Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1457, sondan 4780. ayet; 10. sure ve bu surenin 93. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 24, harf sayısı 107 ve toplam ebced değeri ise 6659 olarak hesaplanmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (17) ل (8) ر (3) bulunuyor.
ولقد بوأنا بني اسرايل مبوا صدق ورزقناهم من الطيبات فما اختلفوا حتى جاءهم العلم ان ربك يقضي بينهم يوم القيمة فيما كانوا فيه يختلفون
ولقدبوأنابنياسرايلمبواصدقورزقناهممنالطيباتفمااختلفواحتىجاءهمالعلمانربكيقضيبينهميومالقيمةفيماكانوافيهيختلفون
Velekad bevve/nâ benî isrâ-île mubevvee sidkin verazeknâhum mine-ttayyibâti femâ-ḣtelefû hattâ câehumu-l’ilm(u)(c) inne rabbeke yakdî beynehum yevme-lkiyâmeti fîmâ kânû fîhi yaḣtelifûn(e)
Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.
İsrâiloğulları’nın ilâhî bir emir uyarınca Mısır’dan ayrılmaları zamanı gelmiş ve bu amaçla yola çıkmışlardı. Zalimliğinden ve inadından ödün vermek istemeyen Firavun ve adamları da hışımla onların peşine düşmüşlerdi. İşte bu sırada bir mûcize gerçekleşti: Deniz yarıldı, İsrâiloğulları Allah’ın yardımıyla denizin öteki yakasına geçmeyi başardılar, Firavun ve taraftarları ise boğuldular (bk. Bakara
2:50; A‘râf
7:136; Enfâl
8:54). Boğulacağını anlayan Firavun’un o esnada iman sözcüklerini söylemiş olması, 91. âyetteki ifade ve diğer deliller ışığında geniş biçimde tartışılmış ve farklı kanaatler ileri sürülmüş olmakla birlikte, İslâm âlimlerinin çoğunluğu Firavun’un bu imanının geçerli olmadığı sonucuna ulaşmışlardır. Mısır’da firavunların cesetleri mumyalanarak koruma altına alınıyordu. 92. âyetten ise Hz. Mûsâ’ya karşı direnen ve denizde boğulan bu Firavun’un cesedinin mumyalanmadan, bir mûcize eseri korunmuş olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Cebelein mevkiinde, mumyalanmadığı halde hiç bozulmamış bir ceset bulunmuştur. British Museum’da muhafaza edilen bu cesedin en az 3000 yıllık olduğu tesbit edilmiştir (Firavun, Firavun’un boğulması, âyetteki “deniz” ile nerenin kastedildiği ve son andaki imanıyla ilgili görüşler hakkında bk. A‘râf
7:135-136; Ömer Faruk Harman, “Firavun”, DİA, XIII, 118-121). 93. âyette İsrâiloğulları’nın Firavun’un zulmünden kurtarıldıktan sonra seçkin, güzel ve emin bir yere yerleştirildikleri, nimetlerle donatıldıkları ve ancak ilim geldikten sonra ayrılığa düştükleri belirtilmektedir (bu yerin neresi olduğu hakkındaki görüşler için bk. A‘râf
7:137; “ilmin gelmesi” ve “ihtilâfa düşmeleri”nin anlamı hakkında bk. Âl-i İmrân
3:19).
Yemin olsun ki biz İsrailoğullarını güzel bir yurda yerleştirmiştik ve onlara temiz nimetlerden rızık vermiştik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılığa düşmemişlerdi. Şüphesiz ki Rabbin, anlaşmazlığa düştüğü şeyler hakkında kıyamet günü aralarında hükmedecektir.
Andolsun biz, İsrâiloğulları'nı iyi bir yere yerleştirdik ve onlara güzel rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler de, bilgi geldikten sonra ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, kıyamet günü, anlaşmazlığa düştükleri şey hakkında aralarında hüküm verecektir.
Gerçekten Biz, İsrâîloğulları'nı güvenli bir yere yerleştirdik. Onları temiz ve hoş nimetlerle rızıklandırdık. Kendilerine ilim¹ gelinceye dek ihtilafa düşmediler. Rabb'in, aralarında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında Kıyamet Günü hükmünü verecektir.
1- Vahyin ortaya koyduğu gerçekler. Vahiy. Vahiy, onların isteklerine uymayan birtakım kurallar koyunca.
Andolsun Biz İsrailoğullarını, hoşlarına gidecek güzel bir yerde yerleştirdik ve temiz şeylerden kendilerine rızık(lar) verdik. Kendilerine ilim gelinceye (kitap ve peygamber gönderilinceye) kadar ihtilafa-anlaşmazlığa düşmemişler, (bâtıl ve bozuk hayat sistemi üzerinde uyuşagelmişlerdi.) Şüphesiz Rabbin, aralarında anlaşmazlığa düştükleri şey konusunda kıyamet günü hüküm verecektir.
Andolsun ki biz İsrailoğullarını güzel bir yere yerleştirdik ve onları, tertemiz şeylerle rızıklandırdık. Kendilerine bilgi gelinceye dek de ayrılığa düşmediler. Şüphe yok ki Rabbin, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında kıyamet günü, aralarında hükmedecek.
Derken İsrailoğullarını, güzel ve emin bir yere yerleştirdik ve kendilerini temiz ve hoş rızıklarla rızıklandırdık. Ama ne zaman ki, vahiy yoluyla kendilerine hakikat bilgisi geldi, ancak o zaman aralarında çekişmeye ve farklı görüşler benimsemeye başladılar. Allah çekişmeye düştükleri her konuda, kıyamet günü aralarında elbette hüküm verecektir.
Andolsun, biz İsrailoğulları'nı samimi dindarlara layık bir yurda yerleştirmiş, onlara helâl, temiz ve sağlıklı rızıklar vermiştik. Kendilerine doğru bilgiler gelinceye kadar ayrı baş çekip kasıtlı ihtilâfa çıkarmadılar. Rabbin kasıtlı ihtilâf çıkardıkları, çarpıttıkları konularda, kıyamet günü, aralarında hükmünü icra edecektir.
Andolsun biz İsrailoğullarını iyi bir yere yerleştirdik ve onları temiz şeylerle rızıklandırdık. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz Rabbin kıyamet günü, ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında hükmünü verir.
Andolsun, biz İsrailoğullarını, hoşlarına gidecek güzel bir yerde yerleştirdik ve temiz şeylerden kendilerine rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar anlaşmazlığa düşmediler. Şüphesiz Rabbin, aralarında anlaşmazlığa düştükleri şey konusunda kıyamet günü hüküm verecektir.
Gerçekten İsrâiloğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve kendilerini hoş nimetlerle rızıklandırdık. Nihayet ayrılığa düşmeleri de kendilerine ilim (Tevrat'daki ahir zaman peygamberine ait vasıflar) geldikten sonra oldu. Şüphe yok ki o ayrılığa düştükleri şeylerde (dinî emirler hakkında), Rabbin, kıyamet günü hükmünü verecektir.
Andolsun! Biz İsrailoğulları için güzel bir yer hazırladık. Hoş ve güzel şeylerden onları rızıklandırdık. İlim onlara gelmeden ihtilafa düşmediler. Şüphesiz senin Rabbin kıyamet günü, ihtilaf ettikleri konularda, aralarında hükmünü verecektir.
İsrail oğullarını, iyi bir yerde yerleştirmişiz, temiz azık vermişiz, imdi kendilerine bilgi gelene değin, ayrışmamış idiler, Tanrın kıyamet günü, ayrıştıkları şeyde araların yargılar
Andolsun ki, biz, İsrailoğullarını çok güzel (ve güvenli) bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar sunduk. Kendilerine hakikatin bilgisi (vahiy yoluyla) gelinceye kadar anlaşmazlığa düşmemişlerdi. Şüphe yok ki, Rabbin kıyamet günü anlaşmazlığa düştükleri konularda haklarında hüküm verecektir.
Bkz.
7:137,
26:59-60Kendilerine hakikatin bilgisi gelmeden anlaşmazlığa düşmüyorlardı, çünkü onlar daha önce cahillikte ve nankörlükte birlikte hareket ediyorlardı. Dünyalık menfaatleri için ayrılığa düşmüyorlardı ama bekledikleri nebi kendi soylarından gelmeyince anlaşmazlığa düştüler.Tevrat’ta geleceği yazılı olan son peygamberi bütün Yahudiler heyecanla bekliyordu. Ne zaman ki Allah, Mekke’den Kureyş Kabilesinden Muhammed isminde birisini peygamber olarak seçip gönderdi, Yahudiler hemen karşı çıkarak ve isyan ederek ayrılığa düştüler. Çünkü onlara göre; gelecek olan son nebinin de Harun Peygamberin soyundan olması gerekiyordu. Oysa peygamberler sadece Allah’ın birer elçisidir. Onların herhangi bir soydan gelmesi ne o soyun Allah katındaki itibarını yükseltir ne de o soya ekstra bir değer katar. İnsanların ve soyların itibarı verecekleri hizmete ve gösterecekleri sadakate bağlıdır. Hatta bu konuda Allah resulü “soyumdan gelenler değil yolumdan gidenler kurtulacaktır“ buyurarak kan bağı ya da akrabalığın bu konuda bir anlam ifade etmeyeceğini belirtmiştir. Günümüzde seyyid yani peygamber soyundan olduklarını iddia ederek inananları istismar edenlere de açık bir uyarı yapılmaktadır.
And olsun ki, İsrailoğullarını iyi bir yere yerleştirdik, onlara temiz rızıklar verdik, kendilerine bir bilgi gelene kadar ayrılığa düşmediler. Rabbin, ayrılığa düştükleri şeylerde şüphesiz kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
Andolsun biz İsrailoğullarını güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz nimetlerden rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki Rabbin, kıyamet günü onların, aralarında ihtilaf etmekte oldukları şeyler hakkında hükmedecektir.
İsrail oğullarına onurlu bir yer bağışladık ve onlara güzel rızıklar verdik. Fakat, kendilerine ilim geldikten sonra ayrılığa düştüler. Rabbin, diriliş günü, ayrılığa düştükleri konuda aralarında hüküm verecektir
Gerçekten İsrailoğulları'nı çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara hoş nimetlerden rızıklar verdik. Anlaşmazlığa düşmeleri de kendilerine ilim geldikten sonra oldu. Şüphe yok ki, Rabbin, o anlaşmazlığa düştükleri konularda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
Filhakıka Benî İsraili cidden güzel bir yurda yerleştirdik ve hoş ni'metlerden merzuk kıldık, nihayet ihtilâf etmeleri de kendilerine ilim geldikten sonra oldu, şüphe yok ki o ıhtilâf edib durdukları şeylerde rabbın kıyâmet günü aralarında hukmünü verecek
Andolsun ki biz, İsrâîl oğullarını çok güzel bir yurda yerleşdirmişizdir. Onlara en temiz (ni'met) lerimizden rızıklar vermişizdir. Fakat kendilerine ilim gelinceye kadar ihtilâfa düşmediler (de ondan sonra ihtilâfa başladılar). Şüphesiz Rabbin, aralarında ihtilâf etmekde oldukları şeyler hakkında kıyaamet günü hükmünü verecekdir.
And olsun ki İsrâiloğullarını güzel bir yurda (Mısır'a ve Şam'a) yerleştirdik ve onları temiz şeylerden rızıklandırdık. Kendilerine ilim (Tevrât) gelinceye kadar da ihtilâfta bulunmadılar. Muhakkak ki Rabbin, üzerinde ihtilâfa düşmekte oldukları şeyler hakkında kıyâmet günü aralarında hüküm verecektir.
Bizde İsrailoğullarını, onlar için en doğru bir mekâna yerleştirdik. Onlara tertemiz rızıklardan verdik. İlim (Allah’ın mesajları) onlara geldikten sonra, aralarında ayrılıklara düştüler. Senin Rabbin, ayrılığa düştükleri konularda, onların hakkında ki hükmünü kıyamet gününde elbette verecektir.
Biz İsrail oğullarını Şam gibi âlâ bir yere yerleştirdik. Onlara pâk şeylerden rızk verdik, kendilerine ilim gelinceye kadar onlar ihtilâfa düşmediler [⁵]. Şüphesiz, Rabbin kıyamet günü hak ile bâtılı ayırarak aralarındaki ihtilâflarını bitirecektir.
[5] Yani Kur'an-ı Kerîm gelmeden evvel ihtilâf etmiyorlardı. Fakat geldikten sonra ihtilâfa düştüler. Bir kısmı inandı, bir kısmı inkâr etti.
Hiç şüphesiz İsrail oğullarını doğruluk yurduna yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. (Ama onlar ihtilafa düştüler.) Kendilerine ilim gelinceye kadar da anlaşmazlığa düşmediler. Şüphesiz Rabbin, aralarında, anlaşmazlığa düştükleri şey konusunda kıyamet günü hüküm verecektir.
Gerçekten biz, İsrail Oğulları’nı çok güzel ve güvenli bir yurda yerleştirdik ve onlara tertemiz nîmetler bağışladık. Fakat onlar, kendilerine Allah’ın vahyi olan ilim geldikten sonra, sırf azgınlıklarından dolayı hakkı inkâr edip ayrılığa düştüler. Allah onlara, ellerindeki Tevrat’ı onaylayan yeni bir kitap ve yeni bir Peygamber gönderince, kimisi ona inandı, kimisi inkâr etti. Elbette Rabb’in, ayrılığa düştükleri konularda, mahşer gününde aralarında hükmünü verecektir.
And olsun, İsrail’in oğullarını doğruluk makamlarına yeniden getirdik!
Onları Temizler’den rızıklandırdık.
Onlara İlim gelinceye kadar ihtilaf etmediler.
Senin rabbin, ihtilaf ediyor oldukları şeylerde Kıyamet günü aralarında hüküm verir.
Ve (arkasından) İsrâil oğullarını son derece güzel bir yere yerleştirdik ve onlara tertemiz şeylerden rızklar verdik de onlar kendilerine (vahiy yoluyla) ilim gelince hemen aralarında ayrılığa düştüler. 1Şüphesiz Rabbin onların aralarında anlaşmazlığa düştükleri şeyler hakkında ki hükmünü, kıyamet günü verecektir.
1 Çünkü onlar daha önce cahillikte ve küfürde ittifak halinde idiler. Zîrâ bu ittifak dünyalık menfaatleri için gerekliydi. Ayrıca âyetin bu bölümü “Ve (arkasından) İsrâil oğullarını son derece güzel bir yere yerleştirdik ve onlara tertemiz şeylerden rızklar verdik de onlar (vahiy) ilminin gerisinde kalınca hemen aralarında ayrılığa düştüler.” şeklinde anlaşılabilir.
Derken, İsrailoğulları'na son derece güzel, emin bir yurt tayin ettik 113 ve kendilerini temiz ve hoş rızıklarla rızıklandırdık. Ama, ne zaman ki [vahiy yoluyla] kendilerine (hakikat) bilgi(si) geldi, ancak o zaman aralarında çekişmeye, farklı görüşler benimsemeye başladılar: Allah, çekişmeye düştükleri her konuda Kıyamet Günü aralarında elbette hüküm verecektir. 114
Andolsun ki biz İsrailoğullarını güzel ve güvenilir yerlere yerleştirmiş ve onları tertemiz ve güzel yiyeceklerle rızıklandırmıştık. Kendilerine ilahi mesaj gelinceye kadar aralarında görüş ayrılığı yoktu. Şüphesiz Rabbin, kıyamet gününde ayrılığa düştükleri konularda onların arasında hüküm verecektir.42/10, 98/1
Sonunda, İsrâiloğullarını verimli ve güvenli bir yere yerleştirmiş olduk;[1670] ve onlara temiz ve helâl rızıklar ihsan ettik; durdular durdular da, kendilerine hakikatin bilgisi geldikten sonra ihtilaf ettiler: Elbette senin Rabbin, Kıyamet Günü hakkında anlaşmazlığa düştükleri konularda aralarında hüküm verecektir.
[1670] Çevirinin iç bütünlüğünü sağlamak amacıyla, tüm çevirimiz boyunca le-kad pekiştirme edatını “doğrusu …mıştı” kalıbıyla çevirmeye özen gösterdik. Bunun, anlam akışının zorunlu kıldığı çok az istisnalarından biri de bu âyettir.
Ve andolsun ki, İsrailoğullarını sâlih (doğru) bir yurda yerleştirdik. Ve onları tertemiz şeylerden merzûk ettik. Sonra kendilerine ilim gelinceye kadar ihtilâfta bulunmadılar. Şüphe yok ki, Rabbin onların arasında ihtilâfa düştükleri şeyler hakkında Kıyamet günü hükmedecektir.
Biz İsrailoğullarını güzel bir yerde yerleştirdik, onlara helâl hoş rızıklar verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ihtilafa düşmediler, fakat ondan sonra ihtilafa başladılar. Elbette Rabbin, aralarında ihtilaf ettikleri hususlarda kıyamet günü hükmünü verecektir. [7, 137; 26, 59-60]
Andolsun biz, İsrail oğullarını iyi bir yere yerleştirdik ve onlara güzel rızıklar verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılığa düşmediler (de bilgi geldikten sonra ayrılığa düştüler). Şüphesiz Rabbin, kıyamet günü, anlaşmazlığa düştükleri şey hakkında aralarında hüküm verecektir.
İsrailoğullarını doğru bir yurda yerleştirmiş, kendilerine temiz rızıklar vermiştik. Onlara bu bilgi (Kur’an) gelinceye kadar ayrılığa düşmemişlerdi. Senin Rabbin, anlaşamadıkları konularda (mezardan) kalkış günü aralarında hüküm verecektir.
İsrailoğullarını hoşlanacakları evlere yerleştirmiş, temiz yiyeceklerle onları rızıklandırmıştık. Kendilerine ilim gelene kadar da anlaşmazlığa düşmemişlerdi. Şüphesiz Rabbin, anlaşamadıkları konu hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
Biz İsrailoğullarını güzel bir yurda yerleştirdik, temiz ve hoş yiyeceklerle rızıklandırdık. Onlar da ancak kendilerine ilim geldikten sonra anlaşmazlığa düştüler. Fakat Rabbin onların anlaşmazlığa düştüğü şey hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
Yemin olsun, biz, İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve kendilerine temiz yiyeceklerden rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ihtilafa düşmediler. Hiç kuşkusuz, Rabbin, tartışmakta oldukları şey hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
daħı bayıķ yir virdük benį isrāyįl'e girçeklik yiri daħı rūzį virdük anları arulardan. pes ŧartışmadılar tā geldi anlara bilmek bayıķ çalabuñ hükm eyler aralarında [110b] ķıyāmet güni anuñ içinde kim oldılar anuñ içinde dartışurlar.
Daḫı biz yirlendürdük Benī İsrā’īli yaḫşı menzillerde ki Mıṣr ve Şāmiḳlīmidür. Daḫı rızḳ virdük anlara yaḫşı ni‘metlerden. Pes bölük bölük ol‐madılar ḥattā özlerine ‘ilm gelgenden ṣoñra. Taḥḳīḳ Tañrı Ta‘ālā ḥükm eyleranlar ortasında ḳıyāmet güninde ol nesnede ki çekişürlerdi.
İsrail oğullarına (Misirdə və Şamda) çox gözəl bir yerdə təmiz (halal) ruzi verdik. Onlar özlərinə bir elm (Qur’an) gələnə qədər ixtilafda olmadılar. (Yəhudilər Tövratda Muhəmməd peyğəmbər haqqında oxumuşdular, onun əlamətlərini bilir və gələcəyinə inanırdılar. Lakin Qur’an nazil olduqda həsədləri üzündən əksəriyyəti onun peyğəmbərliyini inkar etdi). Qiyamət günü (Ya Rəsulum!) Rəbbin ixtilafda olduqları məsələlər barəsində aralarında hökm verəcəkdir!
And We verify did allot unto the Children of Israel a fixed abode, and did provide them with good things; and they differed not until knowledge came unto them. Lo! thy Lord will judge between them on the Day of Resurrection concerning that wherein they used to differ.
We settled the Children of Israel in a beautiful(1474) dwelling-place, and provided for them sustenance of the best: it was after knowledge had been granted to them, that they fell into schisms. Verily Allah will judge between them as to the schisms amongst them, on the Day of Judgment.*
1474 After many wanderings the Israelites were settled in the land of Canaan , described as "a land flowing with milk and honey" (Exod.
3:8). They had a prosperous land; and they were supplied with spiritual sustenance by men sent to deliver Allah's Message. They should have known better than to fall into disputes and schisms, but they did so. This was all the more inexcusable considering what bounties they had received from Allah. The schisms arose from selfish arrogance, and Allah will judge between them on the Day of Judgement, (Cf.
45:17).