Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1510, sondan 4727. ayet; 11. sure ve bu surenin 37. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 11, harf sayısı 55 ve toplam ebced değeri ise 5102 olarak hesaplanmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (10) ل (5) ر (1) bulunuyor.
واصنع الفلك باعيننا ووحينا ولا تخاطبني في الذين ظلموا انهم مغرقون
واصنعالفلكباعينناووحيناولاتخاطبنيفيالذينظلمواانهممغرقون
Vasna’i-lfulke bi-a’yuninâ vevahyinâ velâ tuḣâtibnî fî-lleżîne zalemû(c) innehum muġrakûn(e)
“Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. Çünkü onlar suda boğulacaklardır.”
Hz. Nûh’un uzun süre sabır, metanet, şefkat ve merhametle kavmini dine davet etmesine rağmen çok az bir grubun dışında kimse iman etmedi. Kavmi onunla alay etmekle yetinmedi, cinnet getirmiş olduğunu ilân etti, bu da sonuç vermeyince isyan edip onu taşa tutarak öldürmekle tehdit etti (bk. Mü’minûn
23:25; Şuarâ
26:116). Çaresiz kalan Hz. Nûh, inkârcıların yok edilmesini Allah’tan niyaz etti (krş. Mü’minûn
23:26; Şuarâ
26:117-118; Nûh
71:26-27; Kamer
54:10). Yüce Allah, onun duasını kabul edip inkârcıların tamamını yok edeceğini peygamberine bildirdi (bk. Enbiyâ
21:76; Sâffât
37:75). Allah Teâlâ, daha önce iman edenler müstesna artık bundan sonra kimsenin ona iman etmeyeceğini, kavminin geçmişte işlediği günahlara, kendisini yalancılıkla suçlamalarına, inkârcılıkta ısrarlarına ve gördüğü eziyetlere üzülmemesini emredip artık azgınların başına gelecek felâketin yaklaşmakta olduğunu haber verdi; “Haktan sapanlar için bana başvuruda bulunma! Onlar boğulacaklar!” buyurarak felâketin (tûfan) boyutlarının ne derece büyük olduğuna işaret etti.
Gözlerimizin önünde ve vahyimiz (emrimiz) uyarınca gemiyi yap! Haksızlık edenler hakkında bana (herhangi bir şey) söyleme! Şüphesiz ki onlar mutlaka boğulacaklardır.”
Bu ayet aynı konu içeriği nedeniyle Mü’minûn
23:27 ile birlikte okunmalıdır.
“Gözetimimiz altında ve sana öğretilen şekilde gemiyi yap ve zâlimler hakkında bana başvurma! Çünkü, onlar boğulacaklardır” diye vahyolundu.
Bizim gözetimimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap. Zalimler hakkında benden bir istekte bulunma. Onlar boğulacaklardır.”
“(Şimdi) Sana vahyettiğimiz (öğrettiğimiz) doğrultuda ve gözetimimiz altında; (emredilen) gemiyi (sanatlı ve sistemli şekilde) imal edip yapıver. (Ve artık) O zalimler hakkında Bana hitap edip (talepte ve şefaatte bulunma). Çünkü onlar (sapkınlık ve saldırganlıklarının karşılığı olarak) suya batacak ve boğulacaklardır (artık bunu hak etmişlerdir). ”
Nezaretimiz altında ve vahyimize uyarak bir gemi yap, zulmedenler için af dileme benden, şüphe yok ki sularda boğulacak onlar.
Bizim gözetimimizde ve vahyettiğimiz biçimde, seni ve seninle beraber olanları, kurtaracak olan gemiyi inşa et. Yaratılış gayesi dışına çıkan kimseler hakkında, bana birşeyler söyleme, çünkü onlar suda boğulacaklardır.
“Gözlerimizin önünde, gözetimimiz altında, vahyimiz uyarınca gemileri inşa et. Zulmetmiş, haksızlık etmiş, hakkı tanımamış olanlar konusunda bana başvurma. Onlar kesinlikle boğulacaklar.”
“Fülk = gemi, gemiler, filo” kelimesi Kur-an-ı Kerim’de genellikle çoğul olarak kullanılmıştır. Yalnızca Hz. Nuh’la ilgili geçen yerlerde gelenek halinde tekil olarak kullanılması tercih edilmiştir. Zemahşerî, Ebüssuud Efendi, Nesefî, bu kelimenin çoğul olarak kullanılabileceğine işaret etmiştir. Hatta Mütercim Âsım Efendi, kamusunda “fülk” kelimesinin tekil olarak kullanıldığı yerlerde bu kelimeye müfred-müzekker zamir gönderildiğine, çoğul olarak kullanıldığı yerlerde müfred-müennes zamir gönderildiğine işaret etmiştir. Kur’an’da bunun sayısız örnekleri vardır. Bu mülâhazalarla “Nuh”un gemisi” şeklinde geçen ifadelerin, “Nuh’un gemileri” şeklinde anlaşılabileceğinin daha doğru olduğuna işaret etmek isteriz. Bk. Kur’an-ı Kerim;
11:38, 40, 41, 42, 44,
23:27, 28,
26:119,
36:41;
54:10;
71:26.
Bizim gözetimimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap. Zulmedenler hakkında bana hitap (dua) etme. Onlar suda boğulacaklardır."
'Gözetimimiz altında ve vahyimizle gemiyi imal et. Zulmedenler konusunda bana hitapta bulunma. Çünkü onlar sudaboğulacaklardır.'
Nezaretimiz altında ve vahyimiz gereğince gemi yap. Hem o zulmedenler hakkında, azabın kendilerinden kaldırılması için, bana dua etme; çünkü onlar, suda boğulacaklardır.
Kontrolümüz ve bilgimizle gemiyi yap. O zalimler hakkında Bizden bir şey isteme. Şüphesiz onlar batacaklardır.”
«Gözlerimiz önünde —vahyimiz gereğince— gemi yapasın, zulmedenler için bana söyleme, onlar suda boğulacak!»
“Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulmedenler hakkında (kurtulmaları için) benden bir istekte bulunma! Çünkü onlar (suda) boğulacaklardır.”
Ayetin ilk cümlesinden anlıyoruz ki; kim ve hangi şartlarda olursa olsun insan Allah’ın elçisi de olsa ve Hak din için yola çıkmış da bulunsa insan olarak dünyalık bütün şartları yerine getirmeli ve ondan sonra güvenini kaybetmeden olayların neticesini Allah’a havale etmelidir. Ali İmran
3:153’te buyrulduğu gibi “Bir işi yapmaya azmettiğin zaman Allah’a güven.” Buradaki “güven/tevekkül” işe niyet edip koyulduktan sonradır. Hz. Nuh Allah’ın gözetiminde gemiyi yapıyor ve ondan sonra yola koyuluyor. “Allah’ım bana bir gemi yap da onunla hayatta kalalım” demiyor.
36,37. Nuh'a, "Senin milletinden, inanmış olanlardan başkası inanmayacaktır; onların yapageldiklerine üzülme; nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap. Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır" diye Allah tarafından vahyolundu.
Gözlerimizin önünde ve vahyimiz (emrimiz) uyarınca gemiyi yap ve zulmedenler hakkında bana (bir şey) söyleme! Onlar mutlaka boğulacaklardır!
"Gözetimimiz altında vahyimizle gemiyi yap. Zalimler için bana baş vurma; onlar suda boğulacaklardır."
Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulüm yapanlar hakkında da bana bir şey söyleme. Çünkü onlar kesinlikle suda boğulacaklardır.
Bizim nezaretimiz altında ve vahyimiz dâiresinde gemi yap, hem o zulmedenler hakkında bana hıtab etme' çünkü onlar garkedilecekler
«Bizim nezâretimiz ve vahyimiz ile gemi yap. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. Çünkü onlar suda boğulmuşlardır (boğulacaklardır)».
“Bizim nezâretimiz altında ve vahyimiz ile gemiyi yap ve zulmedenler(inbağışlanmaları) hakkında bana (bir şey) söyleme (onlar için yalvarma)! Çünki onlar (pek yakında) suda boğulmuş (olacak) kimselerdir.”
“Bizim gözetimimiz altında ve sana vahy ettiğimiz şekilde gemiyi yap. Zulmedip haksızlık yapanlar hakkında benimle muhatap olma. Çünkü onların hepsi boğulacaklar” diye vahy olundu.
Gözümüzün önünde vahyimiz ile gemi yap. Zalim olanlar hakkında bana müracaat etme. Çünkü onlar suda boğulacaklardır.
“Bizim gözetimimiz altında ve vahyimizle gemiyi inşa et ve zulme sapanlar konusunda da bana hitapta bulunma. Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”
“Bizim kontrolümüz altında ve sana vahyettiğimiz bilgiler doğrultusunda, sizi büyük tufanda boğulmaktan kurtaracak gemiyi inşâ et ve bu zâlimler içinBana yalvarma, çünküonlar boğulacaklar!”
“Bizim belirlememize ve vahyimize uygun olarak Gemi’yi yap!
Zulmedenler hakkında bana hitap etme / başvurma!
Onlar, boğulacaklardır”.
(Ey Nûh!): “...Bizim gözetimimiz altında ve vahyimizle1 o gemiyi2 yap. Zâlimler(e mühlet vermem) konusunda da Bana bir şey söyleme. Çünkü onlar boğularak helâk olacaklardır.” diye vahyedildi.
1 Bu ifâdeden; Peygamberlerin, Allah’tan aldıkları bilgi ile insanlara gemi yapımına kadar her türlü bilgi ve sanatı öğrettiği anlaşılmaktadır. Yani buna göre, bilginin kaynağı akıl değil, vahiydir. 2 Buradaki “gemi” kelimesinin belirli (ma’rife) olmasından, Hz. Nûh (a.s)’ın önceden o gemiden haberi olduğunu veya Hz. Nûh’a geminin yapısı veya yapılacağı hakkında önceden vahiyle bilgi verildiği anlaşılabilir. Bk. (Mü’minun: 27)
Bizim gözetimimizde 59 ve vahyettiğimiz biçimde [seni ve seninle beraber olanları kurtaracak olan] tekneyi 60 inşa et ve haksızlığa sapanlar için bana başvurma, çünkü onlar boğulacaklar!”
– Şimdi sen bizim gözetimimizde ve vahyettiğimiz şekilde gemiyi inşa etmeye başla, sakın ola ki kendine yazık eden zalimler için bana yalvarma! Onlar kesinlikle boğulacaklar. 11/45
Bizim rehberliğimiz altında ve bildirdiğimiz şekilde[1727] gemiyi inşa et[1728] ve (bundan böyle) sakın (kendisine) zulmeden kimseler hakkında Bana başvurma! Şu kesin: onlar boğulacaklar.”
[1727] Lafzen: “vahyimizle” (Krş:
23:27).
[1728] Nûh kıssasını kendimize çağdaş kılacak olursak, bu ilâhî ferman bize şunu söyler: Sen, Kur’an’ın rehberliği altında hayat gemini inşa et! Tufana gark olacak bir tuğyan ortamından, ancak Allah’ın rehberliği altında inşa edilmiş bir hayat gemisiyle kurtulabilirsin.
«Gemiyi Bizim nezaretimiz ve vahyimiz ile yap ve zulmetmiş olanlar hakkında Bana müracaatta bulunma. Şüphe yok ki, onlar boğulmuşlardır.»
36, 37. Nuh'a şöyle vahyolundu ki: “Artık halkından, daha önce iman etmiş olanlar dışında, hiç kimse iman etmeyecek. Öyleyse o kâfirlerin yaptıklarından dolayı kederlenme de, Bizim gözetimimiz altında ve vahyimiz doğrultusunda, gemiyi yap ve o zalimler lehinde Ben'den hiçbir ricada bulunma. Çünkü onlar suda boğulacaklardır. ” [23, 27; 71, 26; 54, 10]
Gözlerimizin önünde ve vahyimiz gereğince gemiyi yap ve zulmedenler hakkında bana hitabetme (onların kurtuluşu için bana yalvarma); onlar mutlaka boğulacaklardır!
“Gözetimimizde ve vahyimize göre gemiyi yap. Yanlışlar içindeki o kimseler için de artık bana başvurma. Çünkü onlar boğulacaklardır.”
“Bizim gözetimimizde vahyettiğimiz şekilde gemi yap, zulmedenler için beni muhatap alma, onlar boğulacaklardır.
“Sen bizim gözetimimiz altında ve vahyimiz uyarınca gemiyi yapadur. Zulmedenler hakkında da artık Bana birşey söyleme. Çünkü onlar boğulmaya mahkûmdurlar.”
Vahyimize bağlı olarak gözlerimizin önünde gemiyi yap. Ve zulmedenler hakkında benimle karşılıklı laf edip durma. Onlar, mutlaka boğulacaklardır.
“daħı eyle gemi gözlerümüz ķatında iken daħı vaḥyumuz-ıla daħı söyleme baña anlaruñ içinde kim [114a] žulm eylediler bayıķ anlar ġarķ olınmışlardur.”
Daḫı gemi düzet bizüm ri‘āyetümüzle, vaḥyümüzle. Daḫı hīç du‘ā dilemebenden kāfirler‐çün ki anlar ġarḳ olaçaḳlardur.
Nəzarətimiz altında və vəhyimiz üzrə (sənə öyrədəcəyimiz kimi) gəmini düzəlt, zülm edənlər barəsində mənə müraciət etmə (onların bağışlanmalarını Məndən xahiş etmə). Çünki onlar suda boğulacaqlar!”
Build the ship under Our Eyes and by Our inspiration, and speak not unto Me on behalf of those who do wrong. Lo! they wilt be drowned.
"But construct an Ark under Our(1530) eyes and Our inspiration, and address Me no (further) on behalf of those who are in sin: for they are about to be overwhelmed (in the Flood)."*
1530 It was to be built under the special instructions of Allah, to serve the special purpose it was intended to serve.