Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 6228, sondan 9. ayet; 113. sure ve bu surenin 3. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 5, harf sayısı 15 ve toplam ebced değeri ise 2567 olarak hesaplanmıştır.
Vemin şerri ġâsikin iżâ vekab(e)
1,2,3,4,5. De ki: “Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.”
“Gece” diye çevirdiğimiz gâsık kelimesine müfessirler “soğuk, Süreyya yıldızı, güneş, ay, yılan ve zarar veren her şey” mânalarını da vermişlerdir (bk. Râzî, XXXII, 194-195; Şevkânî, V, 616). Buna göre bastırdığında soğuğun, battıklarında Süreyya yıldızı veya güneşin, tutulduğunda ayın, soktuğunda yılanın ve zarar veren her şeyin şerrinden Allah’a sığınmak gerekir. Ancak burada da müfessirlerin çoğunluğu bizim meâlde verdiğimiz “gece” mânasını tercih etmişlerdir. Çoğu zaman ve özellikle bu âyetlerin indiği devirlerin şartlarındaki insanlar için gece karanlığı korkutucu ve ürperticidir; faydaları yanında bazı sıkıntıları da vardır. Çünkü gece karanlığında insanın faaliyetleri zorlaşır, gündüzün yapılan işlerin bir kısmı gece yapılamaz, hatta bazan imkânsız hale gelir; yolcu yolunu şaşırır, düşmana karşı korunmak güçleşir. Râzî şöyle der: “Geceleyin yırtıcı hayvanlar inlerinden, haşereler yerlerinden çıktığı, hırsızlar ve soyguncular hücuma geçtiği, yangınlar olduğu ve yardım imkânı azaldığı için gecenin şerrinden Allah’a sığınılması emredilmiştir (bk. XXXII, 195).
“Çöken karanlık” mecazi anlamda zulüm ve cehalet karanlığı, karanlık düşünceler ve insanın içine çöken, onun ruh dünyasını karartan kin, öfke, şehvet ve kıskançlık gibi kötü huylar yahut ölüm, ümitsizlik ve karamsarlık gibi insanı korkutup kaygılandıran haller şeklinde de yorumlanabilir.
Çöktüğü zaman karanlığın şerrinden,
2,3,4,5. Yarattığı her şeyin şerrinden, kapladığında karanlığın şerrinden, düğümlere üfürenlerin şerrinden, haset edenin haset ettiği zamanki şerrinden.
Ve çöktüğü zaman karanlığın¹ şerrinden,
1- Ayette gece sözcüğü yer almamaktadır. Bu karanlık gecenin karanlığı olabileceği gibi mecazen cehaletin karanlığı anlamına da gelmektedir. Ve korkulması gereken en koyu karanlık da cehalet karanlığıdır. Cehalet, yalnızca bilgisizlik demek değildir; aynı zamanda gerçeğin dışında bir şeye inanmak ve doğru olanın, hakkın tersini yapmaktır.
Karanlığı çöktüğü zaman, gecenin şerrinden (endişelerinden, fitnelerinden.)
Çöküp etrafı kapladığı zaman karanlığın şerrinden.
ortalığı karanlığıyla kuşatıp çöktüğü zaman karanlığın kötülüğünden ve şerrinden,
“Karanlığı çöktüğü zaman gecenin, tutulduğu zaman kararan Ay'ın şerrinden Allah'a sığınırım.”
Kur’an-ı Kerim,
75:6-10; el-Cami’ li-Ahkâmi’l-Kur’an,
20:257; en-Nüket ve’l-uyûn,
6:274-275.
Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
Karanlığı girib çöktüğü zaman, gecenin (içinde işlenib çoğalan) şerrinden,
Her tarafı kaplayan karanlıkların şerrinden,
Düğüm üfleyenlerin şerrinden
(İnsanlığın üzerine kara bulut gibi) çöken (şirk ve cehalet) karanlığının şerrinden
1,2,3,4,5. De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım."
1, 2, 3, 4, 5. De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!
"Çöktüğü zaman karanlığın şerrinden."
Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
Ve şerrinden bir Gâsıkın daldığı zaman
karanlığı çöküb basdığı zaman gecenin şerrinden,
“Ve karanlığı bastığı zaman, gecenin şerrinden!”
Karanlık bastığında, gece karanlığının şerrinden,
Çöken karanlık gecenin [²] şerrinden,
[2] Veya ışıksız kalan ayın veya sokan yılanın veya zarar veren şeylerin.
“Ve karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden.”
İnsanlığın başına bir kâbus gibi çöken inkâr ve cehâlet karanlığının şerrinden O’na sığınırım. Gerek bâtıl ideolojilerle, gerek din adına uydurulan bidat ve hurâfelerle yıkıma uğratılan gönüllerin yeniden iman nuruyla aydınlanması için “Kur’an eğitimi”ne başlayarak, zihinleri uyuşturup felç eden her türlü bağnazlığa, cehâlete, hurâfeye karşı O’na sığınırım.
Çöktüğü zaman karanlığın şerrinden;
3,4. “Karanlığı1 çöktüğü2 zaman gecenin şerrinden ve büyücülük yaparak düğümlere üfleyen kimselerin3 şerrinden,”4
1 Ğâsik: Birçok mânâ ile tefsir edilmiş geniş anlamlı bir kelimedir. Bunun mastarı olan “ğasak” lügatte “şiddetli karanlık, dolgunluk, akmak, dökülmek, soğukluk” mânâlarıyla ilgilidir. Hepsinin esası da; şiddetli karanlık, dolan, kararan, dolgun, soğuk, akan yahut dökülen manalarından birisi olduğu beyan olunur. Gecenin karanlığı hücum edip dolarak çok karanlık olmasına mastar olarak “ğasak” denildiği gibi gecenin karanlığının hücum edip gökyüzünün iyice kararmasına yani ilk koyu karanlığa da isim olarak “ğasak” denilir. Bu yönden “gasak”, “felâk”a karşılık getirilir de “ğasaktan felâka kadar” denilir ki, gecenin kararmasından sabahın aydınlığına kadar demektir. 2 Vekab: “vakb” veya “vukub” mastarından türemiştir. Bunun aslı “vakbe” gibi çukurdur. Kayalardaki çukurlara, bazı yalçın kayalardaki kuyu tarzında oyuklara, insanın bedeninde göz ve omuz çukurları gibi çukurlara ve alık yani ahmak ve alçak kimseye “vakb” denildiği gibi, mastar olarak da, “çukura girmek, kaybolmak, gelmek, dönüp yönelmek ve karanlık basmak, güneş batmak, ay tutulmak mânâlarında kullanılmıştır. Onun için burada da “ğâsık”a verilen mânâya göre düşünülmesi gerekir ki, giriş mânâsı hepsinde yeterli olabileceği için çoğunlukla bununla tefsir edilmiştir. 3 “Kimse” ifâdesi, “üfleyiciler” sıfatının dişi çoğul olması sebebiyle, mevsufunun hem dişi hem de erkek için kullanılan “nefis” olduğu düşünülerek ilave edilmiştir.4 Büyü: İnsana yönelik olarak gizli güçlerin aracılığıyla belli bir gayeye ulaşmak için uygulanan eylemdir. İslâm, büyüyü haram saymış ve buna inananları, kâfir kabul etmiştir. (Bakara: 102-103) Kurtubî; “Sihir, hile ile bir şeyi örtmektir. Çünkü sihirbazlar hile ile bir takım şeyler yaparak, bazı şeyleri olduğundan farklı gösterir. Serabın uzaktan su görünmesi gibi, sihir de gerçek dışıdır” demektedir. Peygamberimiz (a.s) da; “Düğüme üfüren sihir yapmış olur. Sihir yapan da şirke girer.” (Nesâî) “Her kim falcıya ve gaipten haber verene giderek bir şey sorar, söylediklerine inanır ve tasdik ederse kâfir olur.” (Tirmîzî, İbnu Mâce) buyurmuşlardır. Ehl-i sünnet âlimleri, sihrin varlığının ve tesirinin bulunduğu ve sihri öğretme ve öğrenmenin haram olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Peygamberimize sihir yapılmasıyla ilgili rivâyetler tartışmalıdır. Peygamberimize sihir yapıldığına ve onun da etkilendiğine itikat, câiz olabilirse de vacip değildir. Ayrıca sünnetteki rukye, (Kur’an okuyarak tedavi); sûfî ekollerindeki, içerisine büyü türü şeyler katılarak “vücuda/ağza üfürme” şekliyle haramdır.
ve bastıran kapkara karanlığın şerrinden, 2
Ve bastırdığı zaman zifiri cehalet karanlığının şerrinden. 6/39, 14/1
Ve[5943] (aklı-iradeyi) bastırdığı zaman zehirli-zifirî bir (cehalet) karanlığının şerrinden! [5944]
[5943] Buradaki vav, tefsiriyye vurgusuyla “mesela” şeklinde de anlaşılabilir. Bu durumda bu ve devamındaki âyetler, ikinci âyette şerrinden sığınılan varlıklar içinden verilen örnekler olmuş olur.
[5944] Ğask, “karanlıkla dolup taşmak” kökünden. Gariptir ki İbnu’l-Enbarî, Türk lisanından geçtiğini rivayet eder (el-Ezdâd). “Kokuşmuşluk, zehirlilik, buz gibi olmak, şiddet” kelimenin anlam alanına dahildir (Zeccâc ve İbn Fâris). Gece, bilinmeyen ve görünmeyenden duyulan korku ve endişeyi artıran unsurdur (Kurtubî). İlk muhataplar geceyi öylesine öcüleştirdiler ki, onu bir tür “şer ilâhı” gibi görmeye başladılar. Dinlenme vakti olarak insana Allah’ın ikram ettiği geceye şer ilâhı rolü yüklemek, hiç şüphesiz akıl ve iradeyi bastıran cehalet karanlığının şerrine maruz kalmaktır.
Ve gecenin şerrinden, zulmeti çöküp ortalığı kapladığı zaman.»
Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
bastırdığı zaman gecenin şerrinden,
Çöktüğü zaman karanlığın şerrinden ..
Karanlık bastırdığında gecenin şerrinden,
Çöktüğü zaman karanlığın/gelip çattığı zaman göz perdelenmesinin/tutulduğu zaman Ay'ın/battığı zaman Güneş'in/taştığı zaman şehvetin/soktuğu zaman yılanın/ümit kırdığı zaman musibetin şerrinden!
daħı gice şerrinden ķaçan ķarañurdı
daḫı gice şerrinden ḳaçan ki ḳararur,
Zülmətə bürünməkdə olan gecənin (və ya: batan ayın, ziyası sönən ulduzların) şərindən;
From the evil of the darkness when it is intense,
From the mischief of Darkness as it overspreads;(6304)*
6304 The darkness of the night, physical darkness, is a good type of physical dangers and difficulties. Many people are afraid of physical darkness, and all are afraid of physical injuries, accidents, and calamities. We should not fear, but having taken reason able precautions, trust in Allah.