Kitab'ın indirilişi güçlü ve hakim olan Allah tarafındandır.
Gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak üzere ve belli bir süreye göre yarattık. İnkar edenler ise uyarıldıkları şeyden yüz çevirmektedirler.
De ki: "Allah'tan başka taptıklarınızı gördünüz mü? Onların yerden neyi yarattıklarını bana gösterin. Yoksa onların göklerde bir ortaklıkları mı var? Eğer doğru sözlü iseniz bana bundan başka bir kitap veya bir ilim kalıntısı getirin.
Allah'ı bırakıp da, kendisine kıyamet gününe kadar cevap veremeyecek şeylere yalvarandan daha sapık kim olabilir? Oysa onlar, bunların yalvarışlarından habersizdirler.
İnsanlar (kıyamet günü) bir araya getirildiklerinde (Allah'tan başka taptıkları) onlara düşman olurlar ve onların ibadetlerini inkar ederler.
Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğunda inkar edenler, kendilerine gelen hak için: "Bu apaçık bir büyüdür" derler.
Yoksa: "Onu kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer onu ben uydurduysam, Allah'tan gelecek (cezaya) karşı siz bana hiç bir şey sağlamaya güç yetiremezsiniz. O, sizin ne taşkınlıklar yaptığınızı daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter. O bağışlayan, rahmet edendir.
De ki: "Ben peygamberlerin ilki değilim. [1] Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Sadece bana vahy olunana uyuyorum ve ben apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim.
1.Peygamber sıfatıyla çağrıda bulunan ilk kişi ben değilim.
De ki: "Ne dersiniz? Eğer (Kur'an) Allah katındansa, siz de onu inkar etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerine şahitlik edip iman etmişse ve siz de büyüklenmişseniz (haksızlık etmiş olmaz mısınız)? Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez."
10.Buhari ve Müslim`in Sa`d bin Ebi Vakkas (r.a.)`tan rivayet ettiklerine göre bu ayeti kerimede İsrail oğullarından şahitlik edenle Abdullah bin Selâm (r.a.) kastedilmektedir. İbnu Cerir`in rivayet ettiğine göre de Abdullah bin Selâm (r.a.): "Bu benim hakkımda inmiştir" demiştir. Bunu destekleyen daha teferruatlı bir rivayeti Taberani, İbnu Avf bin Malik el-Eşca`i`den rivayet etmiştir.
İnkar edenler iman edenler için dediler ki: "Eğer (İslam) hayırlı bir şey olsaydı ona ulaşmada bizi geçemezlerdi." Onunla doğru yola erişemeyince: "Bu eski bir uydurmadır" diyecekler.
11.Taberani`nin Katade`den rivayet ettiğine göre müşrikler kendilerinin üstün kimseler olduklarını ileri sürerek: "Eğer bu din hayırlı bir şey olsaydı, filanca, falanca ona ulaşmada bizi geçemezdi" diyorlardı. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.
Bundan (Kur'an'dan) önce önder ve rahmet olarak Musa'nın kitabı var. Bu da, zulmedenleri uyarmak için ve iyilik edenlere bir müjde olarak Arapça bir dille (kendinden öncekileri) doğrulayıcı bir kitaptır.
Şüphesiz: "Rabbimiz Allah'tır" deyip de sonra dosdoğru olanlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
İşte onlar cennetliktirler. Yaptıklarına karşılık orada sonsuza kadar kalacaklardır.
Biz insana anne babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Annesi onu güçlükle taşıdı ve güçlükle doğurdu. Taşınması ve sütten kesilmesi otuz ay sürer. Nihayet ergenlik çağına erip kırk yaşına varınca der ki: "Rabbim! Beni, bana ve anne babama verdiğin nimete şükretmeye, senin hoşnut olacağın salih amel işlemeğe yönelt ve benim için soyumu da salih eyle. Şüphesiz ben sana tevbe ettim ve ben Müslümanlardanım."
İşte bunlar, yaptıklarının en güzelini kabul edeceğimiz ve kötülüklerinden de geçeceğimiz, cennet halkı içinde yer alan kimselerdir. Bu kendilerine vaad olunan doğru vaaddir.
Fakat o kimse ki, anne babasına: "Öff size! Benden önce nice nesiller geçtiği halde benim (yeniden diriltilip) çıkarılacağımı mı vaad ediyorsunuz!" der. Onlarsa Allah'a sığınarak: "Yazık sana iman et. Şüphe yok ki, Allah'ın vaadi gerçektir" derler. O da: "Bu (Kur'an), öncekilerin masallarından başka bir şey değildir" der.
17.İbnu Ebi Hatim`in Suddi`den rivayet ettiğine göre bu ayeti kerime Hz. Ebu Bekir (r.a.)`in oğlu Abdurrahman hakkında inmiştir. Onun anne ve babası Resulullah (a.s.)`a iman etmişlerdi, kendisini de iman etmeye çağırıyorlardı. Ama bunu kabul etmeğe yanaşmıyor, Kureyş`in geçmişlerinden bazılarını anarak: "Filanca nerede, falanca nerede (yani bunlar yeniden mi diriltilecek)?" diyordu. Ancak Abdurrahman (r.a.) daha sonra İslâm`a girmiş ve iyi bir Müslüman olmuştur.Ancak Buhari`nin nakletmiş olduğu bir rivayete göre Hz. Aişe (r.a.), bu ayeti kerimenin kardeşi Abdurrahman (r.a.) hakkında indirilmiş olduğu yolundaki iddiaya karşı çıkmış ve bunun bir başka şahıs hakkında indiğini söylemiştir. İbnu Hacer de, Hz. Aişe (r.a.)`nin karşı çıkmasına dair rivayetin daha sağlam ve kabule daha uygun olduğunu söylemiştir.Ayetin Hz. Ebu Bekir (r.a.)`in oğlu Abdurrahman (r.a.) hakkında indirildiğine dair rivayet sadece bir yorumdan ve tahminden ibaret olabilir. Ancak Abdurrahman (r.a.)`ın anne ve babasından sonra Müslüman olduğu bilinmektedir.
İşte bunlar, cinlerden ve insanlardan kendilerinden önce geçmiş ümmetler içinde üzerlerine (azap) sözü gerçekleşmiş kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır.
Her birinin yaptıklarından dolayı dereceleri vardır. Bu, (Allah'ın), yaptıklarının karşılığını kendilerine eksiksizce vermesi içindedir. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.
İnkar edenlerin ateşe sunuldukları gün (kendilerine denir ki): "Siz dünya hayatınızda bütün güzelliklerinizi harcadınız ve onlarla zevk sürdünüz. Bugün artık, yeryüzünde haksız yere büyüklenmeniz ve yoldan çıkmanız dolayısıyla aşağılayıcı bir azapla cezalandırılacaksınız."
Ad'ın kardeşini an. Ondan önce de, sonra da uyarıcılar gelip geçmişti. O Ahkaf'taki kavmini uyarmıştı (ve demişti ki): "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin. Ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum."
Dediler ki: "Sen bizi ilahlarımızdan alıkoymak için mi bize geldin? Öyleyse doğru sözlülerden isen bize vaad ettiğini getir."
Dedi ki: "İlim ancak Allah katındadır. [2] Ben ne ile gönderildiysem onu size tebliğ ediyorum. Ama sizin cahillik eden bir kavim olduğunuzu görüyorum.
2.Size vaad edilen azabın başınıza ne zaman geleceğine dair ilim ancak Allah katındadır.
Derken onu vadilerine yönelerek gelen geniş bir bulut olarak gördüklerinde: "Bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur" dediler. "Hayır o çarçabuk gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acıklı azap bulunan bir rüzgar.
Rabbinin emriyle her şeyi yerle bir eder." Böylece evlerinden başka bir şeyleri görünmez oldu. İşte biz suçlular topluluğunu böyle cezalandırırız.
Andolsun ki, onlara size vermediğimiz imkanları vermiştik. Onlara kulaklar, gözler ve gönüller verdik. Ancak kulakları, gözleri ve gönülleri kendilerine bir şey sağlamadı. Çünkü onlar bile bile Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlardı. Alaya aldıkları şey kendilerini kuşatıverdi.
Andolsun ki, çevrenizde bulunan kasabalardan (çoğunu) helak ettik ve olur ki dönerler diye kendilerine ayetleri çeşitli şekillerde açıkladık.
Allah'ı bırakıp da, (Allah'a) yakınlık sağlamak üzere ilahlar edindikleri şeyler onlara yardım etselerdi ya! Aksine onlardan (uzaklaşıp) kayboldular. Bu onların yalanları ve uydurup durdukları şeydir.
Hani cinlerden bir grubu Kur'an'ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Ona geldiklerinde: "Susup kulak verin" dediler. (Okuma) bitirilince de uyarıcılar olarak kavimlerine döndüler.
29.İbnu Ebi Şeybe`nin Abdullah bin Mes`ud (r.a.)`dan rivayet ettiğine göre, Resulullah (a.s.) Batnı Nahle`de Kur`an-ı Kerim okurken cinler onu dinlemek üzere toplandılar. Kur`an-ı Kerim`i duyunca birbirlerine: "Susun" dediler. Bu ayeti kerime de bu olayla ilgili olarak indirilmiştir.
Dediler ki: "Ey kavmimiz! Biz, Musa'dan sonra indirilen, kendinden öncekileri doğrulayan, hakka ve doğru yola ileten bir kitap dinledik.
Ey kavmimiz! Allah'ın davetçisine icabet edin ve ona iman edin ki, (Allah) günahlarınızdan bazılarını bağışlasın ve sizi acıklı azaptan korusun.
Kim Allah'ın davetçisine icabet etmezse o yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacak değildir ve onun, O'ndan başka dostları da yoktur. İşte onlar apaçık sapıklık içindedirler."
Görmediler mi ki gökleri ve yeri yaratan ve bunları yaratmakla yorulmayan Allah, ölüleri diriltmeye de güç yetirir? Evet, şüphesiz O her şeye güç yetirendir.
İnkar edenlerin ateşe sunuldukları gün (onlara): "Nasıl, bu gerçek değil miymiş?" (denir). "Evet, Rabbimize yemin olsun ki (gerçekmiş)" derler. (Allah da): "Öyleyse inkar etmenize karşılık azabı tadın" der.
Artık sen peygamberlerden kararlılık sahiplerinin sabrettikleri gibi sabret ve onlar için acele etme. Onlar, vaad olunduklarını gördükleri gün adeta gündüzün bir saatinden fazla (dünyada) kalmamış gibi olurlar. (Bu) bir tebliğdir. Yoldan çıkmışlar topluluğundan başkası hiç helak olur mu?