Elif, Lâm, Mim.
[1] Mekke'de nâzil olmuş (30) âyettir.
Kitabın, âlemlerin Rabbi olan Tanrı tarafından indirilmiş olmasında şüphe götürecek hiçbir şey yoktur.
Ona inanırlar mı? Yoksa Muhammed onu kendinden uydurdu derler mi? Hayır o, Rabbin canibinden inen hak sözdür ki senden evvel kendilerine Allah azabıyle korkutucu hiçbir peygamber gelmeyen bir kavmin hidayete ermeleri için onları korkutacaksın.
Gökleri, yeri ve aralarındakini altı günde yaratan, sonra arş üzerine şanıyle müstevi olan, Allah/tır. Sizin için O/ndan başka bir yârınız, iş göreniniz de yoktur, şefaatçiniz da yoktur. Hâlâ nasihat kabul etmeyecek misiniz?
O, gökten yere kadar bütün işleri tedbir eder, sonra o iş O/nun nezdine bir günde çıkar [²], ki onun miktarı, sizin saydığınız hesap üzere bin yıl eder.
[2] Allah, dünya işini esbab-ı semaviye ile idare eder, âsarı yere iner. Bilfiil mevcut olur; tedbiri havadisle husulü havadis arasında uzun bir müddet vardır. Yahut emri dünyayı kıyamete kadar idare eder, kıyamet zamanında bütün işler kendisine rücu eder. Yahut emri iner. İyi ameller kendisine rücu eder.
İşte böyle olan Zat, gaibi ve hazırı bilen, yegâne galip olan, bağışlayan Tanrı/dır.
O Tanrı, yarattığı her şeyi güzel bir tarzda yaratmış, insanın yaratmasına da çamurdan başlamıştır.
Sonra onun dölünü, döşünü nâçiz bir suyun durusundan yapmıştır.
Daha sonra onu düzeltmiş, ona kendi ruhundan [³] hayat üfürmüş. Sizin için kulaklar, gözler, yürekler yaratmıştır. Sizse bu nimetlere az şükredersiniz.
[3] Tekrim için kendisine izafe etmiştir.
Onlar «— Acaba biz, yeryüzünde toprağa karışıp kaybolunca yeniden yaratılacak mıyız?» dediler. Hayır onlar Rablerine kavuşmayı tanımıyorlar.
De ki canınızı almaya müvekkel olan ölüm meleği hepinizin canını alacak, sonra siz Rabbinize döneceksiniz.
Günahkârları Rableri huzurunda başlarını eğerek «— Ey Rabbimiz! Gördük, işittik [¹], artık bizi dünyaya döndür de iyi iş işleyelim, zira bizler kıyameti yakînen biliyoruz» dedikleri vakit görseydin ne müthiş bir şey görürdün!
[1] Kıyametin korkunç azabını gördük, peygamberlerin gerçek olduklarını da işittik.
Biz dileseydik herkese iman yolunu bulacak şeyi verirdik [²], fakat benden bu söz sadır ve sabit olmuştur ki «— Herhalde Cehennemi bütün cin ve insan cinsi ile dolduracağım» [³].
[2] Fakat onları serbest bıraktık. Kullar hangi fiili ihtiyar ederlerse biz onu dileriz. Böylece herkes ihtiyari ile İman veya küfürü iltizam etsin.[3] İşte bu sözün mucibinden dolayı umuma iman yolunu bulacak şeyi vermedik.
İşte bugüne kavuşmayı unutmanız sebebiyle azabı tadın. Siz unutunca biz de sizi unuttuk [⁴] . Amellerinizin cezası olarak daim azabı tadın.
Bizim âyetlerimize yalnız o kimseler iman ederler ki âyetlerimiz hatırlarına getirilse secde ile yere kapanırlar, Rablerini överek tespih ve tenzih ederler. Onlar ibadetimizde de kibir göstermezler.
Onların yanları yataklarından ayrılır [⁵]. Onlar Rablerine, azabından korkarak, rahmetini umarak niyaz ederler. Rızk olmak üzere verdiğimiz şeylerden de hayra harç ederler.
[5] İbadet için yataktan kalkarlar.
Hiçbir kimse, onların işlediklerine mükâfat olmak üzere saklanmış olan göz aydınlığını bilemez [⁶].
[6] Nice nimetler, saadetler, kendilerini sevindiren müjdeler saklı kalmıştır.
Mü/min fasık gibi midir? Bunlar bir olmazlar.
İman edip iyi amel işleyenlere gelince amellerine mukabil barınmaya lâyık uçmaklar onlara konak olacak [⁷].
[7] Yahut onlara misafir hazırlığı olarak verilecek.
Fişka sapanlarsa onların barınacak yerleri ateş olacak. Onlar oradan çıkmak istedikçe gerisin geriye oraya döndürülecek, onlara «— Yalan saydığınız ateş azabını tadın» denecek.
Biz onlara kalanların hak yoluna dönebilmeleri için herhalde en büyük [¹] azaptan evvel [²] daha küçük [³] bir azap [⁴] tattıracağız.
[1] Veya pek uzak.[2] Âhiret azabından evvel.[3] Veya pek yakın.[4] Kıtlık, Bedir bozgunluğu gibi dünya azabı.
Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılmışken ondan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Biz günahkârlardan öç alacağız.
Biz Musa/ya Kitap vermişiz. Sakın ona [⁵] kavuşmak hususunda şüpheye düşme. Biz onu İsrail oğullarına rehber kıldık.
[5] Musa'nın Allah'a kavuşmasında veya Musa'ya kavuşmanda veya Musanın Kitabı gibi bir Kitaba, Musanın çektiği ezaya kavuşmanda.
Onlardan bir kısmı göğsünü gerip âyetlerimizi yakînen bildikleri zaman onları fermanımız ile halka yol göstermek üzere pişüvalar kılmıştık.
Rabbin kıyamet günü ihtilâf ettikleri şeyi aralarında kesip atacak.
Kendilerinden evvel peygamberlerini yalancı sayan birtakım tabakayı ne yolda helâk ettiğimiz onlara belli olmadı mı [⁶]? Onlar o tabakanın meskenlerinde gezip dolaşırlar. İşte bunda kudretimize ait alâmetler vardır. Hâlâ işitmiyorlar mı?
[6] Veya peygamber onlara beyan etmedi mi?
Onlar görmüyorlar mı ki biz yağmuru otu kalmamış bir yere süreriz de, onunla davarların ve kendilerinin yiyecekleri ekin çıkar. Daha bunu görmüyorlar mı ki tevhide kail olsunlar.
Onlar, «— Gerçekseniz bu fetih ve zafer ne zaman olacak?» derler.
Onlara de ki fetih ve zafer günü [⁷] kâfirlere imanları fayda vermeyecek, kendilerine tövbe için mühlet de verilmeyecektir.
[7] Kıyamet günü, veya Bedir günü veya Mekke fethi günü.
Artık onlardan çekil [⁸], Tanrı/nın yardımını bekle, çünkü onlar da sana karşı zafer bekliyorlar.
[8] İslama gelenlerin özürlerini kabul et.