Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 6183, sondan 54. ayet; 104. sure ve bu surenin 4. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 4, harf sayısı 17 ve toplam ebced değeri ise 1076 olarak hesaplanmıştır.
Kellâ(s) leyunbeżenne fî-lhutame(ti)
Hayır! Andolsun ki o, Hutâme’ye atılacaktır.
Hutame, “kıran, parçalayan” anlamında bir sıfat olup içine atılan her şeyi yakarak kırıp geçiren cehennemi veya onun özel bir bölümünü ifade eder. “Hayır!” anlamına gelen 4. âyetin başındaki kellâ kelimesi, asıl gerçeğin yukarıda nitelikleri anlatılan o bedbaht inkârcının düşündüğü gibi olmadığını gösteren bir uyarı amacı taşır. Nitekim devamında onun mutlaka cehenneme atılacağı bildirilmektedir. 5. âyetteki soruyla cehennemin son derece korkunç bir yer olduğuna vurgu yapılmıştır.
Burada dünyadayken gönül incitip yürek yakan suçluların, günahkârların –zindandaki mahpuslar, esirler gibi– uzun direklere, sütunlara bağlandıkları, ateşten kaçıp kurtulmanın mümkün olmadığı bir cehennem tasviri yapılmaktadır. Öyle ki, her şeyi yakıp kavuran ateş, ta yüreklere kadar bütün vücudu sarıp kuşatıyor! Çünkü o günahkâr da dünyada zayıf, çaresiz mâsumların yüreklerini yakmıştı. Her kötülük önce kalptedir, oradan başlar ve sonrasında inkâr, hakaret, küfür, alay, aşağılama, çekiştirme, saldırı vb. eylemler olarak dışa taşar. Onun için âyette azabın da kalpleri saracağı belirtilmiştir.
Hayır! Şüphesiz ki o, [Hutame]’ye atılacaktır.
4,5,6,7,8,9. Hayır! Andolsun ki o, Hutame'ye atılacaktır. Hutame'nin ne olduğunu bilir misin? Allah'ın, tutuşturulmuş, kalplerin cıdarına işleyen ateşidir. Onlar, bu ateşin içinde uzatılmış sütunlara bağlanmış haldeyken o ateş, üzerlerine kapatılmıştır.
Hayır, kesinlikle bildiği gibi değil, kesinlikle o hutameye atılacak.
Hayır; andolsun o, 'hutame'ye atılacaktır.
İş öyle değil, andolsun ki o, kırıp döken, silip süpüren cehenneme atılır.
İş öyle değil andolsun ki, o kırıp döken, silip süpüren cehenneme atılır.
Böyle yapmaktan kaçının! Böyleleri, kesinlikle ezip içine çeken yere, Cehennem'e atılacaktır.
Hayır. Andolsun ki o Hutame'ye atılacaktır.
Hayır; andolsun o, 'hutame'ye atılacaktır.
Hayır, (malı onu kurtaramaz). Muhakkak o Hutame'ye (ateşe) atılacaktır.
Hayır, öyle olmayacaktır! Kesinlikle o, her şeyi yakıp yıkan Cehenneme atılacaktır.
Öyle değil, herhalde cehenneme konulacak!
Hayır bunlar boş hayaller! Andolsun ki o, Hutame'ye atılacaktır.
Daha fazla üretmek için işini büyüten, daha fazla adam çalıştırmak için istihdama yönelik yatırımlar yapan, eşit ve âdil bir hayat için infak eden, çalıştırdığı insanların hakkını tam olarak veren servet biriktiremez. Sadece servet biriktirmeye odaklanmış insanların istihdam diye, infak diye bir derdi olmaz, paylaşmak, sosyal adaleti sağlamak diye bir sorumluluğu bulunmaz. Onun için servet yığanlar şiddetle yadırganıyor ve ateşe atılacakları vurgulanıyor.
Hayır; o, and olsun ki, Hutame'ye atılacaktır.
Hayır! Andolsun ki o, Hutame'ye atılacaktır.
Asla; onu Hutama'ya atacağım.
Hayır, andolsun ki, o hutame (cehennem)ye atılacaktır.
Hayır celâlim hakkı için atılacaktır o (tamuya) hutameye
Hayır, O, andolsun (hor ve hakîr) «Hutame» ye (tamuya) atılacak.
Hayır! And olsun ki (o), Hutame'ye atılacaktır!
Hayır! O kesinlikle hutame’ye (tutuşturulmuş ateşe) atılacaktır.
Yok yok, öyle sanmasın, o «Hutame»ye atılacaktır.
Hayır! Kesinlikle o, “hutame”ye atılacaktır.
Hayır, asla! Çünkü o, cehennemde Hutame’ye atılacaktır!
Hayır! And olsun, Hutame’ye atılır.
Hayır (bu onların zannettikleri gibi değil.) Yemin olsun ki onlar, hutame’ye1 atılacaktır.
1 Hutame: Önüne geleni kırıp geçirmek, yalayıp yutmak demektir. Âdeti olduğundan dolayı cehennemin bir adına da “Hutame” denilmiştir. Hutame, Hümeze lümeze vezninde “Hutame”, Kâria Sûresi'nde “haviye”, “narun hamiye”, Tekâsür Sûresi'nde de “cahim” diye ismi geçen cehennemin isimlerinden birisidir. Eski Türkçe'de cehenneme “Tamu” denilmiştir. (
104:4)
Hayır, tersine, [öteki dünyada] çökerten bir azaba 4 terk edilecektir o!
Asla! Yeminle söylüyorum ki o Hutameye atılacak. 3/180, 89/15…23
Hayır, aksine o kırıp geçiren ve iliklere işleyen bir ateşin dibine savurulacak.
Yok yok öyle değil, elbette ki o Hutame'ye atılacaktır.
Hayır! (Vazgeçsin bu hülyadan, malı kendisini kurtaramaz) Mutlaka o Hutame'ye fırlatılır.
Hayır, andolsun ki o, Hutame'ye atılacaktır.
Yok, yok o, kesinlikle Hutame’ye atılacaktır.
Hayır, Kesinlikle o hutameye atılacak.
Heyhat! Hiç kuşkusuz, o hutame'ye atılacaktır.
Hayır, iş, sandığı gibi değil! Yemin olsun ki fırlatılıp atılacaktır o kırıp geçirene, yalayıp yutana/Hutame'ye.
degül eyle! bayıķ bıraġın-ıla sıyıcı içine.
Eyle degül. Māl kimseyi ölümden ḳurtarmaz. Bıraġılaçaḳdur süñükler ṣındurı‐cı içine.
Xeyr! (Heç də onun güman etdiyi kimi deyildir). O mütləq (Cəhənnəmin alt mərtəbələrindən biri olan) Hütəməyə atılacaqdır!
Nay, but verily he will be flung to the Consuming One.
By no means! He will be sure to be thrown into That which Breaks to Pieces,(6267)*
6267 Hutamah: that which smashes or breaks to pieces: an apt description of the three antisocial vices condemned. For scandalmongering and backbiting make any sort of cohesion or mutual confidence impossible; and the miser's hoards block up the channels of economic service and charity, and the circulation of good-will among men.