde arkanıza bakmadan kaçarsınız ve sizin için Allah’dan başka sığınacak kimseniz olmadığı gibi, Allah’ın sapıklık içinde bıraktığı kimseyi de, doğru yola iletecek hiçbir kimse yoktur” dedi.
Yusuf da size açık delillerle gelmişti. Getirdiği delillere karşı kendi kendinize şüphe etmekten vazgeçmediniz. Sizi helak ettiğinde bile “Allah bize, bundan sonra elçi göndermeyecek” demiştiniz. Böylece Allah, düzensiz, şüphe içinde olanları sapıklık içinde bırakır.
Ellerinde, onlara gelen kesin olarak doğrulayacak bir delil olmadığı halde, Allah’ın ayetleri ile mücadele edenler, Allah’ın katında ve iman edenlerin yanında büyük bir öfke kazanmışlardır. İşte bundan dolayı Allah, bütün kibirlenen zorbaların kalplerini mühürlemiştir.
Firavun “Ya Haman! Bana yüksek bir kule inşa et ki, belki bazı vasıtalara ulaşabilirim.”
“Göğün derinliklerine ulaşır da, belki Musa’nın ilahını tanımış olurum. Ben Musa’nın bir yalancı olduğunu zannediyorum” dedi. Böylece Firavun’a yapmış olduğu kötü davranışlar süslü gösterildi. Doğru yoldan yüz çevirdi. Firavunun hilesi yalnızca boş bir hile idi,
İman eden “Ey Kavmim! Bana uyup tabi olun ki size olgun, doğru bir yolu göstereyim.”
“Ey Kavmim! Gerçekten bu dünya hayatı sadece geçici bir yaşam, ahiret ise, gerçekten kalınacak mekân orasıdır” dedi.
Kim bir kötülük yaparsa, ancak yaptığı kötülüğün benzeriyle karşılık bulur. Erkek ve kadınlardan kimde inanmış olarak, doğru ve güzel ameller yaparsa, işte onlar cennete girerler ve orada hesapsız olarak rızıklandırılırlar.
Ey Kavmim! Ben şimdi ne yapayım? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz ise beni ateşe çağırıyorsunuz.
Siz, Allah’ı inkâr etmek ve hakkında hiçbir bilgim olmayan şeyleri O na ortak koşmam için beni çağırıyorsunuz. Ben ise sizi en güçlü ve bağışlayıcı olana çağırıyorum.
Kesinlikle sizin beni kendisine çağırdığınız şeyler, dünya ve ahiret ile alakalı değil. Şüphesiz ki dönüş yerimiz Allah’adır. Ölçünün dışına çıkanlar ateşin içinde kalacak olanlardır.
Sonra, ateşin içinde size söylediklerimi ve yaptığım her işimi Allah için yaptığımı hatırlayacaksınız. Muhakkak ki Allah kullarının ne yaptığını en iyi görendir.
Sonra Allah, o kulunu inkârcıların kurdukları kötülüklerden korudu ve Firavun ailesinin üzerine azabın en kötüsü gerçekleşti.
Sürekli olarak, sabah akşam ateşe çağrılacaklar. Kıyamet saati meydana geldiğinde meleklere “Firavun ailesini en şiddetli azaba sokun” denilir.
Ateş içerisinde birbirleriyle çekiştikleri zaman, dünyada iken zayıf durumda olanlar, büyük gördüklerine “Kayıtsız şartsız biz size tabi olmuştuk. Şimdi siz, ateşten bizim payımıza düşen azabı engelleyebilir misiniz? Diye sorarlar.
Dünyada iken büyüklenenler onlara “Şimdi şuanda hepimiz ateşin içindeyiz. Elbetteki Allah kullarının arasında hükmünü, kesin olarak vermiştir” derler.
Ateşin içinde olanlar cehennem görevlilerine “Rabbinize dua edin de bizim üzerimizden azabı hiç değilse bir gün hafifletsin” derler.
Cehennem görevlileri ateşin içindekilere “Sizin elçileriniz size açık deliller getirmediler mi?” derler. Onlar da “Evet getirdi” derler. Cehennem görevlileri de onlara “İstediğiniz kadar çağırın. Ancak doğruları inkâr edenlerin çağrıları boşu boşunadır” derler.
Elbetteki biz, dünya hayatında elçilerimize ve iman edenlere yardım ettik. Şahitliklerin yerine getirileceği gün de (yardım edeceğiz).
O hesap günü zulmedenlerin getireceği mazeretler kendilerine hiçbir yarar sağlamayacak. Lanet onların üzerinedir ve kalınacak yerlerin en kötüsü de onlar için ayrılmıştır.
Biz Musa’ya doğru yola ileten bir kitap verdik ve İsrailoğullarını da o kitaba mirasçı yaptık.
(O kitap) Doğru yola ileten ve akıl sahipleri için de bir öğüttür.
Sabret. Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Günahların için Rabbinden bağışlanma dile ve Rabbinin şanını gece gündüz tesbih ederek yücelt.
Kendilerine gelmiş sağlam bir kanıtları olmadığı halde, Allah hakkında çekişip duranların kalplerinde, hiçbir zaman ulaşamadıkları bir büyüklük duygusu vardır. (Bu büyüklük duygularından) Allah’a sığın. Şüphesiz ki O her şeyi işiten ve her şeyi görendir.
Göklerin ve yerin yaratılışı, elbetteki insanın yaratılışından daha büyüktür. Fakat insanların çoğu bilmiyor.
Görmeyenle gören eşit değildir. İman edip doğru ve yararlı işler yapanlarla, kötülük yapanlarda eşit değildir. Nede az düşünüyorsunuz?
Kıyamet saatinin geleceğinden asla şüphe yoktur. Fakat insanlardan çoğu buna inanmıyor.
Rabbiniz “Bana dua edin, bende sizin duanıza cevap vereyim” diyor. Rablerine kulluk etmeye kibirlenenler, hiç şüphe yok ki, cehenneme alçaltılarak girecekler.
Allah, geceyi dinlenmeniz için, gündüzü de işlerinizi görmeniz için var edip yaratandır. Şüphesiz ki Allah kullarına lütuf sahibidir. Ancak insanların çoğu şükretmiyorlar.
İşte Rabbiniz Allah, her şeyi yaratan ve kendisinden başka hiçbir ilah olmadığı halde, nasılda aldatılıyorsunuz?
Allah’ın ayetlerini kabullenmeyip inkâr edenler, işte böyle aldatılırlar.
Allah, yeryüzünü sizin için kalınacak bir yer, semayı da bina eden, sizi şu andaki en güzel şeklinizle şekillendiren ve sizi tertemiz rızıklarla rızıklandıran dır. Rabbiniz Allah işte böyledir. Âlemlerin Rabbi Allah yüceler yücesidir.
O, hep diri ve kendisinden başka ilah olmayandır. Dinde samimi olarak size öğrettiği şekilde yalnızca ona dua edin. Bütün övgüler âlemlerin Rabbi Allah içindir.
Deki “Rabbimden bana açıklayıcı ayetler geldikten sonra, Allah’dan başka çağırdıklarınıza kulluk etmem kesinlikle bana yasaklandı ve âlemlerin Rabbine teslim olmam bana emredildi.”
O 67. O sizi topraktan, sonra atılmış nutfeden ve sonra da ana rahmine tutunmuş/ asılı et parçasından yaratandır. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkartmış, sonra siz olgun, güçlü çağınıza erişmişsiniz, sonrada yaşlılık çağına ulaşmışsınız. Sizden yaşlanmadan önce ölenler olduğu gibi, belirlemiş bir zamana ulaşanlarınızda vardır. Umulur ki bunları akledersiniz.
Hayat veren de O, öldüren de O. Bir işe hükmettiğinde yalnızca ona ol der, oda oluverir.
Allah’ın ayetleri hakkında mücadele edenleri görmez misin? (Allah’ın ayetlerinden) Nasıl da uzaklaştırılıyorlar?
Kitabı ve onunla birlikte gönderdiğimiz elçileri yalanlayanlar, sonra onların gerçek olduğunu bilecekler.
Boyunlarında boyunduruklar ve ayakları zincirlerle bağlandıkları zaman (bilecekler).
Kaynar suların içinde, sonrada ateşin içinde bağlanıp kalacaklar.
Sonra onlara “O, Allah’dan başka ortak koştuklarınız nerede? “ diye sorulur.
Onlar da “Bizden uzaklaşıp kayboldular. Zaten bizde dünyada iken hiç bir şeye dua etmiyorduk” derler. Allah doğruları inkâr edenleri böyle şaşırtır
İşte, içine düştüğünüz bu durum, yeryüzünde haksız yere övünmenizden ve taşkınlık göstermenizden dolayıdır.
Orada sürekli kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Dünyada iken büyüklenenlerin kalacağı yer ne kadar kötü.
Sen sabret. Allah’ın verdiği söz gerçekleşecektir. Şimdi onlara vaat ettiklerimizin bir kısmını ya sana göstereceğiz veya seni öldüreceğiz. Onların dönüşleri bizedir.
Senden öncede elçiler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız olduğu gibi, sana hiç anlatmadıklarımız da var. Bir elçinin, Allah’ın izni olmadan bir ayet getirmesi, mümkün değildir. Allah’ın emri (kıyamet saati) geldiğinde, hak ve adalet ile hükmedilir. Orada (ahiret de) batıla saplanmış olanlar kaybetmişlerdir.
Allah, bir kısmını binek olarak kullandığınız, bir kısmının da etlerini yediğiniz hayvanları sizin için var edendir.
O hayvanlarda başka faydalarda var. O havanların üzerinde iken, kafalarınızdaki ihtiyaçlara onlar vasıtasıyla ulaşırsınız veya gemilerle taşınırsınız.
(O gezip gördüğünüz yerlerde) Allah size ayetlerini gösteriyor. Siz şimdi Allah’ın hangi ayetlerini inkâr edebilirsiniz?
Onlar yeryüzünde hiç dolaşmıyorlar mı? Onlardan daha kalabalık, daha güçlü ve yeryüzünde daha çok eser bırakmış, ama yaptıklarının kendilerine hiçbir yarar sağlamadığı, onlardan öncekilerin sonları nasıl olmuş bakmıyorlar mı?
Elçilerimiz açık delillerle onlara geldiği zaman, onlar kendi yanlarında bulunan bilgilerle övünmüşler ve bundan dolayı da, alay ettikleri şeyler onları kuşatmıştır.
Azabımızı gördüklerinde “Bir olan Allah’a iman ettik ve ona koştuğumuz ortakları da şimdi ret edip, inkâr ediyoruz” dediler.
Daha önceki geçmiş kulları arasında uygulanan, Allah’ın uygulamasının bir gereği olarak azabı gördüklerinde, iman etmeleri onlara hiçbir yarar sağlamamıştır. Artık inkâr edenler ziyana uğrayıp, kaybetmiş olanlardır.