Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1564, sondan 4673. ayet; 11. sure ve Hûd Suresinin 91. ayetidir. Hûd Suresi 91. ayetinin kelime sayisi 19, harf sayısı 79 ve toplam ebced değeri ise 5031 olarak hesaplanmıştır. Hûd Suresinin toplam ebced değeri 537792 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (15) ل (7) ر (4) bulunuyor.
Arapça Metin
قالوا يا شعيب ما نفقه كثيرا مما تقول وانا لنريك فينا ضعيفا ولولا رهطك لرجمناك وما انت علينا بعزيز
Dediler ki: “Ey Şu’ayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Hem biz seni aramızda zayıf görüyoruz. Eğer kabilen olmasaydı, seni taşa tutardık. Zaten sen bizce itibarlı biri değilsin.”
Medyenliler, “Ey Şuayb! Söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz, ayrıca aramızda seni zayıf görüyoruz! Eğer kabilen olmasaydı, seni mutlaka taşlayarak öldürürdük. Bizim karşımızda sen güçlü biri değilsin” dediler.
Mehmet Okuyan
(Medyenliler) şöyle demişti: “Ey Şuayb! Söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz ve içimizde seni cidden zayıf görüyoruz! Kabilen olmasaydı seni mutlaka kovardık. Sen asla bize göre güçlü değilsin.”
Burada geçen [raht] kelimesi sayısı “üç ilâ on kişi arasında” olmak üzere, “akraba, kabile, hısım” anlamına gelmektedir. İnkârcılar Hz. Şuayb’ın yakınlarının hatırını saydıklarını belirtmişlerdi. Onların hatırını neden saydıklarıyla ilgili bilgi verilmemektedir. Belki onlar da kendileri gibi inandıkları için veya özel hatır ilişkileri bulunduğu için onlarla ilgili bir ifade kullanmış olabilirler
İnançsız olanların peygamberlere karşı takındığı ortak tavır gereği, burada da bir tehdit söz konusu edilmektedir. Yâsîn 36:18’deki gibi, peygamberler tebliğden vazgeçmezlerse, kendilerini taşlayacaklarını söylemekteydiler. Üstelik [le racemnâke] ve benzer ifadelerde baştaki [lâm/le] harfi anlamı pekiştirmektedir. Söylenmek istenen, onların bu tehditlerinde kararlı olduklarıdır. Medyenliler Hz. Şuayb’ın beraberindekilere de aynı tehditleri savurmuşlardı. Çünkü onun muhatapları arasında inanmayanlar çoğunlukta olsalar da içlerinde inananlar da vardı. Zira A‘râf 7:87’de de belirtildiği gibi Hz. Şuayb onlara yönelik tevhid çizgisindeki kararlılığını ifade etmiştir.
Bayraktar Bayraklı
Dediler ki: “Ey Şu‘ayb! Söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz ve içimizde seni cidden zayıf görüyoruz! Eğer kabilen olmasa, seni mutlaka taşlayarak öldürürüz. Sen bizden üstün değilsin.”
“Ey Şu'ayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz, biz, seni içimizde güçsüz görüyoruz. Kabilen olmasaydı seni taşlardık. Esasen sen değerli biri de değilsin.”
(Onlar ise:) “Ey Şuayb” dediler. “Senin söylediklerinin çoğunu biz 'kavrayıp anlamıyoruz'. Doğrusu biz seni içimizde (servet ve aşiret bakımından) zayıf biri olarak görüyoruz. Eğer yakın çevren olmasaydı, gerçekten seni taşa tutar-öldürürdük. Sen bize karşı güçlü ve üstün (yanımızda itibar sahibi) değilsin.”
Ey Şuayb dediler, söylediğin sözlerin çoğunu anlamıyoruz ve seni de içimizde zayıf görmedeyiz. Kabilen olmasaydı seni taşlardık ve sen, bizden üstün değilsin zaten.
Fakat soydaşları, ona dediler ki: “Ey Şuayb! Söylediklerinden pek birşey anlamıyoruz ve içimizde seni, cidden zayıf ve aciz görüyoruz. Eğer kabilen olmazsa, seni mutlaka öldüresiye taşlardık. Öyle ya, bizim üzerimizde, bir gücün ve itibarın da yok ki!”
Onlar:
“Ey Şuayb, söylediklerinden birçoğunu anlamıyoruz. Seni de içimizde çok zayıf, aciz biri olarak görüyoruz. Eğer itibarlı kabilen, güçlü birkaç akraban olmasaydı, seni taşlayarak öldürürdük. Bizim üstümüzde güçlü, kuvvetli, otoriter biri de değilsin.” dediler.
Dediler ki: "Ey Şuayb! Biz senin söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz ve seni içimizde güçsüz görüyoruz. Yakın çevren olmasaydı seni mutlaka taşlardık. Bize karşı bir üstünlüğün de yoktur."
'Ey Şuayb' dediler. 'Senin söylediklerinin çoğunu biz 'kavrayıp anlamıyoruz'. Doğrusu biz seni içimizde zayıf biri görüyoruz. Eğer yakın-çevren olmasaydı, gerçekten seni taşa tutar-öldürürdük. Sen bize karşı güçlü ve üstün değilsin.'
Onlar şöyle dediler: “-Ey Şuayp! Biz, senin söylediklerinin çoğunu iyice anlamıyoruz ve seni de içimizde hakikaten zayıf (âciz) görüyoruz. Eğer aşiretin olmasaydı, muhakkak seni taşla öldürürdük. Senin bize karşı hiç bir üstünlüğün ve kıymetin yok; (ancak dinimize bağlı aşiretinin önemi vardır.)”
Onlar dediler ki: “Ey Şuayb! Senin dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Seni içimizde zayıf bir kişi olarak görüyoruz. Eğer kabilen olmasaydı, seni recmederdik. Senin bizim yanımızda bir itibarın da yoktur.
Dediler ki: «Ey Şuayb! Söylediğin sözlerin çoğunu anlamayız, aramızda seni zayıf görürüz; oymağın olmasaydı, seni taşa tutardık, sen bir emre olamazsın bizlere»
Dediler ki: “Ey Şuayb! (Bize) söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Üstelik biz seni aramızda zayıf görüyoruz. Eğer (sana arka çıkan) kabilen olmasaydı, seni taşlayarak öldürürdük. Çünkü senin bize karşı koyacak hiçbir gücün/üstünlüğün yok.”
"Ey Şuayb! Söylediklerinin çoğunu anlamıyor ve doğrusu seni aramızda güçsüz görüyoruz. Eğer taraftarların olmasaydı seni taşlardık. Esasen bizim gözümüzde pek itibarın da yoktur" dediler.
Dediler ki: Ey Şuayb! Söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz ve içimizde seni cidden zayıf (âciz) görüyoruz! Eğer kabilen olmasa, seni mutlaka taşlayarak öldürürüz. Sen bizden üstün değilsin.
"Şuayb," dediler, "Senin söylediklerinin bir çoğunu anlamıyoruz. Üstelik biz, seni aramızda güçsüz görüyoruz. Kabilen olmasaydı seni taşlardık. Senin bize karşı herhangi bir üstünlüğün yoktur."
Dediler ki: "Ey Şu'ayb! Biz senin söylediklerinin çoğundan birşey anlamıyoruz. Ayrıca seni içimizde çok zayıf biri olarak görüyoruz. Eğer akrabaların olmasaydı mutlaka seni recmederdik (taşa tutardık). Senin bize hiçbir üstünlüğün yoktur."
Ya Şuayb! dediler: biz senin dediklerinin çoğunu iyi anlamıyoruz ve her halde biz seni içimizde pek zaıyf buluyoruz, eğer taallûkatından beş on kişi olmasa idi mutlak seni recmederdik, senin bize karşı hiç bir ehemmiyetin yok
Dediler ki: «Ey Şuayb, biz senin söylemekde olduğundan bir çoğunu iyice anlamıyoruz. Seni de içimizden cidden zaîf görüyoruz. Eğer kabilen olmasaydı muhakkak ki seni taşla öldürürdük. Sen bizden üstün bir şeref saahibi değilsin ki...»
Dediler ki: “Ey Şuayb! Senin söylemekte olduğun şeylerden birçoğunu anlamıyoruz ve doğrusu biz, seni içimizde gerçekten zayıf olarak görüyoruz. Eğer kabîlen olmasaydı, elbette seni taşla(yarak öldürü)rdük. Senin bizim üzerimize bir üstünlüğün de yoktur!”
Kavmi “Ey Şuayb! Söylediklerinden pek çoğunu anlamıyoruz ve seni aramızda çok zayıf birisi olarak görüyoruz. Eğer senin çevrendeki sana inananlar (taraftarın) çok olmasaydı, seni mutlaka taşa tutardık. Sen bizden güçlü birisi değilsin” dediler.
Onlar dediler ki Şuayb! Dediğin şeylerin çoğunu anlamıyoruz. Biz seni aramızda hakir görüyoruz. Eğer senin kabilen [²] olmasaydı biz seni taşlardık [³]. Yoksa sen bizim yanımızda şerefli bir kimse değilsin [⁴].
İsmail Hakkı İzmirli Hûd Suresi 91. Ayet Açıklaması
[2] Kabilen bizim dinimizde olmakla onlar yanımızda itibarlıdır. Ona hürmet ederek sana bir şey yapmıyoruz.[3] Veya sövüp sayardık.[4] Artık seni neye taşlamayalım.
Kadri Çelik
“Ey Şuayb! Söylediklerinin çoğunu anlamıyor ve doğrusu seni aramızda güçsüz görüyoruz. Eğer aşiretin olmasaydı seni taşlardık. Esasen bizim için pek değerli de değilsin” dediler.
Fakat onlar,“Ey Şuayb!” diye karşılık verdiler, “Boşuna çeneni yorma! Çünkü biz, senin bize söylediklerinin birçoğunu anlamıyoruz! Üstelik senin, aramızda ne kadar zayıfve güçsüz biri olduğunu da çok iyi biliyoruz! Sana bu kadar tahammül ettiysek, tehditlerinden korktuk sanma! Eğer sana arka çıkan şu kabîlen olmasaydı, seni çoktan taşlayıp öldürmüştük! Çünkü senin, bize karşı hiçbir üstünlüğün yok!
-“Ey Şuayb! Söyediklerinin çoğunu fıkıh etmiyoruz / anlamıyoruz.
Biz, seni içimizde zayıf görüyoruz.
Senin takımın olmasaydı, seni taşlardık.
Zaten sen bize göre pek izzetli / güçlü de değilsin” dediler.
(Kavmi de Şuayb’e): “Ey Şuayb! Biz senin dediklerinin hiç birini anlamadık.1 Aslında biz seni içimizde, (söylediklerini yapmaktan) âciz birisi olarak görüyoruz. Eğer senin akrabaların olmasaydı, biz seni taşa tutardık. Zâten senin bize gücün de yetmez.”2 dediler.
1 Çünkü kulak vermiyor, dikkatle dinlemiyor ve vahye önem vermiyorlardı. Daha doğrusu açık olan bu sözlere, inanmak istemiyorlardı. 2 Âyetin bu bölümü: “…senin bizim yanımızda hiçbir üstünlüğün yoktur...” şeklinde de tercüme edilebilir.
Muhammed Esed
[Fakat soydaşları o'na:] “Ey Şuayb! Söylediklerinden pek bir şey anlamıyoruz” 125 dediler, “ayrıca aramızda ne kadar zayıf olduğunun da açıkça farkındayız; 126 eğer ailen olmasaydı seni mutlaka öldüresiye taşlardık! Öyle ya, bizim üstümüzde bir gücün, bir nüfûzun yok ki!”
– Ey Şuayb, dediler. Biz, senin söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz ve üstelik senin aramızda ne kadar güçsüz biri olduğunu da görüyoruz. Eğer kabilenin hatırı olmasaydı seni taşlayarak öldürürdük. Zaten senin bize hiçbir üstünlüğün de yok. 26/116, 36/18
“Ey Şuayb!” dediler, “Senin söylediklerinden bir çoğunu anlamıyoruz; üstelik biz, aramızdaki konumunun ne kadar zayıf olduğunun da farkındayız: eğer bir kaç kişilik şu aile olmasaydı,[1791] seni mutlaka taşa tutardık; zira sen bizim için çok da eşi bulunmaz ve değerli biri değilsin.”[1792]
[1791] Parantez içi açıklama, bir sonraki âyetin sarih beyanına dayanmaktadır.
[1792] İmana karşı güç, söze karşı kaba kuvvet, davete karşı şiddet: Küfrün çağlar üstü tabiatına dair bir misal.
Ömer Nasuhi Bilmen
Dediler ki: «Ya Şuayb! Söylediklerinden bir çoğunu iyice anlayamıyoruz. Şüphe yok ki, biz seni aramızda cidden zayıf görüyoruz ve eğer senin aşiretin olmasa idi elbette seni taşlayarak öldürürdük ve sen bizim üzerimize bir izzet sahibi değilsin.»
Halkı ise “Şuayb! ” dediler, “söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz, kabul etmiyoruz. Hem içimizde seni pek zayıf görüyoruz, eğer senin üç beş kişilik akraba grubunun hatırı olmasaydı seni taşa tutar linç ederdik. Bizim nazarımızda senin hiç önemin yoktur. ”
Anlamıyorlardı, çünkü kulak vermiyorlardı, dikkatle dinlemiyorlardı, vahiy ve nübüvvete önem vermiyorlardı. Bütün fena insanlar gibi onlar da başka insanları da kendileri gibi kötü zannettiklerinden, şahsî çıkarlar peşinde koşmayan ihlâslı insanlar olacağını düşünemiyorlardı. Bu güzel insanların yaptıkları değerli hizmetlerin arkasında gizli niyetler, art düşünceler aramaya çalışıyorlardı.
Süleyman Ateş
Dediler ki: "Ey Şu'ayb, senin söylediklerinden çoğunu anlamıyoruz, biz seni içimizde zayıf görüyoruz. Kabilen olmasaydı seni mutlaka taşla(yarak öldürü)rdük! Senin bizim yanımızda hiçbir değerin yoktur!"
Dediler ki “Bak Şuayb! Söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Bizim gözümüzde sen gerçekten çok zayıfsın. Eğer ailen olmasaydı seni taşa tutardık. Bizim yanımızda senin bir gücün yoktur!”
-Ey Şuayib, Biz, senin söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz ve biz, senin aramızda zayıf olduğunu görüyoruz. Eğer taraftarların olmasaydı seni taşa tutardık. Zaten senin bizim gözümüzde hiç bir değerinde yok, dediler.
Dediler ki: “Şuayb, senin söylediklerinden fazla birşey anlamıyoruz. Zaten biz seni aramızda güçsüz görüyoruz. Kabilen olmasaydı seni taşlardık. Yoksa bizim gözümüzde sen öyle değerli biri değilsin.”
Dediler ki: "Ey Şuayb! Söylediklerinin birçoğunu anlamıyoruz. Ve biz seni aramızda zayıf bir adam olarak görüyoruz. Hani, kabilen olmasa, kafanı taşla ezivereceğiz. Senin bize karşı hiçbir üstünlüğün yok."
eyittiler “iy şu'ayb! añlamazuz çoķı andan kim eydürsin daħı bayıķ biz görürüz seni bizde ża'if. daħı eger degülmisse ķavmuñ ŧaş-ıla depeleyedük seni daħı degülsin sen [117b] üzerümüze güci yiter.”