Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1777, sondan 4460. ayet; 14. sure ve bu surenin 27. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 18, harf sayısı 84 ve toplam ebced değeri ise 6738 olarak hesaplanmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (18) ل (17) ر (1) bulunuyor.
يثبت الله الذين امنوا بالقول الثابت في الحيوة الدنيا وفي الاخرة ويضل الله الظالمين ويفعل الله ما يشاء
يثبتاللهالذينامنوابالقولالثابتفيالحيوةالدنياوفيالاخرةويضلاللهالظالمينويفعلاللهمايشاء
Yuśebbitu(A)llâhu-lleżîne âmenû bilkavli-śśâbiti fî-lhayâti-ddunyâ vefî-l-âḣira(ti)(s) veyudillu(A)llâhu-zzâlimîn(e)(c) veyef’alu(A)llâhu mâ yeşâ/
Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sabit bir sözle sağlamlaştırır[294], zalimleri ise saptırır. Ve Allah dilediğini yapar.
Âyetteki “sabit söz” ile kelime-i tevhid kastedilmektedir.
“Sağlam söz” diye çevirdiğimiz el-kavlü’s-sâbit tamlaması 24. âyette geçen “güzel söz” ile eş anlamlı olarak “kelime-i tevhid” veya “kelime-i şehâdet” mânasında kullanılmıştır. Nitekim Hz. Peygamber de bu sözü “kelime-i şehâdet” olarak açıklamıştır (bk. Buhârî, “Tefsîr”,
14:2). Allah Teâlâ, iman edenlerin kalbine bu sağlam sözü sarsılmaz bir biçimde yerleştirir ve onları hem bu dünya hayatında hem de âhirette iman üzerinde kararlı ve sabit kılar. Müminler imanın verdiği şuurla dünyada dengeli ve mutlu bir hayat yaşarlar, fitne, fesat ve kötülüklerden kendilerini korurlar; âhirette ise kurtuluşa erip bahtiyar olurlar. Bir görüşe göre âyette bildirilen dünya hayatından maksat, kabir hayatıdır; çünkü ölüler yeniden dirilinceye kadar dünyadadırlar. Âhiretten maksat ise hesap zamanıdır. Bir başka görüşe göre ise dünya hayatından maksat kişinin kabirde sorguya çekildiği andır; nitekim Hz. Peygamber de buna işaret buyurmuştur (Buhârî, “Tefsîr”,
14:2). Âhiret hayatından maksat da kıyamet gününde sorguya çekildiği zamandır (Şevkânî, III, 122). Allah Teâlâ inananları hem dünyada hem de âhirette iman üzere sabit kılarak mutlu ederken, zalimleri de inkârcılıktaki ısrarları sebebiyle kendi hallerine bırakır; doğru yolu bulamazlar. Böylece onlar hem dünyada hem de âhirette bedbaht olurlar. Allah hidayete ermek isteyenleri hidayete erdirir, sapkınlıkta ısrar edenleri de kendi hallerine bırakır.
Allah iman edenleri sağlam sözle hem dünya hayatında hem de ahirette sapasağlam tutar; zalimleri ise saptırır. Allah dilediğini yapar.
“Sabit söz” ile kastedilen, [kelime-i tevhid] olmalıdır.,Bu cümle Yüce Allah’ın hak etmeyen veya kulun kendisi istemediği sürece hiç kimseyi saptırmayacağının en açık delillerindendir. “Zalimleri saptırması”, uyguladığı imtihan gereği onların zulüm tercihlerine fırsat vermesi ve onların o durumunu bildirmesidir
Benzer mesajlar: Bakara
2:253; Âl-i İmrân
3:40, 47; Mâide
5:1; Hûd
11:107; Hacc
22:14, 18; Burûc 8
5:16.
Allah, sağlam sözle iman edenleri hem dünya hayatında hem de âhirette sapasağlam tutar. Zâlimleri ise saptırır. Allah dilediğini yapar.
Allah, iman edenleri dünya hayatında da ahirette de sapasağlam¹ ayakta tutar. Allah, zalim olanları saptırır. Allah dilediğini yapar.
1- Tıpkı kökü yerde olan sağlam ağaç gibi.
Allah iman edenleri, dünya hayatında ve ahirette sapasağlam sözle (Resulüne biat ve sadakat üzerinde) sabit kılacaktır. Allah zalimleri de şaşırtıp-saptırır; Allah dilediğini (ve herkese hak ettiğini) yapar. (Her işi hikmetli ve adaletlidir.)
Allah, inananlara dünya yaşayışında da, ahirette de o sabit sözle sebat verir ve zulmedenleri saptırır ve Allah, dilediğini yapar.
Sabit söz, imanı bildiren sözdür.
Allah iman edenlerin durumunu dünya hayatında da, ahirette de sapasağlam sarsılmaz ve dosdoğru biçimde tutarlı söz olan, kelimei tevhîd sözü ile dile getirilen anlayış ve inançla sağlamlaştırır. Varoluş gayesi dışına çıkanları ise, sapıklık içinde bırakır ve Allah dilediğini yapar.
Allah, gönüllere yerleşen Kelime-i Şehâdet'le, benliklerini oluşturan sağlam temelleri olan Kur'ân ile iman edenleri, dünya hayatında, cesur, güçlü, itibarlı ve devletli hale getirerek ayaklarını yere sağlam bastırır. Kabirdeki sorgu sırasında, mahşerde, âhiret hayatında ise korkudan emin olmalarını sağlar, itibarlarını yüceltir, makamlarını, mevkilerini ebedîleştirir. Allah inkârda, isyanda ısrar eden, baskı, zulüm ve işkenceyle temel hak ve hürriyetleri Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlimlerin de hak yoldan uzaklaşıp dalâleti tercihlerine özgürlük tanır. Allah sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olan kanunları koyuyor, kanunlarının üzerlerinde cari olduğu her şeyi icraya devam ediyor.
Allah iman edenleri dünya hayatında da ahirette de sağlam söz üzere kararlı kılar. Allah zalimleri ise saptırır ve Allah dilediğini yapar.
Allah, iman edenleri, dünya hayatında ve ahirette sapasağlam sözle sebat içinde kılar. Zalimleri de şaşırtıp-saptırır; Allah dilediğini yapar.
Allah, iman edenleri hem dünyada, hem ahirette (kabirde) sabit söz olan şehadet kelimesi (eşhedü enlâ ilâhe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abdühü ve Rasûlüh) ile tesbit eder; tevhîde bağlı kılar. Allah, zalimleri (kâfirleri) şaşırtır ve Allah dilediğini yapar.
Allah iman edenleri, dünya hayatında da ahirette de kavl-i sabit (köklü bir söz) ile sağlamlaştırır. Ve zalimleri de saptırır. Allah istediğini yapandır.
Allah inananları, hem dünya dirliğinde, hem ahrette sağ sözle sağlamlaştırır, Allah saptırır zalimleri; Allah işler dilediğin
Allah, inananların durumunu dosdoğru bir sözle hem dünya hayatında hem de ahirette (dimdik ayakta kalmalarını) sağlar. Allah (inkârcı) zalimleri de (kötü niyetleri ve eylemleri yüzünden) sapıklık içinde bırakır ve Allah dilediğini yapar.
Burada “dosdoğru söz” den kastedilen Kur’an’dır. Kur’an Allah’ın kelâmıdır, Cebrail vasıtasıyla elçisine gönderdiği ve insanların nasıl yaşaması gerektiğini anlatan bir sözdür. “Muhakkak bu Kur'an (Allah katında) kerim olan bir elçinin (Cebrail'in) getirdiği sözdür.” (Tekvir
81:19) “O, bir şair sözü değildir.” (Hakka
69:41) İnsanların hem dünya hayatında hem de ahirette ayakta kalmaları bu doğru sözün anlaşılmasına ve hayata geçirilmesine bağlıdır. İnsanı gaflet uykusundan uyandıracak, aklını başına devşirecek, vicdanını harekete geçirecek ve bu sayede ona erdemli bir kişilik kazandıracak olan Kur’an’dır. Bu kelâm/söz sayesinde insan yaratılış safiyetine dönecek ve fıtratıyla örtüşen bir hayat yaşayacaktır.
Allah inananları, dünya hayatında ve ahirette sağlam bir söz üzerinde tutar; zalimleri de saptırır. Allah dilediğini yapar.
Allah Teâlâ sağlam sözle iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sapasağlam tutar. Zalimleri ise Allah saptırır. Allah dilediğini yapar.
ALLAH inananları dünya hayatında da, ahirette de kanıtlanmış sözle destekler. ALLAH zalimleri ise saptırır ve ALLAH dilediğini yapar.
Allah, iman edenleri, dünya hayatında da, ahirette de sağlam bir söz üzerinde tutar; zalimleri de saptırır ve Allah, dilediğini yapar.
Allah, iyman edenleri hem Dünyada hem Âhırette sâbit söz ile tesbit buyurur, haksızlık edenleri ise şaşırtır ve Allah ne isterse yapar
Allah, îman, edenlere dünyâ hayaatında da, âhiretde de, o sabit söz (ler) inde, dâima sebat ihsan eder. Allah zaalimleri (kâfirleri) şaşırtır. Allah ne dilerse yapar.
Allah îmân edenlere, dünya hayâtında da, âhirette de sağlam sözle (kelime-i şehâdetle) sebat verir. Allah, zâlimleri ise (kendi zulümleri sebebiyle) dalâlete atar ve Allah, dilediğini yapar.
Allah, dünya ve ahirette inananların kalplerini, sağlam ve doğru sözlerle güçlendiriyor. Allah haksızlık (zalimleri) yapanları sapıklıkları içinde bırakır ve Allah dilediğini de yapar.
Allah mü/minleri dünya diriliğinde, âhirette de sağlam söz ile [⁵] sağlam yapar. Allah zalimleri sapıklığa düşürür. Allah dilediğini yapar.
Allah, iman edenleri, dünya hayatında ve ahirette sapasağlam bir sözle sabit kılar. Zalimleri de şaşırtıp saptırır ve Allah dilediğini yapar.
Allah, Peygamberler aracılığıyla gönderdiği sapasağlam söz sayesinde, iman edenlerin hem dünya hayatında, hem de âhirette dimdik ayakta kalmalarını sağlar; ilâhî vahyi terk ederek sapıklığı tercih eden zâlimleri ise sapıklıkta bırakır. İşte bu, Allah’ın yasasıdır. Unutmayın ki Allah, dilediğini yapar.
Allah, iman edenleri Dünya Hayatı’nda ve Âhiret’te Sabit Söz ile tesbit ediyor.
Allah Zâlimler’i şaşırtıyor.
Allah, ne dilerse yapıyor.
Allah dosdoğru söz vererek îman edenleri, dünya hayatında da âhiret hayatında da o sözlerinde kararlı kılar, zâlimleri de saptırır.1 Ve Allah ne dilerse onu yapar.
1 Zihinlerini karıştırarak ne dediklerini bilmez hale getirir, çabalarını boşa çıkarır.
Allah, imana erişenlerin durumunu sapasağlam ve dosdoğru 39 bir sözle, hem dünya hayatında ve hem de ahirette sağlamlaştırır; haksızlık yapanları ise, Allah sapıklık içinde bırakır; 40 çünkü Allah dilediğini yapar.
İşte Allah iman edenleri, bu sağlam ve sabit sözle dünya hayatında da, ahirette de sapasağlam ayakta tutar. Kötü söze tutunanları, sapkınlıklarıyla baş başa bırakır. Çünkü Allah dilediğini gerçekleştirir. 3/194-195, 10/64, 16/41
Allah inanıp güvenen kimseleri sabit, sağlam bir sözle hem dünyada hem de âhirette sapasağlam (ayakta) tutar; ve Allah zalimlerin ayaklarını kaydırır: zira tercih ettiği her şeyi yapan Allah’tır.[2009]
[2009] Bu pasaj yalnızca sözün gücüne hasredilmiştir. İlâhî kelâm olan vahiy, tüm sözleri çıkış noktalarından yola çıkarak ikiye ayırmıştır: Kökü olan ve olmayan; veya bir mesnede sahip olan ve olmayan. Zımnen: Söz etkisini kendisinden değil kaynağından alır. Vahyin insan tekini ve toplumlarını değiştirme ve vicdanları harekete geçirme gücünü nerden aldığını merak ediyorsanız, o kelâmın geldiği ilâhî kaynağa bakınız. (Ayrıca sûrenin girişine bkz.)
Allah Teâlâ mü'minleri dünya hayatında da, ahirette de sabit kavil ile tesbit eder ve Allah Teâlâ zalimleri dalâlete düşürür ve Allah Teâlâ dilediğini yapar.
Allah iman edenleri hem dünyada hem âhirette o sabit söz üzerinde sağlam bir şekilde tutar. Zalimleri ise şaşırtır. Allah elbette dilediğini yapar.
Allah, inananları, dünya hayatında da, ahirette de sağlam sözle tesbit eder. Allah, zalimleri de şaşırtır ve Allah, dilediğini yapar.
O sözden asla ayrılmazlar, daima o tevhîd sözüyle Allah'ın birliğini haykırırlar.
Allah, inanıp güvenmiş kimselerin, dünya hayatında da ahirette de o değişmez söze bağlı kalmalarını sağlar; yanlış yapanları da sapık sayar. Allah ne yaparsa kurduğu düzene göre yapar.
[*] Kitab'a, Kur'an'a bağlı kalmalarını. Bkz. Kasas
28:52, Zümer
39:19
Allah iman edenleri, dünya hayatında ve ahirette sabit bir söz üzerinde tutar; zalimleri de sapıklıkta bırakır. Allah ne dilerse yapar.
İman edenleri Allah dünya hayatında da, âhirette de sağlam söz üzere sabit kılar.(3) Allah zalimleri de şaşkınlıkta bırakır. Böylece Allah dilediğini yapar.
(3) Peygamberimiz “sağlam söz üzerinde sabit kalmayı” Müslümanın kabir sualine doğru cevap vermesi olarak açıklamıştır. (Buhârî, Tefsir
14:2; Müslim, Cennet: 73; Ebû Davud, Sünnet: 23; Tirmizî, Tefsir
14:4; Nesâî, Cenâiz: 114; İbni Mâce, Zühd: 32.)
Allah, inananları dünya hayatında da âhirette de tutarlı sözle sağlamlaştırır. Allah, zalimleri şaşırtır. Allah, dilediğini yapar.
ŝābit tutar Tañrı anları kim įmān getürdiler ŝābit söz-ile yaķın dirlik içinde ya'nį dünyede daħı āħiretde daħı azdurur Tañrı žālimleri. daħı işler Tañrı anı kim diler.
ẞābit dutar Tañrı anları kim īmān getürdiler ẟābit söz‐ile ya‘nī lā ilāheilla’llāh ile yaḳın dirlik içinde, daḫı āḫiretde. Daḫı azdurur Tañrı ẓālimleri,daḫı işler Tañrı anı kim diler.
Allah iman gətirənləri dünyada da, axirətdə də möhkəm bir sözlə (kəlmeyi-şəhadətlə) sabitqədəm edər. Allah zalımları (haqq yoldan) sapdırar. Allah istədiyini edər!
Allah confirmeth those who believe by a firm saying in the life of the world and in the Hereafter, and Allah sendeth wrongdoers astray. And Allah doeth what He will.
Allah will establish in strength those who believe, with the word that stands firm, in this world and in the Hereafter; but Allah will leave, to stray, those who do wrong: Allah doeth what He willeth.(1903)*
1903 His Will and Plan may be above comprehension but will prevail over all things. It is not like the mil of man, who may plan good things but is not necessarily able to carry them out.