Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1570, sondan 4667. ayet; 11. sure ve bu surenin 97. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 10, harf sayısı 46 ve toplam ebced değeri ise 2956 olarak hesaplanmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (7) ل (2) ر (6) bulunuyor.
الى فرعون وملائه فاتـبعوا امر فرعون وما امر فرعون برشيد
الىفرعونوملائهفاتـبعواامرفرعونوماامرفرعونبرشيد
İlâ fir’avne vemele-ihi fettebe’û emra fir’avn(e)(s) vemâ emru fir’avne biraşîd(in)
96,97. Andolsun, biz Mûsâ’yı âyetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun’un emrine uydular. Hâlbuki Firavun’un emri doğru değildi.
Sûrenin 25. âyetinden itibaren buraya kadar bazı peygamberlerin kıssaları, getirdikleri mesaj, inkârcılara karşı verdikleri mücadele ve bu mücadelenin sonucu hakkında açıklamalar yapıldı. Bu âyetlerde de Hz. Mûsâ’nın önceki peygamberlerin tebliğ ettikleri dini ihya etmek üzere mûcize ve delillerle Firavun’a ve ileri gelen çevresine gönderildiği ifade edilmektedir (Mûsâ ve Firavun hakkında bilgi için bk. Bakara
2:49 vd.; A‘râf
7:103-156; mûcizeler hakkında bilgi için krş. A‘râf
7:133; İsrâ
17:101). Firavun ve çevresindekilerin inkârcılıkta direnmeleri sebebiyle sonlarının önceki kavimlerin sonuna benzediğine işaret edilmektedir. Çünkü Firavun Allah’ın varlığına inanmıyor, her ülke halkının görevinin mutlak surette kendi hükümdarına itaat etmek olduğunu ileri sürüyor, ayrıca kendisinin en büyük tanrı olduğunu iddia ediyordu (bk. en-Nâziât
79:24). Bu sebeple Hz. Mûsâ’nın tebliğ ettiği ilâhî emirleri kabul etmedi, çevresine de bunları kabul etmemelerini, Hz. Mûsâ ve İsrâiloğulları hakkında sert tedbirler almalarını emretti. Hakkın karşısına dikilen zorba güçler, genel olarak çevrelerini ve emirleri altında olanları peşlerinden sürüklemektedirler. Oysa Kur’an Allah’a isyan konusunda (ana-baba dahil) hiç kimseye itaat etmeye müsaade etmemektedir; aksine böyle bir durumda hem yöneteni hem de yönetileni eşit derecede sorumlu tutmaktadır. Nitekim 98. âyette Firavun ve onun peşine düşen halkın tuttukları yolun başta Firavun olmak üzere hepsini cehenneme götürecek bir yol olduğu ifade edilmiş, 99. âyette de genel olarak insanların önderlerini ve rehberlerini dikkatli ve bilinçli seçmeleri gerektiğine işaret edilmiştir.
96,97. Yemin olsun ki Musa’yı da ayetlerimizle ve apaçık bir delille Firavun’a ve onun yöneticilerine göndermiştik. Onlar, Firavun’un emrine uymuşlardı. (Oysa) Firavun’un emri asla doğru değildi.
96,97. Andolsun, Mûsâ'yı da âyetlerimizle ve açık bir kanıtla Firavun'a ve ileri gelenlerine gönderdik. Ama onlar Firavun'un emrine uydular. Oysa Firavun'un emri, akla uygun değildi.
Firavun ve melelerine.¹ Firavun'un buyruklarına uydular. Oysa Firavun'un buyrukları hiç de akıllıca değildi;
1- Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı.
Firavun'a ve onun önde gelen çevresine (ki); onlar Firavun'un emrine uymuşlar (zulmüne razı olmuşlar) dı. Oysa Firavun'un emri (düzeni-hükümleri) doğruya götürücü (irşad edici) değildi.
Firavun'a ve kavminden ileri gelenlere fakat gene de onlar Firavun'un buyruğuna uymuşlardı, halbuki Firavun'un buyruğu, hiç de doğruyu göstermiyor, hayra sevketmiyordu.
Firavun ve seçkin çevresine. Oysa o insanlar, Firavun'un buyruğuna uydular. Ama Firavun'un kanun ve sistemi hiçbir şekilde sağduyu ürünü olmayıp, doğruya iletici de değildir.
Firavun'a, devlet büyüklerine ve kodamanlarına gönderdik. Kodamanları da dahil tebaası Firavun'un düzenine tâbi oldu. Halbuki Firavun'un idaresi, aldığı kararlar, hükümet şekli, mâkul, doğru, hayırlı, düzenli, huzurlu değildi, aydınlatıcı, yol gösterici, rehberlik edici bir yönetim hiç değildi.
Firavun'a ve adamlarına. Onlar Firavun'un buyruğuna uydular. Firavun'un buyruğu ise doğruya yöneltici değildi.
Firavun'a ve onun önde gelen çevresine. Onlar Firavun'un emrine uymuşlardı. Oysa Firavun'un emri doğruya-götürücü (irşad edici) değildi.
96,97. Şânım hakkı için, biz Mûsa'yı da Firavuna ve kavminin ileri gelenlerine mûcizelerimizle ve apaçık Asâ hüccetimizle gönderdik de, onlar, Firavun'un emrine uydular. Firavun'un emri ise hak değildi (sapıklıktı.).
96, 97. Andolsun! Biz Musa’yı da ayetlerimizle ve apaçık bir güç ile (peygamber olarak) Firavun ve ordusuna gönderdik. Fakat (ordusu) Firavun’un emrine uydular. Hâlbuki Firavun’un emri, yerinde olan bir karar değildi.
96,97. Belgelerimizle, açık hüccetlerimizle; Musa'yı Firavun ile, öne gelenlerine göndermiş idik, uymuşlardı buyrumuna Firavun'un, Firavun'un buyrumu yetkin değildir
96-97. Andolsun Musa'yı da ayetlerimizle ve somut mucizelerle Firavun'a ve onun önde gelen çevresine (nebi olarak) gönderdik. (Buna rağmen) onlar (bizim emrimize değil) Firavun 'un emrine uydular. Oysa Firavun ‘un emri doğruya götürücü (irşat edici) değildi.
Bkz.
7:133,
17:101,
27:12Hz. Musa’nın getirdiği somut mucizelerle alakalı olarak Â’raf
7:133, İsra
17:101 ve Neml
27:12 ayetlerine ve açıklamalarına bakabilirsiniz.
96,97. And olsun ki Musa'yı Firavun ve erkanına mucizelerimizle, apaçık bir delil ile gönderdik. Firavun'un buyruğuna uydular, oysa Firavun'un buyurduğu sağduyuya uygun değildi.
96, 97. Andolsun ki Musa'yı da mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun'a ve onun ileri gelenlerine gönderdik. Fakat onlar Firavun'un emrine uydular. Oysa Firavun'un emri doğru değildi.
Firavun ve konseyine... Ancak onlar Firavun'un buyruğuna uydular. Firavunun buyruğu ise akıllıca değildi.
Firavun'a ve cemaatine. Bunlar Firavun'un emrine uydular. Halbuki Firavun'un emri hak değildir.
Fir'avne ve cem'ıyyetine de bunlar, Fir'avnin emrine tabi' oldular, Fir'avn emri ise reşîd değildir
96,97. Andolsun ki biz Musâyı da Fir'avna ve onun ileri gelenlerine mucizelerimizle ve apaçık bir hüccetle gönderdik de yine onlar Fir'avnın emrine tâbi oldular. Halbuki Fir'avn'ın emri hiç de salâhiyyetli ve dürüst değildi.
96,97. And olsun ki Mûsâ'yı da mu'cizelerimizle(2) ve apaçık bir delîl ile Fir'avun'a ve onun ileri gelenlerine gönderdik; fakat (o kavim) Fir'avun'un emrine uydular. Hâlbuki Fir'avun'un emri doğru değildi.
(2)Mûsâ (as)’a verilen mu‘cizeler hakkında bakınız; (sahîfe 291, hâşiye 3)
Firavun’a ve onun çevresindeki yöneticilerine göndermiştik. Buna rağmen Firavunun emirleri doğru olmadığı halde, çevresindekiler, Firavun’a itaat etmişlerdi.
96, 97. Biz Musa/yı mucizelerimizle, apaçık bir burhan ile Fir/avun/a ve ileri gelenlerine göndermişiz.. Onlar muhalefet ile Fir/avun/un emrine tâbi oldular. Halbuki Firavun/un emri dürüst değildi [⁷].
[7] Veya Firavun'un hali dürüst bir hal değildi.
Firavun'a ve onun önde gelen çevresine (Musa'yı gönderdik). Fakat onlar (çevresi), Firavun'un buyruğuna uydular; oysa Firavun'un buyruğu doğru değildi.
Fakat onlar, kendilerini kurtuluşa iletecek çağrıyı reddedip Firavun’un yönetimine uydular. Oysa pekâlâ biliyorlardı ki, ilâhî irâdeyi hiçe sayan Firavun ve benzerlerinin yönetimi, insanlığı doğru yola ileten, dolayısıyla itaat edilmesi gereken bir yönetim şekli değildi.Şimdi, ey insanlar! Bu dünyada böyle zâlim yöneticilere itaat eden bir halkı ne korkunç bir âkıbetin beklediğini görmek istiyorsanız, mahşer günündeki şu sahneyi ibret ve dikkatle izleyin:
Firavun ve ekibine!
Derken, Firavun’un emrine / yönetimine uydular.
Firavun’un emri, reşîd / doğru yola çıkaran değildir.
(Yani) Firavun’a ve Firavun’un (kanunlarıyla koyduğu) emirlere uyan, ileri gelenlerine. Oysa Firavun’un emirleri1, kesinlikle doğru değildi.
1 (أَمْرٌ) kelimesi cins isim olduğu için çoğul olarak tercüme edilmiştir.
Firavun ve onun seçkinler çevresine gönderdik. Ama berikiler, Firavun'un hükmüne boyun eğdiler oysa, Firavun'un hükmü hiçbir şekilde sağduyu ürünü değildi. 129
96-97. Vaktiyle biz Musa’yı da ayetlerimizle ve açık bir ayet/mucize desteğimiz ile Firavun ve onun yönetici seçkinlerine göndermiştik. Ama onlar, tuttular da Firavun’un emrine uydular; oysa Firavun’un yönetim sistemi hiç de akıllıca değildi. 20/42-43, 43/46-47
Firavun’a ve onun yönetici seçkinlerine. Fakat onlar Firavun’un yönetimine boyun eğdiler. Zaten firavunun yönetiminin, sağduyulu ve makul olması da mümkün değildi.[1797]
[1797] Nefyin haberi bâ ile gelirse imkân ve/veya ihtimal yokluğuna delâlet eder. İkinci Firavun isminin yerinde zamir kullanılmayıp ismin ikinci kez gelmesi, birincisinde Firavun’un kişiliğine, ikincisinde Firavun’un misyonuna bir atıf olarak yorumlanabilir. Zımnen: Her despot yönetim firavuncadır
Fir'avun'a ve onun ileri gelenlerine. Onlar ise Fir'avun'un emrine uydular. Halbuki, Fir'avun'un emri doğru değildi.
96, 97. Mûsâ'yı da âyetlerimizle ve özellikle pek âşikâr bir delil ile, Firavun'a ve ileri gelen yardımcılarına Peygamber olarak gönderdik. Ama adamlar tutup Firavun'un emrine tâbi oldular. Oysa Firavun'un emri tutarlı ve doğru bir emir değildi. [3, 128; 7, 60; 73, 16; 79, 21-26]
Fir'avn'a ve adamlarına. (Ama o insanlar), Fir'avn'ın buyruğuna uydular. Oysa, Fir'avn'ın buyruğu, doğruya iletici değildi.
Onu Firavun’a ve önde gelen adamlarına gönderdik. Onlar Firavun’un emrine girmişlerdi. Oysa Firavun’un emri gerçeklere uymuyordu.
96,97. -Musa'yı da ayetlerimizle ve açık bir belge ile Firavun ve çevresine göndermiştik. Onlar, Firavun'un emrine uydular; oysa Firavun'un buyruğu doğru yola çıkarmazdı.
Onu Firavun'a ve kavminin ileri gelenlerine göndermiştik; ama onlar Firavun'un sözünü tuttular. Oysa Firavun'un sözü, kimseyi doğru yola çıkarmıyordu.
Firavun'a ve kodamanlarına. Ama onlar Firavun'un emrine uydular. Oysaki, Firavun'un emri doğruya ve güzele ulaştırmıyordu.
96-97. daħı bayıķ viribidük mūsā’yı nişānlarumuz-ıla daħı hüccet-ile bellü fir'avn daħı serverlerdin pes uydılar fir'avn işine. daħı degül fir'avn işi ŧoġru yol dutıcı.
Fir‘avn‐ıla çerisine uydılar‐ıdı, Fir‘avn buyruġına daḫı. Fir‘avn yolı doġrudegül‐idi.
Fir’ona və onun ə’yan-əşrafında. Onlar Fir’onun əmrinə tabe oldular. Halbuki Fir’onun əmri düzgün deyildi.
Unto Pharaoh and his chiefs, but they did follow the command of Pharaoh, and the command of Pharaoh was no right guide.
Unto Pharaoh and his chiefs: but they followed the Command(1599) of Pharaoh and the command of Pharaoh was no right (guide).*
1599 Pharaoh is the type of the arrogant, selfish, and false leader, who poses as a power in rivalry with that of Allah. Such an attitude seems to attract unregenerate humanity, which falls a willing victim, in spite of the teaching and warning given by the Prophets of Allah and the many moral and spiritual forces that beckon man towards Allah's Grace.