Ey iman edenler!
Akidler’e bağlı kalın!
Ehil Hayvanlar’ın dört ayaklıları size halâl kılındı; ancak ihramlı iken Av’ı halâl saymanız dışında size bildirilecek şeyler hariçtir.
Allah, ne isterse hüküm verir / uygular.
Ey iman edenler!
Allah’ın nişanelerine hürmetsizlik etmeyin!
Haram Ay’a da, Kurbanlık Hediyeler’e de, Gerdanlıklar’a da, rabb’lerinden bir lütuf ve hoşnutluk isteyerek Beyt-ül Harâm’a Gelenler’e de (hürmetsizlik etmeyin)!
İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz.
Mescid ül-Harâm’a girmenizi engellediği için bir kavmin kötülüğü sizi, haddi aşarak suça sevketmesin!
İyilik ve Takvâ üzerine yardımlaşın; Günah ve Düşmanlık üzerine yardımlaşmayın!
Allah’tan sakınıp korunun!
Allah, Azab’ı şiddetlidir.
Leş, Kan, Domuz eti, Allah’tan başkası adına Kurban Edilenler, Boğulmuş, bir yerine vurularak Öldürülmüş, Düşüp Ölmüş, Süsülmüş, -ölmeden yetişip kestikleriniz hariç- Yırtıcı Hayvanlar tarafından Yenilmiş Olanlar, Dikili Taşlar adına Kesilen Hayvanlar ve Fal Okları’yla kısmet aramanız size haram kılındı.
Böylesi, birer fısktır / yoldan çıkıp sapmadır.
İnkâr edenler sizin dininizden Bugün ümit kesti. Artık onlardan korkup çekinmeyin; benden korkup çekinin!
Bugün dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım; sizin için din olarak İslam’dan razı oldum.
Bir günaha düşmeye meyilli olmaksızın, açlık dolayısıyla kim zorda kalırsa, artık Allah, rahîm gafûrdur.
Sana soruyorlar; kendilerine neler halâl kılındı?
De ki:
-“Size Temizler halâl kılındı. Alıştırarak, Allah’ın size öğrettiği şeylerden onlara öğreterek yetiştirdiğiniz Avcı Hayvanlar’ın size tutuverdiklerinden yiyin!
Üzerine Bismillah (besmele) çekin!
Allah’tan sakınıp korunun!
Allah, Hesab’ı çok hızlı görendir”.
“Bugün Temizler size halâl kılındı.
Kitap verilenlerin yemeği size halâldir.
Sizin yemeğiniz de onlara halâldir”.
“Müminler’den Hür Kadınlar ve sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden Hür Kadınlar, -zina yapmaksızın ve gizli dost edinmeksizin namuslu olarak kendilerine mehirlerini verip nikâhladığınız zaman- size halâldir”.
Kim İman’ı inkâr ederse, onun ameli kesinlikle boşa gitmiştir.
O Âhiret’te de Hüsrana Düşenler’dendir.
Ey iman edenler!
Namaz’a kalktığınız zaman Dirsekler’e kadar ellerinizi ve yüzlerinizi yıkayın!
Başlarınızı mesh edin!
Topuklar’a kadar ayaklarınızı da (yıkayın)!
Cünüp olduğunuzda temizlenin!
Hasta olmuşsanız veya yolculuktaysanız veya sizden biriniz Tuvalet’ten gelmişse veya Kadınlar’a dokunmuşsanız (cinsel ilişkide bulunmuşsanız), derken su bulamamışsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin!
Onunla ellerinize ve yüzlerinize meshedin / sürün!
Allah, size hiçbir sıkıntı yapsın istemiyor.
Ama Allah, sizi temizlesin, üzerinizdeki nimetini tamamlasın istiyor.
Umulur ki şükredersiniz.
Allah’ın üzerinizdeki nimetini, O’nun, sizi bağladığı mîsâkını / açık ve kesin bağlılık sözünü hatırlayın!
Hani, “İşittik, itaat ettik” dediniz.
Allah’tan sakınıp korunun!
Allah, Göğüsler’in özünü bilmektedir.
Ey iman edenler!
“Tam Adalet”li şahid, Allah için kaim yöneticiler olun!
Bir kavme öfkeniz, sizi adaleti sağlayamayarak suça sevketmesin!
Adaletli olun!
Takvâ / Sakınıp Korunma için o en yakındır.
Allah’tan sakınıp korunun!
Allah, ne işliyorsanız haberlidir.
Allah iman eden ve Salih Ameller işleyenlere vaad etti ki; onlar için bağışlanma ve çok büyük bir ödül vardır.
İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayan kimselere de gelince; işte onlar Yakıcı Ateş arkadaşlarıdır.
Ey iman edenler!
Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın!
Hani, bir kavim size el uzatmayı tasarladı; derken ellerini size dokunmaktan engelledi.
Allah’tan sakınıp korunun!
Müminler sadece Allah’a tevekkül etsin!
And olsun, Allah İsrail’in oğullarının mîsâkını / açık ve kesin bağlılık sözünü aldı!
Onlardan on iki temsilci seçtik.
Allah dedi ki:
-“Ben, sizinle birlikteyim. Namaz’ı kılarsanız, Zekât’ı verirseniz, rasûllerime inanırsanız, onlara arka çıkarak yardım ederseniz, Allah’a güzel ödünç verirseniz, kötülüklerinizi örterim; sizi altından Irmaklar akan cennetlere girdiririm.
Bundan sonra sizden kim inkâr ettiyse, Yol’un düzünden sapmıştır”.
Onların mîsâkını / açık ve kesin bağlılık sözlerini bozmaları sebebiyle onları lanetledik, kalblerini katılaştırdık.
Kelime’yi / Söz’ü asıl yerlerinden kaydırıyorlar / tahrif ediyorlar / bozuyorlar.
Onunla hatırlatılanlardan hazz / pay almayı unuttular.
Birazı hariç onlardan daima hâinlik görürsün.
Yine de onlara aldırış etme ve geç!
Allah, Muhsinler’i / İyilik-Güzellik Edenler’i sever.
“Biz, nasârâ’yız / hristiyanız” demiş olanlardan da mîsâkını / açık ve kesin bağlılık sözlerini aldık.
Derken onunla hatırlatılanlardan hazz / pay almayı unuttular.
Bu yüzden aralarına Kıyamet günü’ne kadar Düşmanlık ve Buğz / Nefret saldık.
Allah, özenerek yapıyor oldukları şeyleri onlara bildirecektir.
Ey Kitap ehli!
Size bizim rasûlümüz geldi;
Kitap’tan gizliyor olduğunuz şeylerden size çokca açıklıyor;
Birçoğundan da muaf tutuyor.
Size Allah’tan açıkça bir kitap ve nûr geldi.
Onunla Allah, rızasına uyan kimseleri Selâm’ın / Barış’ın / Esenliğin yollarına iletiyor; onları, O’nun izniyle Karanlıklar’dan Aydınlığa çıkarıyor, doğru yola iletiyor.
And olsun, “Allah, Meryem oğlu Mesîh’tir” demiş olanlar inkâr etmiştir!
De ki:
-“Eğer Allah, Meryem oğlu Mesîh’i, onun anasını ve topluca Yeryüzü’ndeki kimseleri helâk etmeyi isteseydi, kim O’ndan bir şeye mâlik olurdu?
Yer’in, Gökler’in, ikisi arasındakilerin mülkü / yönetimi Allah’ındır.
Ne dilerse yaratır.
Allah her şeye güç yetirendir”.
Yahudîler ve Hristiyanlar dedi ki:
-“Biz Allah’ın oğulları ve sevgilileriyiz”.
De ki: -“Öyleyse günahlarınız sebebiyle sizi niçin cezalandırıyor?
Aksine siz O’nun yarattıklarından bir beşersiniz.
Dileyeceği kimseyi bağışlar, dileyeceği kimseye azap eder.
Yer’in, Gökler’in, ikisi arasındakilerin mülkü / yönetimi Allah’ındır.
Gidip Varış O’nadır”.
Ey Kitap ehli!
’Bize hiçbir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi’ dersiniz diye size açıklamak üzere, Rasûller’den hiçbiri gönderilmemiş fetret dönemde bizim rasûlümüz geldi.
Gerçekten size müjdeleyici ve uyarıcı geldi.
Allah her şeye güç yetirendir.
Hani, kavmine Musa dedi ki:
-“Ey kavmim! Allah’ın size nimetini hatırlayın!
İçinizden nebiyyler çıkardı, sizi melikler / krallar / yöneticiler yaptı.
Âlemler’den hiçbir kimseye vermediğini size verdi”.
“Ey kavmim! Allah’ın sizin için yazdığı Mukaddes Arz’a / Kutsal Ülke’ye girin!
Arkalarınıza dönmeyin; yoksa hüsrana düşenlere çevrilirsiniz”.
-“Ey Musa! Orada, baskıcı zorba bir kavim var.
Onlar oradan çıkıncaya kadar biz, oraya girmeyeceğiz.
Oradan çıkarlarsa, biz gireceğiz” dediler.
Allah’ın nimetlendirdiği, korkanlardan iki adam:
-“Üzerilerine Kapı’dan girin!
Oradan girdiğiniz zaman siz, galip geleceksiniz.
Mümin iseniz, sadece Allah’a tevekkül edin!” dedi.
-“Ey Musa! Onlar orada bulundukça biz, oraya ebedî olarak girmeyeceğiz.
Sen ve senin rabbin gidin, savaşın! Biz, burada oturacağız” dediler.
Musa:
-“Rabbim! Ben, kendi nefsimden ve kardeşimden başka yönetemem!
Yoldan Çıkıp Sapmış / Fâsık Kavim ile aramızı ayır!” dedi.
-“Orası onlara kırk yıl haram kılındı.
Yeryüzü’nde şaşkın şaşkın dolaşıyorlar.
Artık Yoldan Çıkıp Sapmış / Fâsık Kavm’e karşı üzülme!” dedi.
Hakk ile onlara Âdem’in iki oğlunun haberini de oku!
Bir yakınlık (kurban) sunduklarında onların birisinden kabul edildi; Diğeri’nden kabul edilmedi.
Diğeri: -“Elbette seni öldürürüm” dedi.
Birincisi:
-“Allah, Sakınıp Korunan / Müttakîler’den (sunum, yakınlık) kabul ediyor”.
“And olsun, sen beni öldürmek için elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için elimi sana uzatacak değilim!
Ben, Âlemler’in rabbi Allah’tan korkarım”.
“Ben isterim ki benim günahımı ve senin günahını yüklenesin, Ateş arkadaşlarından olasın! İşte bu, Zâlimler’in cezasıdır” dedi.
Nefsi ona kardeşini kasden öldürmeye azmettirdi; derken onu öldürdü. Hüsrana Düşenler’den oldu.
Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermesi için Yer’i eşeleyen bir karga gönderdi.
-“Yazıklar olsun bana! Şu karga gibi olmaktan, kardeşimin cesedini gömmekten aciz kaldım ha!” dedi.
Pişmanlık Duyanlar’dan oldu.
Bundan dolayı İsrail’in oğullarına yazdık ki:
-“Yeryüzü’nde bozgunculuk çıkarma veya bir cana kıyma dışındaki sebeple, kim bir kimseyi öldürdüyse, topluca İnsanlar’ı öldürmüş gibidir.
Kim ona hayat verdiyse, sanki topluca İnsanlar’a hayat vermiş gibidir”.
And olsun, rasûllerimiz onlara Beyyineler / Açık Belgeler ile geldi!
Bundan sonra Yeryüzü’nde onlardan birçoğu yine müsrif / aşırı gitmiş kimselerdir.
Allah’a ve O’nun rasûlüne karşı savaşan, Yeryüzü’nde bozgunculuğa çalışanların cezası, öldürülmeleri veya asılmaları veya el ve ayaklarının çaprazına (hılaf’tan, ardı ardına) kesilmeleri veya Arz’dan / Ülke’den sürgün edilmeleridir.
İşte bu, onlar için Dünya’da bir utançtır; Âhiret’te de çok büyük bir azap vardır.
Ancak aleyhlerinde karar vermeden (iş işten geçmeden) önce tevbe etmiş olanlar hariçtir.
Biliniz ki Allah, rahîm gafûrdur.
Ey iman edenler!
Allah’tan sakınıp korunun!
Vesîle’yi O’na doğru arayın!
O’nun yolunda cihad edin / çalışın!
Umulur ki kurtuluşa erersiniz.
Kıyamet günü’nün azabından dolayı fidye / kurtulma bedeli vermeleri için, topluca Yeryüzü’ndeki şeyler ve bunun yanında bir misli daha inkâr edenlerin olsa, onlardan kabul edilmez.
Onlar için acıveren bir azap da vardır.
Ateş’ten çıkmayı isterler; oradan çıkacak değillerdir.
Onlar için kalıcı bir azap da vardır.
Erkek Hırsız’a ve kadın Hırsız’a gelince; Allah’tan bir kelepçe olmak üzere, kazandıkları sebebiyle ceza olarak ikisinin ellerini kesin!
Allah hakîm azîzdir.
Kendi zulmünden sonra kim (pişman olup) tevbe ettiyse, durumunu düzelttiyse, Allah ona tevbe kabul eder.
Allah, rahîm gafûrdur.
Bilmedin mi, Yer’in ve Gökler’in mülkü / yönetimi Allah’a aittir.
Dileyeceği kimseye azap eder; dileyeceği kimseyi bağışlar.
Allah her şeye güç yetirendir.
Ey Rasûl!
Kalbleri inanmadığı halde ağızlarıyla “iman ettik” diyenlerden, Yalan’a kulak veren, sana gelmemiş olan diğer kavimlere kulak veren, Yahudîleşmiş olanlardan İnkâr’da yarışanlar seni üzmesin!
Kelime’yi / Söz’ü sonradan asıl yerlerinden kaydırıyorlar / tahrif ediyorlar / bozuyorlar.
-“Bu size verildiyse onu alın; verilmediyse uyanık ve tedbirli olun!” diyorlar.
Allah kimin fitnesini isterse, Allah’tan onun için bir şeye asla mâlik olmayacaksın.
İşte onlar Allah’ın, kalblerini tertemiz arındırmak istemediği kimselerdir.
Onlar için Dünya’da utanç vardır, Âhiret’te de çok büyük bir azap vardır.
Haram’ı yiyici, Yalan’ı işiticidirler.
Sana geldiklerinde onların arasında hüküm ver veya onlardan yüz çevir!
Yüz çevirdiğinde sana asla zarar veremeyeceklerdir.
Hüküm verdiğinde onların arasında “Tam Adalet” ile hüküm ver!
Allah, Tam Adaletliler’i seviyor.
İçinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat onların yanındayken, nasıl seni hakem kılıyorlar?
Bundan sonra yine yüz çeviriyorlar.
İşte onların, Müminler ile ilgisi yoktur.
Biz, içinde bir hidayet ve nûr bulunan Tevrat’ı indirdik.
Yahudîleşmiş olanları terk etmiş (müslim, teslim olmuş) Nebiyyler; Rabbaniyler (Rabbin Yolunda Yürüyen Nasrâniy Bilginler) ve Ahbâr (Yahudî Bilginler), buna şahid oldukları halde Allah’ın kitabından muhafaza etmek istedikleriyle hüküm veriyorlar.
Artık, İnsanlar’dan çekinmeyin; benden (saygı ile) çekinin!
Âyetlerimi az bir bedelle değiştirmeyin!
Kim Allah’ın indirdikleriyle hüküm vermediyse, işte onlar Kâfirler’dir.
Onun içinde onların aleyhine yazdık; Can’a Can, Göz’e Göz, Burun’a Burun, Kulağa Kulak, Diş’e Diş ve Yaralar biribirine kısastır.
Bundan kim vazgeçtiyse, bu onun lehine keffaret olur.
Kim Allah’ın indirdikleriyle hüküm vermediyse, işte onlar Zâlimler’dir.
Tevrat’tan ellerindekileri onaylayıcı olmak üzere Meryem oğlu İsa’yı, izleri üzeri gönderdik.
Ona, Müttakîler / Sakınıp Korunanlar için bir uyarı ve hidayet olmak üzere, Tevrat’tan ellerindekileri onaylayıcı olmak üzere, içinde nûr ve hidayet bulunan İncil’i verdik.
İncil ehli de, içindeki Allah’ın indirdiği ile hüküm versin!
Kim Allah’ın indirdikleriyle hüküm vermediyse, işte onlar Fâsıklar / Yoldan Çıkıp Sapmışlar’dır.
Sana Kitap’tan ellerindekileri onaylayıcı ve onu koruyucu olmak üzere Hakk ile Kitab’ı indirdik.
Allah’ın indirdiğiyle aralarında hüküm ver!
Sana Hakk’tan gelen şeyden dolayı onların hevâlarına uyma!
Sizin her biriniz için “tâli yol” ve “ana yol” belirledik.
Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet yapardı; ama size verdikleriyle sizi denemek için Hayırlar’da yarışın!
Topluca dönüşünüz Allah’adır.
Size ihtilaf ediyor olduğunuz şeyleri bildirir.
Bir de Allah’ın indirdiği ile aralarında hüküm veresin!
Onların hevâlarına uyma!
Onlara karşı dikkatli ve tedbirli ol ki; seni, Allah’ın sana indirdiği şeylerin bir kısmından fitneye düşürmesinler!
Yüz çevirdilerse, bil ki Allah onlara bir kısım günahlarıyla musibet gelmesini istiyor.
İnsanlar’ın çoğu, fâsık / yoldan çıkıp sapmışlar’dır.
Câhiliye’nin hükmünü mü arıyorlar?
Kesin inanacak bir kavim için hüküm verme bakımından Allah’tan daha güzel kim vardır?
Ey iman edenler!
Yahudîler’i ve Hristiyanlar’ı veliyyler / vâli-yöneticiler edinmeyin!
Onlar birbirinin veliyyleridir.
Sizden kim onları veliyy edinirse, o da onlardandır.
Allah, Zâlim Kavm’i hidayete eriştirmez.
Kalblerinde hastalık olanları görürsün ki:
-“Bize ters bir devrin / devranın gelmesinden çekiniyoruz” diyorlar; onların içine koşuşuyorlar.
Umulur ki Allah, kendi katından bir emr / yetki veya Feth verir.
Nefislerinde gizlediklerine pişman olurlar.
İman edenler de: -“Bunlar mı, sizinle birlikte olduklarına dair var güçleriyle Allah’a yemin etmiş olanlar?”.
Onların amelleri boşa gitti; hüsrana düşmüş oldular.
Ey iman edenler!
Sizden kim dininden dönerse, Allah, Müminler’e karşı alçak gönüllü, Kâfirler’e karşı izzetli olmak üzere bir kavim getirecektir ki; onları sever, onlar da O’nu sever.
Allah yolunda (çalışıp) cihad ederler.
Kınayan’ın kınamasından korkmazlar.
İşte bu, Allah’ın, dileyeceği kimseye vereceği lütfudur.
Allah alîm vâsi’dir.
Doğrusu sizin veliyyniz, Allah’tır, O’nun rasûlüdür; rukü’ etmekte olan, Namaz’ı kılan ve Zekât’ı veren inanmış kimselerdir.
Kim Allah’ı, O’nun rasûlünü ve iman edenleri veliyy edinirse, şüphesiz Allah’ın hızbi / takımı, Galip Olanlar’dır.
Ey iman edenler!
Sizden önce Kitap verilenlerden, dininizi oyun ve alay konusu edinenleri ve Kâfirler’i veliyy edinmeyin!
Mümin iseniz, Allah’tan sakınıp korunun!
Namaz’a çağırdığınız zaman onu oyun ve alay konusu edindiler.
İşte bu onların, akletmeyen bir kavim olması sebebiyledir.
De ki:
-“Ey Kitap ehli!
Allah’a, bize indirilenlere ve önceden indirilmişlere iman ettik diye mi bizden intikam alıyorsunuz?
Zaten çoğunuz yoldan çıkıp sapmış / fâsıklarsınız”.
De ki: -“Allah katında bir ceza olmak üzere bundan daha şerrlisini size bildireyim mi?
Allah, kimi lanetlediyse, gazap ettiyse, onlardan Maymunlar ve Domuzlar kıldıysa ve Tâğût’a kul ettiyse, işte onlar konum bakımından en şerrlidir; Yol’un düzünden en çok sapmışlardır”.
Size geldikleri zaman kesinlikle İnkâr ile girdikleri ve öylece çıktıkları halde “İman ettik” diyorlar.
Allah, gizliyor oldukları şeyleri çok iyi bilmektedir.
Onlardan birçoğunu görürsün, Günah’ta, Düşmanlık’ta ve Haram yemede yarışıyorlar.
İşliyor oldukları şeyler ne kötüdür!
Rabbâniyler (Rabbin Yolunda Yürüyen Nasrâniy Bilginler) ve Ahbâr (Yahudî Bilginler), onların Günah söylemelerinden ve Haram yemelerinden onları nehy etseydi / yasaklasaydı ya!
Özenerek yapıyor oldukları şeyler ne kötüdür!
Yahudîler: -“Allah’ın eli sıkı” dediler.
Dedikleri sebebiyle kendi elleri bağlandı; lanete uğradılar.
Aksine O’nun elleri açıktır; nasıl dilerse harcar.
Yemin olsun, sana rabbinden indirilenler, onların çoğuna azgınlık ve inkâr artırıyor!
Kıyamet günü’ne kadar aralarına Düşmanlık ve Buğz / Nefret saldık.
Ne zaman Savaş / Harp için bir ateş körükledilerse, Allah onu söndürdü.
Yeryüzü’nde bozgunculuğa koşuyorlar.
Bozguncular’ı Allah sevmez.
Kitap ehli iman etseydi, Allah’tan sakınıp korunsalardı, kötülüklerini örterdik; onları Nimeti Bol / Naîm cennetlerine girdirirdik.
Eğer onlar, Tevrat’ı, İncil’i ve rabbinden indirilenleri gereğince uygulasalardı, üzerlerinden ve ayaklarının altından elbette yerlerdi.
İçlerinden orta yolu tutan bir ümmet vardır.
Onlardan birçoğu ne kötü şeyler işliyorlar!
Ey Rasûl!
Sana rabbinden indirilenleri tebliğ et!
Eğer yapmadıysan, O’nun risaletini tebliğ etmemişsindir.
İnsanlar’dan seni Allah saklayıp koruyor.
Allah, İnkârcı Kavm’i hidayete eriştirmez.
De ki:
-“Ey Kitap ehli!
Tevrat’ı, İncil’i ve size rabbinizden indirilenleri gereğince uygulayıncaya kadar bir şey üzere değildiniz”.
And olsun, sana rabbinden indirilenler, çoğunun azgınlığını ve inkârını artırıyor!
İnkârcı Kavm’e üzülme!
İman edenler, yahudîleşenler, Sabiîler ve Nasrâniyler; bunlardan kim Allah’a, Âhir Gün’e inanırsa, salih bir amel işlerse, artık onlara korku yoktur; onlar üzülür de değildir.
And olsun, İsrail’in oğullarının mîsâkını / açık ve kesin bağlılık sözlerini aldık; onlara rasûller gönderdik!
Onlara nefislerinin hoşlanmayacağı şeylerle rasûl geldikçe, bunların bir kısmını yalanladılar; bir kısmını da öldürüyorlardı.
Fitne olmaz diye hesap ettiler; derken körleştiler, sağırlaştılar.
Yine de Allah onlara tevbe kabul etti.
Sonrasında onların çoğu yine körleştiler, sağırlaştılar.
Ne işliyorlarsa, Allah görmektedir.
And olsun, “Allah, Meryem oğlu Mesîh’dir” demiş olanlar inkâr etmiştir.
Mesîh de dedi ki:
-“Ey İsrail’in oğulları!
Benim de rabbim, sizin de rabbiniz Allah’a kulluk edin!
Bundan böyle kim Allah’a şirk koşarsa, gerçekten Allah ona Cennet’i haram kılmıştır.
Ateş, onun barınağıdır.
Zâlimler için hiçbir yardım eden yoktur”.
Bir tek ilahtan başka hiçbir ilah olmadığı halde “Allah, üçün üçüncüsüdür” diyenler kesinlikle inkâr etmiştir.
Söylemeye son vermedilerse, inkâr edenlere elbette acıveren bir azap dokunur.
Allah’a tevbe etmezler (yönelmezler) mi?
O’ndan bağışlanma dilemezler mi?
Allah rahîm gafûrdur.
Meryem oğlu Mesîh rasûlden başkası değildir.
Ondan önce de rasûller geldi / geçti.
Onun annesi de çok sıddîk / doğru-dürüst idi.
İkisi de yemek yiyorlardı.
Bir bak, Âyetler’i onlara nasıl açıklıyoruz?
Yine bak, nasıl (aldanıp) çevriliyorlar?
De ki:
-“Allah’tan başka, sizin için zarara da, yarara da mâlik olmayan şeylere kulluk ediyorsunuz, öyle mi?
Allah, Bilen İşiten’dir”.
De ki:
-“Ey Kitap ehli!
Hakk’ın dışında, dininizde aşırı gitmeyin!
Önceden şaşırmış, çoğunu şaşırtmış, Yol’un düzünden sapmış bir kavmin hevâlarına uymayın!”.
İsrail’in oğullarından inkâr edenler, Davud’un ve Meryem oğlu İsa’nın dili üzere lanetlendi.
İşte bu, haddi aşıyor oldukları ve isyan ettikleri sebebiyledir.
Bilinmedik / münkerden karşılıklı kaçınmıyorlardı; onu yapıyorlardı.
Yapıyor oldukları şeyler ne kötüdür!
Çoğunu görürsün; inkâr edenleri veliyy ediniyorlar.
Nefislerinin onlara takdim ettiği şeyler ne kötüdür!
Allah onlara gazap etti.
Onlar Azap’ta sürekli kalacaklardır.
Allah’a, Nebiyy’e ve ona indirilenlere inanıyor olsalardı, onları veliyy edinmezlerdi; ama onlardan birçoğu yoldan çıkıp sapmış / fâsıklardır.
Yahudîler’i ve şirk koşanları, iman edenlere düşmanlık bakımından İnsanlar’ın en şiddetlisi bulursun.
“Biz, nasrâniyler’iz” diyenleri ise iman edenlere sevgice onların en yakını bulursun.
İşte bu, onların arasında keşişlerin ve ruhbanların bulunması, bunların da büyüklenmemeleri sebebiyledir.
Rasûl’e indirilenleri dinledikleri zaman Hakk’tan olduğunu tanıdıklarından dolayı gözlerini Yaş ile doluyor görürsün.
Diyorlar ki:
-“Rabbimiz! İman ettik; bizi Şahidler’le birlikte yaz!”.
“Bizim için ne var ki, Allah’a ve Hakk’tan bize gelene iman etmeyelim? Üstelik rabbimizin bizi Salihler’in arasına girdirmesini çok arzu ediyoruz”.
Dedikleri sebebiyle Allah onlara içinde sürekli kalacakları, altından Irmaklar akan cennetler hazırladı.
İşte bu, Muhsinler’in / İyilik-Güzellik Edenler’in mükâfâtıdır.
İnkâr eden ve bizim âyetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar Cahîm (Cehennem) arkadaşlarıdır.
Ey iman edenler!
Allah’ın size halâl kıldığı şeylerin iyilerini / temizlerini haram kılmayın, sınırı aşmayın!
Allah, Sınırı / Haddi Aşanlar’ı sevmez.
Allah’ın, temiz halâl olarak sizi rızıklandırdığı şeylerden yiyin!
İman etmiş olduğunuz Allah’tan sakınıp korunun!
Allah yeminlerinizdeki Lağv / Boş Söz / İsabetsizlik sebebiyle sizi sorguya çekmez; ama Yeminler’le akid yapmanız sebebiyle sorguya çeker.
Bunun keffareti, yedirdiğinizin orta derecesinden on düşkünü doyurmak veya giydirmek veya bir köleyi hürriyetine kavuşturmaktır.
Kim bunları bulamadıysa, üç gün oruç tutması gerekir.
Bozduğunuz zaman yeminlerinizin keffareti budur.
Yeminlerinizi tutun!
Şükretmeniz için Allah, size âyetlerini böyle açıklıyor.
Ey iman edenler!
İçki, Kumar, Putlar ve Fal Okları, Şeytan’ın amelinden birer pisliktir; bunlardan kaçının!
Umulur ki kurtuluşa erersiniz.
Şeytan, İçki ve Kumar’da aranızda Düşmanlık ve Nefret olmasını istiyor. Sizi, Allah’ı anmaktan ve Namaz’dan çevirmeyi istiyor!
Artık siz son verecek misiniz?
Allah’a itaat edin, Rasûl’e itaat edin, dikkatli-tedbirli olun!
Yüz çevirdiyseniz, bilin ki rasûlümüze düşen görev, Açıkça Tebliğ Etmek’tir / Bildirim’dir.
Sakınıp korundukları, iman ettikleri ve Salih Ameller işledikleri, evet yine sakınıp korundukları ve iman ettikleri, yine sakınıp korundukları ve iyilik yaptıkları zaman, tadıp yedikleri şeylerde, iman eden ve Salih Ameller işleyenlere günah yoktur.
Muhsinler’i / İyilik-Güzellik Edenler’i Allah sever.
Ey iman edenler!
Allah, kendisinden Gayb ile (Görmeden) korkanları bilmesi için sizi, ellerinizin ve oklarınızın ulaştığı Av’dan bir takım şeylerle deniyor.
Bundan sonra kim sınırı aşarsa, onun için, acıveren bir azap vardır.
Ey iman edenler!
Siz ihramlı iken Av Hayvanı’nı öldürmeyin!
Sizden kim onu bile bile (kasten) öldürdüyse, Kâbe’ye varacak bir kurban olmak üzere içinizden adalet sahibi iki kişinin hükmedeceği, öldürdüğü Hayvan’ın benzeri bir ceza vardır veya düşkün yoksulları doyurma keffaretidir veya kendi işinin vebalini tatması için oruç olarak bunun dengidir.
Allah önceden geçenleri affetti.
Kim yeniden dönüp yaparsa, Allah onun intikamını alır.
Allah İntikam sahibi azîzdir.
Gezginler için ve sizin için bir geçimlik olmak üzere Deniz Avı ve yiyeceği size halâl kılındı.
İhramda bulunduğunuz müddetçe size Kara Av’ı ise haram kılındı.
Kendisine doğru bir araya toplanacağınız Allah’tan sakınıp korunun!
Allah, İnsanlar için Beyt-ül Harâm Ka’be’yi ayakta durur kıldı (yıktırmadı).
Haram Ay’ı, Kurban’ı ve Kurbanlıklar’ı da (unutturmadı).
İşte bu bilmeniz içindir ki; Allah, Yer’dekileri ve Gökler’dekileri biliyor; Allah, her şeyi bilendir.
Bilin ki Allah, Cezalandırması şiddetlidir; Allah, rahîm gafûrdür.
Rasûl’ün üzerine düşen görev Tebliğ Etmek’ten / Bildirim’den başkası değildir.
Ne ortaya çıkarıyorsunuz, ne saklıyorsunuz, Allah biliyor.
De ki:
-“Pis’in çokluğu seni hayrete düşürse de, Pis ile Temiz (Tayyib) eşit olmaz.
Allah’tan sakınıp korunun, ey Duyular’ın sahipleri!
Umulur ki kurtuluşa erersiniz”.
Ey iman edenler!
Açıklanırsa kötü bulacağınız şeyleri sormayın!
Kur’ân ineceği sırada eğer sorarsanız, size açıklanır.
Allah onlardan muaf tutmuştur.
Allah halîm gafûrdur.
Onu, sizden önce bir kavim sordu; sonra onu inkâr etmeye başladılar.
Allah, ne Bahîra’dan, ne Sâibe’den, ne Vasîle’den, ne Hâm’dan meşru kıldı.
Ama asıl inkâr edenler, Yalan’ı Allah’a iftira ediyor.
Onların çoğu akletmez.
Onlara, “Allah’ın indirdiğine ve O’nun rasûlüne gelin!” denildiği zaman: -“Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyler bize yeter”. dediler.
Ya ataları bir şey bilmiyorlar, doğru yolda gitmiyorlar idiyse de mi?
Ey iman edenler!
Siz kendinize bakın!
Hidayette / doğru yolda olduğunuz sürece sapmış kimse size zarar vermez.
Topluca dönüşünüz Allah’adır.
Size işliyor olduğunuz şeyleri bildirir.
Ey iman edenler!
Aranızdaki şahidlik, Ölüm birinize yakınlaştığı zaman Vasiyet sırasında sizden adalet sahibi iki kişidir.
Siz Yeryüzü’nde yola çıktıysanız, derken size Ölüm’ün müsibeti gelip çattıysa, sizin dışınızdan diğer iki (kişi)dir.
Eğer tereddüt ederseniz, Namaz’dan sonra bunları alıkoyarsınız.
Onlar da: -“Akraba bile olsa bunu bir menfaat karşılığı satmayız. Allah’ın şahidliğini gizlemeyiz. Biz, o zaman Günahkârlar’dan oluruz” diye Allah’a yemin ederler.
O ikisinin günah işlediği / yalan söylediği anlaşılmışsa, En Yakın / Uygun olan, hak sahiplerinden diğer iki kişi onların yerine geçer.
O ikisi de: -“Bizim şahidliğimiz, bu ikisinin şahidliğinden daha gerçektir; haksızlık yapmıyoruz; eğer haksızlık yaparsak, o zaman Zâlimler’den oluruz” diye Allah’a yemin ederler.
Şahidliği doğru bir şekilde yerine getirmeleri ya da kendi yeminlerinden sonra yeminler reddedilir diye korkmaları en uygundur.
Allah’tan sakınıp korunun, dinleyin!
Yoldan Çıkıp Sapmış / Fâsık Kavm’i Allah hidayete eriştirmez.
Allah’ın, Rasûller’i toplayacağı gün:
-“Size ne cevap verildi?” der.
-“Bizim bilgimiz yok; gerçekten sen, Gayblar’ın / Görülmeyenler’in çok iyi bilenisin” dediler.
Hani, Allah dedi ki:
-“Ey Meryem oğlu İsa!
Sana ve annene verdiğim nimetimi an / hatırla!
Hani, seni rûh ül-Kudüs ile destekledim.
Beşik’teyken de, yetişkinken de İnsanlar’la konuşuyordun.
Hani, sana Kitab’ı, Hikmet’i, Tevrat’ı ve İncil’i öğrettim.
Hani, benim iznimle Uçar (Kuş) biçimi gibi Çamur’dan yaratıyordun; sonra ona üfleyip, benim iznimle bir uçar (kuş) oluyordu.
Yine benim iznimle Kör’ü ve Alacalı’yı iyileştiriyordun.
Hani, benim iznimle Ölüler’i çıkarıyordun.
Hani, İsrailoğulları’nı senden el çektirdim.
Sen onlara Beyyineler’i / Açık Belgeler’i getirdiğinde onlardan inkâr edenler:
-“Bu ancak açıkça bir sihir!” dedi.
Hani, Havâriyler’e:
-“Bana ve benim rasûlüme iman edin!” diye vahyettim.
-“İman ettik. Şahid ol ki biz, teslim olmuşuz / müslümanız!” dediler.
Hani, Havâriyler dedi ki:
-“Ey Meryem oğlu İsa!
Senin rabbin bize Gök’ten bir MÂİDE / sofra indirebilir mi?”.
Dedi ki: -“Mümin iseniz, Allah’tan sakınıp korunun!”.
(Havâriyler): -“İstiyoruz ki ondan yiyelim!
Kalblerimiz mutmain olsun / yatışsın!
Bize gerçekten doğru söylediğini bilelim, buna Şahidler’den olalım!” dediler.
Meryem oğlu İsa:
-“Ey Allah’ım! Rabbimiz! Bizim için, evvelimiz ve âhirimiz için bir bayram, senden bir âyet olmak üzere, bize Gök’ten bir MÂİDE / sofra indir!
Bizi rızıklandır! Sen Rızık Verenler’in en hayırlısısın” dedi.
Allah: -“Ben, onu size indireceğim. Bundan sonra sizden kim inkâr ederse, ben ona, Âlemler’den hiç kimseye yapmayacağım bir azabı yaparım” dedi.
Hani, Allah dedi: -“Ey Meryem oğlu İsa! ‘Beni ve annemi, Allah’tan başka iki ilah edinin!’ diye İnsanlar’a sen mi söyledin?”.
Dedi ki: -“Seni tenzih ederim, gerçek olmayan bir şeyi söylemek bana yakışmaz.
Onu söylemiş olsaydım, mutlaka bilirdin.
Benim nefsimde olanı sen bilirsin; senin nefsinde olanı ben bilmem!
Şüphesiz sen, Gayblar’ın / Görülmeyenler’in çok iyi bilenisin”.
“Onlara, ‘benim de rabbim, sizin de rabbiniz Allah’a kulluk edin!’ diye bana emrettiğinden başka bir şey söylemedim”.
“Aralarında bulunduğum sürece onlara şahid oldum.
Beni vefat ettirdiğin zaman onların üzerinde sen Gözetleyici’ydin.
Sen her şeye mutlak şahidsin”.
“Onlara azap edersen, onlar senin kullarındır.
Onları bağışlarsan, gerçekten sen, Hakîm Azîz’sin”.
Allah dedi ki: -“İşte bu, Sâdıklar’a sadâkatlerinin yarar sağlayacağı gündür.
Onlara, içinde ebedî kalacakları, altından Irmaklar akan cennetler vardır.
Allah onlardan razı oldu.
Onlar da Allah’tan razı oldu.
Bu Çok Büyük Başarı / Kurtuluş’tur”.
“Yer’in, Gökler’in ve içindekilerin mülkü / yönetimi Allah’ındır.
O her şeye güç yetirendir”.