Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1527, sondan 4710. ayet; 11. sure ve Hûd Suresinin 54. ayetidir. Hûd Suresi 54. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 65 ve toplam ebced değeri ise 4620 olarak hesaplanmıştır. Hûd Suresinin toplam ebced değeri 537792 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (14) ل (6) ر (3) bulunuyor.
Arapça Metin
ان نقول الا اعتريك بعض الهتنا بسوء قال اني اشهد الله واشهدوا اني بريء مما تشركون
54,55. Biz sadece şunu söyleriz: “Seni, ilâhlarımızdan biri fena çarpmış.” Hûd, dedi ki: “İşte ben Allah’ı şâhit tutuyorum. Siz de şâhit olun ki, ben sizin Allah’ı bırakıp da O’na ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Haydi hepiniz toptan bana tuzak kurun, sonra da bana göz açtırmayın.”
Hz. Hûd, kavmine gönderilmiş bir peygamber olduğunu aklî deliller ve getirdiği mûcizelerle anlattı. Kur’an-ı Kerîm bu mûcizelerin ne olduğunu bildirmemiş olmakla birlikte Hûd’un getirdiği mûcizeleri kavminin inkâr ettiğini haber vermektedir (bk. âyet 59). Kavmi onun getirdiği mûcizelere ve kullandığı aklî delillere değer vermedi ve çağrısını reddetti. Ayrıca Hûd’u küçümsediklerinden dolayı onun sözüne bakarak ilâhlarından vazgeçmeyeceklerini ve ona iman etmeyeceklerini bildirdiler. “Tanrılarımızdan biri senin aklını almış!” diyerek Hûd’un, tanrılarına dil uzatmasından dolayı onlardan biri tarafından çarpıldığını, bu sebeple delirmiş olabileceğini ileri sürdüler. Putperestlerin bu saygısız ve inatçı davranışları karşısında Hûd kendisinin hak peygamber olduğuna dair yüce Allah’ı şahit tuttuğu gibi topluluğun şirkinden uzak olduğu konusunda da doğrudan onları şahit gösterdi. Tanrılarının aklını almış olması iddiasına karşılık da hepsine meydan okuyarak bu iddiayı çürüttü. Çünkü Hûd Allah’a tevekkül edip O’na teslim olmuştu. O’nun adaletine güveniyor, neylerse güzel eyleyeceğine inanıyordu.
56. âyet evrende ne kadar canlı varsa hepsinin Allah’ın emrinde ve kontrolünde bulunduğunu, O’nun kudret ve iradesinin bütün varlıklar üzerinde mutlak ve kesin olarak müessir olduğunu ifade eder. Hûd bu sözüyle Allah’ın izni olmadan kendisine kimsenin tuzak kurup kötülük yapamayacağına inancının tam olduğunu vurgulamak istemiştir. “Şüphesiz rabbimin yolu dosdoğru yoldur” diye çevirdiğimiz kısmın tam karşılığı “Şüphesiz rabbim dosdoğru yol üzerindedir” şeklindedir. Allah’ın yolunun dosdoğru yol olmasından maksat, O’nun hüküm ve tasarruflarının tamamen doğru, adalete uygun olması, zulüm, hata ve yanlışlıktan uzak bulunmasıdır.
Mehmet Okuyan
54,55. Biz ‘İlahlarımızdan biri seni fena hâlde çarpmış!’ demekten başka bir söz söylemiyoruz.” (Hud ise) şöyle demişti: “Ben Allah’ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O’nun peşi sıra ortak koştuklarınızdan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun; sonra da bana zaman tanımayın!
Kur’ân’da sadece burada geçen [ı‘terâ] fiili beraberinde kullanıldığı [sû’] kelimesiyle birlikte “kötü bir şekilde çarpmak” manasına gelmektedir. Muhtemelen kast ettikleri şey, Hz. Hûd tebliğ ettiği değerler çerçevesinde putlara ve putperestliğe karşı söylemlerde bulunduğu için ilahlarının onu cezalandırdığıdır.
Bayraktar Bayraklı
Biz “tanrılarımızdan biri seni fena çarpmış” demekten başka bir söz söyleyemeyiz! Hûd dedi ki: “Ben, Allah'ı şâhit tutuyorum; siz de şahit olunuz ki ben sizin ortak koştuklarınızdan uzağım.”
“İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış, demekten başka bir sözümüz yok.” dediler. Hûd da: “Ben Allah'ı tanık tutuyorum. Siz de tanık olun ki ben müşriklerden değilim.” dedi.
“Biz: Bazı ilahlarımız seni çok kötü çarpmıştır (demekten) başka bir şey söyleyemeyiz.” (Hud A.S.) Dedi ki: “Ben kesinlikle Allah’ı şahit tutarım, siz de şahit olun ki, ben sizin (Allah’a) şirk koştuklarınızın (ve hâşâ O’nun ortağı ve hatırını kıramayacağı sandıklarınızın) hepsinden uzağım.”
Tanrılarımızın bir kısmı seni fena çarpmış deriz de başka bir şeycik demeyiz. O, şüphe yok ki dedi, ben Allah'ı tanık tutmadayım, siz de tanık olun, ben sizin şirk koştuğunuz şeylerden tamamıyla uzağım.
Senin hakkında, seni tanrılarımızdan biri fena çarpmış, demekten başka bir söz bulamıyoruz.” Hûd dedi ki: “Ben Allah'ı şahit tutuyorum, siz de şahit olun ki, ben sizin ortak koştuklarınızdan uzağım.
“Ancak şu kadarını diyebiliriz: Tanrılarımızdan bazısı seni fena çarpmış.” dediler. Hûd:
“Ben Allah'ı şâhit tutuyorum, siz de şâhit olun ki, ben, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında sizin Allah'a ortak koştuğunuz varlıklardan uzağım” dedi.
Seni ilahlarımızdan bazıları fena çarpmış, demekten başka bir şey söylemiyoruz. Dedi ki: "Ben Allah'ı şahit tutuyorum ve siz de şahid olun ki, ben sizin ortak koştuklarınızdan uzağım.
'Biz: 'Bazı ilahlarımız seni çok kötü çarpmıştır' (demekten) başka bir şey söylemeyiz.' Dedi ki: 'Allah'ı şahid tutarım, siz de şahid olun ki, gerçekten ben, sizin şirk koştuklarınızdan uzağım.'
54,55. Ancak şunu söyleriz ki, ilâhlarımıza sövdüğünden onların bazısı, muhakkak seni bir fenalıkla (cinnet ve hezeyanla) çarpmıştır.” Hûd: “- İşte ben Allah'ı şâhid tutuyorum ve siz de şâhid olun ki, ben, Allah'dan başka ona koştuğunuz ortakların hiç birini tanımıyorum; onlardan beriyim. Artık hepiniz toplanın, bana istediğiniz tuzağı kurun, sonra bir an bile müsaade etmeyin.
54, 55. Biz ancak; “Bir kısım ilahlarımız, seni kötülüğe sarmıştır” deriz. Hûd cevaben: “Ben Allah’ı şahit gösteriyorum, siz de şahit olun; Ben, Allah’a eş koştuğunuz, O’nun dışında ibadet ettiğiniz bu putlardan beriyim. İşte hepiniz bana tuzak kurun, sonra bana mühlet vermeyin.”
«Sana deriz ki, ancak Tanrılarımızdan bir takımı, seni çarpmış olacak»; Hûd da dedi ki: «Ben Allahı tanık tutarım, siz de tanık olunuz, eş koşmuş olduğunuz şeyden ırağım»
54-55. Bizim sana sözümüz ancak şudur: “Tanrılarımızdan bir kısmı seni fena halde çarpmıştır.” (Bunun üzerine Hud) dedi ki: “Ben, Allah'ı şahit tutuyorum ve siz de şahit olun ki, ben sizin Allah'ı bırakıp da O'na ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Haydi, hepiniz toptan bana tuzak kurun, sonra da (elinizden gelirse) bana göz açtırmayın.”
54,55,56,57. Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz" dediler. Hud: "Doğrusu ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O'nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O'na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır" dedi.
Biz «Tanrılarımızdan biri seni fena çarpmış!» demekten başka bir söz söylemeyiz! (Hûd) dedi ki: «Ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben sizin ortak koştuklarınızdan uzağım.»
"Senin tanrılarımızdan biri tarafından çarpıldığını söyleriz," dedi ki: "ALLAH'ı tanık tutuyorum, siz de tanık olun ki ben uzağım sizin ortak koştuğunuz "
"Ancak şu kadarını diyebiliriz ki; "tanrılarımızdan bazısı seni fena çarpmış". O da dedi ki; "Allah'ı şahit tutuyorum, siz de şahid olun ki ben, Allah'a koştuğunuz ortaklardan uzağım."
54,55. Yalnız deriz ki her halde ilâhlarımızın ba'zısı seni fena çarpmış, dedi ki: işte ben Allahı işhad ediyorum siz de şâhid olun, işte ben ondan başka koştuğunuz şeriklerin hiç birini tanımıyorum, artık hepiniz toplanın bana istediğiniz tuzağı kurun, sonra bana bir lâhza müsade de etmeyin
54,55. Biz «Tanrılarımızdan kimi seni fena çarpmış» (demekden) başka (bir şey) söylemeyiz. (Hûd) dedi: «Allâhı hakıykî şâhid gösteririm ve siz de şâhid olun ki ben sizin Allâhı bırakıb da Ona ortak tutmakda devam etdiğiniz şeylerden kat'iyyen uzağım. Artık bana topyekûn istediğiniz tuzağı kurun, sonra bana mühlet de vermeyin».
54,55. “(Biz senin hakkında) ancak: 'İlâhlarımızdan bazısı seni fenâ çarpmış' diyoruz.” (Hûd) dedi ki: “Şübhesiz ben (ise) Allah'ı şâhid tutuyorum; (siz de) şâhid olun ki doğrusu ben, sizin O'nu (Allah'ı) bırakıp da şirk koşmakta olduğunuz şeylerden uzağım! Artık (isterseniz) hep berâber bana tuzak kurun; sonra (da) bana hiç mühlet vermeyin!”
“İlahlarımızın bazıları seni çok kötü çarpmış demekten başka sana söyleyecek sözümüz yok” dediler. Hud onlara “Ben Allah’ı şahit olarak gösteriyorum ve sizde şahit olun ki, ben sizin Allah’a ortak koştuklarınızdan uzağım.”
54, 55. «— Bizim size hiçbir sözümüz yoktur, sözümüz şudur: Bazı mâbutlarımız senin sövüp saymana karşı seni çarpmıştır [¹]. Hud dedi: Ben, Allah/ı şahit edinirim, siz de şahit olun ki ben Tanrı/dan başka şerik koştuğunuz şeylerden ilişiğimi kestim. Benim hakkımda hepiniz kötü fikirde bulunun. Bundan sonra bana hiçbir mühlet de vermeyin.»
İsmail Hakkı İzmirli Hûd Suresi 54. Ayet Açıklaması
[1] Sen çarpık, deli oldun, onun için saçma, sapan söylüyorsun.
Kadri Çelik
“Bir kısım ilahlarımız seni fena çarpmış, demekten başka bir şey demeyiz” dediler. (Hûd) dedi ki: “Doğrusu ben Allah'ı şahit tutuyorum ve siz de şahit olun ki ben O'nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım.”
“Şu çılgınca tavırların için, “Seni tanrılarımızdan biri kendilerine dil uzattığın için fenâ hâlde çarpmış!” demekten başka bir söz bulamıyoruz!” Bunun üzerine Hûd,“Madem öyle!” dedi, “O hâlde, ben size hakkı tebliğ ettiğime dâir Allah’ı şâhit tutuyorum. Siz de şâhit olun ki, kulluk ve ibâdette O’na ortak kabul ettiğiniz o sahte ilâhların hiç birini tanımıyorum ben!”
(Ve devamla): “Biz sana ancak tanrılarımızdan bazısı, seni(n aklına) fenalık getirterek, (delirtmiş) deriz” (dediler). (Hûd da onlara): “Allah şahidim olsun, siz de şâhit olun ki ben, kesinlikle sizin (Allah’a) şirk koştuklarınızdan, uzağım...”
Seni tanrılarımızdan biri fena çarpmış 77 demekten başka sözümüz yok sana!” [Hûd:] “Allah'ı tanık tutarım, ve siz de tanık olun ki, kesinlikle uzağım ben, sizin yaptığınız gibi tanrılar edinmekten; 78
54-55. - Bizim sana, “İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış” demekten başka söyleyecek bir sözümüz yok, dediler. Hud: – Bakın Allah şahidim olsun, siz de şahit olun ki, ben sizin Allah’tan başka ilahlık yakıştırıp şirk koştuğunuz o ortaklardan tamamen uzağım, haydi hepiniz birden bana istediğiniz tuzağı kurun sonra da bana göz açtırmayın, dedi. 6/81, 8/30
‘Seni ilâhlarımızdan kimileri fena çarpmış’ demekten başka sana söyleyecek hiçbir sözümüz yok!” (Hûd) şöyle dedi: “Bakın, Allah şahidim olsun ve siz de şahit olun ki, (Allah’a) ortak koştuğunuz ilâhlarınızdan beriyim;
«Biz demeyiz, ancak (deriz ki) seni tanrılarımızdan bazısı fena bir sûrette çarpmıştır.» Dedi ki: «Ben şüphesiz Allah Teâlâ'yı işhâd ediyorum ve siz de şahid olunuz ki, ben sizin şerik ittihaz ettiğiniz şeylerden muhakkak berîyim.»
54, 55, 56. “Galiba tanrılarımızdan biri seni pek fena çarpmış! ” demekten başka bir şey söyleyemeyiz. Hûd dedi ki: “Ben Allah'ı şahit tutuyorum, siz de şahid olun ki: ben sizin Allah'a şerik koştuklarınızdan hiç birini tanımıyorum. Artık hepiniz toplanın, bana istediğiniz tuzağı kurun, hiç göz açtırmayın, hiç süre tanımayın. Ben benim de, sizin de Rabbiniz olan Allah'a dayanıp güvendim. Hiç bir canlı yoktur ki mukadderatı O'nun elinde olmasın. Rabbim elbette tam istikamet üzeredir. ” [10, 71]
Allah’ın yaptığı her iş doğrudur, güzeldir. O’nun rızası hakta, doğruluk ve adalettedir. O, dürüstlüğün hâmisi, doğruların yardımcısıdır.
Süleyman Ateş
(Senin hakkında) seni tanrılarımızdan biri fena çarpmış!" demekten başka bir söz bulamıyoruz" Dedi ki: "Ben Allah'ı şahid tutuyorum, siz de şahid olun ki, ben sizin (Allah'a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım."
Sana diyeceğimiz sadece şudur: “İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış.” Hud dedi ki “Ben Allah’ı şahit tutuyorum, siz de şahit olun, ben ortak saydıklarınızdan tamamen uzağım.”
.-Biz ancak 'seni ilahlarımızdan biri çarpmış' demekten başka bir şey demeyiz, dediler. Hûd:-Ben, Allah'ı şahit tutuyorum. Siz de şahit olun ki, ben sizin O'nu bırakıp koştuğunuz şirklerden uzağım.
“Yalnız şu kadarını söyleyelim ki, tanrılarımızdan biri seni pek kötü çarpmış!” Hud “Ben Allah'ı şahit gösteriyorum,” dedi. “Siz de şahit olun ki, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.
"Sadece şunu söylüyoruz: "İlahlarımızdan biri seni kötü çarpmış." Hûd dedi: "Ben Allah'ı tanık tutuyorum, siz de tanık olun ki, ben sizin Allah'a ortak yaptıklarınızdan uzağım."
Biz ṣanuruz ki saña bizüm ma‘būdlarumuzuñ nicesi delülük ve muṣībetyitişdürdi. Hūd eyitdi: Men Allāhı ṭanuḳ dutar‐men, siz daḫı ṭanuḳ oluñuzkim men bīzār‐men Tañrıdan özge şirk getürdügüñüz[den].