Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1597, sondan 4640. ayet; 12. sure ve Yusuf Suresinin 1. ayetidir. Yusuf Suresi 1. ayetinin kelime sayisi 5, harf sayısı 24 ve toplam ebced değeri ise 1680 olarak hesaplanmıştır. Yusuf Suresinin toplam ebced değeri 497284 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (6) ل (4) ر (1) bulunuyor.
Diyanet İşleri (Yeni) Yusuf Suresi 1. Ayet Açıklaması
281. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız.282. Bu âyet, “Elif, Lâm, Râ. Bunlar, açıklayıcı Kitab’ın âyetleridir” şeklinde de tercüme edilebilir.
Diyanet İşleri (Yeni) Yusuf Suresi 1. Ayet Tefsiri
Bazı sûrelerin başında bulunan “elif-lâm-râ” gibi harflere “hurûf-ı mukattaa” denmektedir (bilgi için bk. Bakara 2:1).
Yüce Allah, indirilen bu âyetlerin gelişigüzel söylenmiş sözler değil, gerçekleri açıklayan ve ebedî bir mûcize olan ilâhî kitabın âyetleri olduğunu, dolayısıyla bu kitaba şanına yakışır bir şekilde saygı gösterilmesi ve emirlerinin uygulanması gerektiğini vurgulamaktadır.
Mehmet Okuyan
[Elif. Lâm. Râ.] İşte şu(nlar), apaçık Kitabın ayetleridir.
Kur’ân’da anlatılan her kıssa yani yaşanmış ibret ve mesaj verici her olay yalnızca bir anlatı değildir. Her kıssada bir mesaj verilmekte, bir emir aktarılmakta ve her kıssa bir tebliğ aracı olarak kullanılmaktadır. Bu sûre-de de Yusuf’tan bahisle İbrahim, İshak, Yakub ve Yusuf’un inandığı dinin Hz. Muhammed’in tebliğiyle aynı olduğu a-çıklığa kavuşturulmaktadır. Daha sonra sûre içinde geçen şahıslardan iki karakter şekillendirilir. Allah’a, ahirete ina-nan ve bu inancından her türlü şartlarda bile taviz vermeyen karakterle, sadece dünyayı tanıyan küfre dayalı ikinci bir karakter, ikisi arasında karşılaştırma ve tercih… Bir gerçeği daha sergiler sûre; Kuyuya ölmesi için atılan sonunda devlet yöneticisi olur Allah dilerse. Ve Allah’a inanan ve O’nun emirlerinden taviz vermeyen her türlü yardımı O’n-dan bekleyen Yusuf gibi genç yaştaki bir köle, sonunda Mısır yöneticisi olur Allah dilerse…
Ahmet Tekin
Elif. Lâm. Râ. Bunlar, Allah, insan, kâinat ilişkilerini ve ilâhî düzeni açıklayan, açık seçik kitabın, Kur'ân'ın âyetleridir.
(Mekke’de nazil olmuştur ve 111 ayettir. Surenin başından sonuna kadar Yusuf Peygamber’den bahsedildiği için bu adı almıştır.)
Mahmut Kısa
Elif, Lâm, Râ. Dinle bak, ey insan! Rabb’inden sana bir mesaj geldi: Bunlar, hidâyet ve kurtuluş yollarını gösteren apaçık ve apaydınlık Kitabın ayetleridir.
1 Mübîn: (أبان)’den etken sıfat fiildir. Açık, kendisini açıklamaya kendisi kâfi gelen demektir. Açıklayıcı, ayırt edici, lisanı gâyet güzel, muradını dilediği gibi anlatan anlamlarına gelir. Kur’ân “hüda, nur, furkan” isimleriyle anılan bir hikmetli kitap, olduğu gibi, aynı zamanda her yönüyle bir “mübîn” kitaptır. Kur’an, her şeyden önce bütün Arap edebiyatçılarını, şairlerini ve belağatçılarını, hatta bütün insanları ve cinleri ifade tarzının edebiliğiyle aciz bırakmış, Allah tarafından mucize olarak gönderilmiş bir kitaptır. Kur’an, dilinin ifade güzelliği, beyan gücü bakımından da gayet parlak bir kitaptır ki, bunun da üç sebebi vardır: a- Dilinin Arapça olmasıdır. Arapça diller içinde meramı ifade etme yönüyle en kuvvetli ve sağlam bir dildir. b- Kur’ân bu dilin, en açık, en güzel, en seçkin lehçeleri üzere nazil olmuştur. c- Kur’ân’ın nazmı, Arap diline öyle güzel bir ifade üslubu kazandırmış ki onun Allah kelâmı olmasından kaynaklanan bu edebi üslup, Arap şair ve belağatçılarını bir benzerini getirmekten aciz bırakmıştır.
Muhammed Esed
Elif-Lâm-Râ. 1 BUNLAR, doğruyu/gerçeği apaçık gösteren, kendisi de açık olan kitabın mesajlarıdır: 2
[1819] Ünlem, bu harflerin dikkat çekme işlevini göstermek içindir. Mânası her ne olursa olsun, Rasulullah’ın tek bir harfini zayi etmeden vahyi ilettiğine işaret eder. Ayrıntılı bir not için bkz: 68:1.
[1820] Mubîn sıfatı, “Biz vahyi anlayamayız” türü yaklaşımları peşinen reddeder. “Açık olmak, açıklamak” anlamına gelen ebâneden türetilen mubîn, hem geçişsiz (özünde açık-seçik ve net) hem geçişli (başkasını açıklayan, netleştiren) olmak üzere çift kutuplu anlam taşır. Yani Kur’an mesajı ve onun âyetleri özünde açık, işlev olarak da açıklayıcıdır. Birinci anlam, vahyin insanın önüne okusun diye açılarak konulmuş bir kitap imasını da içerir. Çevirimiz şu dilsel gerekçeye dayanmaktadır: tamlamada sıfat olarak kullanılan mubîn nitelemesi, teknik olarak hem kitabı nitelemekte, hem de âyâtı nitelemektedir. Çünkü âyât izafetten dolayı belirlilik özelliği kazanmıştır. Öte yandan parantez içindeki açıklamamız, bu sûrede yer alan âyetlerin zamanlar ve zeminler üstü tarihî ve sosyal yasalara atıf olmasının yanında, ilk muhatabı olan Allah Rasûlü’nün ve onun inkârcı muhaliflerinin tarihsel tasnifte kimlerle aynı konumda olduklarına da birer atıftır. Bu, âyetin ilk muhatabı olan tüm tarafların şimdi ve buradalarını tarihsel örneklerden yola çıkarak bir analize tâbi tutmaktır. Bu âyetler, henüz yaşanmakta olan sürecin akıbetini, tamamlanmış bir süreçten yola çıkarak açıklamaktadır. İşte bu nedenle “beyan etme/açıklama” özelliği sadece kitabın zamanlar üstü niteliğine değil, aynı zamanda bu âyetlerin bastığı yer olan nüzûl ortamına da tekabül etmektedir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Elif, Lâm, Râ. İşte bu, apaçık bildiren kitabın âyetleridir.