Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1605, sondan 4632. ayet; 12. sure ve bu surenin 9. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 14, harf sayısı 59 ve toplam ebced değeri ise 3745 olarak hesaplanmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (10) ل (4) ر (2) bulunuyor.
اقتلوا يوسف او اطرحوه ارضا يخل لكم وجه ابيكم وتكونوا من بعده قوما صالحين
اقتلوايوسفاواطرحوهارضايخللكموجهابيكموتكونوامنبعدهقوماصالحين
Uktulû yûsufe evi-trahûhu erdan yaḣlu lekum vechu ebîkum vetekûnû min ba’dihi kavmen sâlihîn(e)
“Yûsuf’u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz.”
Kabaran kıskançlık duyguları, kardeşlik şefkat ve merhamet duygularını o derece örtmüştü ki kardeşlerini öldürmek veya başka bir şekilde ortadan kaldırmak için karar almada tereddüt göstermediler. Böylece çarpık bir mantıkla, kardeşlerini ortadan kaldırdıktan sonra tövbe edip iyi kimseler olacaklarını ve babalarının teveccühünün sadece kendilerine kalacağını sanıyorlardı. İçlerinden biri vicdanının sesini bastıramadı ve Yûsuf’un öldürülmemesini istedi; ama onu babasından uzaklaştırmak için mutlaka bir şey yapılacaksa bir kuyunun dibine bırakılmasını tavsiye etti. Kervanlardan birinin Yûsuf’u alıp götüreceğini, böylece onu babasından uzaklaştırmış olacaklarını söyledi. Rivayete göre bu fikri ileri süren, Hz. Ya‘kūb’un en büyük oğlu Rûbîl’dir (Taberî, XII, 155-156; Tevrat’ta Ruben şeklinde geçer). Bu görüş uygun bulundu, uygulamak üzere babalarına geldiler.
Yusuf’u öldürün veya onu (uzak) bir yere bırakın ki babanızın ilgisi yalnız size kalsın! Ondan sonra da (tevbe ederek) iyi kişiler olursunuz!”
Ayetteki [vechu ebîküm] ifadesi “babanızın yüzü” yani onun ilgisi, sevgisi demektir.,Burada Hz. Yusuf’un abilerinin onu yok ettikten sonra babalarıyla aralarını düzeltebileceklerini düşündükleri aktarılmaktadır.
“Yûsuf'u öldürün veya onu bir yere atın ki babanızın sevgi ile yönelişi yalnız size kalsın! Ondan sonra da tövbe ederek iyi kimseler olursunuz.”
Yûsuf'u öldürün veya onu bilinmez bir yere atın ki babanızın ilgisi yalnızca size yönelsin. Ve bunun ardından iyi bir topluluk olursunuz.
(Şeytan onlara şöyle fısıldamıştı:) “Yusuf’u öldürün veya onu (artık geri dönemeyeceği) bir yere bırakın ki, babanız (Yakub) un yüzü (ilgisi ve sevgisi) yalnız size kalsın. Ondan sonra da (Allah’a tevbe eder) iyi kimseler olursunuz (ve kendinizi affettirirsiniz) .”
Öldürün Yusuf'u, yahut da öyle bir yere atın ki babanız, artık onu göremesin, ondan sonra tövbe eder, düzgün bir topluluk olursunuz.
İçlerinden biri: “Yûsuf'u öldürün” dedi. “Yahut onu uzak bir yere götürün bırakın ki, böylece babanız sevgi ve alakasıyla, yalnızca size kalsın. Daha sonra da sizler, tevbe ederek iyi insanlar olmuş olursunuz.”
“Yûsuf'u öldürün veya onu uzak bir yere atın ki, babanızın teveccühü, sevgisi yalnız size kalsın. Bundan sonra da, tevbe ederek, dindar, ahlâklı, hayır-hasenât sahibi müslüman, sâlih kimseler olursunuz.” dediler.
Yusuf'u öldürün veya (uzak) bir yere bırakın ki babanızın yüzü yalnızca size (dönük) kalsın. Bundan sonra iyi bir topluluk olursunuz."
'Öldürün Yusuf'u veya onu bir yere atıp-bırakın ki babanızın yüzü yalnızca size (dönük) kalsın. Ondan sonra da salih bir topluluk olursunuz.'
(içlerinden biri dedi ki: ) Yûsuf'u öldürün, yahud onu uzak bir yere atın ki, babanızın sevgisi yalnız size bağlı kalsın ve ondan sonra tevbe edip sâlih bir kavim olasınız.
“Yusuf’u ya öldürün veya onu boş bir yere (çöle) atın; babanızın sevgisi ve teveccühü yalnız size kalsın. Ve ondan sonra uyumlu bir topluluk olursunuz.” dediler.
Siz Yusuf'u ya öldürün, ya da bir yere sürün, babanızın yüzü artık size çevrile, bundan sonra onat ulus olasız
(İçlerinden biri dedi ki:) “Yusuf'u öldürün ya da bir yere götürüp atın ki, babanızın ilgisi yalnız size yönelsin. Ondan sonra da tevbe ederek iyi kimseler olursunuz (babanızla münasebetleriniz düzeltir, işleri yoluna koyarsınız.)”
"Yusuf'u öldürün veya onu ıssız bir yere bırakıverin ki babanız size kalsın; ondan sonra da iyi kimseler olursunuz"
(Aralarında dediler ki:) Yusuf'u öldürün veya onu (uzak) bir yere atın ki babanızın teveccühü yalnız size kalsın! Ondan sonra da (tevbe ederek) sâlih kimseler olursunuz!
Âyetin son kısmını «...Bundan sonra işinizi yoluna koymuş, durumunuzu düzeltmiş olursunuz» şeklinde anlamak da mümkündür.
"Yusuf'u öldürün, ya da onu bir uzak yere yollayın ki babanızın ilgisi sizde odaklansın. Daha sonra da erdemli bir topluluk olursunuz."
"Yusuf'u öldürün, ya da bir yere atın ki, babanızın yüzü (sevgisi) size kalsın, sonra yine salih bir kavim olursunuz."
Yusüfü öldürün yahud bir yere atın ki babanızın yüzü size kalsın ve ondan sonra salâhlı bir kavm olasınız
«Yuusufu öldürün. Yahud onu (uzak ve ıssız) bir yere atın ki babanızın teveccühü yalınız size münhasır olsun ve siz ondan sonra Saalih bir zümre olasınız».
(İçlerinden biri dedi ki:) “Yûsuf'u öldürün veya onu bir yere bırakın ki, babanızın teveccühü yalnız size kalsın; ondan sonra (tevbe eder) de sâlih kimseler topluluğu olursunuz.”
“Yusuf’u öldürün veya yeryüzünün ıssız bir yerine bırakın ki, babanız yalnızca sizi görsün ve sizi sevsin. Bundan sonrada barış içinde uyumlu bir topluluk olun” dediler.
Biri dedi ki: Yusuf/u öldürün veya bir yere [⁵] atıverin ki babanızın yüzü yalnız size dönsün. Bundan sonra salih kimseler olursunuz [⁶].
[5] Uzak bir yere veya ümrandan hâli yere.[6] Tövbe edersiniz veya serdedeceğiniz özürden dolayı babanız ile aranız düzelir veya dünya işiniz yoluna girer.
“Öldürün Yusuf'u veya onu bir yere atıp bırakın ki babanızın yüzü (sevgisi) yalnızca size (özgü) kalsın. Ondan sonra da (tevbe ederek) salih bir topluluk olunuz.”
“Bunun için, Yûsuf’u ya öldürmeli, ya da onu asla geri dönemeyeceği uzak bir yere atmalısınız ki, babanızın bütün ilgi ve şefkati yalnızca size kalsın! Ondan sonra da, nasıl olsa tövbe eder, iyi birer insan olursunuz!”
-“Yûsuf’u öldürün veya onu bir yere atıverin ki; babanızın yüzü / ilgisi size kalsın! Ondan sonra salih bir kavim olursunuz”.
(İçlerinden biri): “Yûsuf’u öldürün veya onu bir yere bırakın ki babanız sadece sizi sevsin. Sonra da (tevbe eder) salih bir topluluk olursunuz.” 1 dedi.
1 “Sonra da (tevbe eder) salih bir topluluk olursunuz.” diyerek; Allah’ı kandıracaklarını veya bunların yaptıkları her günahı Allah’ın affetmek zorunda olduğunu zannediyorlardı. Tıpkı, “gençliğimizde her türlü yanlışlığı yapar, yaşlanınca ibâdete başlar ve âhiretimizi kurtarırız.” diyenler gibi…
[İçlerinden biri:] “Yusuf'u öldürün” dedi, “yahut o'nu [uzak] bir yere götürüp bırakın ki böylece babanız sevgi ve alakasıyla yalnızca size kalsın ve siz de bundan sonra [artık tevbe edip] iyi insanlar ol[arak yaşamak için serbest ol]asınız!” 14
“Yusuf’u öldürün veya onu ıssız bir yere atıp bırakın ki, babanızın sevgi ve ilgisi size kalsın. Ondan sonra da mutlu mesut yaşar gidersiniz.” 12/64
(İçlerinden biri dedi ki): “Yusuf’u öldürün! Ya da onu ıssız bir yere atın ki babanızın[1831] ilgisi yalnız size yönelsin; ve onun ardından, işleri tıkırında giden bir topluluk olmuş olursunuz.”[1832]
[1831] Yani: “..babamızın”. Bu üslûp, ilk muhatapların konuştuğu dilin yaygın bir özelliğidir.
[1832] Bu âyet, Mekke muhalefetinin, Allah Rasûlü’ne suikast planları yaparken vicdanlarını ikna için ürettikleri gerekçeler bağlamında okunmalıdır.
«Yusuf'u öldürün veya O'nu bir yere atınız ki, babanızın yüzü (sevgisi) size kalsın ve siz ondan sonra sâlihler olan bir cema-at olursunuz.»
8, 9. Hani onlar, (aralarında şöyle konuşmuşlardı): “Yusuf ile öz kardeşi, babamıza daha sevimli geliyor. Oysa biz daha güçlü bir grubuz. Pek belli ki babamız bu işte yanılıyor. Yusuf'u öldürün yahut onu uzak bir yere atın ki babanızın sevgi ve teveccühü yalnız size kalsın. Ondan sonra da tövbe ederek salih kimseler olursunuz, babanızla münasebetleriniz düzelir, işiniz yoluna girer. ”
Onun anne baba bir kardeşi Bünyamin’i kasdediyorlardı. Bünyamin dünyaya gelirken annesi ölmüş olduğundan, babaları onlara daha fazla şefkat duyardı. Diğerleri ise Yusuf’un baba tarafından kardeşleri idi.
Yusuf'u öldürün, ya da onu bir yere bırakın da babanızın yüzü yalnız size kalsın (bundan böyle babanız yalnız sizi görsün ve sevsin)! Ondan sonra da (tevbe eder), iyi bir topluluk olursunuz!
“Yusuf’u öldürelim ya da bir yere atalım gitsin de babamız hep bizimle ilgilensin, böylece daha iyi sıkıntısız bir topluluk haline geliriz”
Yusuf'u öldürün veya onu ıssız bir yere bırakın ki babanız size kalsın. Siz de ondan sonra dürüst bir topluluk olursunuz.
“Yusuf'u ya öldürün veya uzak bir yere atın ki babanızın ilgisi size yönelsin. Ondan sonra da tevbe edip iyi insanlar olursunuz.”
"Yûsuf'u öldürün yahut bir yere götürüp atın ki, babanızın ilgisi yalnız size yönelsin ve bunun ardından barışçıl ve hayırsever bir topluluk haline gelesiniz."
depeleñ yūsuf’ı, yā bıraġuñ anı bir yire boş ķala size atañuz yüzi daħı olasız andan śoñra bir ķavm eyü işleyiciler.
Öldürüñüz Yūsufı, yā anı bıraġuñuz bir yire, ḥattā ki yaluñuz size ḳala atañuz. Daḫı anı bıraḳduḳdan ṣoñra ṣāliḥlerden olasız.
(Aralarında biri dedi: ) “Yusifi öldürün və ya (uzaq) bir yerə atın ki, atanız mehrini yalnız sizə salsın. Ondan sonra isə (tövbə edib) əməlisaleh bir camaat olarsınız!”
(One said) : Kill Joseph or cast him to some (other) land, so that your father's favour may be all for you, and (that) ye may afterward be righteous folk.
"Slay ye Joseph or cast him out to some (unknown) land, that so the favour of your father may be given to you alone: (there will be time enough) for you to be righteous after that!"(1640)*
1640 There seems to be some irony here, consistent with the cynical nature of these callous, worldly-wise brethren. The goodness of Joseph was a reproach to their own wickedness. Perhaps the grieved father contrasted Joseph against them, and sometimes spoke of it: "Why don'tyou be good like Joseph?" This was gall and wormwood to them. Real goodness was to them nothing but a name. Perhaps it only suggested hypocrisy to them. So they plotted to get rid of Joseph. In their mean hearts they thought that would bring back their father's love whole to them. But they valued that love only for what material good they could get out of it. On the other hand their father was neither foolish nor unjustly partial. He only knew the difference between gold and dross. They say in irony, "Let us first get rid of Joseph. It will be time enough then to pretend to be 'good' like him, or to repent of our crime after we have had all its benefits in material things!"