Ona beyanı (konuşup, düşüncelerini açıklamayı) öğretti.
Güneş de, Ay da bir hesap ile(cereyan etmekte)dir.
Necm (bitkiler, yıldızlar) ve ağaçlar (Allah'a) secde etmektedirler.
Göğü yükseltti ve mizanı koydu.
Mîzân, ölçü ve denge anlamına gelir. Gök cisimleri arasında itme ve çekme güçleri vardır. Bunların birbirine denk oluşu, cisimlerin birbiri üzerine düşmesini veya birbirinden sonsuzca uzaklaşmasını önler. Kâinâtın düzeni, Allah'ın koyduğu bu denge sayesinde sağlanmaktadır. Herşey bu dengeye uymuştur. O halde insanların da dengeye uymaları, doğru ölçüp tartmaları ve haksızlıktan kaçınmaları gerekir.
Tartıda taşkınlık edip dengeyi bozmayın.
Tartıyı adaletle yapın, terazide eksiklik yapmayın.
(Allah) Yeri halk için koydu.
Onda meyva(lar) ve salkımlı hurmalar var.
Saplı ve yapraklı dane(ler) ve hoş kokulu bitkiler var.
(Ey cinler ve insanlar topluluğu) Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
İnsanı kiremit gibi pişmiş çamurdan yarattı.
Cin'i de halis ateşten yarattı.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
İki doğunun ve iki batının Rabbidir.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
İki denizi salıverdi, birbirine kavuşuyorlar,
Aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
İkisinden de inci ve mercan çıkar.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
Denizde koca dağlar gibi akıp giden kocaman gemiler de O'nundur.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
(Yer) Üzerinde bulunan her şey yok olacaktır.
Yalnız Rabbinin celal ve ikram sahibi yüzü baki kalacaktır.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
Göklerde ve yerde bulunanlar (her şeyi) O'ndan isterler. O, her gün (her an) yeni bir iştedir.
Kimilerini yaratırken, kimilerini öldürür, her an hay"tı tazeler; bir hali giderir, başka haller getirir.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
Ey iki sekal, sizin için de boş vaktimiz olacak (sizin de hesabınızı göreceğiz).
Yani yere ağırlık veren, yahut bir ağırlığı, şerefi olan iki toplum.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
Ey cinler ve insanlar topluluğu, göklerin ve yerin bucaklarından geçip gitmeğe gücünüz yeterse geçin gidin. Ancak kudretle geçebilirsiniz.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
İkinizin de üzerine, ateşten yalın alev ve kıpkızıl bir duman (yahut erimiş bakır) gönderilir, başaramazsınız.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
Bu "yetlerde iki topluluğun da göklerin bucaklarına, yani kenarlarına, köşelerine, içlerine nüfuz etmeğe çalışacaklarına iş"ret edilmektedir. Demek ki iki topluluk da uzaya gitmeğe çalışacaktır. Daha önce cinler, göklerin bucaklarından geçip gayb haberleri çalma girişiminde bulunmuşlardır. Fakat üzerlerine ışınlar gönderilmiştir. Hit"b iki topluluğa yapıldığına göre insanların da bir gün bu işe girişecekleri anlatılır. Sanki uzay çalışmalarını haber veren "yette ilginç bir if"de daha var: Bu iş, ancak sult"n (yetki, kudret) ile yapılabilir, kudretsiz böyle bir şey başarılamaz. Demek ki uzaya gidecek teknoloji ve güç (enerji) bulununca uzaya gitmek de mümkündür. Ama uzaya gitmek de ancak bir ölçüdedir. İnsanın milyarlarca ışık yılı uzaklıktaki galaksilere ulaşması mümkün değildir.
Gök yarılıp da erimiş yağ gibi kıpkırmızı bir gül olduğu zaman...
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
O gün ne insana, ne de cin'e günahından sorulur.
Allah her şeyi bildiği ve yapılan eylemler bütün ayrıntılarıyle tesbit edildiği için sormağa hacet yoktur çünkü.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
Suçlular, simalarından tanınır, alınlar(ın)dan ve ayaklar(ın)dan tutulur.
Başları ayaklarına bağlanarak cehenneme atılırlar.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
İşte bu, suçluların yalanladığı cehennemdir!
Onunla kaynar su arasında dolaşırlar.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
Rabbinin divanında dur(up hesap ver)mekten korkan kimseye iki cennet var.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
İkisinin de çeşitli ağaçları, meyvaları var.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
İkisinde de akıp giden iki kaynak var.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
İkisinde de her meyvadan iki çift var.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
(Orada) Astarları kalın atlastan yataklara yaslanırlar. İki cennetin de devşirmesi yakındır.
Ağaçların meyvalı dalları çok yakın. İnsan eliyle istediği meyvayı toplayabilir. Yorulmağa gerek yoktur.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
Onlarda bakışları kısa (yalnız kocalarına bakan) öyle dilberler de var ki, bunlardan önce onları ne insan, ne de cin kanatmamıştır.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
Sanki onlar yakut ve mercandırlar.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
İyiliğin karşılığı, yalnız iyilik değil midir?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
Bu ikisinin ötesinde iki cennet daha var.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
İkisinde de fışkıran iki kaynak var.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
İkisinde de meyva, hurma ve nar var.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
Onlarda da iyi huylu, güzel kadınlar var.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
Çadırlara kapanmış huriler.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
Bunlardan önce onları ne insan, ne de cin kanatmamıştır.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
(Cennettekiler) Yeşil yastıklara ve harikulade güzel işlemeli döşeklere yaslanırlar.
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
Büyüklük ve ikram sahibi Rabbinin adı ne yücedir!