Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1516, sondan 4721. ayet; 11. sure ve bu surenin 43. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 23, harf sayısı 86 ve toplam ebced değeri ise 3839 olarak hesaplanmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (18) ل (13) ر (3) bulunuyor.
قال ساوي الى جبل يعصمني من الماء قال لا عاصم اليوم من امر الله الا من رحم وحال بينهما الموج فكان من المغرقين
قالساويالىجبليعصمنيمنالماءقاللاعاصماليوممنامراللهالامنرحموحالبينهماالموجفكانمنالمغرقين
Kâle seâvî ilâ cebelin ya’simunî mine-lmâ-/(i)(c) kâle lâ ‘âsime-lyevme min emri(A)llâhi illâ men rahim(e)(c) vehâle beynehumâ-lmevcu fekâne mine-lmuġrakîn(e)
O, “Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. Nûh, “Bugün Allah’ın rahmet ettikleri hariç, O’nun azabından korunacak hiç kimse yoktur” dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu.
Nihayet sular Allah’ın takdir ettiği seviyeye geldiğinde (Kamer
54:12) gemi dağlar gibi dalgalar arasında yüzmeye başladı. Bu arada Hz. Nûh, kendisini yalanlayanlardan olup yalnız olarak bir kenara çekilmiş bulunan dördüncü oğlu Yâm’a (İbn Kesîr, IV, 256) babalık şefkat ve merhametiyle son olarak bir daha seslenip gemiye çağırdı. Oğlu babasının şefkat yüklü bu çağrısına kulak vermedi; çünkü olayın diğer tabii âfetler gibi bir afet olduğunu düşünüyor ve yüksek yerlere çıkarak kurtulabileceğini sanıyordu. Bu sebeple babasının çağrısına, “Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” diye cevap verdi. Oysa olay tabii bir âfet değil, azgın bir kavmi cezalandırmak üzere Allah tarafından özel olarak gerçekleştirilmiş olağan üstü bir tûfandı ve Allah’ın emriyle yapılmış olan geminin dışında kalanlar bu tûfandan kurtulamayacaklardı. Ancak oğlunun kalbi katılaşmıştı, artık peygamber babanın öğütleri onu etkilemiyordu. Derken baba ile oğul arasına dağlar gibi dalgalar giriverdi, o da diğer inkârcılarla birlikte boğulanlardan oldu. Tûfanın bütün dünyayı mı yoksa sadece Nûh kavminin yaşadığı bölgeyi mi kapsadığı konusunda farklı görüşler vardır. “Ve yalnız onun (Nûh’un) soyunu kalıcı kıldık” (Sâffât
37:77) meâlindeki âyet, suların o gün yeryüzünde mevcut olan insanların yaşadığı bütün bölgeleri kapladığı kanaatini (Elmalılı, IV, 2784) destekler gibi görünmektedir. Bununla birlikte bu tûfanın alanı hakkında Kur’an ve Sünnet’te sarih ve kesin bir delil bulunmadığı için bu ihtimallerin her biri mümkündür (bilgi için bk. es-Sâffât
75:82). Kesin olan bir şey varsa o da Nûh kavminin peygambere isyan etmesi sebebiyle tûfanda boğularak helâk olması, müminlerin ise Nûh peygamberle birlikte kurtulmuş olmalarıdır.
(Oğlu) “Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım.” demişti. (Nuh) “Bugün Allah’ın (azap) emrinden, merhamet eden (Allah)tan başka koruyacak kimse yoktur.” demişti. (Ardından) aralarına dalga girmiş ve (oğlu) boğulanlardan olmuştu.
Oğlu, “Dağa sığınırım, beni sudan kurtarır” deyince, Nûh, “Bugün acıdıkları dışında, Allah'ın buyruğundan kurtarabilecek bir şey yoktur” dedi. Aralarına dalga girdi ve oğlu da boğulanlara karıştı.
O: “Dağa sığınırım, beni sudan kurtarır.” deyince; “Bugün Allah'ın rahmetine erişenden başkasını, Allah'ın emrinden koruyacak hiçbir şey yoktur.” dedi. Aralarına dalga girdi ve o da boğulanlardan oldu.
(Oğlu) Dedi ki: “Ben yüksek bir dağa sığınacağım, o beni sudan korur. (Su orayı da basarsa, daha yüksek bir tepeye çıkacağım… ” Hz. Nuh) Dedi ki: “Bugün Allah’ın (azap) emrinden, Rahim olan (Allah) dan başka koruyucu yoktur!” (Ve derken Nuh ile oğlunun) Her ikisinin arasına (bir) dalga girdi, böylece o da boğulan (ve helake uğrayan) lardan olup gitmişti.
O, dağda bir yere sığınırım ben dedi. Nuh, bugün dedi Allah'ın acıdığı kişilerden başka onun emrinden kurtulacak yok ve derken aralarına bir dalgadır giriverdi ve o da boğulanlara katıldı.
Fakat oğlu: “Ben, beni sulara karşı koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. Nuh: “Bugün Allah'ın emrinden koruyacak, hiçbir güç ve yardımcı yoktur. Ancak O'nun merhamet ettiği müstesna.” Ve tam o anda, aralarında bir dalga yükseldi ve oğul boğulanların arasına karıştı.
Oğlu:
“Beni suda boğulmaktan koruyacak bir dağa çıkacağım, oraya sığınacağım” dedi. Nuh:
“Bugün, Allah'ın icra planından, azâbından, Allah'ın rahmeti ve merhametiyle muamele ettiği kimseler korunur” dedi. Aralarına dalgalar girdi. Böylece o da boğulanlardan oldu.
O: "Bir dağa sığınacağım. O beni sudan korur" dedi. (Nuh): "Bugün kendilerine rahmet ettiklerinin dışında Allah'ın emrinden kurtulacak yoktur" dedi. Bu sırada aralarına bir dalga girdi ve o da boğulanlardan oldu.
(Oğlu) Dedi ki: 'Ben bir dağa sığınacağım, o beni sudan korur.' Dedi ki: 'Bugün Allah'ın emrinden, esirgeyen olan (Allah)dan başka bir koruyucu yoktur.' Ve ikisinin arasına dalga girdi, böylece o da boğulanlardan oldu.
O, (babasına) dedi ki: “- Beni sudan koruyacak bir dağa sığınırım.” Babası şöyle dedi: “- Bugün Allah'ın emrinden koruyacak yoktur. Meğer ki, Allah iman nasip etmekle rahmet buyursun.” Nihayet, ikisinin arasına dalga girdi, o da boğulanlardan oldu.
O: “Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. Nuh: “Allah’ın rahmet ettikleri hariç, hiçbir şey O’nun emrine karşı koruyucu olamaz.” dedi. Ve hemen bir dalga aralarına girdi. O da boğulanlardan oldu.
Oğlu dedi ki: «Ben bir dağa çıkarım, ora sudan beni korur» Nuh da dedi ki: «O'nun yarlıgadığı kimseden başka, seni Allahın buyrumundan, bugün kurtaracak yoktur»; ara yere dalga girdi, batanlarla battı gitti
O: “Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. Nuh: “Bugün Allah'ın rahmet ettikleri hariç, O'nun azabından korunacak hiç kimse yoktur” dedi. Ve tam o anda aralarında bir dalga yükseldi ve (oğul) boğulup gidenlerin arasına karıştı.
Oğlu: "Dağa sığınırım, beni sudan kurtarır" deyince, Nuh: "Bugün Allah'ın buyruğundan O'nun acıdıkları dışında kurtulacak yoktur" dedi. Aralarına dalga girdi, oğlu da boğulanlara karıştı.
Oğlu: Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım, dedi. (Nuh): «Bugün Allah'ın emrinden (azabından), merhamet sahibi Allah'tan başka koruyacak kimse yoktur» dedi. Aralarına dalga girdi, böylece o da boğulanlardan oldu.
Bu âyete şöyle de mana verilmiştir: «Bugün, Allah’ın esirgediklerinden başkasını O’nun vereceği emirden koruyacak kimse yoktur.»
O ise, "Beni sudan koruması için bir tepeye sığınacağım," dedi. (Nuh): "Bugün ALLAH'ın yargısından koruyacak hiç bir şey yoktur; ancak O'nun acıdıkları hariç," dedi. Dalgalar ikisi arasından geçti; o, boğulanların arasındaydı.
O, dedi ki; "Ben, beni sudan koruyacak bir dağa çıkacağım". Nuh da "Bu gün Allah'ın merhamet ettiğinden başkasını, Allah'ın bu emrinden koruyacak kimse yoktur." dedi. Derken dalga aralarına giriverdi. O da boğulanlardan oldu.
O, ben: beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım dedi, bu gün, dedi: Allahın emrinden koruyacak yoktur, meğer ki o rahmet buyıra derken, dalga aralarına giriverdi, o da boğulanlardan oldu
O, dedi ki: «Bir dağa sığınırım, o beni sudan korur». (Nuh da şöyle) dedi: «Bu gün Allahın emrinden, esirgeyen kendinden başka, hiç bir koruyucu yokdur», ikisinin arasına dalga girdi, o da boğulanlardan oldu.
(Oğlu yine de îmân etmekten kaçınarak:) “Beni sudan muhâfaza edecek bir dağa sığınacağım” dedi. (Nûh:) “Bugün (Allah'ın) merhamet ettiği kimse müstesnâ, Allah'ın emrinden (azâbından) koruyucu kimse yoktur!” dedi. Ve aralarına dalga girdi de (artık o)boğulanlardan oldu.
Oğlu “Şu dağa sığınacağım, o dağ beni sudan korur” deyince, Nuh “Bu gün Allah’ın emrinden, merhamet ettiği kimselerin dışındakileri kurtaracak hiçbir kimse yok” dedi. İkisi arasına bir dalga girdi ve oğlu boğulanlardan oldu.
Oğlu: «— Ben dağa sığınırım, o beni boğulmadan korur» dedi. Nuh: «— Allah/ın merhamet ettiği kimselerden başka bugün Allah/ın azap emrinden korunacak [⁵] hiçbir fert yoktur» dedi. Aralarına dalga girdi, oğlu boğulanlara karıştı.
Oğlu, “Beni sudan koruyacak bir dağa sığınırım” deyince Nuh, “O'nun merhamet ettikleri dışında, bugün Allah'ın buyruğundan (günahkârları kurtaracak) bir koruyucu yoktur” dedi. Derken dalga aralarına giriverdi. O da boğulanlardan oldu.
Buna karşılık oğlu, “Ben kendi başımın çaresine bakabilirim; beni sulara karşı koruyacak bir dağa sığınıp kurtulacağım!” dedi. Nûhise, “Bugün, Allah’ın merhametine nâil olan mümin kullarından başka hiç kimse, O’nun gazâbından kurtulamayacaktır!” dedi. İşte o anda, aralarına dev bir dalga girdi ve böylece, Nûh’un oğlu da diğer kâfirler gibi azgın sular arasında boğulup gitti!
-“Su’dan beni koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi.
(Nûh): -“Bugün, acıdığı kimseden başka Allah’ın emrinden saklayıp koruyacak yoktur” dedi.
Derken, ikisinin arasına Dalga girdi. Boğulanlar’dan oldu.
(Oğlu): “Ben bir dağa sığınırım, o da beni sudan korur.” deyince; (Nûh): “Bugün (Allah’ın) merhamet ettiğinden başkasını1 Allah’ın bu helâkinden koruyacak kimse yoktur.”2 dedi. Ve ikisinin arasına dalga girdi, böylece o da hemen boğuluverdi.
1 Bu ifâdeden tûfânın genel olduğu anlaşılmaktadır. Ancak Hz. Nûh’un gönderildiği yerde tûfânın umumiyeti kesin, diğer yerler için kesin değil, muhtemeldir.2 Bu bölüm: “Bugün Allah’ın azabından, merhamet sahibi Allah’tan başka koruyacak kimse yoktur...” diye de tercüme edilebilir.
[Fakat oğlu:] “Ben, beni sulara karşı koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. [Nûh:] “Bugün, [Allah'ın] acımasını, esirgemesini hak etmiş olanların dışında, kimse için Allah'ın hükmünden kurtuluş yoktur!” Ve tam o anda aralarında bir dalga yükseldi ve [oğul] boğulup gidenlerin arasına karıştı.
Oğlu: – Ben bir dağa tırmanırım o dağ beni suda boğulmaktan korur dedi. Nuh da, – Bugün Allah’ın kendisine merhamet ettiğinden başkası kurtulamaz, dedi. O arada aralarına bir dalga girdi ve artık o da boğulanlardan biriydi. 39/53
(Oğlu,) “Ben, beni sulardan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. (Nûh) “Bugün Allah’ın belâsından, O’nun rahmet ettiği kişiler hariç, kaçıp kurtulacak kimse yok!” diye seslendi. Derken, aralarına dalga giriverdi… artık o da boğulanlardan biriydi.
Dedi ki: «Ben bir dağa sığınacağım, beni sudan korur.» (Nûh da) Dedi ki: «Bugün Allah'ın emrinden koruyacak yoktur, O'nun rahmet ettiği müstesna.» Ve ikisinin arasına dalga giriverdi de o boğulanlardan oldu.
O: “Beni sudan koruyacak bir dağa sığınırım! ” dedi. Nuh ise: “Bugün Allah'ın helâk emrinden koruyacak hiçbir kuvvet yoktur. Ancak O'nun merhamet ettiği kurtulur! ” der demez, birden aralarına dalga girdi, ve oğlu boğulanlardan oldu.
(Oğlu): "Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım," dedi. (Nuh): "Bugün, Allah'ın emrinden koruyacak hiçbir şey yoktur, ancak O'nun acıdığı (kurtulur)." dedi. Ve aralarına dalga girdi, o da boğulanlardan oldu.
Dedi ki “Bir dağa sığınacağım, beni sudan kurtarır.” Nuh dedi ki “Bugün Allah’ın emrinden koruyacak hiçbir şey yoktur, O’nun ikram ettikleri başka.” Aralarına bir dalga girdi ve o da boğulanlara karışıp gitti.
Oğlu:-Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım dedi. Nuh:-Bugün, Allah'ın kendisine acıdığından başkasının tutunacağı bir yer yoktur, derken aralarına bir dalga girdi de o da boğulanlardan oldu.
O ise “Bir dağa sığınırım, o beni sudan korur” diye cevap verdi. Nuh dedi ki: “Bugün Allah'ın merhamet ettiklerinden başkasını Onun emrinden hiç kimse kurtaramaz.” Derken aralarına dalga girdi, o da boğulup gitti.
Oğlu cevap verdi: "Bir dağa sığınacağım, beni sudan korur." Nûh dedi: "Allah'ın merhamet ettiği dışında bugün hiç kimse için Allah'ın kararından kurtaracak yoktur." Ve ikisi arasına dalga girdi de o, boğulanlar arasına katıldı.
eyitti “yir dutam bir ŧaġda śaķlaya ben śudan.” eyitti “yoķdur śaķlayıcı bugün Tañrı buyruġından lįkin aña kim raḥmet ķıldı” daħı aralandı ol iki arasında mevc pes oldı ġarķ olınmışlardan.
Nūḥ oġlı eyitdi: Ben yüce ṭaġlara çıḳar‐men, beni ṣudan ḳurtara, didi. Nūḥeyitdi ki: Bu gün ḳurtarıcı yoḳdur Tañrı buyruġından illā Allāh raḥmet ey‐ledügi kimse. Mevc ortalarına girdi, ikisini ayırdı, ġarḳ olanlardan oldı.
(Oğlu ona) belə cavab verdi: “Mən bir dağa sığınaram, o da məni sudan qoruyar”. Nuh dedi: “Allahın rəhm etdiklərindən başqa, bu gün heç kəs (insanları) Onun əzabından qoruya bilməz!” Nəhayət, dalğa ata ilə oğulun arasına girib onları bir-birindən ayırdı və o da suda boğulanlardan oldu.
He said: I shall betake me to some mountain that will save me from the water. (Noah) said: This day there is none that saveth from the commandment of Allah save him on whom He hath had mercy. And the wave came in between them, so he was among the drowned.
The son replied: "I will betake myself to some mountain:(1537) it will save me from the water." Noah said: "This day nothing can save, from the command of Allah, any but those on whom He hath mercy! "And the waves came between them, and the son was among those overwhelmed in the Flood.*
1537 The Unbelievers refuse to believe in Allah, but have great faith in material things! This young man was going to save himself on mountain peaks, not knowing that the peaks were themselves being submerged.