Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1369, sondan 4868. ayet; 10. sure ve Yunus Suresinin 5. ayetidir. Yunus Suresi 5. ayetinin kelime sayisi 23, harf sayısı 101 ve toplam ebced değeri ise 6934 olarak hesaplanmıştır. Yunus Suresinin toplam ebced değeri 536028 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (18) ل (19) ر (3) bulunuyor.
Arapça Metin
هو الذي جعل الشمس ضياء والقمر نورا وقدره منازل لتعلموا عدد السنين والحساب ما خلق الله ذلك الا بالحق يفصل الايات لقوم يعلمون
O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah, bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, âyetlerini, bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır.
Meâldeki “aydınlatıcı” kelimesinin metindeki karşılığı zıyâ, “aydınlık”ın karşılığı ise nurdur. Sözlük mânası bakımından zıyâ “güçlü ışık”, nur ise “güçlü olsun olmasın ışık” demektir. Bilimsel araştırmalar güneşin ışığının kendinden olduğunu, ayın –güneşe nisbetle zayıf olan, geceleyin gerektiği kadar aydınlık veren, ama istirahati de engellemeyen– ışık ve aydınlığının ise güneşten geldiğini ve aydan yansıdığını ortaya koymuştur.
Dünya kendi etrafında günde bir, güneş etrafında ise yılda bir defa dönmektedir. Günlük dönüş gece ile gündüzü, yıllık dönüş ve eğim ise mevsimleri oluşturmaktadır. Ay, yörünge düzlemine oranla 83 derece 30 dakikalık eğime sahip bir eksen etrafında döner. Dönüş süresi, ayın yer etrafındaki dolanım süresine eşittir. Yerin, ay üzerindeki çekim etkisinin sebep olduğu gelgit olayı bu eşitliği sağlamıştır. Bu sebeple ayın yeryüzünden daima aynı yüzü gözlenir. Ayın yer etrafındaki dönüşü 27 gün 7 saat 43 dakika 25 saniyedir; fakat yerin, güneşin çevresinde dönmesi sebebiyle bu hareketini 29 gün 12 saat 44 dakika 3 saniyede tamamlar. Ay, güneş ve dünyanın birbirine nisbetle açısal durumu, konumu ve ışık etkisi sebebiyle biz ayı, o değişmediği halde her gece ayrı bir yerden doğarken ve farklı şekillerde görürüz. Ayın gökyüzündeki hareketi için, her biri bir günlük yola tekabül etmek üzere 13’er derecelik yaylardan oluşan 28 menzil tesbit edilmiş ve bu kavram, ayın safhalarını tanımlamak için kullanılmıştır. Menzilin sözlük mânası “inilecek yer ve durak”tır (ay ve güneş hakkında bilgi için bk. Mahmut Kaya-Muammer Dizer, “Ay”, DİA, IV, 182-186; Celal Yeniçeri-Yavuz Unat, “Güneş”, DİA, XIV, 288-294; ayrıca bk. Yâsîn 36:38-40). Güneş ve ayın doğup batması, ayın menzil ve şekil değiştirerek görünmesi insanların takvim düzenlemelerini, gün, ay ve yıl hesapları yapmalarını, işlerini plan ve programa bağlamalarını mümkün kılmıştır. Zihnî melekelerini doğru kullanabilenler, varlığın ve hayatın anlamını derinden kavramaya çalışanlar; gerçek, kararlı ve iyi niyetli arayış içinde olanlar için Allah’a imana götüren deliller, işaretler ve imanı güçlendiren kanıtlar vardır. Bilimin her keşfi, her buluşu âlemdeki ilâhî sanatı, düzeni, incelikleri, güzellikleri gittikçe daha açık ve detaylı olarak, gören gözlerin önüne sermektedir.
Mehmet Okuyan
Güneşi ışık kaynağı, ayı da parlak kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona (aya) birtakım evreler belirleyen O’dur. Allah bunları ancak bir amaçla yaratmıştır. Bilen bir kavme ayetlerini açıklamaktadır.
Güneşi ışık kaynağı, ayı aydınlık yapan, yılların sayısını ve hesaplamayı bilmeniz için aya konak yerleri düzenleyendir. Allah bunları bir amaç uğruna yaratmıştır. O, bilen bir topluma âyetlerini açıklamaktadır.
Güneş'i bir ziya¹, Ay'ı bir nur² yapan ve yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için menziller³ belirleyen O'dur. Allah, bunları ancak hakk ile yaratmıştır. O, bilen bir halk için ayetlerini ayrıntılı olarak açıklamaktadır.
Güneş’i bir aydınlık (kaynağı), Ay’ı bir nur (yansıtıcı) kılan ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona duraklar tespit ve takdir buyuran O’dur. Allah, (bütün) bunları ancak Hakk (uygun miktar-doğru maksat) ile yaratmıştır. O, bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklamaktadır.
Öyle bir mabuttur o ki güneşi parlak ziyalı, ayı aydın ışıklı yarattı ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller tayin etti. Allah bunları boş yere değil, gerçek bir fayda için halketti. Bilen topluluğa delillerini açıklayıp bildirmededir.
Güneşi parlak bir ışık kaynağı, ayı da aydınlık kılan ve yılların sayısını ve vakitlerin hesabını bilesiniz, yani zamanı ölçebilesiniz diye aya dolaşma konakları düzenleyen O'dur. Allah bunların hiçbirini boş yere değil, belli amacı gerçekleştirmek üzere, koyduğu genel kanunlara uyumlu bir düzen olarak yaratmıştır. Allah, bilmek isteyen bir toplum için ayetlerini böylece açıklıyor.
O, güneşi, aydınlatan, ısıtan bir ışık, ayı, aydınlık veren bir nur haline getiren, aya evreler tayin ve takdir ederek düzenleyendir. Yılları kayda geçirerek faydalanabilmeniz, zaman planlaması ve vakti belirleyip tayin edebilmeniz içindir bunlar. Allah bunları, gerekçeli, hikmete dayalı, doğru ve hesaplı bir düzen içinde yaratmıştır. İlimde ilerlemeye devam eden bilgi toplumları için Allah'ın birliğini ve kudretini gösteren âyetleri, delilleri ayrıntılı açıklıyor.
Güneşi bir ışık, ayı bir nur yapan, yılların sayısını ve (vakitlerin) hesabını bilmeniz için ayı belli menzillere göre düzenleyen O'dur. Allah bütün bunları hak üzere yaratmıştır. Bilen bir topluluk için ayetlerini etraflıca açıklıyor.
Güneşi bir aydınlık, ayı bir nur kılan ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona duraklar tesbit eden O'dur. Allah, bunları ancak hak ile yaratmıştır. O, bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklamaktadır.
O Allah'dır ki, güneşi bir ışık ve ayı da bir nur yaptı (büyüyüp küçülen) miktarlar ve ölçüler tayin buyurdu, ki senelerin sayısını ve hesabı bilesiniz. Allah, bunları ancak hak ve hikmet olarak yarattı. Allah, anlayacak bir topluluk için âyetlerini açıkça beyan ediyor.
Yalnızca O’dur, güneşi ışık veren bir kaynak ve ayı aydınlık (aleti) yapan. Yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için, o aya duraklar ayarlamıştır. Allah, bunları ancak bir gerçeğe dayanarak yaratmıştır. (Boşuna yaratmamıştır.) Allah, ayetlerini bilen bir toplum için (böylece) açıklıyor.
Odur güneşi ışın, ayı da nur yaratan, yılların hesabiyle sayıyı bilmenizçin ona duraklar kıldı, Allah bunu ancak, yaratmıştır hak olarak, bilen bir ulusçün âyetler açıklatır
Güneşi parlak bir ışık/enerji, ayı da aydınlık yapan, (takvim ölçümlerini) yılların sayısını ve (vakitlerin) hesabı(nı) bilmeniz için aya menziller takdir eden O'dur. Allah bütün bunları rastgele değil, şaşmaz ölçülere bağlı olarak yaratmıştır. O, âyetlerini bilip anlayacak bir topluma böylece bir bir açıklamaktadır.
Güneşi ışıklı ve ayı nurlu yapan; yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için, aya konak yerleri düzenleyen O'dur. Allah bunları ancak gerçeğe göre yaratmıştır; bilen millete ayetleri uzun uzadıya açıklıyor.
Güneşi ışıklı, ayı da parlak kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona (aya) birtakım menziller takdir eden O’dur. Allah bunları, ancak bir gerçeğe (ve hikmete) binaen yaratmıştır. O, bilen bir kavme âyetlerini açıklamaktadır.
O, güneşi bir ışık kaynağı, ayı da bir ışık yaptı. Yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona evreler düzenleyip belirledi. ALLAH bunları ancak bir gerçek için yaratmıştır. Bilen bir topluma ayetleri böyle açıklar.
O Allah'dır ki, senelerin sayısını ve hesabını bilesiniz diye güneşi bir ışık, ayı da bir nur yaptı. Ve aya menziller tayin etti. Allah bunu hak olarak yarattı. O, bilecek olan bir kavim için âyetlerini ayrıntılı olarak açıklar.
O, odur ki Güneşi bir zıyâ yaptı Kameri bir nur ve buna menzil menzil mıktarlar ta'yin buyurdu ki senelerin adedini ve hisabı bilesiniz, Allah, bunu ancak hak hikmet ile yarattı, bilecek bir kavm için âyetleri tafsıl ediyor
Güneşi ziya (lı), ayı nur (lu) yapan, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için ona (ayın seyr-ü hareketine muhtelif) menziller ta'yin eden Odur. Allah, bunları (boş yere değil) sabit bir gerçek (bir vaakıa, bir fâide) olarak yaratmışdır. O, bilecek bir kavm için âyetlerini birer birer açıklar.
O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı ise bir nûr yapan, yılların sayısını ve (vakitlerin)hesâbı(nı) bilmeniz için de ona (aya) birtakım menziller (yörüngeler) takdîr edendir.(3)Allah, bunları ancak hak (ve hikmet) ile yaratmıştır. (Bu hakikatleri) bilecek bir kavim için âyetleri açıklıyor.
(3)“Kur’ân-ı Kerîm, bazen bir şeyin müteaddid (çok sayıdaki) gāyelerinden insanlara âid bir gāyeyi zikre tahsîs ediyor (ayırıyor). Bu, ihtâr içindir. İnhisâr (sınırlamak) için değildir. Yani o şeyin gāyeleri, yalnız zikredilen o gāyeye münhasır (o gāyeden ibâret) değildir. Ancak o şeyin nizâm ve intizâm ve sâir fâidelerine insanın nazar-ı dikkatini celb etmek (dikkatle düşündürmek) için insanlara râci‘ olan (bakan) o fâideyi zikrediyor. Meselâ,وَالْقَمَرَ قَدَّرْناَهُ مَناَزِلَ [Aya da (kendi yörüngesinde birtakım) menziller takdîr ettik] لِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّن۪ينَ وَالْحِساَبَ [Yılların sayısını ve (vakitlerin) hesâbı(nı) bilmeniz için] âyet-i kerîmesi ile zikredilen fâide, takdîr-i kamerin (ayın muntazam hareketlerinin) binlerle faydalarından biridir. Yoksa, takdîr-i kamer bu faydaya münhasır (sınırlı) değildir. Yani kamer, yalnız bu gāye için değildir. Bu gāye onun gāyelerinden biridir.” (Mesnevî-i Nûriye, Şemme, 195)
İlyas Yorulmaz
Güneşi ışık saçan, ayı da aydınlık yapan ve sabit bir yörünge planlayıp, senelerinizin hesabını yapmanız için, o ikisini yörüngesinde hareket ettiren de O dur. Bunları belli bir ölçü ile yaratmıştır. Allah, hakikati bilen bir topluma ayetlerini böyle açıklıyor.
Güneşi ziyalı, ay/ı nurlu yapan, yılların sayısını, hesabını [⁵] bilmeniz için ay/a nice konak yerleri tayin eden O/dur. Allah bunları ancak hak ve hikmetine uygun olarak yaratmıştır. O bilen bir kavim için âyetleri tafsil eder.
Güneşi ışıklı ve ayı nurlu yapan ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için aya konak yerleri düzenleyen O'dur. Allah, bunları ancak hak ile yaratmıştır. O, bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklamaktadır.
Güneş’i bir ısı ve ışık kaynağı, Ay’ı da aldığı ışığı yansıtan bir aydınlık kılan, takvim ölçümlerini, yılların sayısını ve vakitlerin hesabını öğrenesiniz diye Ay’a her ayın başından sonuna kadar her gün için belirli evreler tayin eden O’dur. Allah bütün bunları, anlamsız ve birer tesadüf eseri olarak değil, ancak ve ancak yüce bir hikmet uyarınca ve belirli bir gaye için yaratmıştır. Bakın; Allah, akıllarını kullanacak ve hakîkati bilip anlayacak bir toplum için, ayetleri işte böyle açık ve net olarak ortaya koyuyor:
O’dur ki Güneş’i bir ışık, Ay’ı da bir nûr / yansıtıcı / aydınlık kıldı; Hesab’ı ve Yıllar’ın sayısını bilmeniz için ona menziller takdir etti.
Allah bunları ancak Hakk ile yarattı.
Bilecek bir kavim için Âyetler’i ayrı ayrı açıklıyor.
Güneşi bir ışık kaynağı, ayı da bir nur1 kılan ve (aya) senelerin sayısını ve hesabı bilmeniz için safhalar veren, O (Allah)’tır. Allah bunları ancak hak (değişmeyen ölçü)2 ile yarattı. (İşte Allah) bilip anlamak isteyen bir topluluk için âyetlerini böyle ayrıntılı olarak açıklar.
1 ضِيَاءٌ)) Hararetli ışık, (نُورٌ) ise başkasının ışığından alınan ışık demektir. Güneşin ışık kaynağı, ayın ise yansıtıcılığına işaret olabilir. İsra 12. ayette; “Biz gece (ayı) ve gündüz (güneşi) iki mûcize kıldık. Ardından gecenin mûcizesi (ayı) söndürdük ve Rabbinizin nîmetlerini araştırmanız, yılların sayısını ve (vakitlerin) hesabını öğrenmeniz için gündüzün mûcizesi (olan güneşi) aydınlatıcı kıldık. Biz her şeyi (işte böyle) mükemmel bir şekilde açıkladık.” buyurulmaktadır. Buna göre, güneşe tapanlara karşı; güneş ve ayın Allah tarafından yaratıldıkları ve bunlar üzerindeki Allah’ın hâkimiyetinin belirtilmesiyle bir uyarı vardır.2 Bunlar tesadüfen, hikmetsiz ve faydasız bir şekilde yaratılmış değildir.
Muhammed Esed
Güneşi parlak bir ışık [kaynağı] ve ayı aydınlık kılan, 10 ve yılların sayısını bilesiniz, [zamanı] ölçebilesiniz diye ona evreler koyan O'dur. Bunların hiç birini Allah bir anlam ve amaçtan yoksun yaratmış değildir. 11 (Allah), bilmek isteyen bir topluluk için ayetlerini ayrıntılı olarak (işte böyle) açıklıyor:
Güneşi ışık kaynağı, ayı da (O ışığı yansıtan) bir nur kılan, yılların sayısını ve (mevsimlerin ve ayların) hesabını bilmeniz için Ay’a yörüngeler ve duraklar takdir eden O’dur. Allah bütün bunları boş yere değil gerçek bir amaç için yapmıştır, Allah hakikati bilen bir toplum için ayetleri işte böyle açıklıyor. 2/189, 6/96, 17/12, 36/38, 55/5
Güneşi aydınlığın kaynağı ve ayı ışık yansıtıcı yapan;[1572] yılların sayısını ve hesabı(nı) bilesiniz diye ona evreler takdir eden O’dur. Bunu başka değil, hakiki bir gaye için halk eden Allah, bilmek isteyen bir toplum için varlık âyetlerini[1573] ayrıntılı olarak açıklıyor.
[1572] Dıyâ’ (dav’), Kur’an’da aydınlatan kaynak anlamında kullanılmıştır (Krş: 2:17; 28:71). Dilde ışığın kaynağı için kullanılır. Daha çok işlevsel ve hep maddî anlamdadır. Nûr ise, birinciyi de kapsayan ve maddî-mânevî, somut-soyut tüm ışıma ve ışıtma süreç, araç ve hâlleri için kullanılır (Müfredât; Lisân ve Mekayîs). Işığın azına da çoğuna da nûr adı verilebilir. Fakat dav’ sadece nurun çoğuna verilen addır. Bu nedenle gün ışığına dav’ denmiştir (İtkân III, 232). Ay için kullanıldığında “ışık yansıtıcı” anlamına geldiği kozmik bir hakikattir. Türkçe’de “aydınlık” ve “ışık” birbirlerinin yerine kullanılsalar da (Ş. Sami), birinciyi dıyâ’, ikinciyi nûr karşılığı olarak kullanmayı tercih ettik.
[1573] Burada açıklananın “vahyî âyetler” değil, Güneş ve Ay gibi “kozmik âyetler” olduğu anlaşılmaktadır. Kevnî ve kavlî olanıyla tüm âyetler, aslında birer “gösterge”dirler; bir asla delâlet eder, bir hakikati gösterirler. Bu âyetlerin gösterdikleri gerçek ise “Mutlak Hakikat” olan Allah’tır. Yukarıdaki çevirimiz, işte bu yaklaşıma dayanmaktadır.
Ömer Nasuhi Bilmen
O, o (Hâlik-ı Azîm)dir ki, Güneşi bir ziya, Ay'ı da bir nûr kıldı. Ve ona menziller tayin etti ki, senelerin sayısını ve hesabı bilesiniz. Allah Teâlâ bunları ancak hak ile yarattı. Bilir bir kavim için âyetleri mufassalan beyan buyuruyor.
O'dur ki Güneş'i bir ışık yaptı. Ay'ı da bir nûr kılıp, ona birtakım konaklar tayin etti ki yılların sayısını ve vakitlerin hesabını bilesiniz. Allah, bunları boş yere değil, ancak hikmet uyarınca, sabit bir gerçek olarak yaratmıştır. Bilip anlayacak kimselere Allah âyetleri böylece açıklar. [2, 189; 36, 40; 6, 96; 38, 27; 23, 115-116] {KM, Tek-vin 1, 14}
Güneşi ziya, ay'ı nur yapan; yılların sayısını ve (vakitlerin) hesabı(nı) bilmeniz için aya (dolaşma) konaklar(ı) düzenleyen O'dur. Allah, bunları (boş yere değil), gerçek ile (hikmeti uyarınca) yaratmıştır. Bilen bir kavim için ayetleri açıklamaktadır.
Güneşi ziyâ[1], Ay’ı nûr[2] yapan O’dur. Yılların sayısını ve hesabı bilesiniz diye onu menzil-menzil ölçülendirmiştir. Allah’ın yarattığı şeyler, gerçeğin kendisinden başka birşey değildir.Allah onu gerçek varlık olarak yaratmıştır. Allah, âyetlerini bilen bir topluluk için açıklar.
[1] Ziya : Işığın kaynağı [2] Nur: Işık kaynağının sebep olduğu aydınlık
Şaban Piriş
Güneşi ışık, ayı aydınlık kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için aya menziller takdir eden O'dur. Allah bunları sadece hak olarak yapmıştır, bilen bir toplum için ayetleri açıklıyor.
Güneşi bir ışık, Ayı bir nur yapan(4) ve yılların sayısını ve hesabınızı bilesiniz diye Aya menziller takdir eden Odur. Allah bütün bunları hak ve hikmetle yarattı. Bilen bir topluluk için, âyetlerini O böyle açıklıyor.
(4) Güneş için gerek bu âyette kullanılan ziya sözcüğünde, gerekse başka yerlerde geçen diğer sözcük ve tanımlarda, ışık ile beraber ısıyı da içeren anlamlar mevcut olduğu halde, Ay hakkında kullanılan nur sözcüğünde böyle bir anlam yoktur. Gerçi Kur’ân, yıldızların ve gezegenlerin nitelik ve oluşumundan habersiz toplumlara, onların inanışlarına bütün bütün ters düşecek bir şekilde Güneş ve Ay arasındaki farkı açıkça anlatmamış; ancak, daha sonraki zamanların anlayışına da gayet ince işaretler göndermiştir.
Yaşar Nuri Öztürk
Güneş'i ısı ve ışık kaynağı; Ay'ı, hesabı ve yılların sayısını bilesiniz diye bir nur yapıp ona evreler takdir eden O'dur. Allah bütün bunları rastgele değil, şaşmaz ölçülere bağlı olarak yaratmıştır. Bilgiyle donanmış bir topluluk için ayetleri ayrıntılı kılıyor.