Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1728, sondan 4509. ayet; 13. sure ve bu surenin 21. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 13, harf sayısı 54 ve toplam ebced değeri ise 3666 olarak hesaplanmıştır. Bu sure المر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (8) ل (6) م (3) ر (2) bulunuyor.
والذين يصلون ما امر الله به ان يوصل ويخشون ربهم ويخافون سوء الحساب
والذينيصلونماامراللهبهانيوصلويخشونربهمويخافونسوءالحساب
Velleżîne yasilûne mâ emera(A)llâhu bihi en yûsale veyaḣşevne rabbehum veyeḣâfûne sû-e-lhisâb(i)
Onlar, Allah’ın riâyet edilmesini emrettiği haklara riâyet eden, Rablerine saygı besleyen ve kötü hesaptan korkanlardır.
Allah Teâlâ 19. âyette Kur’an’ın hak olduğuna inanmayanı köre benzetmekte, inananların bu körle eşit olmayacağını, bunu ancak akıl ve sağ duyu sahiplerinin kavrayabileceklerini bildirmiştir. Akıl sahiplerinin nitelikleri ise müteakip âyetlerde şöyle sıralanmaktadır: Bunlar Allah’a vermiş oldukları sözden dönmezler; dinî, ahlâkî, hukukî ve toplumsal bütün yükümlülüklerini yerine getirirler; Allah’ın, gözetilmesini emrettiği şeyleri gözetirler, yani insanlık, akrabalık, komşuluk, din kardeşliği ve benzeri insanlar arası ilişkilerden doğan haklara riayet ederler; rablerine karşı kulluk görevlerinde kusur etmemeye çalışırlar; Allah huzurunda hesaplarının kolay olmasını dilerler; Allah’ın rızâsını kazanmak için uğrunda karşılaştıkları her türlü sıkıntılara sabrederler; namazlarını vaktinde dosdoğru kılarlar; Allah’ın kendilerine vermiş olduğu nimetlerden gizli açık Allah yolunda harcarlar; kötülüğü iyilikle savarlar yani haksızlığa karşı adaletle, yalancılığa karşı doğrulukla, rezilliğe karşı da erdemle mücadele ederler. İşte dünya yurdunun güzel sonu yani cennetler bunlarındır. Bu güzel sonun ne olduğu bundan sonraki (23-24.) âyetlerde açıklanmıştır.
Onlar Allah’ın gözetilmesini emrettiği şeyleri gözetirler; Rablerine saygı duyar ve hesabın kötüsünden korkarlar.
Onlar, Allah'ın bitiştirilmesini emrettiği şeyi bitiştirirler. Rabblerine saygı duyarlar ve hesabın kötüsünden korkarlar.
Ve o kimseler, Allah'ın bağlı kalınmasını emrettiği şeye bağlı¹ kalırlar, Rabb'lerini saygı ile yüceltirler, hesabın kötü olmasından korkarlar.
1- Sahip çıkarlar, bağlantıyı kesmezler.
Onlar Allah’ın birleştirilmesini ve devam ettirilmesini emrettiği (akrabalık bağlarını ve haklarını) gözetenlerdir. (Bu konuda) Rablerinden saygı ile çekinir, (akrabalarına kötülük yapmak veya onlardan uzaklaşmak sonucu çekilecekleri) kötü hesaptan havf edip ürperirler.
Onlardır Allah neyi ulaştırmayı emrettiyse ulaştıranlar ve Rablerinden ürkerler ve kötü hesaptan korkarlar.
Ulaştırılması, riâyet edilmesi emredilen şey, bütün peygamberlerle kitaplara inanmaktır. Hz. Muhammed (s.a.a)'e yardım etmek, ona uyup din düşmanlariyle savaşmak, anaya babaya saygı göstermek ve akrabalık haklarına riâyet etmektir de denmiştir
Ve onlar ki, Allah'ın ulaştırılmasını istediği şeyi ulaştırırlar, yani akraba ve mü'minlerle ilgiyi kesmezler. Rablerine karşı son derece saygılı ve duyarlı davranırlar, O'nun çağrısına sağır kalanları bekleyen o pek kötü hesaptan korkarlar.
Onlar, Allah'ın riâyet edilmesini, birleştirilmesini, bütün peygamberlerin tek davet ve tebliğ konusu İslâm dinindeki devamlılığı sağlayan hükümleri, Kur'an âyetlerinin irtibatlandırılarak bütünlük içinde düşünülmesini, uygulanmasını emrettiği şer'î kuralları, şer'î düzeni eksiksiz uygulayanlar, içleri titreyerek Rablerinden korkanlar, kötü bir hesaptan, ağır bir sorgulamadan endişe edenlerdir.
Onlar Allah'ın ulaştırılmasını emrettiğini ulaştırır, Rabblerinden çekinir ve kötü sorgulamadan korkarlar.
Ve onlar Allah'ın ulaştırılmasını emrettiği şeyi ulaştırırlar. Rablerinden içleri saygı ile titrer, kötü hesaptan korkarlar.
Onlar ki, Allah'ın gözetilmesini emrettiği hakları gözetirler (akrabalık bağlarını devam ettirirler ve iyilikte bulunurlar)? Rablerine saygı beslerler ve kötü hesabdan korkarlar.
Onlar ki, Allah’ın birleştirilmesini emrettiği (bütün sosyal bağları) birleştirirler. Sahipleri olan Allah’a karşı ürperti duyarlar. Ve kötü bir muhasebeden de korkarlar.
Buluşmayı Allahın buyurduğu üzere yerine getirenler, Tanrıdan çekinenler, kötü hesap vermekten de korkanlar
Yine onlar, Allah'ın ulaştırılmasını emrettiği şeyi ulaştırırlar. Rablerine karşı son derece saygılı ve duyarlı davranırlar ve hesabın kötü çıkmasından kaygı duyarlar.
“Allah’ın ulaştırılmasını emrettiği şey” insanların riayet etmesi gereken ilahi yasalardır. “Ulaştırırlar” ifadesi, bu yasaları yani dinin esasını oluşturan hükümleri nesilden nesle aktarırlar demektir. Buna “akrabalık bağlarını geliştirirler” şeklinde mana verenler olsa da önceki ve sonraki ayetlerin anlam örgüsüne dikkat edildiğinde bu cümleye verilecek olan en uygun anlamın ulaştırılması gereken şeyin “dinin esasını oluşturan ilahi yasalar” olduğudur. Bu ayetlerde bir anlamda mü’min kişinin özellikleri anlatılmaktadır. “Siz, insanlığın iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. (Çünkü siz) iyi ve doğru olanı emreder, kötü ve yanlış olandan (zulüm ve haksızlıktan) alıkoyarsınız ve (gerçekten) Allah’a inanırsınız.” (A. İmran
3:110)
Onlar, Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şeyi birleştirirler, Rablerinden korkarlar; kötü hesaptan ürkerler.
Onlar Allah'ın gözetilmesini emrettiği şeyleri gözeten, Rablerinden sakınan ve kötü hesaptan korkan kimselerdir.
Âyetteki «Allah’ın gözetilmesini emrettiği şeyler»den maksat tefsircilere göre akrabalık bağlarını sürdürmek, müminlerle dostluk ve birlik halinde yaşamak gibi ailevî ve içtimaî vazifelerdir.
Onlar ki ALLAH'ın birleştirmesini emrettiği şeyi birleştirirler, Rab'lerini sayarlar ve kötü hesaptan korkarlar.
Ve onlar ki, Allah'ın riayet edilmesini emrettiği şeye riayet ederler ve Rablerine saygı gösterirler ve hesabın kötülüğünden korkarlar.
ve onlar ki Allahın riayet edilmesini emrettiği hukuka riâyet ederler, Rablarına saygı besler! ve hisâbın kötülüğünden korkarlar
Onlar ki Allahın ulaşdırılmasını (idâme ve riaayet edilmesini) emretdiği şey'i ulaşdırırlar (ona riaayet ederler). Rablerinden korkarlar, (bilhassa) kötü hesâbdan endîşe ederler.
Ve onlar ki, Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şeyi(2) (akrabâlar ve mü'minler arasında olması gereken bağı) birleştirirler; Rablerinden korkarlar ve hesâbın kötüsünden endişe ederler.
(2)Buradaki emir hakkında bakınız; (sahîfe 4, hâşiye 3)
Allah’ın ulaşmalarını emrettiği şeylere ulaşıp sahiplenenler, Rablerine karşı saygılarını gösterirler ve (aleyhlerine çıkacak) hesabın kötüsünden de korkarlar.
Allah/ın bitiştirilmesini emrettiği şeyi bitiştirenler [¹], Rablerinden korkanlar, çetin hesaptan endişe edenler.
[1] Allah'a iman edenler, akrabayı gözetenler, mü'min'leri sevenler.
Ve onlar Allah'ın ulaştırılmasını emrettiği şeyi ulaştırırlar, Rablerinden içleri saygı ile titrer, kötü hesaptan korkarlar.
Onlar, akraba, komşu, yoksul, yetim ve yardıma muhtaç kimselere gereken ilgi ve yakınlığı göstererek Allah’ın geliştirilmesini emrettiği ilişkileri geliştirip canlandıran, Rab’lerine karşı yürekleri saygıyla titreyen ve mahşer gününde kötü bir şekilde hesaba çekilmekten korkarak, o gün gelip çatmadan önce kendilerini hesaba çeken kimselerdir.
Allah’ın sürdürülmesini emrettiği şeyi sürdürüyorlar; rabb’lerinden çekiniyorlar; Hesab’ın kötüsünden korkuyorlar.
(Yine) onlar Allah’ın gözetilmesini emrettiği şeyleri gözeten,1 Rablerine hakkıyla saygı gösteren ve kötü hesaptan çok korkan, kimselerdir.
1 Hakka hukuka riayet ederler. Allah’la, peygamberle ve akrabalarla ilgiyi kesmezler, Âlimlerin, hısım-akrabanın, komşunun ve bütün müminlerin, gayr-i müslimlerin ve bütün insanların, hayvanların, bütün canlıların, bitkilerin ve cansızların hukukuna riayet ederler.
ve onlar ki, Allah'ın sıkı tutulmasını buyurduğu (bağları) sıkı tutarlar; 43 Rablerine karşı son derece saygılı ve duyarlı davranır, [O'nun çağrısına sağır kalanları bekleyen] o pek kötü hesaptan korkarlar;
Ve bunlar, Allah’ın kurulmasını emrettiği bağları kurarlar. Zira bunlar, Rablerine saygıda kusur etmeyenler ve kötü hesapla karşılaşmaktan korkanlardır. 3/162, 5/119, 58/22
Yine onlar Allah’ın kurulmasını emrettiği bağları kurarlar:[1959] Zira onlar Rablerinin (sevgisini yitirme) kaygısıyla titrerler ve hesabı kötü vermekten korkarlar.[1960]
[1959] Vahyin inşâ etmek istediği İslâm aklının koordinatlarından biri olan bu ilke, hakikatle ve kendi fıtratıyla tanışık ve barışık bir mü’minin özelliği olarak verilmektedir. Bunun tam tersine, mutlak hakikate ve kendi fıtratına karşı yabancılaşmış bir aklın tavrı hem 25. âyette hem de Medenî bir sûre olan Bakara 27’de şöyle dile getirilir: “Allah’ın kurulmasını emrettiği bağları kesip koparırlar ve yeryüzünde ahlâkî çürümeye neden olurlar”. İslâm aklının koordinatlarından biri olan bu ölçünün hem Mekke’de hem de Medine’de dile getirilmiş olması, zaman, zemin ve ortamın değişmesiyle değişmeyen insana dair temel bir meseleye parmak basıldığının işaretidir. Bu uyarıyı sadece akrabalık bağlarıyla sınırlamak doğru olmasa gerek.
[1960] Haşyet ve havf farkı için bkz:
10:62, not 83.
Onlar ki, Allah Teâlâ'nın bitiştirilmesini emrettiği şeyi bitiştirirler ve Rablerinden haşyette bulunurlar ve fena hesaptan korkarlar.
Allah'ın gözetilmesini emrettiği şeyleri gözetirler. Rab'lerinden çekinir ve pek çetin bir hesaptan endişe ederler.
Ve onlar Allah'ın bitiştirilmesini istediği şeyi bitiştirirler. Rablerine karşı saygılı olur ve en kötü hesaptan korkarlar.
Akrabâ ile, mü'minlerle ilgiyi kesmez, ayırım yapmadan bütün peygamberlere inanırlar.
Bunlar, Allah’ın kurulmasını istediği bağı kuran, Rablerinden korkan ve verecekleri hesabın kötü olmasından endişe edenlerdir.
Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şeyi birleştirenler, Rab'lerinden korkanlar; kötü hesaptan korkanlardır.
Onlar, Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şeyi(12) birleştirirler, Rablerinden korkarlar, hesabın kötü çıkmasından çekinirler.
(12) Yine
2:27’de değinildiği gibi, bu ifade, akrabalık bağlarını gözetmek, Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmamak (bk.
4:150), mü’minler arasındaki dayanışmayı korumak, yaratıklar arasındaki denge ve ilişkilere zarar vermemek gibi birçok anlamı içermektedir.
Onlar, Allah'ın ulaştırılmasını emrettiği şeyi ulaştırırlar, Rablerinden korkarlar ve hesabın kötüsünden ürperti duyarlar.
daħı anlar kim irürürler anı kim buyurdı Tañrı anı kim ulaşturınıla daħı ķorķarlar çalabı’larından daħı ķorķarlar ḥisāb yavuzlıġından.
Daḫı anlar kim irürürler anı kim buyurdı Tañrı, anı kim ulaşdurınıla. Daḫıḳorḳarlar Çalaplarından, daḫı ḳorḳarlar ḥisāb yavuzluġından.
O kəslər ki, Allahın birləşdirilməsini əmr etdiyi şeyləri birləşdirir (qohumluq əlaqələrini qoruyub saxlayır, mö’minlərə hörmət edir), Rəbbindən və (qiyamət günü çəkiləcək) pis haqq-hesabdan qorxurlar.
Such as unite that which Allah hath commanded should be joined, and fear their Lord, and dread a woeful reckoning.
Those who join together those things which Allah hath commanded to be joined,(1835) hold their Lord in awe, and fear the terrible reckoning;*
1835 That is, join faith with practice, love of Allah with love of man, and respect for all Prophets alike, i.e., follow the universal Religion, and not odd bits of it.