Apaçık olan o kitaba andolsun!
Ki Biz onu mübarek bir gecede indirdik. Biz gerçekten uyarıcıyız.
Yerli yerinde olan her iş, o gecede ayırt edilir.
Kendi katımızdan bir emir olarak (o Kur’anı indirdik.) Biz şüphesiz göndericiyiz.
(O iş,) Rabbinden bir rahmet olarak gelir. Şüphesiz senin Rabbin, (her duayı) işiten, (her ihtiyacı) bilendir.
O, göklerin ve yerin ve aralarındakilerin Rabbi ve sahibidir, eğer bilip inanıyorsanız, bunun böyle olduğunu anlarsınız.
O’ndan başka ilah (mabud ve yaratan) yoktur. Dirilten ve öldüren O’dur. Sizin de Rabbi’nizdir, önceki atalarınızın da Rabbidir.
Fakat tereddüt içinde oynuyorlar.
Artık göğün apaçık bir duman ile geleceği günü bekle!
O duman, insanları sarar. Elem verici bir azaptır bu!
“Ey Rabbimiz! Bizden azabı gider, biz gerçekten inandık.” (derler.)
Artık onlar, nasıl dönüp öğüt alacaklar. Çünkü daha önce kendilerine apaçık bir elçi geldi (de inanmadılar, öğüt almadılar.)
Sonra ondan yüz çevirdiler ve “eğitilmiş bir delidir” dediler.
Biz sizden az bir miktar azabı kaldırırız, fakat siz eski halinize dönersiniz.
(Onlara) büyük bir tokat vuracağımız günü() düşün! İşte o zaman, gerçekten intikam alırız.
(*) Bedir gününü önceden haber veriyor.
Ve andolsun, onlardan önce de Firavun kavmini denedik. Onlara çok iyi bir elçi gelmiş idi.
“Allah’ın kullarını bana geri verin. Ben, size gelen güvenilir bir peygamberim.”
“Allah’a karşı isyan etmeyin. Ben gerçekten size apaçık bir delil (mucize) getirmişim.”
“Beni recmetmeyesiniz diye, Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a sığındım.”
“Eğer bana inanmasanız da, beni rahat bırakın.” dedi.
“Bunlar azgın, suçlu bir toplumdurlar” diye Rabbine yalvardı.
(Biz de dedik ki:) “Geceleyin kullarımı al götür! Siz gerçekten takip edileceksiniz.”
“Ve denizi açık bırakarak git! Onlar gerçekten boğulacaklar.”
Onlar, (o Firavun kavmi) nice bağlar ve çeşmeli bahçeler,
Ekinler ve güzel makamlar,
Ve içinde faydalandıkları nice nimetleri öylece bıraktılar.
Ve Biz, onları başka bir kavme miras bıraktık.
Ne gök ne de yer, onlara ağlamadı. Ve mühlet verilip bırakılacak olmadılar.
Andolsun! Biz (böylece) İsrailoğullarını alçaltıcı bir azaptan kurtardık.
Firavundan… O, gerçekten üstünlük taslayan ve müsriflerden idi.
Andolsun! Biz, bir bilgi üzere o İsrailoğullarını insanlardan üstün kıldık.
Ve içlerinde büyük bir imtihan olan nice mucizeleri onlara gösterdik.
34, 35. Şüphesiz bunlar diyecekler: “Bu ölümümüzden başka (sonra) birşey yoktur. Biz diriltilecek değiliz.
34, 35. Şüphesiz bunlar diyecekler: “Bu ölümümüzden başka (sonra) birşey yoktur. Biz diriltilecek değiliz.
Eğer doğru iseniz, önceki atalarımızı bize getirin.”
Acaba onlar mı daha hayırlı, yoksa Tübbe kavmi() ile onlardan önceki kavimler mi? Biz hepsini helak ettik. Çünkü onlar mücrim, suçlu toplumlar idi.
(*) Yemen’de büyük bir medeniyet kuran bir kavim.. Tübbe, Yemen sultanı demektir.
Biz, gökleri, yeri ve aralarındakileri, oyun olsun diye yaratmadık.
Biz onları, ancak hak ve hakikat ile yarattık. Fakat onların çoğu bunu bilmezler.
Şüphesiz, her şeyin birbirinden ayırtedileceği gün, onlar için tayin edilmiştir.
O gün, hiçbir dost diğerine fayda veremeyecektir ve onlara yardım da edilmeyecektir.
Allah’ın rahmet ettikleri müstesna. Şüphesiz Allah, izzet, güç ve rahmet sahibidir.
43, 44. Gerçekten zakkum ağacı, günahkârların yemeğidir.
43, 44. Gerçekten zakkum ağacı, günahkârların yemeğidir.
Pota gibi karınlarında kaynar.
Sıcak suyun kaynaması gibi (Allah, zebanilere:)
İşte o günahkârı tutun, Cehennemin ortasına sürükleyin.
Sonra onun başına, sıcak su azabından dökün.
(Ona da:) “İşte azabını tat! Sen kendince şerefli ve büyük bir makamda idin..
İşte hakkında şüphe ettiğiniz azap budur!” (denilir.)
(Kendini her nevi kötülükten) koruyanlar ise, güvenilir bir makamdadırlar.
Bahçeler ve çeşme başlarında,
İnce ipekten, parlak atlastan elbiseler giyerek karşılıklı otururlar.
İşte bunun yanında, onları ceylan gözlü hanımlar ile evlendiririz.
Güven içinde, her nevi yemiş ve meyveyi isterler.
Orada ilk ölümden başka ölüm tatmazlar (ebedidirler.) Ve Allah, onları Cehennem azabından korur.
Rabbinden bir ikram ve fazl olarak onlara verilir. İşte en büyük kazanç budur!
İşte Biz bu Kur’anı, ancak senin lisanınla kolaylaştırdık ki, idrak edip öğüt alsınlar.
Bekle! Onlar da bekliyorlar. (Kimin haklı olduğu ortaya çıkacaktır.)