Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1736, sondan 4501. ayet; 13. sure ve bu surenin 29. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 8, harf sayısı 38 ve toplam ebced değeri ise 1872 olarak hesaplanmıştır. Bu sure المر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (8) ل (5) م (4) ر (0) bulunuyor.
الذين امنوا وعملوا الصالحات طوبى لهم وحسن ماب
الذينامنواوعملواالصالحاتطوبىلهموحسنماب
Elleżîne âmenû ve’amilû-ssâlihâti tûbâ lehum vehusnu meâb(in)
İnanan ve salih amel işleyenler için, mutluluk ve güzel bir dönüş yeri vardır.
“Ne mutlu!” diye tercüme ettiğimiz tûbâ kelimesi, sözlükte “cennet, bahçe, güzellik, hayır, şeref ve gıpta” anlamlarına gelir. İsim olarak, cennette bir ağacın adı veya cennetin isimlerinden biri olduğu söylenir (Taberî, XIII, 145-150; Kurtubî, IX, 316-317); terim olarak, iman eden ve sâlih amel işleyenlere dünyada verilecek güzel bir hayatı, âhirette ise içinde sürekli kalacakları güzel bir yurdu ve bu yurtta yaşayacakları mutlu hayatı ifade etmektedir. “Varılacak güzel yurt” anlamına gelen hüsnü meâb tamlaması da bu mânayı destekler.
İman edip iyi işler yapanlara ne mutlu! Varılacak güzel yurt da (onlar içindir).
[Tûbâ] kelimesi hem cennetteki bir ağacın adıdır; hem misk gibi kokan temiz şey demektir; hem de “ne mutlu” manasına gelmektedir.
İman edip iyi işler yapanlara ne mutlu! Varılacak güzel yurt da onlar içindir.
İman eden ve sâlihâtı ¹ yapanlara ne mutlu. Dönüş yerinin iyisi onlarındır.
1- Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.
(Gerçekten) İman edip salih amellerde bulunanlar, ne mutlu onlara ki; varılacak yerin güzel olanı onlarındır.
İnananlara ve iyi işlerde bulunanlara gelince: Kutluluk da onlara, dönüp varılacak güzel yurt da.
Evet imana erişen, dürüst ve erdemli davranan o kimseler ki, kendileri için bu dünyada huzurlu bir hayat, ahirette de varılacak yerlerin en güzeli ayrılmıştır.
İman ederek, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenlere, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlara, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlara, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenlere ne mutlu! Ne güzel aydınlık bir ömürlük yol, ne güzel bir hayat tarzı.
İman edip salih ameller işleyenler, mutluluk ve varılacak yerin güzeli onlaradır.
İman edip salih amellerde bulunanlar, ne mutlu onlara. Varılacak yerin güzel olanı (onlarındır).
İman edip de sâlih ameller işliyenler (var ya), ne mutlu onlara! Ahirette güzel barınak da onların!
İşte o iman edip yararlı işler yapanlara hoş bir hayat ve güzel bir gelecek vardır.
İnanmış bulunup da, yararlı iş gören kimselere ne mutlu, onlar için güzel barınak vardır
İman ettikten sonra güzel ve yararlı amellerde bulunanlara ne mutlu! Varacakları yer de ne güzeldir!
İnanan ve yararlı iş işleyen kimseler için hoş bir hayat ve dönülecek güzel bir yer vardır.
İman edip iyi işler yapanlara ne mutlu! Varılacak güzel yurt da onlar içindir.
İnanıp erdemli bir hayat sürenler için müjde ve en güzel dönüş yeri vardır.
Onlar ki, iman etmişler ve salih ameller işlemişlerdir, ne mutlu onlara, varacakları yer de ne güzeldir!
Onlar ki iyman etmişlerdir ve salih ameller işlemektedirler, ne hoş, tubâ onların, istikbal güzelliği onların
Îman edib de güzel işler (hareketler ve ibâdetler) yapanlar: Ne mutlu onlara! (Nihayet) dönüb gidilecek güzel yurd da (onların).
Îmân edip sâlih ameller işleyenlere ne mutlu! Varılacak güzel yer de onlar içindir.
İman edip salih amel işleyenler için güzellikler ve rahatlıkla kalabilecekleri mekânlar var.
Onlar ki iman edip iyi amel işleyenlere ne mutlu! Onlar için dönecek ne güzel yer vardır.
İman edip salih amellerde bulunanlar (var ya), güzel bir hayat (tuba) ve dönülecek güzel bir yer de onlarındır.
(Sa’lebi’den nakledildiğine göre Hz. Resulullah (s.a.a), bu ayet-i kerime hakkında şöyle buyurmuştur: “O (tuba, aynı zamanda); kökü benim evimde, dalları cennete uzanan, Allah’ın kudret eliyle Adn cennetine diktiği bir ağaçtır.” Ashab, “Ey Resulullah! Bu ağaç hakkında önceden, “Kökü Ali ve Fatıma’nın evinde, dalları da cennet ehlinin üzerinde” diye buyurmuştunuz” dediğinde ise Hz. Muhammed şöyle buyurmuştur: “Benim evim ile Ali ve Fatıma’nın evi birdir. Cenab-ı Hak kendi eli ile diktiği bu ağaca ruhundan bir ruh üflemiştir. Güzelliği anlatılmaya gelmez, lütuf ve nimetleri benzersizdir.”)
Ne mutlu, Kur’an’ın rehberliğinde iman edip doğru ve yararlı işler yapanlara! Çünkü sonsuz bir mutluluk ve muhteşem nîmetlerle bezenmiş hârika bir yurt onları bekliyor!
İman eden ve Salih Ameller işleyenlere ne mutlu!
Onlar için güzel bir gelecek vardır.
Ne mutlu!1 O (Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayanlara (ve onların) varacakları o güzel yurda.2
1 Tûbâ: Habeş veya Hind lisanında cennetin adıdır. Cennette bir ağacın ismi olarak da rivayet edilir. Lügat anlamı itibariyle “Tuba” kelimesinin “atyeb” kelimesinin müennesi “hüsna” gibi müennes ismi tafdîl olarak; “en güzel kokulu” anlamına gelir. Bir de; gizli (حَاصِلٌ) kelimesinin haberi olarak kullanılan zarf olur ve “ne mutlu!” demektir. 2 Bu âyet; “En mutlu hayat ve en güzel yurt, inanan ve (inandığı) iyi işleri yaşayanlaradır.” şeklinde de tercüme edilebilir.
(Evet,) imana erişen ve dürüst ve erdemli davranan o kimseler ki, kendileri için [bu dünyada] huzurlu bir hayat, [ahirette de] varılacak yerlerin en güzeli ayırılmıştır!”
Müjdeler olsun iman edip, güvenen ve güzel işler yapanlara! En güzel gelecek onları bekliyor. 4/173, 16/97
İman eden ve Allah’ın razı olduğu eylem ortaya koyan bu kimseler var ya: göz aydınlığı onlarındır, güzel yurt da onların...
O kimseler ki, imân ettiler ve sâlih sâlih amellerde bu lundular, fevz-ü necât onlara, dönüp gidilecek güzel bir yurd da onlara.
Ne mutlu iman edip de makbul ve güzel işler yapanlara! Eninde sonunda dönüp gidilecek güzel yurt onların olacak.
İşte mutluluk ve güzel gelecek, o inanıp güzel işler yapanlarındır.
İnanıp güvenen ve iyi iş yapanlara güzellikler ve mutlu son vardır.
İman edip doğruları yapanlar için hoş bir hayat ve güzel bir istikbal vardır.
İman edip de güzel işler yapanlar için müjde ve mutluluk, bir de varılacak güzel bir yer vardır.
İman edip hak ve barış uğruna iyi işler yapanlara mutluluk ve müjde var, güzel bir gelecek var.
anlar kim įmān getürdiler daħı işlediler eyü işler ħunük ya'nį şāzılıķ anlaradur daħı dönmek görki ya'nį uçmaġa dönmek.
Anlar kim īmān getürdiler, daḫı işlediler ṣāliḥ ‘amel. Şādlıḳ anlaradur daḫıdönmeklerüñ görki.
İman gətirib yaxşı işlər görənlərin xoş halına! (Onları) gözəl bir sığınacaq (Cənnət gözləyir)!
Those who believe and do right: Joy is for them, and bliss (their) journey's end.
"For those who believe and work righteousness, is (every) blessedness,(1844) and a beautiful place of (final) return."*
1844 "Blessedness": Tuba: an internal state of satisfaction, an inward joy which is difficult to describe in words, but which reflects itself in the life of the good man, through good and ill fortune, through good report and evil. And then, there is always the final goal to which his eyes are turned, the beautiful Home of rest in the Hereafter, after this life's struggles are over. That goal is Allah Himself.