30. Rum Suresi Meali

2,3,4,5. Rumlar (Mekke’ye) en yakın bir yerde1 yenilgiye uğradılar.2 Ama onlar bu yenilgilerinden birkaç yıl sonra galip gelecekler. Eninde sonunda emir Allah’ındır. Ve o gün mü’minler de Allah’ın yardımından dolayı sevinecekler. Zîrâ O (Allah) dilediğine yardım eder ve O, çok şereflidir, pek merhametlidir.3
2,3,4,5. Rumlar (Mekke’ye) en yakın bir yerde1 yenilgiye uğradılar.2 Ama onlar bu yenilgilerinden birkaç yıl sonra galip gelecekler. Eninde sonunda emir Allah’ındır. Ve o gün mü’minler de Allah’ın yardımından dolayı sevinecekler. Zîrâ O (Allah) dilediğine yardım eder ve O, çok şereflidir, pek merhametlidir.3
2,3,4,5. Rumlar (Mekke’ye) en yakın bir yerde1 yenilgiye uğradılar.2 Ama onlar bu yenilgilerinden birkaç yıl sonra galip gelecekler. Eninde sonunda emir Allah’ındır. Ve o gün mü’minler de Allah’ın yardımından dolayı sevinecekler. Zîrâ O (Allah) dilediğine yardım eder ve O, çok şereflidir, pek merhametlidir.3
2,3,4,5. Rumlar (Mekke’ye) en yakın bir yerde1 yenilgiye uğradılar.2 Ama onlar bu yenilgilerinden birkaç yıl sonra galip gelecekler. Eninde sonunda emir Allah’ındır. Ve o gün mü’minler de Allah’ın yardımından dolayı sevinecekler. Zîrâ O (Allah) dilediğine yardım eder ve O, çok şereflidir, pek merhametlidir.3
(İşte bu) Allah’ın verdiği bir sözdür ve Allah verdiği sözden asla caymaz. Fakat insanların pek çoğu bunu bilmiyorlar.
O (kâfirler) dünya hayatının (sadece) görünen kısmını bilirler ve (dünyanın) sonunun (ne olacağını ise) asla bilemezler.1
Ve onlar Allah’ın, gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakileri, hak1 ile ve belirli bir süre için yarattığını, kendi aralarında hiç düşünmüyorlar mı? Gerçekten insanların pek çoğu, (âhirette) Rablerine kavuşacaklarını kesinlikle inkâr etmektedirler.
O (kâfirler,) yeryüzünde gezip dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonlarının ne olduğunu hiç görmüyorlar mı? Hâlbuki onlar, kendilerinden daha güçlü idiler, toprağı altüst etmişler1 ve onu kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Peygamberleri de onlara apaçık deliller getirmişti. Allah onlara asla zulmetmedi, bilakis onlar (helâki getirecek suçu işleyerek) kendi kendilerine zulmettiler.2
Sonra en kötü cezâ (olan cehennem,) Allah’ın âyetlerini yalanlamaları ve onlarla alay etmeleri sebebiyle, kötülük yapanların oldu.1
Yaratılışı ilk defa başlatan, sonra da onu aralıksız devam ettiren Allah’tır ve en sonunda hepiniz Ona döndürüleceksiniz.
Kıyamet kopacağı gün, günâhkârlar ümitlerini yitirerek (ne yapacaklarını şaşırıp) kalırlar.
(Allah’a) eş koştukları ilâhlarından kendilerine bir şefâatçi çıkmaz ve onlar, ortaklarını da inkâr ederler.
Kıyamet kopacağı gün var ya! İşte o gün, (inananlarla inanmayanlar) birbirlerinden ayrılırlar.
(Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayanlara gelince onlar (cennet) bahçesinde (sevindirilirlerek) ağırlanırlar.
Âyetlerimizi ve âhirete kavuşmayı yalanlayarak, kâfir olanlara gelince; onlar da azapla yüz yüze bırakılırlar.
Öyleyse akşama ulaştığınızda1 ve sabaha kavuştuğunuzda2 (namaz kılarak) Allah’ın şânını yüceltin.
Göklerde ve yerde her türlü övgünün Ona ait olduğunu (bilerek) günün sonuna1 ve öğle vaktine ulaştığınızda da (namaz kılarak Allah’ın şânını yüceltin.)
Allah ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkarır1 ve ölümünden sonra da yeryüzünü tekrar diriltir. İşte siz de (âhirette) aynen böyle diriltileceksiniz.
(Allah’ın) sizi topraktan yaratması sonra da sizin (yeryüzüne) yayılan bir beşer olmanız, Onun âyetlerindendir.
(Allah’ın) size kendi cinsinizden1 kendileriyle sükûnete eresiniz diye eşler yaratması ve eşlerinizle aranıza (sürekli) bir sevgi ve şefkat yerleştirmesi2 de Onun âyetlerinden dir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için gerçekten âyetler vardır.
Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin1 farklı olması da Onun âyetlerindendir. Şüphesiz bunda, bilenler için gerçekten âyetler vardır.
Geceleri uyumanız, gündüzleri lütfundan rızık aramanız da Onun âyetlerindendir. Şüphesiz bunda, (hakka) kulak veren bir toplum için gerçekten âyetler vardır.
Size şimşeği, hem korku hem de umut kaynağı olarak göstermesi, gökten su indirerek ölümünden sonra yeri onunla diriltmesi de Onun âyetlerindendir. Şüphesiz bunda da aklını kullanan bir toplum için gerçekten âyetler vardır.
Göğün ve yerin Allah’ın emriyle (kurulduğu düzen üzere) durması da Onun âyetlerindendir.1 Sonra sizi yeryüzünden kalkmaya çağırınca, (kabirlerinizden) derhâl çıkarsınız.
Göklerde ve yerdekiler O (Allah’a) aittir ve her şey Ona boyun eğer.
Yaratılışı ilk defa başlatan, sonra da onu aralıksız devam ettiren Allah’tır ve bu Ona göre çok kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce sıfat Onundur ve O çok güçlüdür, hüküm (ve hikmet) sahibidir.
(Allah) size kendi hayatınızdan bir örnek veriyor. (Mesela); Size verdiğimiz rızıklarda, hiç köleleriniz, eşit şekilde hak sahibi ve birbirinizden çekindiğiniz gibi onlardan da çekinmeye râzı olacağınız ortaklarınız gibi olabilir mi? (de putlarınızı, Allah’la denk görüyorsunuz.) İşte Biz, aklını kullanabilen bir toplum için âyetleri böyle açıklarız.1
Bilakis zâlimler, (hak bir) bilgiye dayanmadan sadece kendi (boş) arzularına uyuyorlar.1 Allah’ın şaşırttığını kim hak yola ulaştırabilir? (Bu hususta) onların yardımcıları da yoktur.
O halde sen, bâtıl olan her şeyden uzaklaşarak yüzünü, Allah’ın insanların yaratılışına uygun olarak ortaya koyduğu hak dine, tamamen çevir. Zîrâ Allah’ın koyduğu değiştirilemeyen dinler, en doğru dinlerdir ama insanların pek çoğu bunu bilmiyorlar.1
Ona gönülden bağlanarak yönelin, Ondan hakkıyla sakının, namazı dosdoğru ve devamlı kılın ve sakın müşriklerden de olmayın.
(Bir de sakın) o, dinlerini bölük pörçük eden, kendileri param parça olmuş ve her biri de kendi elindekiyle övünüp duran kimselerden de olmayın.1
İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, Rablerine gönülden bağlanarak duâ ederler, sonra da (Allah) onlara kendisinden bir rahmet tattırınca hemen onlardan bir grup Rablerine şirk koşarlar.1
(Onlar bunu) kendilerine verdiğimiz (nîmetlere karşı) nankörlük etmek için (yaparlar). (Ey kâfirler! Dünya nîmetleri ile biraz) oyalanın (bakalım) yakında gerçeği öğreneceksiniz.1
Yoksa Biz onlara, ispatlayıcı bir delil indirdik de Ona ortak koşmalarını o mu söylüyor?
Biz insanlara bir rahmet (bereket) tattırdığımız zaman, onunla sevinirler; kendi elleriyle yaptıkları sebebiyle onlara bir sıkıntı isabet ettiğinde ise hemen (Allah’ın rahmetinden) ümit kesiverirler.1
Onlar, Allah’ın rızkı dilediğine genişletip (dilediğine) de daralttığını görmüyorlar mı? Şüphesiz bunda îman eden bir toplum için, gerçekten ibretler vardır.
Akrabaya, yoksula ve yolda kalan kimseye1 hakkını2 ver. Bu, Allah’ın rızasını kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır ve işte bunlar da gerçekten kurtuluşa erenlerdir.
İnsanların malları içerisinde artması için verdiğiniz fâiz,1 Allah katında artmaz.2 Ama Allah’ın rızasını kazanmak isteyerek verdiğiniz zekât(a gelince); işte (onu verenler sevaplarını ve mallarını) kat kat artıranlardır.3
(Önce) sizi yaratan, sonra size rızık veren, sonra da sizi vefat ettiren, daha sonra da sizi (âhirette tekrar) dirilten, hep Allah’tır. Hiç sizin Allah’a ortak koştuklarınızdan, bunların herhangi birini yapabilecek birisi var mı? Allah onların kendisine ortak koştukları şeylerden çok uzak ve pek yücedir.
İnsanların elleriyle yaptıkları (günâhları) yüzünden, karada ve denizde düzen bozuldu.1 Belki dönerler diye2 (Allah) onlara, yaptıklarının bir kısmını (zaman zaman) tattırıyor.3
(Onlara): “yeryüzünde gezin de sizden önceki, çoğu müşrik olan (toplumların) sonunun nasıl olduğunu, bir görün!” de.
Sen Allah’tan başkasının geri çeviremeyeceği ve insanların (Müslüman ve kâfirler olarak) birbirlerinden ayrılacakları (kıyamet) günü gelmeden önce, yüzünü dosdoğru din olan (İslâm’a) çevir.1
Kim inkâr ederse, onun inkârı kendisinedir.1 Kim de (inandığı) iyi işleri yaparsa, onlar da kendilerine (cennette) rahat bir yer hazırlamış olurlar.
(İşte bu, Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayanları kendi lütfundan ödüllendirmesi içindir. Şüphesiz O, kâfirleri kesinlikle sevmez.
Size kendi rahmetinden tattırmak, emriyle gemileri yürütmek ve Onun lütfundan (rızkınızı) aramanıza, müjdeci olmak üzere rüzgârları göndermesi O (Allah)’ın mûcizelerindendir. Umulur ki (Allah’ın nîmetlerine) şükredersiniz.
Yemin olsun Biz senden önce, kendi kavimlerine apaçık belgeler getiren peygamberler gönderdik ve sonunda (peygamberlere îman etmeyen) günâhkârları da helâk ettik. Böylece, inananlara yardım etmek, Bizim üzerimize bir borç oldu.
Rüzgârları gönderip, bulutları hareket ettiren, onları gökte dilediği gibi yayan ve parçalayan, hep Allah’tır. Sonunda sen onların arasından çıkan yağmuru Allah’ın kullarından dilediğine verdiğinde, onların derhal sevince boğulduklarını görürsün.
Hâlbuki onlar, yağmurun yağmasından kısa bir süre önce neredeyse umutlarını, tamamen kesmişlerdi.
Şimdi (Ey İnsanoğlu!) Allah’ın rahmetinin eseri olarak ölümünden sonra yeryüzünü nasıl dirilttiğine bir bak. Şüphesiz O, ölüleri de böyle diriltecektir. Çünkü Onun her şeye gücü yeter.
Yemin olsun Biz bir rüzgâr göndersek de onlar, yeryüzündeki (bitkilerinin) sarardığını görseler hemen onun ardından (önceki rahmetimizi) inkâr ederler.
Bil ki sen (hakka) daveti ölülere1 işittiremediğin gibi, arkalarını dönüp giden sağırlara da duyuramazsın.2
Sen körleri de saptıkları yoldan çevirip hak yola getiremezsin. Sen (hakkı) ancak (gönülden) teslim olarak âyetlerimize îman edenlere, duyurabilirsin.1
Sizi (önce) zayıf olarak yaratan, bu zayıflığın ardından (size) güç veren, sonra bu güçlü (dönemin) ardından Sizi (tekrar) zayıflatan ve saçlarınızı ağartan da hep Allah’tır. O ne dilerse onu yaratır. Çünkü O her şeyi bilen, her şeye gücü yetendir.
Kıyametin koptuğu gün, günâhkârlar (dünyada) ancak bir saat kadar yaşadıklarına yemin ederler. İşte onlar (dünyada haktan) böyle çevriliyorlardı!
Kendilerine ilim ve îman verilenler1 ise (onlara): “Yemin olsun ki siz, Allah’ın kitabında2 yazılan, o yeniden diriliş gününe kadar (dünyada) kaldınız. İşte bu da yeniden diriliş günüdür. Ama siz, bunu (bir türlü) bilmiyordunuz.” derler.
Artık o gün zâlimlerin mazeretleri de bir fayda vermeyecek ve onlardan Allah’ı hoşnut etmeye çalışmaları da istenmeyecek.
Biz, bu Kur’an’da insanlara her türlü örneği getirdik. Ama sen, onlara bir âyet getirince o kâfirler, kesinlikle: “Siz ancak düzmece şeyler ortaya koyuyorsunuz.” derler.
Böylece Allah da anlamak istemeyenlerin kalplerini mühürler.
(Ey Muhammed!) Sabret, şüphesiz Allah’ın sana verdiği söz gerçektir ve hakka gerçekten inanmayanlar seni kesinlikle, gevşekliğe sürükleyemezler.