Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1798, sondan 4439. ayet; 14. sure ve İbrahim Suresinin 48. ayetidir. İbrahim Suresi 48. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 49 ve toplam ebced değeri ise 4984 olarak hesaplanmıştır. İbrahim Suresinin toplam ebced değeri 263593 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (11) ل (8) ر (5) bulunuyor.
Arapça Metin
يوم تبدل الارض غير الارض والسموات وبرزوا لله الواحد القهار
O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hâkim) olan Allah’ın huzuruna çıkarlar.
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim Suresi 48. Ayet Tefsiri
Kıyamet gününde meydana gelecek ve bilinen evreni içine alacak olan toplu ve kökten değişime işaret edilmektedir (krş. Tâhâ 20:105-107). Meâlinde “dönüştürülecek” diye tercüme ettiğimiz tebdîl kavramı Kur’an’da bir şeyin ya özünü (Nisâ 4:56) veya niteliğini değiştirme anlamında kullanılmaktadır (Furkan 25:70; ayrıca bk. Râzî, XIX, 146). Burada her iki anlama da ihtimali bulunduğu için gerek müfessirler gerekse kelâm âlimleri âyeti iki farklı anlamda yorumlamışlardır. Birinci anlama göre kıyamet gününde gökler ve yer de dahil olmak üzere tamamıyla evren yok olacak, daha sonra yeniden yaratılacaktır (özün değiştirilmesi); bu anlamı destekleyen başka âyetler de vardır (Kasas 28:88). İkinci anlama göre ise evrenin maddesi kalacak, nitelikleri değiştirilecektir; meselâ yer küresinin dağları savrulacak, denizleri yarılacak, dümdüz olacak, eğrilik büğrülük görülmeyecek fakat asıl maddesi kalacaktır (vasfın değiştirilmesi; Râzî, XIX, 146). Yerlerin başka bir yere, göklerin de başka göklere çevrilmesi konusunda yapılan yorumlar arasında şunlar da vardır: Yer ateşe (cehenneme), gökler de cennete dönüşecektir. Yer gümüş gibi beyaz, üzerinde kan dökülmedik, günah işlenmedik bambaşka bir yer olacaktır. Bu konuda daha başka yorumlar da vardır (Taberî, XIII, 294). Bu değişimin meydana geldiği kıyamet gününde insanlar, bu arada “kendilerine kötülük etmiş olanlar” dünyada yaptıklarının hesabını vermek üzere kabirlerinden kalkıp hâkimler hâkimi olan Allah’ın huzurunda toplanacaklardır.
Muhammed Esed’in de işaret ettiği gibi bu değişim, mahiyeti itibariyle insanın tanıyıp bildiği ya da tasavvur edebildiği şeylerin ötesinde olduğu için, kıyamet gününde neler olacağına dair Kur’anî tasvirlerin hepsi, kaçınılmaz olarak, temsilî terimlerle ifade edilmiştir; aynı şey, âhirette insanın başına gelecek olan iyi ya da kötü hallerin tasviri için de geçerlidir (II, 512).
Mehmet Okuyan
O gün, yer başka bir yer, gökler de (başka gökler) hâline getirilecek, (insanlar) tek, ezici güç sahibi olan Allah’ın huzuruna çıkacaklardır.
Bu ayet değişim geçirseler de mahşerde de göklerin ve yerin mevcut kılınacaklarını göstermektedir.
Bayraktar Bayraklı
48,49. Yerin başka bir yere, göklerin başka göklere dönüştürüleceği ve insanların bir olan ve gücüne karşı durulamaz olan Allah'ın huzuruna çıktıkları gün, işte o gün, günahkârların zincirlere vurulmuş olduğunu görürsün.[246]
(Kıyamet saati) Yerin başka bir yere (Dünya’nın farklı bir görünüme), göklerin de (başka âlemlere) dönüştürüldüğü gün; onlar tek olan, Kahhâr olan Allah'ın huzuruna çıka(rıla) caklardır. (Her şeyin hesabı sorulacak, hak ettikleri karşılığı bulacaklardır.)
Yerin başka bir yere, göğün başka bir göğe dönüştürüleceği ve bütün insanların var olan, tek olan ve herşeyin üzerinde hükümran olan Allah'ın huzuruna çıkacakları gün, Allah'ın önceden verdiği sözü yerine gelecektir.
Yerin başka bir yer, göklerin de başka gökler haline getirileceği, insanların, kabirlerinden fırlayarak mahşere, bir ve gücüne karşı konulmaz olan Allah'ın huzuruna çıkacakları gün ne dehşetli bir gündür.
O gün ki, Arz başka Arza, gökler de başka göklere çevrilecek, insanlar kabirlerinden, (zatında ve sıfatında eşi olmayan ve) her şeye hâkim bulunan Allah'ın huzuruna çıkacaklar;
Cemal Külünkoğlu İbrahim Suresi 48. Ayet Açıklaması
Göklerin ve yerin değişmesi, bilinen evrenin yeniden değişikliğe uğramasından kaynaklanacak. Ahiret âlemi dediğimiz başka bir evren kurulacak. Oranın kendine has arzı ve kendine özel gökleri olacak. İşte o zaman bütün insanlar o âlemin fertleri olarak yeniden hayata gelecek ve dünyadaki durumlarına göre sınıflara ayrılarak cennete ya da cehenneme sevk edilecekler.
Diyanet İşleri (Eski)
47,48. Yerin başka bir yerle, göklerin de başka göklerle değiştirildiği, her şeye üstün gelen tek Allah'ın huzuruna çıktıkları günde, sakın Allah'ın peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma; doğrusu Allah güçlüdür, öç alandır.
Yer başka bir yer, gökler de (başka gökler) haline getirildiği, (insanlar) bir ve gücüne karşı durulamaz olan Allah'ın huzuruna çıktıkları gün (Allah bütün zalimlerin cezasını verecektir).
«Yerlerin başka bir yer, göklerin de başka gökler olması» konusunda yapılan yorumlar arasında şunlar da vardır: Yer ateşe, gökler de cennete dönüşecek, yer gümüş gibi bembeyaz, üzerinde kan dökülmedik, günah işlenmedik bambaşka bir yer olacak. İbn Abbas’tan bir rivayete göre de yer yine bu yerdir. Ancak sıfatları değişecek. Kısaca dağları yürüyecek, denizleri yarılacak, her taraf düz olacak, eğrilik büğrülük görülmeyecektir.
Edip Yüksel
Yerin başka bir yer ile göklerin de başka göklerle değiştirildiği, herkesin Tek ve En yüce olan ALLAH'ın huzuruna getirildiği gün...
Aynı haber, Eski Ahid, İşaya 65:17 & 66:22'da yer alır.
Elmalılı Hamdi Yazır
O gün yeryüzü bir başka yere, gökler, başka göklere çevirilecek ve bütün varlıklar, kabirlerinden çıkıp bir ve gücüne karşı durulmaz olan Allah'ın huzuruna toplanacaklardır.
O gün ki yer başka bir yere, gökler de (başka göklere) tebdil olunacakdır. (İnsanlar kabirlerinden kalkıb) bir olan, kahhâr olan Allahın huzurunda toplanacaklardır.
O gün, yer başka yere çevrilir, gökler de (başka göklere)!(1) Ve (herkes) Vâhid (bir olan), Kahhâr (kahredici üstünlük sâhibi) olan Allah'ın huzûruna çıkarlar!
Hayrat Neşriyat İbrahim Suresi 48. Ayet Açıklaması
(1)“Bir şey kānûn-ı tekâmülde (gelişme kānûnunda) dâhil ise, o şeyde alâküllihâl (herhâlde) neşv ü nemâ (büyüyüp gelişme) vardır. Neşv ü nemâ ve büyümek varsa, ona alâküllihâl bir ömr-i fıtrî vardır. Ömr-i fıtrîsi var ise, alâküllihâl bir ecel-i fıtrîsi (ölüm vakti) vardır. Gāyet geniş bir istikrâ’ (geniş bir tecrübe) ve tetebbu‘ (araştırma) ile sâbittir ki, öyle şeyler mevtin (ölümün) pençesinden kendini kurtaramaz. Evet, nasılki insan küçük bir âlemdir, yıkılmaktan kurtulamaz! Âlem dahi büyük bir insandır, o dahi ölümün pençesinden kurtulamaz. O da ölecek, sonra dirilecek veya yatıp sonra subh-ı haşirle (haşir sabâhıyla) gözünü açacaktır. (...) Demek herhâlde bir zaman gelecek ki: Kâinat hakīkat-i uzmâsının (en büyük hakīkatinin) kışır (kabuk) ve sûreti olan âlem-i şehâdet (görünen şu âlem), Fâtır-ı zü’l-Celâl’in (celâl sâhibi yaratıcının) izniyle parçalanacak! Sonra daha güzel bir sûrette tâzelenecektir. يَوْمَ تُبَدَّلُ الْأَرْضُ غَيْرَ الْأَرْضِ [O gün, yer başka yere çevrilir] sırrı tahakkuk edecektir (gerçekleşecektir). Elhâsıl: Dünyanın mevti mümkün, hem hiç şübhe getirmez ki mümkündür.” (Sözler, 29. Söz, 206-207)
İlyas Yorulmaz
O gün (kıyamet günü) yer, başka bir yerle ve gökler başka göklerle değiştirilecek ve (insanlarda) her şeye gücü yeten ve bir olan Allah’ın huzurunda toplanacaklar.
O Gün, şu üzerinde yaşadığınız arz, kıyâmetin kopmasıyla paramparça edilecek ve yeryüzü tamamen değişerek bambaşka bir arza dönüşecek, mevcut gökler de aynı şekilde yok edilip, yerini bambaşka göklere bırakacak; yani, bilinen tüm evren tepeden tırnağa değişikliğe uğrayacak ve onun yerine, âhiret âlemi denilen bambaşka bir evren kurulacak. İşte o zaman, bütün insanlar kabirlerinden kalkacak ve yaptıklarının hesabını vermek üzere, her şeyin üzerindeezici kudrete sahip olan O biricik ilâhın, Allah’ın huzuruna çıkacaklar.
1 Âyetteki ikinci (الأَرْضُ) kelimesi ma’rife olduğu için birinci ile ikinci yeryüzü aynı yeryüzüdür. Buna göre birinci sur’a üfürüldükten sonra yeni bir yeryüzü yaratılmayıp, aynı yeryüzünün fiziksel değişime uğrayacağı anlaşılabilir. İkinci surda ise insanlar bu yeryüzünde dirilecek, haşr dünyada olacaktır. (Mevdudi) 2 Kahhar: “Gücüne karşı durulamayan”, demektir.
Muhammed Esed
Yerin başka bir yere, göğün başka bir göğe dönüştürüleceği 63 ve [bütün insanların] var olan her şeyin üstünde hükümran olan O Tek İlah'ın, Allah'ın huzuruna çıkacakları Gün [O'nun sözü gerçekleşecektir].
Bir gün gelecek yeryüzü başka bir yeryüzüne, gökler de başka göklere dönüşecek ve herkes tek hâkim/doğru karar veren ve egemen güç olan Allah’ın huzurunda toplanacak.
Mustafa İslamoğlu İbrahim Suresi 48. Ayet Açıklaması
[2020] Vahiyden başka hiçbir yerde bulamayacağımız bu müthiş malumat iki manaya gelebilir: Ya mevcut yerin ve göğün yerini farklı bir boyutta başka bir ‘yer’ ve ‘gök’ alacak; ya da mevcut yer ve gökler başkalaşım geçirecek (Krş: 18:47; 20:106; 56:3). Tebdîl kelimesinin delâletinin, birinci şıkkı teyit edip etmeyeceği tartışılabilir (Tağyirden farkı için bkz: 17:77, not 97). En doğrusunu Allah bilir.
[2021] Üstte insan eliyle yapılmış düzenlerin zevali, burada ise insana âmâde kılınmış kozmik sistemin zevali dile geliyor. Âyetin sonundaki esma, aynısının geldiği bir başka âyeti hatıra getiriyor. Allah soracak: “Bugün mutlak iktidar kime aittir?” O’na Ondan başka cevap veren bulunmayacak: “Elbet ezici gücün sahibi tek Allah’a!” (40:16).
Ömer Nasuhi Bilmen
O günde ki, bu yer başka bir yere tebeddül eder, gökler de. Ve vâhid, kahhar olan Allah Teâlâ'nın huzuruna çıkmış olurlar.
Gün gelir, yer başka bir yere, gökler de başka göklere çevrilir. Bütün insanlar kabirlerinden kalkıp tek hâkim olan Allah'ın huzuruna çıkarlar. {KM, Vahiy 21. bölüm; İşaya 65, 17}
Tebdil ya özde olan bir değişiklik [4,56] veya vasıfta olan bir değişiklik [25,70] anlamlarına gelebilir. Bundan ötürü gerek eski, gerek yakın dönemde yaşamış müfessirler ve kelâm alimleri her iki mânaya göre de tefsir etmişlerdir.
Süleyman Ateş
O gün yer başka yere, gökler de (başka göklere) değiştirilir. (Bütün) insanlar tek ve kahredici Allah'ın huzurunda görünürler.