Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1503, sondan 4734. ayet; 11. sure ve bu surenin 30. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 10, harf sayısı 38 ve toplam ebced değeri ise 3016 olarak hesaplanmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (5) ل (3) ر (3) bulunuyor.
ويا قوم من ينصرني من الله ان طردتهم افلا تذكرون
وياقوممنينصرنيمناللهانطردتهمافلاتذكرون
Veyâ kavmi men yensurunî mina(A)llâhi in taradtuhum(c) efelâ teżekkerûn(e)
“Ey kavmim! Eğer ben onları kovarsam, beni Allah’tan kim koruyabilir? Hiç düşünmüyor musunuz?”
Kavminin mal ve servete düşkün olan ileri gelenleri Hz. Nûh’un da peygamberliği istismar ederek para, makam ve mevki sahibi olmak istediğini, bu yolla kavmi içerisinde üstünlük sağlamaya çalıştığını düşünüyorlardı (bk. Mü’minûn
23:24). Hz. Nûh âyetteki açıklamasıyla böyle bir niyetinin bulunmadığını ilân etti. İlâhî mesajı karşılıksız olarak tebliğ etmek peygamberlerin tevhid mücadelesinde büyük önem taşımaktadır. Bu sebeple Nûh’tan sonra gelen her peygambere yaptığı görev karşılığında kavminden herhangi bir ücret istemediğini onlara bildirmesi emredilmiştir (meselâ bk. Şuarâ
26:105-180). Aynı şekilde Hz. Muhammed’den de kavmine, “Sizden yakınlığa sevgi duymanızdan başka bir karşılık istemiyorum” demesi istenmiştir (bu sözün değişik yorumları için bk. Şûrâ
42:23). Tarih boyunca inkârcı toplumların ileri gelenleri peygambere inanan fakirleri küçümsemişlerdir. Nitekim Hz. Peygamber zamanındaki ileri gelen müşrikler de ona inanan fakirlere karşı aynı davranışı sergilemişlerdi (bk. En‘âm
6:52). 27. âyetten itibaren konunun akışından ve Hz. Nûh’un kavmine verdiği cevaptan anlaşılacağı üzere aristokrat müşrikler fakir müminlerle aynı mecliste bulunmayı içlerine sindiremiyorlardı. Bu sebeple Hz. Nûh’un çağrısını kendisiyle baş başa tartışmak maksadıyla fakir müminleri yanından kovmasını istediler. Böyle bir teklif Allah’ın emrine aykırı olduğu gibi aklıselime de aykırıydı; bu zulmü ne din kabul ederdi ne de akıl! İnsanlık şerefiyle bağdaşmayan bu teklifi kabul ettiği takdirde Allah’ın azabını hak edeceğini bilen Hz. Nûh, ”Onları kovarsam beni Allah’a karşı kim koruyabilir, düşünmüyor musunuz?” diyerek bunun büyük bir haksızlık olacağına işaret etti. Hz. Nûh kavmiyle gerçekleştirdiği bu diyalogda üç defa “ey kavmim!” diyerek onların akrabalık duygularına hitap edip kendisinin onlardan biri olduğuna, dolayısıyla onlar için iyilik istediğine, şefkat ve merhametle muamele ettiğine, onlardan da kendisine karşı sevgi ve iyi niyet beklediğine işaret ediyordu.
Ey kavmim! Ben onları kovarsam, beni Allah’tan kim koruyabilir ki! Hiç (gerçeği) hatırlamıyor musunuz?
“Ey kavmim! Ben onları kovarsam, beni Allah'ın azabından kim korur? Düşünmüyor musunuz?”
“Ey halkım! Eğer onları yanımdan kovacak olursam, Allah'a karşı bana kim yardımcı olacak? Hiç düşünmüyor musunuz?”
“Ey kavmim! (Siz istemiyorsunuz diye) Ben bunları (yanımdaki horladığınız sadıkları) kovarsam, Allah’tan (gelecek azaba karşı) bana kim yardım edebilir? Hiç düşünmez misiniz?”
Onları kovarsam ey kavmim, Allah'tan başka kim yardım eder bana, hiç de mi düşünmezsiniz?
Hem ey kavmim! Eğer onları yanımdan kovarsam, söyleyin Allah'a karşı kim korur, kim savunur beni? Hiç düşünmüyor musunuz?
“Ey kavmim, ben onları kovarsam, beni Allah'ın azâbından kim korur? Hâlâ ibret alıp düşünmüyor musunuz?” dedi.
Ey kavmim! Ben onları kovacak olursam Allah'a karşı bana kim yardımcı olur? Düşünmüyor musunuz?
'Ey kavmim, ben onları kovarsam, Allah'tan (gelecek azaba karşı) bana kim yardım edecek? Hiç düşünmez misiniz?'
Ey kavmim! (Etrafındakileri kov, biz sana iman ederiz, teklifiniz üzerine) , ben onları kovarsam Allah'ın intikamından beni kim kurtarabilir? Hiç de düşünmez misiniz?
29, 30. “Ey kavmim! Ben bu görevime karşı sizden bir mal istemiyorum. Benim ücretim, yalnızca Allah’a aittir. Ben o inananları kovacak da değilim. Onlar Rableri ile karşılaşacaklar. Ben yalnızca sizin cahil bir toplum olduğunuzu görüyorum. Ey kavmim! Eğer onları kovarsam, Allah’a karşı kim bana yardım edebilir? Artık düşünmeyecek misiniz?!”
Ey ulusum! Ben onları kovarsam, Allaha karşı bana kim yardım eder, düşünmüyor musunuz?
“Ey kavmim! Eğer ben inananları yanımdan kovarsam, beni Allah'tan kim koruyabilir? Hiç düşünmüyor musunuz?”
"Ey milletim! Onları kovarsam, Allah'a karşı beni kim savunur? Düşünmez misiniz?"
Ey kavmim! Ben onları kovarsam, beni Allah'tan (onun azabından) kim korur? Düşünmüyor musunuz?
"Ey halkım, onları kovarsam ALLAH'a karşı kim bana yardım edecek? Düşünmez misiniz?"
"Ey kavmim, ben onları etrafımdan kovacak olursam, Allah'dan beni kim kurtarabilir? Siz hiç düşünmez misiniz?"
Hem ey kavmim! Ben onları koğarsam Allahdan beni kim kurtaracak? Artık bir düşünmez misiniz?
«Ey kavmim, ben onları koğarsam Allahdan (Allahın intikaamından) beni kim (kurtarabilir, bana kim) yardım eder? Hiç de düşünmez misiniz?»
“Ey kavmim! Eğer onları kovarsam, Allah'(dan gelecek azâb)a karşı bana kim yardım eder? Artık hiç ibret almaz mısınız?”
Ey Kavmim! “Eğer ben, bana inananları dışlayıp yüzüstü bırakırsam, Allah’ın azabına karşı bana kim yardım edecek? Düşünmüyor musunuz?”
«— Ey kavmim! Ben onları kovarsam Allah/tan kurtarmak için bana kim yardım edebilir? Daha nasihat kabul etmez misiniz?»;
“Ey kavmim! Onları kovarsam, Allah'a karşı bana kim yardım eder? Artık kendinize gelmez misiniz?”
Ey halkım! Bu fakir müminleri yanımdan uzaklaştırdığım takdirde bu dini kabul edebileceğinizi söylüyorsunuz. İyi de, eğer onları yanımdan kovacak olursam, beni Allah’ın gazâbından kim kurtarabilir; işin bu yönünü hiç düşünmüyor musunuz?
-“Ey kavmim! Onları kovarsam, Allah’a karşı bana kim yardım eder? Düşünüp öğüt almaz mısınız?”.
“Ey kavmim! Eğer ben onları kovarsam, Allah’tan (gelecek azaba karşı) bana kim yardım edecek? Siz hâlâ bunu idrak etmeyecek misiniz?”
Hem, ey kavmim, eğer onları yanımdan kovarsam, söyleyin, Allah'a karşı kim korur, kim savunur beni? Bunu hiç aklınıza getirmiyor musunuz?
– Ey Halkım, eğer ben bunları kovarsam, Allah’a karşı beni kim savunup yardım edebilir? Hiç düşünmüyor musunuz? 6/52, 18/28
Bakın ey kavmim! Eğer onları etrafımdan uzaklaştırırsam, Allah’tan gelebilecek bir cezaya karşı bana kim yardım eder? Bunu da mı düşünemiyorsunuz?[1717]
[1717] Nûh Peygamber hakikat kavgası verirken, inkârcı muhatapları sınıf kavgası veriyorlardı. Tek dertleri zulüm ve küfürle elde ettikleri güç, servet ve iktidarın ellerinde kalmasını sağlamaktı.
«Ve ey kavmim! Eğer ben onları kovar isem bana Allah Teâlâ'dan başka kim yardım eder. Artık hiç düşünmez misiniz?»
“Ey halkım! Ben onları kovacak olsam Allah indinde bu sorumluluktan beni kim kurtarabilir, Kim bana yardım edebilir? Artık bir düşünmez misiniz?
Ey kavmim, ben onları kovarsam, Allah'a karşı beni kim savunur? Düşünmüyor musunuz?
“Ey halkım! Onları kovarsam, Allah’tan beni kim kurtarabilir? Bilgilerinizi kullanmaz mısınız?”
-Ey Halkım, eğer ben onları kovarsam, Allah'a karşı bana kim yardım edebilir?! Hiç düşünmüyor musunuz?
“Ey kavmim! Onları kovacak olursam Allah'ın elinden beni kim kurtarır? Hiç düşünmüyor musunuz?
"Ey toplumum! Eğer ben onları paylayıp kovarsam, Allah'a karşı bana kim yardım edebilir? Hâlâ düşünmüyor musunuz?"
“daħı iy ķavmum! kim arķa vire baña Tañrı’dan eger sürem anları pes ögütlenmez misiz?”
Daḫı: İy benüm ḳavmüm, didi. Kim ḳurtarur beni Tañrı Ta‘ālā ‘aẕābından egerben anları sürersem. Pes niçün Allāhı añmazsız?
Ey camaatım! Əgər mən onları qovsam, (bu hərəkətimə görə) məni Allahın əzabından kim qurtara bilər? Məgər (səhv etdiyinizi) düşünmürsünüz?
And, O my people! who would deliver me from Allah if I thrust them away? Will ye not then reflect?
"And O my people! who would help me against Allah if I drove them away? Will ye not then take heed?(1521)*
1521 But (seventhly) again he pleads, with as much earnestness as ever, that he is one of themselves, and just doing his truest duty. Would they have him do less? Indeed, would they not themselves see the Truth and come into the goodly company of Believers?