Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1480, sondan 4757. ayet; 11. sure ve bu surenin 7. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 31, harf sayısı 126 ve toplam ebced değeri ise 9512 olarak hesaplanmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (21) ل (16) ر (4) bulunuyor.
وهو الذي خلق السموات والارض في ستة ايام وكان عرشه على الماء ليبلوكم ايكم احسن عملا ولئن قلت انكم مبعوثون من بعد الموت ليقولن الذين كفروا ان هذا الا سحر مبين
وهوالذيخلقالسمواتوالارضفيستةاياموكانعرشهعلىالماءليبلوكمايكماحسنعملاولئنقلتانكممبعوثونمنبعدالموتليقولنالذينكفرواانهذاالاسحرمبين
Vehuve-lleżî ḣaleka-ssemâvâti vel-arda fî sitteti eyyâmin vekâne ‘arşuhu ‘alâ-lmâ-i liyebluvekum eyyukum ahsenu ‘amelâ(en)(k) vele-in kulte innekum meb’ûśûne min ba’di-lmevti leyekûlenne-lleżîne keferû in hâżâ illâ sihrun mubîn(un)
O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş'ı[272] su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkârcılar “Mutlaka bu, apaçık bir büyüdür” derler.
“Arş” kavramıyla ilgili olarak ayrıca bakınız: A’râf sûresi, 54. âyet.
Allah Teâlâ, önceki âyette ilim ve kudretinin sonsuzluğunu gösteren delillere değindikten sonra, burada da o sıfatlarının tecellileri ve eserlerinden olan gökleri ve yeri yaratanın kendisi olduğunu ifade ederek, yine ilminin ve kudretinin sonsuzluğuna işaret etmektedir. Burada “gökler ve yer” ifadesinin onlardaki diğer varlıkları da içerdiğinde şüphe yoktur. Nitekim yüce Allah başka âyetlerde bu ikisinin arasında bulunan varlıkları da kendisinin yarattığını ifade buyurmuştur (meselâ bk. Furkan
25:59; Rûm
30:8; Duhân
44:38; Allah’ın gökleri ve yeri altı günde yaratması ve arş hakkında bk. A‘râf
7:54; Elmalılı, III, 2171-2185).
Burada anlatılan arşın mahiyeti bilinmediği gibi suyun mahiyeti de bilinmediği için “Allah’ın arşının su üzerinde olması” müteşâbih kalmakta, bundan maksadın ne olduğu kesin olarak bilinmemektedir (müteşâbih hakkında bilgi için bk. Âl-i İmrân
3:7). Bu sebeple “Bundan ne kastedildiğini Allah Teâlâ daha iyi bilir” demekle yetinmek en uygun yoldur.Allah Teâlâ insanların hangisinin daha güzel davranacağını denemek için gökleri ve yeri yarattığını; başka bir ifadeyle göklerin ve yerin yaratılış hikmetinin insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini denemek olduğunu ifade buyurmuştur. Çünkü yer ve göklerin nimetlerinden faydalananlar insanlardır. Nitekim Kur’an-ı Kerîm’de yeryüzünde ne varsa hepsinin insanlar için yaratılmış olduğu (bk. Bakara
2:29), göklerde ve yerde bulunan her varlık ve imkânın Allah’ın bir lutfu olarak insanın emrine verildiği bildirilmektedir (bk. Câsiye:
45:13); insanın yaratılışındaki hikmet ise yaratana kulluk etmektir (bk. Zâriyât,
51:56). Sonuçta göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Allah’a kulluk etmeye imkân vermek, ortam oluşturmak üzere yaratılmış olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim yer ve göklerin insanlığa hizmetinin yanında daima yüce Allah’ı tesbih ettiği de bildirilmiştir (bk. İsrâ
17:44). Buna göre insan dışındaki varlıklar da ilâhî iradeye boyun eğerek bir mânada O’na kulluk etmektedirler.
“Düzmece” diye tercüme ettiğimiz sihr kelimesi sözlükte, “bir şeyi aslî durumundan çıkarıp başka bir duruma sokmak, mahiyetini değiştirmek” anlamlarına gelmektedir (bk. Âsım Efendi, Kamus Tercemesi, “sihr” md.); dolayısıyla sahte ve gerçek dışı olan bir şeyi gerçekmiş gibi göstermek mânasında düzmece kelimesiyle eş anlamlı olarak kullanıldığı görülmektedir. Bağlam dikkate alındığında burada sihr kelimesinden bu mânanın kastedildiği anlaşılır. Zira âhirete inanmayanlara dünyada yaptıklarından hesaba çekileceklerini haber vermek üzere, “Öldükten sonra mutlaka diriltileceksiniz” denildiğinde, “Bu apaçık bir sihirdir” diye verdikleri cevaptan maksatları bilinen (büyü) anlamındaki sihir değil, onlara göre varlıklıların dünya hayatının tadını çıkarmalarını engellemek, fakir ve yoksulları da avutmak maksadıyla ortaya atılmış düzmece sözlerdir.
“Bu, apaçık bir düzmecedir” cümlesindeki işaret zamirini müfessirler farklı anlamlarda yorumlamışlardır: ☼a) “Öldükten sonra dirileceklerine dair” olan bu söz, insanları dünya nimetlerinden mahrum etmek, onları kendinize boyun eğdirip itaat ettirmek için uydurduğunuz bir hiledir.
☼b) Bundan maksat Kur’an’dır yani öldükten sonra dirilme olayının gerçekleşeceğini söyleyen Kur’an sihir gibi bâtıl, gerçek olmayan bir düzmecedir. Dolayısıyla ona hiçbir konuda inanılamaz ve güvenilemez.
Ayrıca sihr kelimesinin sehir veya sâhir şeklindeki farklı kıraatine göre cümle şöyle de tercüme edilebilir: “Bu (Muhammed) düpedüz bir sihirbazdır” (Zemahşerî, II, 260; Râzî, XVII, 188 vd.; sihir hakkında bilgi için bk. Bakara
2:102).
O, hanginizin davranış olarak daha güzel olacağını denemek için [arş]ı su üzerindeyken gökleri ve yeri altı günde (dönemde) yaratandır. “Ölümden sonra şüphesiz ki diriltileceksiniz!” desen, kâfir olanlar elbette “Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir!” derler.
Bu ifadenin hakikatte neyi karşıladığını bilemediğimizi itiraf etmeliyiz.,Benzer mesajlar: A‘râf
7:54; Yûnus
10:3; Hûd
11:7; Ra‘d
13:2; Furkân
25:59; Secde
32:4; Kâf
50:38; Hadîd
57:4.
Gökleri ve yeri altı evrede yaratan Allah'tır. Onun kudret tahtı suyu kullanmasında idi. Hanginizin davranışça daha iyi olduğunu tesbit etmek için sizi imtihan etmektedir. Eğer sen, “Ölümden sonra diriltileceksiniz” desen, kâfirler hemen, “Bu, apaçık sihirden başka bir şey değildir” diye karşılık verirler.
Gökleri ve yeri altı günde¹ yaratan O'dur. Daha önce arşı² su üzerindeydi. Sizi yaratması, hanginizin iyi şeyler yapacağını sınav yapmak içindir. Eğer gerçeği yalanlayan nankörlere: “Gerçekten siz, öldükten sonra diriltilecekseniz.” desen, “Bu ancak apaçık bir büyüdür.” diyecekler.
1- Altı evrede, altı aşamada. 2- Egemenliği.
O’nun (Allah’ın) Arş’ı (kudret sanatı ve saltanatı) su üzerinde (henüz bütün âlem enerji -nur- parçacıklarından oluşan gaz ve toz bulutu halinde ve içinde buhar taşıyan vaziyette) iken; amel bakımından hanginizin daha iyi olduğunu denemek için gökleri ve yeri altı günlerde (dönemde) yaratan O’dur. Andolsun Sen onlara; “Gerçekten siz ölümden sonra diriltileceksiniz” dediğinde inkârcılar; “Bu açıkça (aldatmaca bir) sihirden (etki altına alma girişiminden) başka bir şey değildir” derler.
[Not: Ayetlerde gün=yevm yerine; eyyam=günler geçtiği için biz buna “dönem” manası verdik.]
Öyle bir mabuttur ki hanginiz daha iyi hareket edecek, bunu size bildirmek ve sizi sınamak için gökleri ve yeryüzünü altı günde yarattı, daha önce emri ve saltanatı, yarattığı suya cariydi. Onlara, siz ölümden sonra tekrar dirileceksiniz dersen kafir olanlar derler ki: Bu, ancak apaçık bir aldatma.
Gökleri ve yeri altı birim ve zamanda yaratan O'dur. Bunları yaratırken, arşı su üzerinde idi, yani gök ve yerden önce su yaratılmıştı, kâinâtta sudan başka birşey yoktu. Bu kâinâtı Allah yarattı ki, hanginizin daha güzel iş yaptığını denesin. Böyle iken yine sen: “Öldükten sonra dirileceksiniz” desen, Allah'tan gelen gerçekleri inkâr edenler: “Mutlaka bu, apaçık bir büyüden başka birşey değildir” derler.
O, Arş'ı, sınırsız kudret ve iktidar makamı, su üzerinde iken gökleri ve yeri altı günde, altı devirde yaratandır. O, hanginizin daha güzel, daha değerli ameller işleyeceğini denemek için bunları yarattı. Onlara:
“Ölümden sonra, kesinlikle tekrar diriltileceksiniz” dersen, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar:
“Bu kesinlikle aklı etki altına alan bir sihir, bir aldatmaca” diyecekler.
Hanginizin amelinin daha güzel olduğu hususunda sizi denemek için gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur. Bundan önce ise O'nun Arş'ı su üzerindeydi. Onlara: "Siz ölümden sonra diriltileceksiniz" desen inkar edenler mutlaka: "Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir" derler.
O'nun arşı su üzerinde iken amel bakımından hanginizin daha iyi olduğunu denemek için gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur. Andolsun onlara: 'Gerçekten siz, ölümden sonra yine diriltileceksiniz' dersen, inkâr edenler mutlaka: 'Bu, açıkça bir büyüden başkası değildir' derler.
Amel bakımından, en güzel kim olduğu hususunda, sizi imtihan etmek için, gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur. Bundan önce ARŞ'ı, su üstünde idi. (Yer ve gökler yaratılmadan önce hükümranlığı su üzerindeydi. Suyu daha evvel yaratmıştı). Böyle iken, eğer sen (Ey Rasûlüm) desen ki: “Öldükten sonra muhakkak siz dirileceksiniz” kâfir olanlar mutlaka şöyle derler; “- Bu söylediğin apaçık bir aldatma ve bâtıldan başka bir şey değil...”
Daha önce hâkimiyeti su üzere olan Allah, gökleri ve yeri altı gün(devre)de yarattı. Ki; hanginizin iş ve amelce daha iyi olduğunu görsün. Eğer onlara: “Ölümden sonra dirileceksiniz” dersen, o kâfirler: “Bu apaçık bir büyüden başka bir şey olamaz” diyecekler.
Sizin hanginiz daha güzel iş görecek diyerek, sizi sınamakçin, arşı su üstünde iken, altı günde göklerle yeri yaratan O'dur, eğer ki sen onlara: «Öldükten sonra, yine dirilirsiniz» diyecek olsan, kâfir olan kimseler, kesin olarak derler ki: «Bu açık bir büyüdür!»
O, hanginizin davranışlarının daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan etmek için, Arş'ı henüz su üzerinde iken gökleri ve yeri altı evrede/aşamada yaratandır. Böyle iken sen onlara: “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, o inkârcılar: “Mutlaka bu, apaçık bir büyüdür” derler.
Bkz.
18:7,
21:35,
41:11-12,
67:2“Arşı henüz su üzerinde iken” deyimi: henüz varlık alemi yaratılmadan anlamındadır. Yaratılıştaki muhteşemliğe ve Rabbimizin sonsuz kudret ve gücüne vurgu yapmak maksadıyla kullanılan bir metafor olarak anlayabiliriz.
Arş'ı su üzerinde iken, hanginizin daha güzel işi işleyeceğini ortaya koymak için, gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur. And olsun ki, "Siz gerçekten, ölümden sonra dirileceksiniz" desen, inkar edenler: "Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir" derler.
O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için, Arş'ı su üzerinde iken, gökleri ve yeri altı günde yaratandır. Yemin ederim ki, (Resûlüm!): «Ölümden sonra muhakkak diriltileceksiniz» desen, kâfir olanlar derhal «Bu, açık bir büyüden başka bir şey değildir» derler.
Göklerin ve yerin altı günde yaratılması meselesi için A’râf Sûresi 54. âyetin izahına bakınız.
Arş: Kâinattaki bütün cisimleri kuşatan ve mahiyetini bilemediğimiz bir şeydir. Müfessirlerin bu âyetle ilgili açıklamalarına göre, Allah Teâlâ, önce Arş’ı, sonra suyu, daha sonra da gökleri ve yeri yaratmıştır. Arş’ın su üzerinde olması ona bitişik olmasını gerektirmez. Nitekim göklerin de yerin üzerinde olduğu söylenir, fakat bununla göklerin yere bitişik olduğu kasdedilmez.
O, hanginizin daha iyi iş yaptığını test etmek için gökleri ve yeri altı günde yaratandır. Egemenliği suyun üzerinde idi. Buna rağmen, kafirlere, "Siz ölümden sonra diriltileceksiniz," desen, kafirler, "Bu, ancak açık bir büyüdür (kandırıcı bir sözdür)," diyeceklerdir.
* Altı gün ifadesi, karşılaştırma imkanı sağlayan bir birimdir. Örneğin, tüm galaksiler sisteminin iki günde yaratılmasına karşın yerkürenin dört günde yaratıldığını öğreniyoruz (
41:10-12). Kuran'da zaman mutlak değil, görelidir (
32:5 ve
70:4).
** Yeryüzü önceleri suyla kaplıydı; karalar daha sonra belirdi.
O, öyle bir Allah'dır ki, hanginizin daha güzel amel işleyeceğini imtihan etmek için gökleri ve yeri altı günde yarattı. Arşı da su üstündeydi. Onlara "öldükten sonra tekrar dirileceksiniz" dersen, o kâfirler de kesinlikle sana: " Bu apaçık bir sihirden başka birşey değildir." diyecekler.
Hem o odur ki Gökleri ve yeri altı günde yarattı, Arşı, su üstünde idi, hanginiz daha güzel amel yapacaksınız diye sizi imtihan meydanına çıkarmak için, böyle iken alimallah, «siz öldükten sonra ba'solunacaksınız» dersen küfredenler mutlak şöyle derler: «bu apaçık bir aldatmadan başka bir şey değil»
O, hanginizin ameli (haal-ü hareketi) daha güzel olduğu (hususunda) sizi imtihan etmek için gökleri ve yeri altı günde yaratandır. (Bundan evvel ise) arşı su üstünde idi. And olsun ki «Ölümden sonra muhakkak yine diriltileceksiniz» desen kâfir olanlar mutlakaa «Bu, apaçık bir aldatmadan başka (bir şey) değildir» derler.
Ve amelce hanginiz daha güzeldir diye sizi imtihân etmek için, gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur; arşı ise (daha önce) su üstünde idi.(2) (Ey Resûlüm!) Celâlim hakkı için, “Muhakkak siz öldükten sonra diriltilecek olan kimselersiniz!” desen, inkâr edenlermutlaka: “Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir!” der.
(2)“Manzûme-i şemsiye (güneş sistemi) ile arz (dünya) dest-i kudretin (Allah’ın kudretinin) madde-i esîriyeden (maddenin en küçük parçası olan esir maddesinden) yoğurmuş olduğu bir hamur şeklinde imiş. Madde-i esîriye, mevcûdâta nazaran (varlıklara nisbetle) akıcı bir su gibi mevcûdâtın aralarına nüfûz eden(işleyen) bir maddedir.*وَكاَنَ عَرْشُهُ عَلَي الْمَٓاءِ [Arşı ise (daha önce) su üstünde idi] âyeti şu madde-i esîriyeye işârettir ki, Cenâb-ı Hakk’ın arşı (Arş-ı A’zamı) su hükmünde olan şu esir maddesi üzerinde imiş. Esir maddesi yaratıldıktan sonra, Sâni‘in (herşeyi san‘atla yaratan Allah’ın) ilk îcadlarının tecellîsine(görünmesine) merkez olmuştur.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 238)
O’nun arşı su üzerinde idi, hanginiz daha güzel ameller yapacağını bilmesi ve sizi imtihan etmesi için, gökleri ve yerleri altı günde yaratan O’dur. Eğer sen onlara “Ölümden sonra tekrar diriltileceksiniz” desen, getirdiğin haberi inkâr edenler aralarında “O zaman diriltilme olayı açıkça bir aldatmaca” derler.
Hanginizin ameli daha güzel olduğunu denemek [³] için gökleri ve yeri altı günde yaratan O/dur. Bunlardan evvel arşı su üstünde idi. Eğer onlara öldükten sonra dirileceksiniz diyecek olursan kâfir olanlar «— bu da, mutlak büyücülükten başka bir şey değildir» diyeceklerdir.
[3] Denemek muamelesinde bulunmak, muti' ile âsiyi halka bildirmek.
Henüz su üzerinde egemen iken (âlemler yaratılmadan önce), hanginizin daha güzel amelde bulunacağını denemek için gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur. “Siz Gerçekten ölümden sonra dirileceksiniz” desen, şüphesiz küfre sapanlar, “Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir” derler.
O Allah ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı. Bütün kainat yaratılmadan önce O’nun Arş’ı, su üzerinde idi. Allah, bütün canlı varlıklara su ile hayat verdi. Böylece Allah, hanginizin daha güzel ve yararlı davranışlar göstereceği konusunda sizi imtihân etmek için evreni, hayatı ve ölümü yarattı. Çünkü O, hiçbir şeyi anlamsız ve boş yere yaratmamıştır.Hal böyleyken, ey Müslüman, eğer sen onlara, “Bakın, hepiniz öldükten sonra yeniden diriltilip hesaba çekileceksiniz!” desen, ilâhî adâleti inkâreden kâfirler, “Bu apaçık bir büyüdür. Böyle bir iddia, düpedüz adam aldatmaktan, göz boyamaktan ibarettir.” diyeceklerdir.
O’nun arşı Su üzerinde iken, hanginizin daha güzel iş yapacağını sınaması için Yer’i ve Gökler’i altı günde / dönemde yaratan O’dur.
And olsun:
-“Siz, Ölüm’den sonra yeniden diriltileceksiniz” dediğinde, inkâr edenler:
-“Bu ancak açıkça bir sihir!” diyorlar.
Arş’ı su üzerinde iken, hanginizin daha iyi işler yapacağını denemek için gökleri ve yeri altı zaman diliminde yaratan O (Allah)’tır.1 Gerçekten o kâfirlere: “siz ölümden sonra mutlaka diriltileceksiniz” dersen, onlar da (sana): “Bu açıkça bir büyüden başka bir şey değildir.” diyecekler.
1 Âyetin bu bölümü: “Gücü sıvı (haldeki âlem) üzerinde iken, gökleri ve yeri altı günde yaratan O (Allah’tır.)” diye de tercüme edilebilir.
O'dur, gökleri ve yeri altı evrede yaratan; Ve [hayatı yarattığı sürece] O'nun kudret tahtı suyun üstündeydi. 10 [Allah size böylece O'na olan bağımlılığınızı hatırlatıyor] ki sizi sınayıp hanginizin eylem ve davranışca iyi olduğunu ortaya koysun. Şöyle ki: eğer (sen, ey Peygamber,) [insanlara:] “Unutmayın ki, ölümden sonra diriltileceksiniz!” 11 desen, hakkı inkara şartlanmış olanlar hemen, “Açıkçası, bu büyüleyici bir vehimden başka bir şey değil!” 12 diye karşılık verirler.
Gökleri ve yeri altı aşamada yaratan O’dur. O, hanginiz daha güzel amel yapacak diye sizi sınamak için hükümranlığının en büyük göstergesi olan hayatı su ile başlatmış idi. Eğer onlara “Öldükten sonra kesinlikle yeniden diriltileceksiniz” diye söylesen o gerçeği örtbas eden kâfirler: “Bu apaçık sihirden/aldatmacadan başka bir şey değildir” derler. 10/3, 32/4, 57,4, 21/30, 24/45, 25/54, 18/36, 34/3, 41/50
Yine O (bile) gökleri ve yeri altı aşamada yaratmıştır;[1693] ve O’nun Kudret Makamı’nın (en büyük tecellisi olan hayat) su üzerinde kaimdir.[1694] (Bütün bunları) hanginizin eylem ahlâkı konusunda daha iyi olduğunu sınamak için yapmıştır.[1695] Şimdi sen kalkıp da, “Muhakkak siz ölümden sonra yeniden diriltileceksiniz!” desen, küfre saplananlar hemen “Hah, al sana bir numara daha!” derler.[1696]
[1693] Parantez içindeki “bile”, cümlenin telmihine dayanır. Zımnen: Kudreti sonsuz Allah bile göğü-yeri aşamalı bir biçimde bir yasaya bağlı olarak yarattı. Siz ey mü’minler! Toplumsal dönüşümün bir çırpıda olmasını, başarının plansız programsız ve nizamsız intizamsız gelmesini mi bekliyorsunuz?
[1694] “Biz her canlıyı sudan var ettik” ışığında (
21:30). Eski Ahid’de de buna çok benzer simgesel bir ifade bulunmaktadır (Tekvin
1:2). Ebu Müslim, ilâhî kudretin mecazî bir tasviri olarak anlar (Râzî). Fakat bağlam, sonsuz kudretin canlıların elementer kökende birliği üzerinden kendini duyurduğunu îmâ ve ifşa etmektedir.
[1695] Bu ibare, “yeryüzünde halife” olan insanın eşref-i mahlukat olma iddiasını destekler gibi görünmektedir. En azından ilâhî şaheser olan insanı kuşatan en küçükten en büyüğe bütün bir çevrenin, insanın varoluşu için var edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Yeryüzü insan için, insan imtihan için yaratılmıştır (Krş:
67:3).
[1696] Sihrin mânalarından biri de “hileli söz” ya da “el oyunlarıyla aldatma”, yani Türkçedeki çağrışımlarıyla “numara çekme”dir. Müşrikler ölümden sonra dirilişi sihir olarak nitelerken, hiç kuşkusuz bununla sihrin “kara büyü” anlamını kastetmiyorlardı (Konuyla ilgili notlar için bkz:
74:24;
7:116 ve
2:102).
Ve O, O'dur ki (o Hâlik-ı Azîm'dir ki) gökleri ve yeri altı günde yaratmıştır ve O'nun Arş'ı su üzerinde idi. Hanginizin amelce daha güzel olduğunuzu imtihan için (yaratmıştır). Ve eğer sen desen ki: «Siz öldükten sonra şüphe yok ki, yine diriltileceksinizdir.» Elbette ki kâfir olanlar diyeceklerdir ki: «Bu bir apaçık büyüden başka değildir.»
Hem O'dur ki gökleri ve yeri altı günde yarattı. Bundan önce ise Arş'ı su üstünde idi. Bu kâinatı yaratması sizden hanginizin daha güzel iş yapacağını ortaya koymak içindir. Böyle iken sen onlara “öldükten sonra elbette dirileceksiniz. ” dersen, o kâfirler bunu haber veren Kur'ân'ı kasdederek “Bu, aldatıcı olma yönünden, besbelli bir büyüden başka bir şey değil! ” derler. [23, 115-116; 38, 27; 18, 7; 43, 87; 75, 6, 36]
Gökleri ve yeri altı günde yaradan O'dur. O zaman Arş'ı su üzerinde idi. (Bu kainatı yarattı) Ki, hanginizin daha güzel iş yaptığınızı denesin. Böyle iken yine sen: "Öldükten sonra diriltileceksiniz" desen, inkar edenler, mutlaka: "Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir." derler.
Gökler ve yer yaratılırken Allah'ın Arşının su üzerinde olması, belki de kâinâttaki hayâtın büyük ölçüde suya dayalı olduğuna işârettir. Nitekim Tevrât'ın, yaratılış sırasında "Allah'ın Ruhu suların yüzü üzerinde hareket ediyordu" (Tekvîn:
1:2) ifâdesinde de, suyun hayât kaynağı olduğuna işâret sezilmektedir. Gerçekten Allah, kâinâtın tahtı durumunda olan hayât ile kâinâtı yönetmektedir. Bu da suya bağlıdır. Gerçeği Allah bilir.
Gökleri ve yeri altı günde yaratmış olan Allah’tır. Bunu, sizi zorlu bir imtihandan geçirmek ve hanginizin daha iyi davranacağını belirlemek için yapmıştır. O sırada yönetim merkezi (arşı) suyun üstündeydi. Onlara: “Öldükten sonra tekrar dirileceksiniz” desen ayetleri görmezlikten gelenler, hemen cevabı yapıştırır ve “Bu açıkça bizi büyüleme çabasından başka bir şey değil” derler.
O'nun arşı su üzerinde iken hanginiz daha güzel çalışacak diye denemek için gökleri ve yeri altı aşamada/ günde yaratan O'dur. Şayet sen:-Kesinlikle siz, öldükten sonra yine dirileceksiniz, demiş olsan, inkar edenler:-Bu apaçık büyüden /aldatmadan başka bir şey değildir, derler.
Arşı su üzerinde iken, hanginiz daha güzel işler yapacaksınız diye sizi sınamak için gökleri ve yeri altı günde yaratan Odur.(3) Şimdi sen “Ölümden sonra tekrar diriltileceksiniz” desen, o kâfirler diyecekler ki, “Bu apaçık bir büyüden başka birşey değil.”
(3) “Arşı su üzerinde iken” deyimi (1) zaman, (2) su, (3) Arş kavramları açısından incelendiğinde, bundan farklı yorumlar çıkarılabilmektedir. Eğer âyette kastedilen zaman kâinatın yaratılışından önce ise—ki zaman da kâinatla beraber var olduğu için, öyle bir “zamanı” ezel kavramı içinde düşünmek daha doğru olur—o takdirde “su” sözcüğünün burada bir istiareden ibaret olduğunu ve Arş gibi, onun da gerçek niteliğini bilemeyeceğimizi kabul etmemiz gerekir. Kâinatın ilk yaratılış aşamalarında ise, bizim dünyamızın “su” kavramına oldukça yaklaşmış oluruz. Çünkü, bugün bilim dünyasının ortak kanısı haline gelmiş ve oldukça ciddî kanıtlarla desteklenen teoriler, kâinatın sıfır hacim ve sonsuz yoğunlukta, trilyonlarca derece sıcaklıkta bir kozmik çorbadan yaratılmış olduğu ve daha sonra da adım adım atom parçacıklarının inşa edildiği yönündedir. Buna göre, kâinatın ilk dönemlerinde, madde bütünüyle hidrojen çekirdeklerinden ibaretti ki, halen de kâinattaki maddenin dörtte üçünün hidrojenden ibaret olduğu hesaplanmaktadır. Hidrojen ise suyun hammaddesidir, sözcüğün kökü “su”dan gelmekte ve hidrojen adı da “suyu doğuran” anlamını taşımaktadır. Bu açıdan yaklaşıldığında, kâinatın, uzun çağlar boyunca ağırlıklı olarak hidrojen üzerinde tecellî eden İlâhî irade ile şekillendiğini ve suyun hammaddesi ile göklerin ve yerin yaratılarak bugünkü halini aldığını söyleyebiliriz. Eğer âyetteki ibare “yerin yaratıldığı” zamana işaret ediyorsa, bu defa, bizim bildiğimiz suya iyice yaklaşmış oluruz. Her üç halde de, suyun yaratılış için taşıdığı önem aşikârdır. “Arş” sözcüğüne gelince: Allah’ın kudret ve egemenliğini ifade etmesi itibarıyla bu sözcüğün su ile olan ilişkisi de açıktır; çünkü Allah’ın ilim, irade, kudret ve rahmetinin eserleri, bütün ihtişamıyla, hayat üzerinde kendilerini göstermektedir ve hayat da suya bağlıdır ki,
21:30’da buna işaret edilmiştir. “Arş” ve “altı gün” kavramları ile ilgili olarak
7:54’te de bazı açıklamalar geçmiştir.
O, odur ki, gökleri ve yeri altı günde yaratmıştır. O'nun arşı da su üzerinde idi. Böyle yapması, iş ve davranış yönünden hanginizin daha güzel olduğunu belirlemek için sizi denemeye yöneliktir. Sen, "Kuşkusuz, sizler ölümden sonra diriltileceksiniz!" dediğinde, küfre batanlar hemen ve kesinlikle şöyle derler: "Bu apaçık bir büyüden başka şey değildir."
daħı ol oldur kim yarattı gökleri daħı yiri altı günlerde daħı oldı-y-ıdı 'arşı śu üzere tā śınaya sizi ķanķıñuz görklürekdür 'ameldin yaña. daħı eger eyidesin [112a] “bayıķ siz dirildinilmişlersiz ölümden śoñra” eyideler anlar kim kāfir oldılar “degül uşbu illā cādūlıķ bellü.
Ol Tañrı oldur kim yaratdı gökleri ve yirleri altı günde. Tañrı Ta‘ālānuñ‘arşı ṣu üstine‐y‐idi. Sizi ṣınamaġ‐ıçun ḳanḳıñuz yaḫşı ‘amel işler. Daḫı eger eyitseñ ki siz diri olacaḳsız ölümden ṣoñra. Eyideler kāfirler: Uşbu āşikāre,ulu siḥrdür, diyeler.
Ərşi su üzərində ikən hansınızın daha gözəl əməl (itaət) sahibi olacağını sınayıb bilmək üçün göyləri və yeri altı gündə yaradan Odur. (Ya Peyğəmbərim!) Əgər desən ki: “Siz öləndən sonra, həqiqətən, dirildiləcəksiniz!”, kafir olanlar: “Bu, açıq-aşkar sehrdən (yalandan) başqa bir şey deyildir!” – deyə cavab verərlər.
And He it is Who created the heavens and the earth in six Days and His Throne was upon the water that He might try you, which of you is best in conduct. Yet if thou (O Muhammad) sayest: Lo! ye will be raised again after death ! those who disbelieve will surely say : This is naught but mere magic.
He it is Who created the heavens and the earth in six Days(1501) - and His Throne was over the Waters - (1502) that He might try you,(1503) which of you is best in conduct. But if thou wert to say to them, "Ye shall indeed be raised up after death", the Unbelievers would be sure to say,(1504) "This is nothing but obvious sorcery!"*
1501 Seen. 1031 to
7:54. 1502 It is scientifically correct to say that all life was evolved out of the waters, and this statement also occurs in the Qur'an,
21:30. Some such meaning, I think, also attaches to the Gen.
1:2. The past tense "was" refers to the time before life developed in solid farms, on land and in air. (R). 1503 The Creation we see around us is not idle sport or play (in Hindi, Lila) or whim on the part of Allah. It is the medium through which our spiritual life is to develop, with such free will as we have. This life is our testing time. 1504 The Unbelievers, who do not believe in a Future life, think all talk of it is like a sorcerer's talk, empty of reality. But in this they show their ignorance, and they are begging the question.