Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1542, sondan 4695. ayet; 11. sure ve Hûd Suresinin 69. ayetidir. Hûd Suresi 69. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 62 ve toplam ebced değeri ise 3803 olarak hesaplanmıştır. Hûd Suresinin toplam ebced değeri 537792 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (13) ل (9) ر (3) bulunuyor.
Arapça Metin
ولقد جاءت رسلنا ابرهيم بالبشرى قالوا سلاما قال سلام فما لبث ان جاء بعجل حنيذ
Andolsun, elçilerimiz (melekler), İbrahim’e müjde getirip “Selâm sana!” dediler. O, “Size de selâm” dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi.
Bu kıssa Hûd sûresinde anlatılan kıssaların dördüncüsü olup ana konusu itibariyle Lût aleyhisselâm ve kavmini ele almaktadır. Lût, Tevrat’a göre, Güney Bâbil’deki Ur şehrinin yerlilerinden ve Hz. İbrâhim’in kardeşi Haran’ın oğludur; amcası İbrâhim ile birlikte Irak’tan ayrılıp önce Filistin’e; daha sonra da Ölüdeniz (Lût gölü) kıyısındaki Sodom ve Gomore’ye yerleşmişti. Bu sebeple “Lût kavmi” tabiri Hz. Lût’un mensup olduğu kavmi ifade etmeyip onun aralarında yaşamaya karar verdiği ve peygamber olarak görevlendirildiği Sodom sakinlerini ifade etmektedir” (bk. Tekvîn, 11:27-31; 13:11-13).
Hz. Lût’un ikamet ettiği Sodom halkı, inkârcı oldukları gibi ahlâksızlık ve sapık ilişkiler içinde bulunuyorlardı. İşte Lût bu kavmi ıslah etmekle görevlendirilmişti (bk. A‘râf 7:80); ancak yöre halkı onun nasihatlerini dinlemedi ve sapık ilişkilerine devam ettiler; Allah Teâlâ da onları helâk etmek üzere elçilerini gönderdi. Kur’an-ı Kerîm elçilerin kimler olduğu hakkında ayrıntılı bilgi vermemekle birlikte müfessirler bunların insan şekline girmiş melekler olduğunu kabul ederler (Râzî, XVIII, 23; Reşîd Rızâ, 127).
Lût, aynı çağda Filistin’de ikamet eden Hz. İbrâhim’in yeğeni olduğu için olay İbrâhim’i de ilgilendiriyordu. Bu sebeple Allah’ın elçileri, durumdan onu haberdar edip ümmeti hakkında herhangi bir korkuya kapılmamasını sağlamak için öncelikle onu ziyaret ettiler. Hz. İbrâhim, misafirlerin yemeğe el uzatmadıklarını görünce durumlarından şüpheye kapıldı. Melekler, Lût kavmini helâk etmek için geldiklerini haber verdikten sonra İbrâhim’e inananların bu felâketten kurtulacağını söyleyerek onu rahatlattılar. Kitâb-ı Mukaddes’e göre çocuk müjdesi verildiğinde Hz. İbrâhim 100 yaşında, eşi Sâre ise doksan yaşında bulunuyordu (Tekvin, 17:17). Hicr sûresinin 54. âyetinde Hz. İbrâhim’in de yaşlılığı sebebiyle olayı yadırgadığı bildirilmektedir. Melekler, müjdeye şaşıran peygamber hanımını, bir müminin Allah’ın işine şaşmaması gerektiğini söyleyerek teskin ettiler. Zira tabiat kanunlarını koyan Allah’tır; bu kanunlar kâinatta cârî olmakla beraber Allah’ın iradesini sınırlayamaz; O, istisnaî tasarruflarla mûcizeler yaratır ve peygamberlerini destekler.
Mehmet Okuyan
Yemin olsun ki (melek) elçilerimiz İbrahim’e müjde getirmiş ve “Selam (sana)!” demişler, o da “(Size de) selam!” demiş ve çok geçmeden kızartılmış bir buzağı getirmişti.
Hicr 15:52-56’da belirtildiği gibi burada sözü edilen müjde Hz. İbrahim’e çocuk verilmesiyle ilgilidir. Zaten Hûd 11:71’de Hz. Sare’nin gülümseme sebebi de budur.,Benzer mesajlar: Hicr 15:52; Zâriyât 51:25.,Benzer mesaj: Zâriyât 51:26.
Bayraktar Bayraklı
Andolsun ki peygamberlerimiz İbrâhim'e müjde getirdiler ve “Selâm” dediler. O da, “Selâm” dedi ve hemen kızartılmış bir buzağı getirdi.[212]
Andolsun, (melek) elçilerimiz İbrahim'e müjde ile geldikleri zaman; "Selam" dediler. O da: "Selam" dedi (ve) hemen gecikmeden kızartılmış bir buzağı getirdi.
Bu olaylar, Ahd-i Atıyk'ın Tekvin bölümünde, 18-19. bablarda anlatılmaktadır
Abdullah Parlıyan
Andolsun ki melek elçilerimiz, İbrahim'e genç delikanlılar şeklinde müjdeyle geldiler ve “Selâm olsun!” dediler. O da onların selamını alarak, önlerine kızarmış bir buzağıyı getirmekte geç kalmadı.
Andolsun ki, elçilerimiz, melekler İbrahim'e müjde ile geldiler.
“Selâm sana, selâmette ol, sen selâmette olanlardansın” dediler. O da,
“Size de selâm, siz de selâmette olun” dedi. Hiç beklemeden kızartılmış bir buzağı getirdi.
Şanım hakkı için, (melek olan) elçilerimiz İbrahim'e müjde ile gelip “selâmün aleyk” dediler. O da onlara “aleykümü's-Selâm” dedi ve hemen gidip (onlara) kızartılmış bir buzağı getirdi.
Andolsun! Melek elçilerimiz İbrahim’e müjde ile geldiler. “Selam!” dediler. İbrahim: “(Size de) selam olsun!” dedi. Ve çok beklemeden kızartılmış bir buzağıyı getirdi.
Andolsun, (melekler arasından seçip gönderdiğimiz) elçilerimiz, İbrahim'e (bir çocuğunun dünyaya geleceğine dair) müjde getirip: “Selâm sana (Ey İbrahim)!” dediler. O da: “Size de selâm olsun (Ey Allah'ın kulları)!” dedi ve sonra da oyalanmadan onların önüne (pişirilerek) kızartılmış bir buzağı getirdi.
Andolsun ki elçilerimiz (melekler) İbrahim'e müjde getirdiler ve: «Selam (sana) » dediler. O da: «(Size de)selam» dedi ve hemen kızartılmış bir buzağı getirdi.
Andolsun ki, İbrahim'e de elçilerimiz (melekler) müjde ile geldiler ve "selâm" dediler, o da "selâm" dedi ve hemen gidip onlara kızartılmış bir buzağı getirdi.
And olsun ki elçilerimiz (melekler) İbrâhîm'e müjde ile geldiler: “Selâm (senin üzerine olsun)!” dediler. Bunun üzerine (O da:) “Selâm (sizin üzerinize de olsun)!” dedi; beklemeden (onlara) kızartılmış bir buzağı getirdi.
Elçilerimiz İbrahim’e müjde vermek için gelmişler ve “Selam” (sana ey İbrahim) demişlerdi. İbrahim de onlara “Selam” diyerek cevap verdi ve hemen ardından kızartılmış buzağı etini getirmekte geç kalmadı.
Hiç şüphesiz elçilerimiz (melekler) müjde ile İbrahim'e geldiler, “Selam!” dediler. O da “Selam!” dedi de hemen gecikmeden (onlara) kızartılmış bir buzağı getirdi.
Hani melekler arasından seçip gönderdiğimiz elçilerimiz, İbrahim’e eşi Sâre’nin bir çocuk dünyaya getireceğine dâir müjdeyi vermek üzere insan sûretinde gelerek “Selâm sana, ey İbrahim!” demişlerdi. Onların melek olduğunu henüz fark edemeyen İbrahim, “Selâm sizlere, ey Allah’ın kulları!” diye karşılık verdi ve derhal misafirlerinin önüne, leziz bir buzağı kebabı getirip koydu.
And olsun, bizim elçilerimiz Müjde ile İbrahim’e geldi.
-“Selâm!” dediler.
İbrahim: -“Selâm!” dedi.
Tez elden, “kızarmış bir dana” getirmekte gecikmedi.
Yemin olsun ki; elçilerimiz (olan melekler) İbrahim’e müjde ile gelince:1 Allah’ın selamı üzerine olsun”2 dediler. O da: “Allah’ın selamı sizin üzerinize de olsun” dedi ve (onlara) gecikmeden bir buzağı kebabı getirdi.
1 Bu kıssada helâk olan toplum, Lût kavmidir. Lût (a.s), İbrahim (a.s)’ın soyundan amcasının oğludur ve onun şeriatı üzere gönderilmiş bir Peygamberdir. Olay Hz. İbrahim’i de ilgilendireceğinden, öncelikle ümmeti hakkında korkmaması için ona, haber verilmiştir. 2 Buradaki (سَلَاماً) mahzuf fiilin mutlak mef’ulü olduğu için bu şekilde tercüme edilmiştir.
Muhammed Esed
VE GERÇEK ŞU Kİ, İbrahim'e [semavî] elçilerimiz müjdeyle geldiler, 99 (ve) “Selâm olsun!” dediler; o da (onlara): “[Size de] selâm olsun!” diye karşılık verdi ve sonra da onların önüne kızarmış bir buzağıyı getirip koymakta gecikmedi. 100
Andolsun ki elçilerimiz, İbrahim’e bilge bir oğlan çocuğu müjdesi ile gelmişler ve “Selam!” demişlerdi. İbrahim de: – Selam! Diye mukabele etmiş, çok geçmeden önlerine kızarmış bir dana kebabı getirmiş idi. 4/86, 51/28
VE doğrusu elçilerimiz İbrahim’e bir muştu getirdiler ve “Selam!” dediler. O da “Size de selam!” diye mukabele etti ve çok geçmeden önlerine kebap yapılmış bir buzağı çıkardı.[1764]
[1764] Krş: 51:28. Kur’an’ın çift kutuplu yapısı gereği bu pasajda müjde ve belâ yan yana. Adeta “her zorlukla birlikte bir kolaylık var idi” (94:5) âyetinin hayattaki delili gibi.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve muhakkak ki, Bizim elçilerimiz İbrahim'e müjde ile gelmişti. «Selâm!» dediler. O da, «Selâmdır» dedi. Sonra gecikmeden bir kızartılmış buzağı getirdi.
Bir zaman da elçilerimiz İbrâhim'e varıp onu müjdelemek üzere “Selâm sana! ” dediler. O da: Size de Selâm! ” deyip çok kalmadan, elinde nefis, güzelce kızartılmış körpe bir dana getirip ikram etti. [51, 26-27; 15, 52-62] {KM, Tekvin 18. bölüm}
İbrahim'e de elçilerimiz müjdeyle gelmişler ve “Sana selâm olsun” demişlerdi. İbrahim “Size de selâm olsun” dedi ve çok geçmeden, onlara kızartılmış bir buzağı getirdi.